Ay Işığı kitap kapağı

15. bölüm / 36

Ay Işığı

15. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 15. bölüm

Üzerime atılan ceketle dağ evinde sobanın yanında oturuyordum. Biraz uzağımda Deniz'in yarasına bakan Ali, biraz uzağımda gergince bekleyen askerler, yanı başımda Yavuz ve Kerem vardı.

'Ecem, iyi misin?' diyen Kerem'e baktım. Başımı salladım. Değildim ama.

'Deniz'in durumu nasıl? Burada halledebilecekler mi?' dedim.

'Allah'ın izniyle iyi olacak. Ali kurşun boynuna isabet etmeden omzuna girmiş dedi. Çok şükür hayati tehlikesi yok Ecem.' diyen Yavuz'u başımla onayladım.

'Yüzünü temizleyelim mi?' dedi Kerem.

'Ben hallederim.' ayağa kalkıp banyoya ilerledim. Köşede Deniz'i görünce duraksadım. Nefes verip banyoya girdim.

Başımı kaldırıp aynaya baktım. Yüzümün neredeyse her yeri kandı. Ellerimi lavaboya koyup başımı öne doğru eğdim.

Keşke Deniz yanıma gelir gelmez çekseydin kayanın arkasına. Keşke yanmasaydı canı. Keşke şuan yanımızda bizimle sohbet ediyor olsaydı. Deniz kimdi, nasıl biriydi tanımıyordum ama birisi ilk defa gözlerimin önünde vurulmuştu. Ve daha kötüsü, kollarıma düşmüşt. Yaşı ise fazlasıyla küçük duruyordu, ne zamandır bu işi yapıyordu?

Nefes verdim. İyi olacaksın Deniz. Beraber elimize çay alıp sohbet edeceğiz. Gözümden akan yaşı sildim elimin tersiyle. Banyo kapısının açılmasıyla başımı kaldırdım. Kerem kapıyı kilitleyip bana baktı.

Kolumdan kavrayıp beni sıkıca kendine çekti. Başım göğsüne yaslıyken ellerimle kollarını kavradım. Kerem sıkıca sarıldı.

'Ağlama, ağlama Ecem. İçimde fırtınalar kopuyor, ağlama.' bende ona sıkıca sarılıp sessizce ağladım.

'Gözümün önünde vuruldu Kerem. Kollarıma düştü. Kanı, kanı her yerime bulaştı. Bu, bu o kadar kötü hissettiriyor ki bana.' saçlarımı okşadı.

'Kurşunu çıkarttı Ali, dikişi bile attı. Uyuyor şuan Deniz.' geriye çekilip yüzümü kavradı. Parmaklarıyla göz yaşlarımı sildi yavaşça. Öyle bir rahatlamıştım ki.. sanki yangına su dökmüş gibiydi. 'Ağlama artık. Dayanamıyorum Ecem.' gözlerine baktım.

'Sen, aşık mısın bana? Ha?' dedim burnumu çekerken. Kerem belimi kavradı. Dudaklarıma doğru eğildi.

'Çok.' dedi net sesiyle. Bunu ilk defa yapıyordu. Beni sevdiğini açık açık belirtmişti. Sırıttım. Bugün daha kimse üzemezdi beni. Heyecandan, mutluluktan içimde kelebekler uçuyordu. Ellerim titriyordu, kalbim depar atarcasına atıyordu. Ve biraz önce ağlarken şimdi gülüyor olmam da ayrı bir meseleydi.

'Şimdi şu güzel yüzünü temizleyelim, hadi.' beni aynaya çevirdi. Arkama geçip biraz dağılmış saçlarımı açıp yukarıdan at kuyruğu yaptı. Perçemlerimi kulağımın arkasına sıkıştırdı.

Cebinden çıkarttığı beyaz mendili suyla ıslatıp yüzümü silmeye başladı. O yüzümü silerken ben Kerem'i pür dikkat izliyordum. Sanki çok değerli bir şeyi temizliyor gibiydi. Oldukça nazik ve dikkatliydi. Yüzümü son kez silip bana baktı.

'İyi misin?' dedi. Başımla onayladım.

'İyiyim, hemde hiç olmadığım kadar.' sırıttı.

'Sebeb?' dedi bezi yıkarken. Musluğu kapatıp kolundan kavradığım gibi Kerem'i fayansa yasladım. Kerem anlamsız gözlerle bana bakarken ellerimi kaslı göğsüne yasladım.

'Sebebi soruyorsun ha?' sırıttım. Kerem de aynı şekilde sırıtarak bakıyordu gözlerime. 'Bana aşık olduğunu söyledin Kerem, tek sebebi bu.' belimden kavrayıp kendine yasladı.

'Demek öyle ha? Sen bunu duymayı ne zamandan beri bekliyorsun güzeller güzeli sayın savcı?' yüzümü okşuyordu bir yandan.

'Seni ilk gördüğüm günden beri.' şaşırmıştı.

'Ne?' dedi gözlerime bakarken.

'Seni havalimanında gördüğüm günden beri Kerem. Belki inanmayacaksın ama o günden beri bu anların hayalini kurdum.' dudaklarına bir buse kondurdum. Geriye çekilmeden durdum öylece. 'İlk görüşte aşka asla inanmazdım, o ne saçma şey insan nasıl daha tanımadığı birisine aşık olur diye düşünürdüm her zaman. Ama laflarımı yuttum, sana ilk görüşte aşık oldum ben Kerem Kartal. İlk gördüğüm günden beri aklımdan 1 saniye bile çıkmadın.'

Kerem öyle sıkı kavradı ki belimi nefesim kesilmişti. Kendine daha çok yaslayıp dudaklarıma kapandı. Öyle hızlı ve tutkulu öpüyordu ki, yetişemiyordum. Ellerimi çenesine koyup verebildiğim kadar karşılık verdim.

Dillerimiz buluştuğunda Kerem boynumu kavradı sıkıca. Belimi kavrayıp yerlerimizi değiştirdi, beni fayansa yasladı. Yavaşça Kerem'i itekledim. Alnımı alnına yasladım.

'Gitmen lazım, dikkat çekeceğiz yoksa.' dedim nefes nefese. Kerem yeniden dudaklarıma kapandı. Yeniden itekledim.
'Kerem, dur. Yoksa ikimizde perişan olucaz, dur.' Kerem elimi kavrayıp erkekliğine bastırdı.

'Oluyorum zaten. Şu halime bak.' dedi. Sırıttım. Penisi fazlasıyla sertti. Elimi çekip itekledim.

'Dayanamaz hale gelmek istemiyorsan git Kerem. Hadi, gitmen lazım.'

'Zaten sana hiç bir zaman dayanamıyorum.' dudaklarıma minik buse kondurup aynadan kendine baktı. Saçını düzeltip çıktı banyodan. Omzunun üzerinden son kez bana bakıp göz kırptı. Gülümsedim. Aynanın karşına geçip kendime baktım.

'Sana aşık, Ecem Kerem sana aşık!' olduğum yerde tepinmeye başladım. Kendime anca gelerek banyodan sırıtarak çıktım. Aşırı mutluydum.

Bende sana aşığım Kerem Kartal. Hemde çok aşığım.

Aynı günün akşamı.

'Savcım, uyanın savcım.' kolumun dürtülmesiyle gözlerimi açtım. Ağrıyan boynumu ovdum. Oturduğum yerde duvara yaslanmış şekilde uyuyakalmıştım.

'Savcım, uyandıracaktık beliniz, boynunuz ağrımasın diye ama öyle direkt oturduğunuz gibi uyuyunca kıyamadık.' dedi Murat. Gülümsedim.

'İyi yapmışsınız, iyiyim ben. Boynum ağrımış sadece.' Murat gülümsedi.

'Yemek yiyip çıkacağız savcım. Onun için kaldırdım sizi.' dedi.

'İyi yapmışsın. Deniz nasıl oldu?' dedim etrafa bakarken.

'Uyandı savcım, tuvalete gitti az önce. Sizi sordu kalkar kalmaz ama uyuduğunuzu görünce ses etmedi.' gülümseyerek ayağa kalktım. Çok şükür allahım.

'Şükürler olsun, yemek yiyelim hadi çok açım.' Murat'ta ayağa kalkıp güldü.

'Yavuz komutanım makarna yapıyordu. Kerem komutanım da ayran yapıyordu. Bizde sofrayı buraya sobanın yanına sereceğiz.' dedi Murat. Gülümsedim.

'Tamamdır, ben bir mutfağa bakayım.' Murat başıyla onayladı. Sessizce mutfağa girdim. Kerem arkası dönük bir şeyler yapıyordu. Yavuz beni görmüş gülümsemişti. Sessiz olmasını söyleyip Kerem'in yanına ilerledim.

Hızla kollarımı beline yardım. Ona arkadan sarılmak fazla güzeldi. Kerem'in yoğurt karıştıran eli durdu. Gülümseyerek omzundan yüzüne eğildim.

'Ne oldu sevinmedin beni gördüğüne sanırım?' dedim geriye çekilirken. İstediğim tepki bu değildi.

'Yok, yok ben..' konuşurken takılmıştı. 'Ben şaşırdım Ecem. Öyle sarılınca arkadan ne yapacağımı bilemedim.' başımı sallayıp Yavuz'a döndüm. Neymiş, ne yapacağını bilmemiş. Tutup delikanlı gibi öpeceksin kardeş!

'Sen ne yapıyorsun?' yanına ilerledim. Kerem'in gözleri bendeydi ama benim gözlerim bir süre ona bakmayacaktı.

'Makarna, asker yemeği.' derken güldü. Bende gülümsedim.

'Mis gibi kokuyor.' içeriye giren Emre sofra bezi ve kaşıkları alıp bana baktı. 'Yardım edeyim sana dur.' tabakları alıp Emre'ye baktım. Emre gülümseyerek çıktı mutfaktan.

'Sağ olun savcım.' dedi. Sofra bezini sobanın yanına serdi. Tabakları kenara bırakıp yeniden mutfağa geçtim. Karton bardakları alıp yeniden sofraya götürdüm. Askerler sofraya oturmuştu bile.

Yavuz büyük tencereyle yaptığı makarnayı, Kerem ise yaptığı ayranı getirmişti. Durduğum yerde sofraya baktım. Mutfaktan tuzu almaya geçtim. Çok uzun zaman olmuştu böyle samimi sofralardan uzak kalalı.

'Aha geldi savcım.' dedi Ali. İçeriye adım atar atmaz bana sıkıca sarılan Deniz'le afalladım.

'Savcım.' dedi sessizce sarılırken. Elimdeki tuzluğu sıkıca tutup bende sarıldım.

'İyi misin?' başını salladı. Derin bir nefes verdim. Çok şükür, çok şükür bizimleydi.

'Savcım, gözümün önünden gitmediniz. Kendime gelirken bile sizi gördüm sanki.' güldüm. Deniz geriye çekildi.

'Bana aşık mı oldun yoksa?' Deniz de gülmeye başladı. Bir yandan sofraya oturduk.

'İnanın erkek olsaydım buradan sonra sizi direkt nikah dairesine götürürdüm.'

'Hop hop, savcımız evlenmeyecek hop.' dedi Ali. Güldük hep beraber.

'Neden? Güzelim kadın, ben erkek olsam durmam 5 dakika bile.' gülerek Deniz'in koluna yavaşça vurdum.

'Evlenmiyorum gençler tamam. Sizleri bırakır mıyım hiç?' dedim.

'Canımızsın savcım.' dedi Murat. Kerem'in öksürdüğünü duymuştum. Hoşuna gitmemişti bu muhabbet biliyordum. Sırıttım. Gözlerine bakıp bir süre öylece durdum. Kerem bana bakmıyordu. Eli dudağının kenarında sadece Murat'a odaklanmıştı. Kıskandığı için yükseliyordum.. var mıydı böyle bişey? Bir insan bir insana sırf kıskandığı için yükselebilir miydi? Yükseliyordu işte.

Oturup önümüze konulan makarnayı yemeye başladım. Deniz'e dikkat ederek yemeye çalışıyordum. Dokunurken bile tedirgin oluyordum.

'Savcım sana bişey olmadı demi?' dedi Deniz.

'Yok, baksana iyiyim ben.' başıyla onayladı.

'Çok şükür, bir aradayız savcım. Sonunda sizinle istediğim gibi sohbet edebiliyorum.' tam cevap vereceğim sıra Ali benden önce davrandı.

'Savcımızı çok sevmişsin anlaşılan.' demesiyle Deniz gülümseyerek bana baktı.

'Evet, insana konuşmasıyla bile güven veriyor. Bilmiyorum sanki uzun zamandır tanıyor gibi hissediyordum. Belki de o yüzden böyle çabuk sevmişimdir.' demesiyle gülümseyerek gözlerine baktım. Ne güzel sözlerdi bunlar benim için.

'Evet, ben genelde savcımız konuşurken uyumak istiyorum. Sesi mest ediyor gibi beni.' diyen Murat'la gözlerim sadece Kerem'i buldu. Yemek yediği kaşığı bükecek kadar sıkı tutuyordu. Gözleri bendeydi ama öyle sinirle bakıyordu ki..

Bitirdiğim tabağımı kenara itip kalktım hızla ayağa. 'Ben bir hava alayım, gelirim birazdan.' dedim Kerem'e bakarken. Kaşımla "gel" demeye çalıştım.

'Tamam, dikkatli ol.' dedi Yavuz. Başımla onaylayıp dışarıya çıktım. Sırtımı duvara yaslayıp Kerem'i beklemeye başladım. Çok geçmeden açılan kapıyla yaslandığım yerden kalktım. Tam dudaklarımı aralamıştım ki, Kerem kolumu kavradığı gibi arka tarafa dolandı. Sırtımı duvara yaslayıp kollarını iki yanıma koydu.

'Ne oldu?' dedim sessizce. Kerem nefes verdi.

'Çıldırıyorum, Ecem Murat'ı parçalamamak için zor tutuyorum kendimi.' ellerimi yavaşça yanaklarına koydum.

'Bi tanem, sakin ol. Normal böyle olması, bekar sanıyor beni. Bu kadar kıskanma.' amacım onu daha çok çıldırtmaktı. Ve başarmıştım.

'Ecem hepsini sikerim, duydun mu beni?' gülümsedim.

'Duydum, ama ne yapabilirim? Elimden bir şey gelmiyor.' dedim ellerimi yanaklarından çektim.

'Mesafeli ol. Yeter bu.' yanağımı kavradığı gibi dudaklarıma kapandı. Gülümseyip öpüşüne karşılık vermeye başladım. Bir elim ensesinde, diğer elim kolunda duruyordu. Kerem belimden kavradığı gibi kucağına aldı beni. Yeniden duvara yaslayıp hızla öpmeye devam etti.

Ellerim ensesindeki saçlarıyla oynarken dillerimizi buluşturdum. Kerem kendini bir anda bana bastırıp dudağımı ısırdı. Dudaklarımdan yavaşça ayrılıp geriye çekilmeden durdu öylece.

'Seni burada, şimdi öyle bir istiyorum ki..' elimi hissettiğim erkekliğine attım.

'Biraz daha sabret, az kaldı.' dedim. Dudaklarıma buse kondurdu.

'Senin için sabretmek çok zor. Yakınımda, kucağımda olup istediklerimizi yapamamamız daha zor.' sırıttım.

'Yarını bekle, istediğini fazlasıyla alacaksın.'