Ay Işığı kitap kapağı

9. bölüm / 36

Ay Işığı

9. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 9. bölüm

-Ecem'den..

3 gün olmuştu. 3 gündür tek yaptığım sadece yatmaktı. Aslında kendimi çok iyi hissediyordum ama Eren yarbayım kalkmama izin vermiyordu. Günlerdir odam asla boş kalmamıştı. Ece'gil gece gündüz buradalardı, askerler ziyaret ediyordu sağolsunlar. Ama artık bugün toparlanma vaktiydi.

'Ece, ben iyiyim. Eren yarbaya söyle eve gidip bugün evde dinleneyim. Gerçekten artık yatmak istemiyorum, kendimi çok iyi hissediyorum.' Ece ayağa kalkıp yanağımı öptü.

'Tamam balım, konuşup gelirim birazdan. Sakın ani hareket yapma.' başımı salladım. Ece odadan çıkınca telefonuma uzanıp babamı görüntülü aradım. Yaralandığımı biliyordu ama kaçırıldığımdan haberi yoktu.
Korkmasın diye söylememiştim. Her gün akşamları arıyordu sürekli şöyle yap kızım böyle yap kızım eve geçince haber ver hemen yanına geleceğim diyip duruyordu.

'Güzel kızım, nasıl oldun? İyisin demi?' dedi endişeli sesiyle. O an içeriye Kerem ve Yavuz girmişti. Onlara gülümseyip babama döndüm.

'İyiyim baba, bugün eve geçeceğim. Sen ne yapıyorsun?'

'Çok şükür kızım. Toplantıya girecektim tam sen aradın sesini duymadan da girmek istemedim. İçim huzursuz, yaralısın ama baban yanın da değil. Yıllarca bu olmamış gibi burada bile, aramızda 1 saatlik mesafe varken bile yanında olamıyorum.' üzgündü.

'Baba, şöyle konuşup kendini ve beni üzme. Eve geçeceğim dedim ya bugün gelirsin yanıma. Sıkma canını tamam mı? Hem ben iyiyim gerçekten çok iyiyim.' babam buruk bir gülümseyle baktı gözlerime.

'Tamam güzel kızım, dikkat et. Akşam geleceğim. Seni seviyorum.'

'Bende seni seviyorum babacım.' elimle öpücük atıp kapattım telefonu.

'Vay vay vay, savcım baban pek tatlı adam gibi.' diyen Yavuz'a baktım.

'Tanışmak ister misin? O zaman fikrin değişir belki?' diyerek güldüm. Yavuz da gülmeye başladı.

'Aman dur sana karşı tatlıdır da bana şimdi öcü gibi olur.' gülerken sızlayan yaramı tuttum.

'İyi misin?' diyerek endişeli gözlerle bana bakan Kerem'e bakıp gülümsedim.

'İyiyim sızladı sadece.' tam o sıra içeriye gülerek yarbayım ve Ece girdi.

'Ecem kızım duyduğuma göre artık burda durmak istemiyormuşsun.' gülümsedim.

'Yarbayım çok sıkıldım. Ve inanın çok çok iyiyim. Biraz evimde dinlenmek istiyorum.' gülümseyerek başını salladı.

'Tamam o zaman, son bir kontrol etsinler sonra toparlanıp çıkabilirsin.' başımla onayladım.

'Sağolun yarbayım.'

'Ne demek kızım, tekrardan çok geçmiş olsun. Bol bol dinlen ve ben çağırmadan askeriyeye gelme.'

'Peki yarbayım, teşekkürler.' gülümseyip çıktı odadan.

'Adam bana bildiğin açık açık gelme dedi.' odadakiler gülmeye başladı.

'Alış bu hallerine, hiç lafını esirgemez yarbayım.' dedi Yavuz.

'Ey allahım ya. Ece balım sana zahmet odamdan 7 ve 9 numaralı kırmızı dosyaları getirir misin?' Ece gülmeye başladı. 'Kızım ne gülüyosun? Komik bişey mi dedim?'

'Ya Ecem, balım hastasın hasta! Yarbay sana dinlen diyo sen dosya getir diyosun. Olmaz, dinleyeceksin sadece.' nefes verip geriye yaslandım.

'Tamam be tamam. Kendimi yaşlı teyze gibi hissediyorum sizin yüzünüzden.'

'Öylesin zaten.' dedi Yavuz.

'Bak Yavuz, ayağa kalkarsam o dilini koparırım ha!' Yavuz gülerek ağzına fermuar çeker gibi yaptı.

Böyle diyordum ama onlar olmasaydı bu kadar kolay kendime gelemezdim. İyi ki varsınız çocuklar, teşekkür ederim yanımda olduğunuz için.

Aynı günün akşamı.

Ece'nin desteğiyle araban inmiştim. Kerem elinde evimin anahtarını tutuyordu, Yavuz eşyalarımı taşıyordu Ece'yse bana yardım ediyordu. Gülümsedim kendi kendime.

Doktor anca muayene etmişti. Çıkışım saat 6'yı bulmuştu. Şükürler olsun ki evime gelmiştim.

Kerem kapıyı açıp geçmem için belimden ve kolumdan tutarak yardım etti ama o an evde çalmaya başlayan yüksek sesli alarmla herkes bana döndü.

'Tehlike, tehlike, tehlike.' dedi konuşan yapay zeka.

'Kerem üzerinde silah mı var?' dedim

'Evet, askerim ya ben hani. Silahım her zaman belimde olur.' aman laf sokmasa olmazdı.

'Bende de var.' dedi Yavuz. Başımı salladım.

'Yapay zeka her hangi bi tehlike yok. Onlar benim arkadaşlarım. Şu alarmı durdur artık lütfen.' nefes verip içeri adımladım.

'Anlaşıldı Ecem hanım. Evinize hoş geldiniz.' öten rahatsız edici alarm durmuştu.

'Ulan Ecem bu ne biçim bişey? Neden herşeyi söyleyip duruyo bu robot? Bizi nasıl farketti?' dedi Yavuz. Salonda koltuğa uzanmıştım. Kerem çaprazıma, Yavuz ve Ece karşıma oturmuştu.

'Yapay zeka o. Babam ayarladı bu evdeki her şeyi, yapay zekayı da o yaptırmış. Nasıl bişey daha bende yeni yeni çözüyorum. Eve bıçak silah gibi tehlikeli şeyleri üzerinde taşıyan birisi girince uyarı veriyo böyle. Evin dışındaki tellerde de uyarı sistemi var, yabancı biri veya bişey yaklaşınca yine uyarı veriyo. Böyle garip bişey. İnsana saçma ve gereksiz geliyo ama cidden alışınca iyi olduğunu anlıyorsun.'

'Vay amına koyayım, zenginlik böyle bişey mi? Adamın evinde yapay zeka var, fakir olduğuma mı yoksa cahilliğime mi yanayım?' dedi Yavuz. Hepimiz Yavuz'un dediklerine gülmeye başladık. Salaktı bu çocuk.

'Bizde seninle aynı düşüncedeyiz Yavuz.' dedi Ece.

'Ulan kaç bin lira maaş alıyosun Ece, sen mi fakirsin? Ben senden daha fakirim valla.' dedi Yavuz. Gülmeye devam ettik.

'Acıktık demi?' dedi Kerem. Konu değiştirme deyince de Kerem.

'Valla ben acıktım. Siz oturun ben hazırlayım bir şeyler. ' diyerek ayağa kalktı Ece. Tam o sıra zil çalmıştı. 'Akın amca mı geldi Ecem?' diyerek bana döndü Ece. Başımı salladım.

'Haber vermiştim babama, o gelmiştir.' Ece başını sallayıp kapıyı açmaya gitti.

Kapının girişinde gülüşerek bir şeyler konuştuktan sonra içeriye girdiler. Babam elindeki yemek poşetlerini orta sehpanın üzerine koyup yanıma gelip sıkıca sarıldı. Bu sırada dikkatimi çeken şey Kerem ve Yavuz'un ayağa kalkmasıydı.

'Güzel kızım.' babam saçlarımı okşadı. Bende babama sıkıca sarılıp sırtını sıvazladım.

'Hoş geldin baba. Benim için mi süslendin böyle?' dedim gülerek. Üzerinde lacivert bir takım elbise vardı. Babam gülümsedi.

'Evet, eve gidip hemen bi duş aldım üzerimi değiştirdim geldim. Birde dediğin gibi 5 kişilik yemek yaptırdım.' uzanıp babamı kocaman öptüm.

'Teşekkür ederim baba, ha arkadaşlarımla tanışmadın.' Babam ayağa kalkıp Kerem'e baktı. Kerem babama elini uzattı. Babam Kerem'in elini kavrayıp Kerem'e sarıldı. Kerem sarılmasını beklemiyordu bu yüzündeki ifadeden belliydi.

'Kerem değil mi?' dedi babam geri çekilirken. Kerem göz ucuyla bana bakıp babama gülümsedi.

'Evet efendim. Kerem Kartal.' babam gülümsedi.

'Efendim değil, Akın abi de sadece. Memnun oldum Kerem, Ecem çok bahsetti sizden.' Kerem gülümseyerek başını salladı.

Babam Yavuz'a da sarılıp onunla da tanıştı. Sevmişti çocukları bunu sıcak konuşmasından ve onlarla sohbet etmesinden anlamıştım.

'Yemekler soğumasın, ne sevdiğinizi bilmediğim için baya bişeyler yaptırdım. İskender var, Ecem senin sevdiğin palamut dolmasından yaptırdım, birde şef güzel bi piyaz mı dedi bişey yapmış işte ne yaptıysa getirdim.' gülümsedim.

'Palamut dolması mı? O bizim oranın meşhur yemeklerindendir.' dedi Yavuz. Ece bir yandan orta sehpaya yemekleri diziyordu.

'Yavuz sen trabzonlu musun?' dedi babam.

'Babam trabzon, annem ordulu abi.' dedi Yavuz. Babam bana bakıp gülümsedi.

'Kızım sen niye demiyosun Yavuz bizim oralı baba diye?'

'Baba ben bilmiyordum ki Yavuz'un nereli olduğunu.' dedim.

'Bende Ecem'in trabzonlu olduğunu bilmiyordum. Hiçte oralı gibi değil hem bahsetmedi hiç.' dedi Yavuz.

'Trabzona çok küçükken gitti Ecem. Annesi oralara gitmesini hiç istemedi. Kendince Ecem'i daha kültürlü ve kendi ülkesine göre büyütecekti. Neyse ne çocuklar. Kerem sen nerelisin oğlum?' hepimiz bir yandan yemek yiyorduk.

'Antalya'lıyım abi.' babam gülümsedi.

'Antalya insanlarını severim.' dedi babam Kerem gülümsedi.

'Sen ne işle meşgulsün abi?' dedi Yavuz.

'Holding sahibiyim ben çocuklar. Bir gün gelin beklerim her zaman. Şimdi gitmem lazım.' diyerek ayağa kalktı babam. Hep beraber bizde ayağa kalktık.

'Baba, neden bu kadar çabuk gidiyorsun?' Babam alnıma öpücük bırakıp geriye çekildi.

'Halletmem gereken bazı işler var güzel kızım. Yine gelirim, çok dikkat et kendine. Bugün siz burada mı kalacaksınız çocuklar?' dedi Yavuz'gile bakarak.

'Buradayız abi. Yarın izin günümüz zaten, bir kaç gün kalırız herhalde tek bırakmayız Ecem'i.' dedi Yavuz, babam gülümsedi.

'Siz varken gözüm arkada kalmaz çocuklar. Hepiniz dikkat edin.' babam Kerem ve Yavuz'a sarıldı. 'Çokta memnun oldum sizle tanıştığım için. Bir gün oturup bol bol sohbet edelim inşallah.'

'İnşallah abi, bizde çok memnun olduk.' dedi Kerem. Babam herkesle vedalaştıktan sonra son kez bana bakıp kapıya adımladı. Ben pek yürüyemiyordum o yüzden kapıya kadar bizimkiler eşlik etmişti.

Oturup tavana bakmaya başladım.
Mutluydum. Babam arkadaşlarımla tanışmıştı. Ve hepsini çok sevmişti. Bu benim için ne kadar küçük görünse de büyük bir şeydi.

Annem ABD de arkadaşlarımı evden kovardı. Bense arkadaşlarıma mahçup olduğum için ve annemin ne kadar rezil bir kadın olduğunu gördükleri için sabahlara kadar ağlardım.

Gülümsedim. Geçmiş geçmişte kalmıştı artık ama, insanın peşini bırakıyor muydu geçmişi? Her mutlu anında aklına gelmek zorunda mıydı kötü anıları? Nefes verdim. Düşünme Ecem, düşünme.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?

Aynı günün gecesi..

Herkes odalarına çekilmişti. Yavuz ve Ece üst kattaki misafir odasında yatmak istemişlerdi. Kerem ise alt kattakinde yatmak istemişti. Bense salonda Ece'nin hazırladığı rahat yatakta yatıyordum.

Benimle kaldıkları için mutluydum. Evde başka sesler olması bana iyi geliyordu her zaman.

Babam gittikten sonra Ece'nin yardımlarıyla ılık bir duş almıştım. Üzerime pijama takımımı giymiş, kahvemi içmiştim ve kendimi rahatlamış hissediyordum.

Hazır herkes uyuyorken telefonumu elime aldım. Saat 02:17 gösteriyordu. Ayağa kalkıp sızlayan yaramı tuttum. Ağır adımlarla mutfağa geçip çekmeceden çikolata aldım. Kapaklı dolapta zula yaptığım çilekli sütten de 2 tane alıp salona adımladım. En sevdiğim şeylerdi. Karam çikolata ve çilekli süt.

Salonda televizyonun arkasına taktığım loş sarı ışığı açıp uzandım. Uykum yoktu. Gözlerim fal taşı gibiydi. Ee askeriyede çok uyumaktan olsa gerek.

Yukarı kattan duyduğum adım sesleriyle başımı kapıya çevirdim. Uykudan uyandığı belli olan Yavuz'a baktım. Yavuz yanıma adımlayıp oturdu.

'Neden uyandın Yavuz? Rahat edemedin mi?' dedim kısık sesle.

'Yok gayet rahat yatıyordum da seni bir kontrol edeyim dedim. İyisin demi? Ağrın sızın var mı?' gülümsedim.

'Biraz ağrım var ama sorun değil. Rahatına bak sen, iyiyim ben.' Yavuz başını sallayıp elimdeki süte bakıp gülmeye başladı.

'Bebek misin sen Ecem? Çilekli süt mü içiyosun?' gülüyordu hala. Kaşlarımı çattım.

'Tek bebekler mi süt içiyo? Bak çilekli süt kırmızı çizgim, sakın ha sakın laf etme.' gülerek kolumu sıvazladı. Ardından ayağa kalktı.

'Şaka yapıyorum kızım, bak keyfine. Gidiyim sende çok geç yatma.'

'Tamamdır sarı kafa, iyi geceler.' Yavuz gülümseyip salondan çıktı. Rahat uyuduğunu söylemesi içimi rahatlatmıştı.

Elime tekrardan telefonumu alıp bakmaya başladım. Gözlüklerim yokken herşey bulanıktı ama sehpanın üzerinde duran gözlüğümü de almaya üşeniyordum. Nefes verip gözlüğümü aldım.

Arkama iyice yaslanıp gözlerimi kapattım. Başım hafif ağrıyordu ama uyumakta istemiyordum. Yeniden adım sesleri duymuştum. Bu sefer istifimi bozmadan öylece durmaya devam ettim.

Yanıma birinin oturduğunu hissetmemle uyumuş gibi yapmaya başladım. Kokusundan tanımıştım. Yanımdaki Kerem'di.

Ne yaptığını bilmiyordum ama üzerime ince battaniyenin örtülmesini hissetmiştim.
'Tek değilmişim.' dedi sessizce. Kendi kendine konuşuyordu. Ama ne için demişti bunu?

Elini saçımda hissettim. Saçlarım hafiften nemliydi. Kerem dokundukça bedenim alev alacak gibiydi sanki. Perçemlerimi kulağımın arkasına sıkıştırdı. Şimdi de elini yüzümde hissediyordum. Yanağımda ve çenemde geziniyordu parmakları.

'Uyurken böyle masum olup, uyanıkken nasıl böyle asabi görünmeyi başarıyorsun?' güldü kendi kendine. Ben sevmiştim bu uyuma numarası işini ama tutamıyordum kendimi daha fazla.

'Asabi mi? Normalde asabi mi duruyorum?' gözlerimi açmadan konuşmuştum. Kerem söylediklerimden sonra hızla elini yüzümden çekmişti.

'Ne zaman uyandın?' dedi biraz telaşlı gibiydi sesi.

'Hiç uyumamıştım ki uyanayım.' nefes verdiğini duymuştum.

'Asabi duruyorsun evet. Asi ve kendinden emin. Kendinden emin duruşun.. herkesin dikkatini çekmiştir.' gözlerimi açıp başımı Kerem'e doğru çevirdim. Hala geriye yaslanmış bir haldeydim.

'Herkesin mi? Sanmıyorum.' Kerem sırıttı.

'Askeriyede hakkında neler düşünülüyor bilmiyorsun. Normal böyle söylemen.' dikleştim. Kerem gözleri gözlerimden bir saniye bile ayırmıyordu.

'Hakkımda insanların ne düşündüğü gram umrumda değil. Sen ne düşünüyorsun benimle ilgili?'

'Hani insanların ne düşündüğü umrumda değildi? Neden soruyorsun fikrimi?'

'Eğer mantıklı düşünürsen cevabı tık diye bulursun aslında. Diğer insanlarla seni bir tutmuyorum ki soruyorum fikrini. Şimdi anladın mı?' Sırıttı tekrardan. Şu hafif havaya kalkan sol dudak kenarı.. çıldırtıyordu beni.

'Asabisin, kendinden çok eminsin ve fazla özgüvenlisin savcı. Başkası olsa gıcık olur belki ama benim dikkatimi çekiyorsun.' yavaşça Kerem'e döndüm oturduğum yerde. Bir bacağımı altıma alıp gözlüğümü düzelttim.

'Öyle mi?' dedim, fısıldayarak konuşuyorduk. Başıyla onay verdi.

'Öyle savcı. Neyse ben gideyim, sende uyu artık.' ayağa kalkmak için yeltendiğinde bileğini kavradım hızla. Bir bana bir bileğine baktı.

'Nereye öyle hemen? Hem uykum yok benim.'

'Savcı saatten haberin var mı? Uyuman lazım. Hem ya benim uykum varsa?' yavaşça bileğinden elimi çektim. Haklıydı.

'Doğru, tamam iyi geceler.' Kerem gülümseyerek yüzüme baktı.

'Bi üzüldün gibi sanki?' olumsuz anlamda başımı salladım.

'Yok neden üzüleyim? Git sen hadi. Sabah görüşürüz.' Kerem nefes verip yeniden yanıma oturdu.

'Vazgeçtim. Uykum yok benimde. Ne yapsak ki?' gülümsememi bastırdım. Hoşuma gitmişti bu tavrı.

'Bu saatte yapacak bişey yok aslında. Oturup sohbet etmekten başka aklıma bir şey gelmiyor.' gülümsedim. Kerem ne olduğunu anlamama izin vermeden kalkıp üzerimdeki battaniyeyi kenara aldı.

'Yaran kanamış.' yarama baktım. Üzerime kan bulaşmıştı. İnce geceliğimi kaldırıp yarama baktım. Pansuman bandı kan olmuştu. Kerem kenarda duran Ece'nin getirdiği sağlık çantasını alıp yanıma geldi.

'Uzan değiştireyim bandı.' dediğini yapıp uzandım. Kerem geceliğimi yukarıya toplayıp kandı banda baktı. 'Neden böyle olmuş? Çok mu hareket ediyorsun savcı?' başımı iki yana salladım. Etmiyordum ki.

Kerem yavaş ve dikkatli bir şekilde kanlı bandı söktü. Yaramı biraz inceledikten sonra yeni bandı yapıştırdı yavaşça. Soğuk parmakları vücuduma değdikçe ürperiyordum. Tüylerim diken diken olmuştu.

'İyi misin? Üşüdün mü?' dedi Kerem. Uzandığım yerden Kerem'e baktım.

'İyiyim sorun yok.' sırıttığını görmüştüm. Ayağa kalktı.

'Kıyafetlerin nerede? Bu üstündekiyle yatma.' oturur pozisyona geçtim.

'Yukarı katta sağdan 2. oda giyinme odam. Dolabın sol tarafında geceliklerim. Her hangi bir şey de getirebilirsin.' başını salladı.

'Hemen getiriyorum bekle.' salondan çıktı. Kerem çıkar çıkmaz yarama elimi koydum. Hala karnım kasılıyordu. Mideme kramplar giriyordu ve tüylerim hala diken dikendi. Tüm bunların sebebi Kerem'di. Onun hafif dokunuşları bile bu hale getirmişti beni.

Kerem salona girince elimi hızla yaramdan çektim. Kerem elinde tuttuğu salaş tişörtü yanıma koydu. 'Bunu buldum. Daha doğrusu geceliklerin biraz şey gelince orayı kurcalamak istemedim. Elime geçen ilk tişörtü getirdim.' güldüm.

'Geceliklerim biraz şeydir evet. Teşekkür ederim.' üzerimdeki uzun kolluyu bir çırpıda çıkardım. Bu konuda hiç kimseden çekinmezdim. Kerem'in yanıma koyduğu tişörtü aldım.

'Sırtında ne çok ben var.' dedi Kerem. Tişörtü giyerken duraksadım. Kerem'e baktım.

'Evet malesef. Bu az ışıkta fark etmen ayrı bi olay.' tişörtü giydim. Saçlarımı düzeltip yaslandım geriye.

'Gözlerim iyi görür savcı. Ayrıca benlerin güzel, kötü değil.' başımı salladım yavaşça. Utanmıştım.

🔥

'Aklıma bir şey geldi. O gün hastane odasında neden öylece çıkıp gittin?' Kerem duraksadı. Yüzüme baktı.

'Bumu geldi aklına bu saatte?' dedi sert sesiyle. Gözlerine bakıp başımı salladım.

'Evet. Gelemez mi?'

'Gelmesin savcı. Bişey olmamıştı, kendimde değildim o yüzden öyle apar topar gittim.' elimi bacağına koydum.

'O yüzden mi öyle o gün ensen terliydi?' Kerem gözlerime bakıp nefes verdi. Ardından bileğimden ve belimden tuttuğu gibi kucağına oturmamı sağladı. Nasıl her şeyi bu kadar hızlı yapıyordu?

Çenemi kavrayıp yüzlerimizi yakınlaştırdı.
'Hissediyor musun?' dedi dudaklarıma doğru kısık sesle. Bacak aramda hissettiğim sertlikten bahsediyordu. Ellerimi omuzlarına koydum.

'Hissediyorum.' dedim kısık sesle. Kerem sırıttı. Saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp kulağıma yaklaştı.

'O günde böyle olmuştu savcı. Aniden seninle ilgili bir şeyler düşünüp bu hale gelmişti. Şimdi cevabını aldın mı?' başımı salladım yavaşça.

Kerem kulak mememin altını öptü yavaşça. Ardından oradan yavaşça çeneme doğru öpmeye devam etti.

'Dayanamıyorum savcı. O gün beni kampta ayık kafayla öptüğünden beri dayanamıyorum. Seni görünce sarılma, öpme isteğine engel olamıyorum. Kafayı yiyecek gibi oluyorum. Geceleri düşünmekten uyuyamıyorum. Ne yaptığını, ne halde olduğunu düşünmeden duramıyorum.' bu itirafına karşı hissetiğim tek şey kalbimin deli gibi atmasıydı.

Kerem yavaşça dudak kenarımı öpüp boynumu kavradı. Ardından dudaklarıma kapandı hızla. Dudaklarımı aralayıp öpüşüne karşılık vermeye başladım. Öpüşmemiz fazla tutkulu bir hal almıştı. Çıkardığımız sesler, yumuşak dudaklarının dudaklarıma değmesi fazlasıyla dorukta hissettiriyordu bana.

Dillerimiz birleştiğinde dudaklarına doğru kısık sesle inledim. Kerem kalçamı kavrayıp kendine daha çok bastırdı beni. Ardından elini tişörtümün içine sokup sırtımı okşamaya başladı.

Dudaklarımız sesli bir şekilde ayrıldığında göz göze geldik. Sırıtıp dilimle dudaklarını yaladım. Kerem de sırıtarak yaladığım dudağında gözlerime bakarak dilini gezdirdi.

Yanağını kavrayarak dudaklarımızı yeniden birleştirdim. Öpüşmemiz derinleşirken kucağında sürtünmeye başladım. Kerem sıkıca kavramıştı kalçamı.

'Sikeyim.' dedi ağzının içinden sertçe. Dudaklarımızı ayırıp gözlerine baktım.

'Yukarıya çıkalım.' dedim. Kerem kalçalarımdan sıkıca kavrayıp ayağa kalktı. Bir yandan minik minik öpüşmelere devam ediyorduk. Yukarıya çıktığımızda çalışma odasını tarif ettim. Çalışma odasının girişinde parmağımı okutup içeriye girdik. Kerem ayağıyla kapıyı kapattı.

'Burada mı?' dedi gülerek.

'Ses geçirmez bu oda. O yüzden burası.' dedim sırıtarak. Kerem dudaklarımızı yeniden birleştirip beni çalışma masamın üzerine oturttu. Yarama dikkat ediyordu.

Üzerimdeki tişörtü çıkartıp rastgele fırlattım. Kerem'in üzerindeki tişörtü de çıkartıp aynı şekilde fırlattım. Gözlerim bakkavalarına takıldı.

'Samet'in dediği kadar varmışsın.' Kerem güldü. Hoşuna gitmişti. Parmaklarımı kaslarında gezdirdim. Masanın üzerinden inip Kerem'e baktım.

Dizlerimin üzerine çöktüm yavaşça. Kerem ağzının içinden küfür edip bana bakmaya devam etti. Karın kaslarına sulu öpücükler bırakmaya başladım. Vücudu kasılmıştı hissediyordum.

Ellerim pijamasının belinde durdu. Pijamasını boxerla beraber yavaşça indirdim. Yanağıma çarpan sert ve fazlasıyla büyük erkekliğiyle gülümsedim. Kerem saçlarımı kavrayıp gülümsedi.

Dudaklarımı ıslatıp penisinin başına hafif bir öpücük bıraktım. Kerem inledi. Elimle kavrayıp penisini baştan sonra güzelce yaladım. Kerem'in saçlarımı sert tutup çekiştirdiğinden hoşuna gittiğini anlıyordum.

Penisini ağzımın içine alıp ileri geri yapmaya başladım. Her geçen saniye daha fazlasını alıyordum ağzıma. Kerem kükrer gibi inlemeye devam ediyordu.

Kerem saçımdan tutup erkekliğini ağzımdan çıkardı. Kollarımdan tutup ayağa kalkmamı sağladı. 'Sikeyim, Ecem o daracık ağzın bile mahvetti beni.' dedi fısıltıyla. Sırıttım. Bir şey dememe müsade etmeden dudaklarımızı birleştirdi hızla.

Sütyenimin kopçasını açıp üzerimden çıkarttı. Dudağını yalayıp bana daha çok yaklaştı. Tekrardan çalışma masamın üzerine oturtup altımdaki pijamayı yavaşça çıkarttı.

İlk defa bir erkeğin önünde çırılçıplaktım.

Kerem sol göğüs ucumu dudakları arasına aldı. Sağ göğsümü eliyle kavrayıp oynamaya başladı. O göğüs ucuma her dil darbesi attığında kıvranarak inliyordum.

'Çok güzelsin.' dedi karnımda doğru sulu öpücükler bırakarak. Yarama dikkat ediyordu. Kasıklarımı yavaşça öptüğünde titredim. Bacaklarımı yavaşça iki yana ayırdı. Gözlerime bakarak vajima doğru eğilip bir kaç dil darbesinden sonra yalamaya başladı.

Öyle hoşuma gitmişti ki.. kafayı yiyecek gibi hissediyordum. İnlemelerim odadın içinde yankılanıyordu. Kerem'in o sıcacık dilini her hissedişimde kendimden daha çok geçiyordum.

Başını kaldırıp dudaklarıma doğru yaklaştı.
'Sen bakire misin savcı?' dedi şaşırmış gibiydi. Başımı salladım. Kerem gülümsedi. 'İstiyor musun?' dedi fısıldayarak. Başımla onay verdim. 'Canın yanarsa dur de, dururum savcı.' dudaklarına kapandım.

'Günlerdir bu anı bekliyorum. Bekleme daha fazla. Seni tamamen içimde istiyorum Kartal.' dedim cilveli sesimle. Kerem sırıtarak iki parmağını ağzımın içine soktu yavaşça. Parmaklarını iyice yaladım. Kerem parmaklarını çıkartıp vajinama götürdü. Aşağı yukarı hareket ettirmeye başladı. Dudağımı ısırıp inlemeye devam ettim.

Elini vajinamdan çekip erkekliğini tuttu. Kalın ve fazlasıyla büyük olan erkekliğiyle vajinama sürtünmeye başladı. Gerilmiştim, az sonra içimi dolduracaktı.

'Biraz canın yanacak, özür dilerim.' dudaklarıma kapandı. Dillerimiz buluştuğunda vajinamda hissettiğim büyük acıyla dudaklarına doğru yüksek sesle inledim. Bir anda girmişti içime. Canım yanmıştı ama acıdan daha çok zevk almıştım.

Gözlerimden akan yaşı sildi eliyle. Alnıma öpücük bırakıp belimden kavradığı gibi kaldırdı masadan. Odadaki 2 kişilik koltuğa beni yavaşça yatırdı. Hala içimdeydi, çıkmamıştı.

'Ağlama savcı. Günlerdir istediğin zevki vereceğim sana.' dedi boynumu öperken. Elleriyle koltuktan destek alıp içimde gel git yapmaya başladı. Gözlerini bir saniye bile çekmiyordu gözümden.

Öyle zevk alıyordum ki.. daha fazlasını istiyordum. Kerem yavaşladı ama sonrasında sert bir şekilde girdi içime. Vücutlarımızın çıkardığı sesler, Kerem'in zevkten yüzünün aldığı hal fazlasıyla hoştu.

'Günlerce bende bunu istedim savcı. İri göğüsleri çıplakken görmeyi, ince belini sevişirken kavramayı, uzun bacaklarını omuzlarıma alıp seni sabahlara kadar sikmenin hayaliyle yanıp durdum. Hayallerimin ötesindesin.' itirafı hoşuma gitmişti. Sırıttım.

'O halde tüm hayal ettiğin şeyleri yap Kerem.' gülümsedi. İçimde gel git yapmaya devam ederken göğüslerimi kavradı ve sıktı. Aldığımız zevklerle ikimizde inlerken Kerem göğüslerimi daha çok sıkmaya başladı.

Aniden içimden çıktığında gözlerine baktım. Belimden tutarak kaldırdı beni.

'Domal savcı.' dediğini yapıp koltukta pozisyonumu aldım. Kerem ensemden kalçama kadar sulu öpücükler bıraktı. Kalçamı kavrayıp tekrardan içime girdi hızla. Bir elini belime atıp bir eliyle saçlarımı kavradı.

'Siktir, mükemmelsin Ecem.' ağzının içinden küfürler etmeye devam ederek sert gel gitlere devam etti. Bu pozisyon az öncekinden daha çok zevk veriyordu.

Koltuğa tırnaklarımı geçirip inlemelere devam ettim. Ben inledikçe Kerem daha sert ve daha hızlı davranıyordu. Aniden içimden çıkıp belime ve kalçama doğru sıcak menini hissettim. Korunmuyorduk, içime boşalmak yerine belime doğru boşalmıştı. Gülümsedim.

Kendini koltuğa atıp bileğimi kavradı. 'Kucağıma gel.' dediğini yapıp hala sert olan penisini kavradım. Yavaşça içime alıp Kerem'in kucağında oturur hale geldim.
'Yarana dikkat et, acırsa dur de, dururuz.' dedi. Düşünceli şey seni.

Yanağını kavrayıp dudaklarımızı birleştirdim. Öpüşmemiz devam ederken kucağında zıplamaya başladım. Kerem kalçamı kavrayıp benim gibi öpüşürken inlemeye başladı.

Daha hızlı zıplamaya başladım. Kerem kalçama sert bir tokat atıp sıktı. Sırıttım. Böyle sert davranması hoşuma gidiyordu. Kerem kalçamı sıkmaya devam ederken kendimi ona daha çok bastırıp gür bi sesle inledim. Boşalmıştım.

'Mükemmelsin bebeğim.' dedi kulağıma doğru. Ardından boynumu öpmeye başladı. Belimden tutup beni tekrardan yatar pozisyona getirdi. Bacaklarımı omuzlarına alıp yanağımı okşadı. Ardından yeniden sert bir şekilde içime girdi.

Ellerim kol kaslarını sıkarken durmadan inliyordum. İnlemelerim Kerem'in hoşuna gidiyordu, bunu çıkardığı seslerden anlıyordum. Bir eli baldırımdayken bir eliyle sağ göğsümü okşamaya başladı.

Yüksek sesle inleyerek boşaldım bir kere daha. Bacaklarım titriyordu. Öyle zevk alıyordum ki.. hiç bitmesin istiyordum.

Kerem boşaldığımı anlayınca bacaklarımı omuzlarından indirip öyle git gel yapmaya devam etti. 'Çok güzelsin Ecem. Sikeyim, o kadar güzelsin ki.. altımda dağıldığını gördükçe daha fazlasını yapmamak için kendimi zor tutuyorum.' dedi dudaklarıma fısıltıyla.

'Tutma o zaman. Ne istiyorsan yap, bu gece seninim.' Kerem gülümseyerek dudaklarıma öpücük bırakıp geri çekildi.

'Yaralısın, canını yakmaktan korkuyorum.' canımı yakmaktan korktuğunu söylüyordu ama öyle sert giriyordu ki içime.. bu hissin tarifi yoktu.

Bir elini sol göğsüme attı. Sağ göğsümü ise dişleri arasına alıp emmeye başladı. Emiyor ve ısırıyordu. Elimi saçlarına atıp daha çok bastırdım kendime. Kerem göğsümden çekilip gözlerime baktı.

'Geleceğim.' dedi. Yanaklarını kavrayıp asla gözlerini gözlerimden ayırmasına müsade etmedim. Kerem geçen dakikalardan sonra içimden çıkıp göğüslerime ve karnıma boşaldı. Yüzünde sırıtmayla dudaklarıma kapanıp kendini sağ tarafıma doğru üzerime bıraktı. Yarama fazlasıyla dikkat ediyordu.

'Çok güzeldi Kerem Kartal.' Kerem boynumu öptü.

'Lütfen bundan pişman olma savcı.'