Ay Işığı kitap kapağı

34. bölüm / 36

Ay Işığı

34. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 34. bölüm

Hastaneden çoktan çıkmış evimize gelmiştik. Bebekli hayata adapte olmaya çalışıyorduk Kerem de bende. Gece sık sık uyanıp emzirmek zorunda kalmak dışında pek zorlandığım bir şey yoktu. Eee bunca zaman kesintisiz uyumaya alışınca böyle oluyordu demek ki.

Saat şuan sabah 7'yi gösteriyordu. Odadaki fon perdeler çekiliydi bu yüzden içerisi karanlık duruyordu. Kerem yattığı yerden oğlumuzu göğsüne yatırmış öyle uyuyordu. Gülümsedim. Bu halleri hayallerimden bile çok güzel, çok özeldi. Hatıra kalması için resimlerini çekip aşağıya indim.

Güzel bir çay demleyip yukarıdaki banyoda hızlı bir duşa girdim. Biliyordum aslan oğlum birazdan uyanıp tüm evi inletecekti. Hızlı olmakta fayda vardı.

Kısa bir duşun ardından üzerimi giyinip saçlarımı taradım. Evin için o kadar sıcaktı ki, saçlarım kendi kendine kolayca kuruyordu. Odanın kapısından sessizde Kerem'gile bakıp yeniden aşağıya indim.

Mutfağa girip soframızı hazırlamaya başladım. Kerem'in izni yakında bitecekti. 1 ay bizimleydi sadece. Sonrasında operasyonlara çıkıp kaç gün boyunca gelmesini bekleyecektik.. bilmiyordum. Artık tek değildim. Artık Kerem'i evde bekleyecek, gelmesi için can atacak bir oğlumuz vardı.

Gülümsedim. Bu beni üzse de yapacak bir şeyim yoktu. Çoğu zaman bebeğimizle tek başıma ilgilenecek olmak öyle içimi acıtıyordu ki.. Belki ilk kahkahasında, belki ilk söylediği kelime de, belki emeklemeye başlamasında, belki de yürüdüğünde bile bunlara tek başıma şahit olacaktım. Kim bilebilirdi?

Derin bir nefes alıp mutfaktan bahçeye açılan kapının perdesini açtım. Düşünme Ecem, düşünme zamana bırak.

Dışarıda da çok güzel kar vardı. Belki İstanbula bu kar en son kaç sene önce yağmıştı. Her yer bembeyazdı.

'Güzelim, günaydın.' arkamdan duyduğum sesle Kerem'e döndüm. Kerem oğlumuzu ana kucağına yatırmış öyle elinde getirmişti. Ana kucağını yemek masasının üzerine yavaşça bırakıp yanıma yaklaştı.

'Günaydın bi'tanem. Hayret, uyanmadı hala.' dedim gülümserken. Kerem ellerini belime koyup dudağıma buse kondurdu.

'Ee babasının koynunda uyudu, bir zahmet uyanmasın.' derken sırıtıyordu. Güldüm.

'Aman iyi ki beraber uyudunuz ha!' dedim kollarımı boynuna sararken.

'Öyle söyleme karıcım seninle de uyurum.'

'Kerem, beni sinir etme bak.' gülmeye başladı. Belimden tuttuğu gibi boş tezgaha oturtup, bacaklarımın arasında durdu.

'Sinirlen, hoşuma gidiyor sinirli halin.' bana biraz daha yaklaşıp yanağımı kavradı. Başımı yavaşça yukarı kaldırıp dudaklarıma kapandı. Şuan öpüşü yumuşaktı. Ellerimi kollarına koyup karşılık vermeye başladım. 'Ne zaman kavuşacağım sana? Öyle özledim ki..' dedi dudaklarıma doğru fısıltıyla. Sırıttım.

'Daha biraz zaman var. Bende seni özledim ama elimden bir şey gelmiyor ki.' Kerem derin bir nefes verip yeniden dudaklarıma kapandı. Bu sefer öpüşü sertti. Bir yandan yanağımı okşuyor, diğer yandan tutkuyla dudaklarımda dans ediyordu.

Elimi erkekliğine atıp öpmeye devam ettim. Bir yandan sertleşmiş erkekliğini okşuyordum. Kerem kendini elime doğru bastırdı. Sırıtıp bu sefer elimi eşofmanının içine soktum. Artık elim direk erkekliğine temas ediyordu.

'Dur.' dedi hala öpmeye devam ederken. Boşta kalan elimi ensesine koyup bir daha çekilmesine müsade etmedim. Öpüşmemiz derinleşirken erkekliğini okşayan elim hızlanmıştı. Kerem dudaklarıma doğru boğuk şekilde inledi. Elimde hissetiğim sıcak sıvıyla sırıttım. Elimi çıkartıp Kerem'e baktım.

'Olmuyor.' dedi alnını alnıma yaslarken. 'Ne kendi elim ne senin elin tatmin etmiyor beni. Şuna bak, hala kazık gibi.' demesiyle gülmeye başladım.

'Ee ne olsun istiyorsun sende kocam ha? Ne yapayım daha?' ellerini kalçama atıp sıktı.

'Seni istiyorum.' dedi dudaklarıma doğru. Nefesim tekledi. Bende öyle istiyordum ama işte.. kasıklarım bile sızlıyordu artık.

'Az daha sabret tamam mı? Gerçekten az kaldı. Bende seni çok özledim, bende böyle elimle değil içimde hissetmek istiyorum ama biraz daha sabır lazım bi'tanem.' duyduğumuz ağlama sesiyle ikimizin de gözleri bebeği buldu.

'Mecbur bekliycem. Kaç ay sabrettim, yine sabrederim.' diyerek geriye çekildi. Gözlerinde ki hayal kırıklığını, özlemi görüyordum.

Ellerimi yıkayıp ağlayan oğlumu kucağıma aldım. 'Aferim sana anne balı ya. Ne güzel uyudun bugün sen öyle?' dedim sandalyeye otururken. Kerem saçlarıma öpücük bıraktı.

'Ben bi üzerimi değiştireyim geliyorum.' dedi. Gülümseyip başımla onayladım. Kucağıma alınca susan miniğimi emzirmeye başladım bir yandan. Bir yandan da saçlarını seviyordum.

Emzirmem bitince gazını da çıkartıp kalktım ayağa. Kucağımda yeni uykuya dalan miniğimle bir yandan tostları yapmaya başladım. Yatırmaya kıyamıyordum bile. Böyle kucağımda kalsın istiyordum. Ah, analık işte.

'Güzelim sen otur. Ben hallederim.' diyen Kerem'le tost makinesinin başından çekildim. Kerem hem beni, hemde oğlumuzu öpüp tostları yapmaya devam etti. Bende geçip oturdum.

'Yakında bitecek iznin.' dedim sesimdeki üzüntüyle. Kerem omzunun üstünden bana bakıp gülümsedi.

'Düşünme sen bunu şimdi.' dedi. Oda biliyordu üzüldüğümü.

'Düşünürüm. Her neyse, canımızı sıkmaya gerek yok şimdi.' dedim oğlumu severken. Kerem yanıma gelip yanağımı okşadı.

'Düşünme diyorsam düşünme. Halledeceğim. Tamam mı? Her anınızda yanınızda olucam, söz veriyorum.' gülümsedim. Yanağına ufak bir öpücük bıraktım. Kerem gülümseyip yaptığı tostları sofraya koyup çaylarımızı koydu. Oturduğunda kahvaltımızı yapmaya başladık. Atilla Kaan hala kucağımda uyuyordu.

'Bugün Yavuz'gil gelecek güzelim. Dün gece yazmış söylemeyi unutmuşum. Bizim keratayı özlemişler.' dedi Kerem. Gülümsedim.

'Daha 2 gün önce görüştük oysaki.' Kerem güldü.

'Özlüyorlar işte. Bende onların cimcimeyi özledim.' dedi çayından yudum alırken.

'Bende özlüyorum canım. Hem güzel oluyor hep beraber bir arada olunca.' Kerem başıyla onayladı.

'Birbirimizin ailesiyiz işte. Onlar bizi, biz onları düşünüyoruz. Bir şey olduğunda Yavuz var, Ece var diyebiliyoruz çok şükür.'

'Sence bu sonsuza kadar sürecek mi?' Kerem çayını bırakıp gözlerime baktı. Yıllardır arkadaş hatta kardeş olmamız aramızın açılmayacağı anlamına gelmiyordu. Ara ara bunu düşünüp duruyordum. Şuan can ciğer, dost, aile olmamız sonsuza kadar böyle süreceği anlamına gelmezdi. Değil mi? :)

'Bunları düşünme. Ana odaklan. Yaşadığın her anın tadını çıkart güzelim. Geleceği düşünme, bırak her şey vaktinde olacağına varsın.' başımla onayladım. Onayladım ama zihnim karman çormandı. Öyle çok şey vardı ki kafamda.. bazen kafamı söküp kenara koymak istiyordum.

Kahvaltımız bitince oğlumu ana kucağına yatırdım. Kerem'le beraber mutfağı toplamaya başladık.

'Yemek yapsak mı? Gelince yerler ha?' dedim Kerem'e. Kerem ellerini kurulayıp dibimde bitti.

'Gerek yok güzelim. Yavuz'a eğer açsanız gelirken alın dedim.' demesiyle güldüm. Kerem cidden fazla açık sözlüydü. Bu Yavuz'u kardeşi gibi görmesinden kaynaklıydı. Normalde bu kadar da açık sözlü değildi.

'Ayıp Kerem ayıp. Ne olacak sanki hallederdik.' dedim. Kerem ellerini belime koydu.

'Karımın dinlenmesi gerekiyor dedim. Benim de öyle dedim. Senin kadar yorulmasam da yoruluyorum sonuçta.' dedi göz kırparken. Yanağını okşadım.

'Biliyorum, geceleri sık sık kalkıyorsun sende. Bana olan desteğini, yardımını görmezden gelemem bi'tanem. İstersen çık odaya uyu biraz daha hm?' saçlarımı okşamaya başladı.

'Babalık görevimi yapıyorum güzelim. Yardım da ediyorum denilebilir ama bu benim için yardım değil, babalık görevini yerine getirmek. Hem benden önce kendini düşün. Sen çık odaya, uyu biraz. Ben kerataya bakarım.' dedi. Gülümsedim. Çok güzel baba olmuştu. Öyle güzeldi ki.. her anlarını aklıma kazıyordum, aklımdan çıkartmak istemiyordum.

'Yok bebeğim. Hem Ece gelecek uyumam ki. Özledim kızçemi.'

'O zaman onlar gidince uyursun güzelim.' başımla onayladım. Kerem yavaşça çenemden tutup dudaklarıma uzandı. Tam gözlerimi kapatmıştım ki çalan zille Kerem ağzının içinden bir küfür yuvarladı. Gülmeye başladım.

'Hay varya. Ulan karımı öpeceğim sıra mı gelesiniz geldi?' dedi alnını ovarken.

'Balım, sen kapıyı aç bende Atilla'yı salona götüreyim.' dedim. Kerem sinirle başını salladı. Alttan hala gülüyordum. Oğlumu salona götürüp uyumasını izledim kısa bir an.

'Nerede benim aslan yeğenim?' diyerek salona giren Yavuz'a baktım gülümseyerek. Kızı Güneş'i yavaşça koltuğa yatırıp bana sarıldı.

'Hoş geldiniz.' dedim gülümserken. Yavuz sırtımı sıvazladı.

'Hoş bulduk cadı. Ne yapıyorsunuz bakalım?' dedi Atilla'yı yavaşça kucağına aldı.

'Bebekli hayata adapte olmaya çalışıyoruz. Siz ne yapıyorsunuz?' tam o sırada salona Ece girip sıkıca sarıldı boynuma.

'Bizde aha şu cimcimeyle geceleri partilemeye başladık.' dedi Yavuz. Güldüm.

'Hoş geldin balım.' dedim Ece'ye sıkıca sarılırken.

'Hoş buldum bebeğim. Yavuz hemen kaçırmış çocuğun huzurunu.' dedi otururken. Gülerek hepimiz oturduk. Kerem'le ben yan yana. Ece'yle Yavuz karşımızda oturuyordu.

'Ulan uyuyan bebeği kaldırmış bide. Ver lan oğlumu!' dedi Kerem.

'Hoşt lan! Sen benim kızımı öperek uyandırıyordun! Ben sana bişey diyo muydum?' diyen Yavuz'la güldük. Kerem kolunu omzuma atıp omzumu okşadı.

'Tamam lan. Sus. Sev oğlumu. Biraz büyüsün senin yüzüne tükürür.' dedi Kerem. Yavuz Kerem'e göz devirdi.

'Yavuz amcasını çok sever o. Demi len?' dedi Yavuz. Ece gülerek başını iki yana salladı. Yavuz ve Kerem'in didişmesine her zaman böyle tepki veriyordu. Gülümsedim.

'Güneş'i neden uyuttunuz? Ne güzel severdik cimcimeyi.' dedim.

'Balım arabada uyuyor her zaman. Evde uyumayan kız, arabaya binince hemen uykuya dalıyo. Birde amma geç uyanıyo.' güldüm. Eşek sıpası.

'Cins cins huyları var işte. Babasına çekmiş baksanıza.' dedi Kerem gülerek. Yavuz sinirle Kerem'e baktı.

'Lan dua et kucağımda yeğenim var. Yoksa ağzına şu yastığı sokmuştum.' güldük hepimiz.

'Ne zaman işe döneceksin Kerem?' dedi Ece. Gülen yüzüm soldu. Kerem bana bakıyordu hissediyordum.

'Yarın son günüm. Yarın gece başlıyorum. Uzattırmaya çalıştım ama halledemedim.' dedi. Ensemi kaşıdım. Ağlama sakın Ecem! Sakın!

'Olsun ya! Ara ara izin alırsın. Olmadı yerine başka birini istersin sonra telafi edersin.' dedi Ece.

'Bakıcaz artık valla. Hiç gitmek istemiyorum ama mecburum.' omzumu sıktı hafifçe. 'Aklım her an karımda ve oğlumda olacak yapacak bir şey yok.'

'Sık sık görüşürsünüz zaten ya. Gelemediğin günler Ecem gelir yanına. Öyle böyle hallolur. Takmayın kafanıza.' başımla onayladım. Kerem başımı omzuna yasladı. Saçlarıma kocaman bir öpücük bıraktı.

'Bakıcaz artık.' dedi Kerem. Keşke 1 ay daha kalabilseydi. Yardım istediğim için değildi bu kadar kalmasını isteme sebebim. Kerem'i yanımda istiyordum sadece. Varlığını yanımda istiyordum. Yanımdayken verdiği güç, güven, huzur başka bir yerde yoktu. Şimdi üstüne üstlük bakmam gereken, bana muhtaç olan bir evladım vardı. Kerem'e daha çok ihtiyacım vardı bu dönemde.

-Aynı günün akşamı..

Yavuz ve Ece bir kaç saat önce gitmişti. Akşam yemeği yemiştik hep beraber. Sohbet ederek, bol kahkahalarla geçmişti bu akşam. Onlar gidince Atilla'yı banyo yaptırmıştık. Kerem şimdi odamızda onu uyutuyordu. Bense duş almış yeni giyiniyordum.

Saçıma havluyu sarıp yavaşça odamıza girdim. Kerem tam oğlumuzu beşiğine yatırıyordu. Yavaşça yatağa oturdum. Odadaki gece lambası ortamı aydınlatmaya yeterliydi.

'Şükür hemen uyudu.' dedi Kerem yanıma otururken. Gülümsedim.

'Zor bir bebek değil allaha şükür.' Kerem ayağa kalkıp komodinin çekmecesinden tarağımı alıp yanıma oturdu. Başımdaki havluyu yavaşça alıp saçlarımı taramaya başladı.

'Şükür. Yormuyor bizi.' dedi saçlarımı yavaşça tarıyordu. Gözlerimi kapatıp ana odaklandım. Saçıma değen elleri, incitmemek için narince taradığı saçlarımla öyle huzurlu hissediyordum ki. Yavaşça başımı geriye doğru omzuna yatırdım. Kerem tarağı yatağın üzerine bırakıp belimi sardı.

Belime masaj yapan elleriyle gözlerim kapanıyordu. Öyle yorgundum ki.. Kerem'in omzunda böylece uyurdum. 'Güzelim? Uyuyacak mısın?' sesi kulağımda yankılanıyordu. 'Uyu hadi.' bir eli saçımı okşuyordu. Diğer eli karnıma, belime masaj yapıyordu.

'Gitme Kerem. Ne olur beni yalnız bırakma.'