30. bölüm / 36
Ay Işığı30. bölüm
Bölümler 36Şu an: 30. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nefes verip hastaneye girdim. Dün sabah kan tahlili yaptırmıştım. Bugün sonucu çıkmıştı. Hamile olduğumdan şüpheleniyordum. Hiç bir belirti yoktu ama reglim gecikmişti.
Doktorun kapısının önünde sıramın gelmesini beklemeye başladım. Telefonu elime alıp Kerem'den mesaj var mı diye baktım. Operasyona gideli 1,5 ay olmuştu. 2 gün önce konuşmuştuk ve hemen gelemeceklerini, uzadığını söylemişti. Sorun değildi, beklerdim. Sağ salim gelsin yeterdi.
Kerem'e bu kan verme olayından bahsetmemiştim. Bir tek dün akşam Ece'yle konuşmuştum ve tabiki kimseye dememesi için uzunca tembih etmiştim.
Ekranda ismim yanınca nefes verip içeriye girdim. Doktor gülümseyip oturmam için eliyle işaret etti.
'Merhaba Ecem hanım, nasılsınız?' dedi ekrandan bir şeylere bakarken.
'İyiyim doktor bey, stresliyim biraz. Siz nasılsınız?' gülümseyerek önündeki çayından bir yudum aldı.
'Bende iyiyim sağolun. Stres yapacak bir durum yok. Şimdi bakacağım sonuçlarınız nasılmış.' ekrana odaklandı. Bense salladığım bacağımı sabit tutmaya çalışıyordum. 'Hmm, hepsi çok güzel çıkmış. Ve tebrik ederim, 12 haftalık hamilesiniz.'
'Ne? Emin misiniz? Hiç bir belirti yaşamadım ama, ne mide bulantısı ve başka bir şey.' dedim telaşla. Doktor gülümsedi.
'Evet, hamilesiniz. Bazı gebeler mide bulantısı, baş dönmesi vs şeyler yaşamaz. Bu sizi korkutmasın, herkesin hamilelik süreci farklı oluyor. İsterseniz sizi direk kadın doğum bölümüne yönlendireyim, ister misiniz?'
'Anladım. Olur, kadın doğuma da görüneyim iyi mi değil mi bilmek istiyorum. Bu arada doktor bey 12 hafta ne kadarlık demek oluyor?' doktor güldü.
'2 ay 24 günlük Ecem hanım. Kalp atışını duyabilirsiniz, gösterirse cinsiyetini bile öğrenebilirsiniz bugün.' gülümsedim. Ayağa kalkıp saçımı düzelttim.
'Teşekkürler her şey için.'
'Ne demek, kadın doğum hemen bir üst katımda. Doktor Şule Derin'e yönlendirdim sizi. İşinde çok başarılı ve güvenilir bir kadın doğum uzmanıdır. Direk yanına girebilirsiniz.' gülümsedim.
'Teşekkürler tekrardan, görüşmek üzere.' odasından çıkıp solumda kalan duvara yaslandım. Ne yapacaktım şimdi? Planlı bir şey değildi bu. Kerem isteyecek miydi? Alnımı ovup üst kata çıktım. Düşünme Ecem. Sadece mutluluğuna odaklan. Hiç bir şey düşünmek zorunda değilsin.
Doktorun kapısını tıklatıp odaya girdim. Kadın gülümseyerek ayağa kalktı. Elimi sıkıp yeniden oturdu.
'Hoş geldiniz, Necati hoca yönlendirdi değil mi?' dedi.
'Hoş buldum, evet Necati bey söyledi.' gülümseyerek ayağa kalktı.
'Gelin böyle, buyrun.' Odada bir oda daha vardı. Oraya girdik beraber. Karanlıktı burası. Sedye, ultrason her şey buradaydı.
'Eşyalarınızı şuraya asıp uzanın lütfen.' çantamla ceketimi dediği yere asıp uzandım. Yanımda duran sandalyeye oturup karnımı açtı.
'Cinsiyeti görürseniz eğer söylemeyin olur mu?' dedim. Gülümsedi.
'Tabi, nasıl isterseniz. Siz karşıdaki ekrandan izleyin daha rahat göreceksiniz.' demesiyle dediğini yaptım. Karşı duvarda duran ekrana bakmaya başladım.
'Evet, bakalım minik kuzumuz nerede?' diyerek cihazı karnımda gezdirmeye başladı. Gülümseyerek ekranı biraz yaklaştırdı. 'Evet sağ tarafta. Şuan her şeyi gayet sağlıklı gözüküyor. Minik minik hareketleri bile başlamış ama henüz hissetmezsiniz.' ekranda gördüğüm bebekle gözümden bir damla yaş aktı. 'Kalbini dinleyeceğiz şimdi.' dedi. Başımla onayladım. Duyduğum sesle tuttuğum göz yaşlarımın akmasına izin verdim.
'Çok garip bir his bu.' dedim. Doktor gülümsedi.
'Öyle iyi anlıyorum ki sizi.. Kalp atışı şuan böyle ama henüz küçük olduğu için sesi bu şekilde. 16-18 hafta arası normal kalp atış sesi gibi duyulur. Cinsiyetini görüyorum bu arada.' dedi gülümseyerek. Bende gülümsedim.
'Söylemeyin hocam, eşimle beraber öğrenmek istiyorum.' başıyla onayladı. Ultrasonda bir şeylere tıklayıp cihazı karnımdan çekti. Elime peçete verip ayağa kalktı. Ultrason kağıtlarını alarak bana döndü.
'Siz üzerinizi düzeltip gelirsiniz.' başımla onayladım. Doktor çıkınca göz yaşlarımı silip üzerimi düzelttim. Ceketimle çantamı alıp yanına geçtim.
'Şimdi size bir kaç vitamin yazıcam onları düzenli kullanmayı unutmayın.'
'Tamam hocam, dikkat ederim.' oturup yazmasını bekledim. Çalan telefonumu aldım çantamdan. Kerem görüntülü arıyordu. Nefes verip meşgule attım. Sonra arardım ben onu.
'Evet, bebekte gayet sağlıklı. Sık sık Ultrasona girmene gerek yok ama ne zaman istersen gelebilirsin. Bir kaç hafta sonra bazı testler yapılır, ben seni arayıp çağırırım eğer yaptırmak istersen yaparız. Ağır şeyler kaldırma ve kendini çok yorma. Ne iş yapıyorsun?' dedi.
'Tamam nasıl derseniz öyle yaparım. Savcıyım ben genelde masa başında oluyorum zaten. O yüzden söylediğiniz şeylere uyarım.' gülümsedi.
'Demek o yüzden silah taşıyorsunuz. Dikkatli olun, artık içinizde minik bir insan taşıyorsunuz. Korumanız gereken bir miniğiniz var, her hangi bir sorun olursa benimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Saat kaç olursa olsun arayabilirsiniz.' gülümsedim. Silahı belimden çantama koyarken görmüştü sanırsam ama sorun değildi.
'Tamamdır hocam, tekrardan teşekkür ederim. Görüşmek üzere.' ultrason kağıdını aldığım gibi vedalaşıp hastaneye ödemem gereken ücreti ödeyip çıktım. Dışarıya çıkınca derin bir nefes aldım. Yan taraftaki eczaneden yazdığı ilaçları alıp arabaya bindim. Telefonumu çubuğa takıp Ece'yi görüntülü aradım.
'Bebeğim! Ne yapıyorsun?!' dedi neşeli sesiyle. Gülümsedim.
'Ne yapayım balım askeriyeden 1 saatliğine ayrılmam gerekti işlerim vardı. Şimdi dönüyorum aha. Sen ne yapıyorsun?' gülümsedi.
'Ne yapayım bende bebeğim anca yatıyorum. Senin ne işin vardı?' dedi. Elimdeki ultrason kağıdını kameraya doğru kaldırdım. 'NE?! ŞAKA YAPIYORSUN! ECEM SAÇMALAMA!' dedi uzandığı yerden doğrulurken. Bir yandan ağlıyordu.
'Şaka yapmıyorum. 12 haftalık hamileyim.' dedim gülerek.
'Allahım! Anlamalıydım! Canının çektiği şeylerden anlamam lazımdı benim! Ne kadar aptalım of! Bebeğim çok mutluyum, çok sevindim. Kerem'e söyledin mi?' demesiyle yüzüm biraz düşmüştü.
'Yok daha. Geldiği zaman söyleyeceğim.'
'Geldiği zaman mı? Kızım söylesene şimdi arayıp.' dedi Ece.
'Olmaz Ece, sende kimseye söyleme sakın.'
'Tamam bebeğim nasıl dersen. Kimseye söylemem ben. İkimiz arasında sır! Valla çok mutluyum ya!' güldük ikimizde. Arkadan yeniden arayan Kerem'le dikleştim.
'Balım Kerem arıyo, hastanede de aramıştı açamamıştım. Ararım ben seni yine.'
'Tamam beybi öptüm çok! Dikkat et! Akşama yemeğe bize gel!' dedi.
'Tamam bakarız bi. Hadi öptüm.' Ece'yi kapatıp Kerem'in görüntülü aramasını açtım. Gülümsedim.
'Güzelim, neden açmıyorsun telefonlarımı?' dedi biraz kızmış gibiydi.
'Bebeğim dışardayım, işlerim vardı o yüzden açamamıştım.' dedim gülümserken.
'Dışarıda ne işin vardı, ne yapıyorsun?' dedi saçlarını kaşıyordu bir yandan.
'Eren yarbay kampa gitmemi söylemişti balım, oradaydım. Dönüyordum şimdi.' bir yandan arabamı çalıştırıp askeriyenin yolunu tuttum. 'Sen ne yapıyorsun? İyisin demi?' dedim bir yola bir Kerem'e bakıyordum.
'Dikkat et. Bende yeni yemek yedim şimdi, oturuyordum. İyiyim, biraz yorgunum ama seni görünce canlandım yine.' güldük ikimizde.
'O zaman daha sık aramaya çalış Kerem Kartal, dinç olman lazım.' sırıttı.
'Çok özledim seni. Dizinde saatlerce yatmayı özledim. Sana sarılıp misler gibi uyumayı özledim.' öyle içim acımıştı ki.. bende özlemiştim.
'Bende çok özledim. Göğsümde uyuya kalmanı özledim en çokta.' derin bir nefes verdi.
'Geleceğiz yakında inşallah. Şimdi kapatmam lazım güzelim. Seni çok seviyorum, dikkatli ol.' ayağa kalktı bir yandan.
'Bende seni çok seviyorum. Sende dikkat et.' gülümseyip öpücük attı. Gülerek aynı şekilde karşılık verdim. Telefonu kapatınca nefes verip başımı geriye yasladım. Burnumda tütüyordu.
Askeriyeye girdiğim gibi odama çıktım. Aldığım ilaçlar, ultrason kağıdı hepsini arabada torpido gözüne bırakmıştım. Ne olur ne olmazdı. Masamın başına geçip yarım kalan işlerimi bitirmeye başladım.
Bir yandan akşam Ece'gile gideceğimi Ece'ye haber vermiştim. Nefes verip geriye yaslandım. Elimi karnıma götürüp gözlerimi kapattım. Demek ki bu duygusallığım, sürekli canımın bir şeyler çekmesi senin yüzünden miniğim ha?
-Aynı günün akşamı.
Ece ve annesi Seren teyzeyle akşam yemeği yemiş, mutfağı toplamıştık. Seren teyze yatmaya gitmişti. Ece ve bense balkonda kahve içiyorduk. Seren teyze Ece'yle öyle güzel ilgileniyordu ki.. Ece bunu hayatı boyunca unutmayacaktı. Annesinin onu yalnız hissettirmemesini, minik bebeği gibi davranmasını hiç bir zaman unutmayacaktı.
'Kerem'e neden söylemedin balım? İstemez diye mi?' dedi Ece. Gözlerimi gökyüzündeki parlak aydan ayırıp Ece'ye baktım.
'Bilmiyorum ki Ece.. Korkuyorum sadece. İster sanırım, hiç çocuk konusu konuşmamıştık. Ama gelene kadar söylemeyeceğim.' dedim yeniden parlayan aya döndüm. Cidden Kerem ne diyecekti? İsteyecek miydi?
'Korkacak bir şey yok balım. Stresli bir durum biliyorum. Özellikle böyle aniden meydana çıkması, plansız olması seni strese sokmuş olabilir ama korkacak hiç bir şey yok. Sen Kerem ne der, ne yapar diye düşünme. Bebeği düşün sadece. Unutma, hissettiğin şeyleri hissediyor. Onu korkutmak istemezsin.' Ece'nin her söylediği kelime kalbime saplanıyordu ok gibi. Gözümden akan yaşı sildim hızla. Doğru söylüyordu. Minik bebeğimi üzmek istemezdim asla.
'Haklısın bebeğim. İyi düşüneceğim, Kerem gelince de söyleyeceğim. Hatta belki süpriz yaparım. Ne bileyim internette görüyorum belki bebek zıbını falan alıp süpriz yapabilirim.' Ece de bende gülümsedik.
'Ağlayacağım şimdi. Çok mutluyum Ecem. Çok güzel bir anne olacaksın.' gülümseyerek ayağa kalktığım gibi Ece'nin sandalyesinin arkasına geçip sıkıca arkadan boynuna sarıldım.
'Seni çok seviyorum Ece. Her anımda yanımda olduğun için, her anıma şahit olduğun için, ben senin her anına şahit olduğum için öyle mutluyum ki.. Beraber büyüdüğümüz için çok mutluyum.' Ece burnunu çekip sarıldığım kollarımı tuttu.
'Bende seni çok seviyorum güzel dostum benim. Öyle şanslıyız ki, birbirimizin kardeşi, dostu, ablası olduğumuz için.' yanağına kocaman bir öpücük bıraktım.
'Ağlatma! Gidiyorum artık. Sen ve bebiş dinlenin. Hadi, kalk.' geriye çekildim. Ece ayağa kalkıp sıkıca sarıldı. Karşılık verip saçını okşadım. Güzel dostum benim. Kapıya kadar geçirdi. Vedalaşıp evinden ayrıldım.
Arabaya binmeden önce aya baktım. Kerem, iyisin değil mi? Neden kalbim böylesine acıyor? Neden içim huzursuz? Bir şey olmadı sana değil mi? Ne olur, ne olur sana bir şey olmasın.
