Ay Işığı kitap kapağı

26. bölüm / 36

Ay Işığı

26. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 26. bölüm

Sabah ağır ağır gözlerimi açtım. Kerem gitmişti yanımdan. Üzerimi battaniye ile sıkıca sarıp sarmalamıştı. Yavaşça uyku tulumunun içinden çıktım. Saçlarımı güzelce bağlayıp gözlüğümü taktım. Çantamdan yeni bir iç çamaşırı, tayt ve pantolon çıkartıp üzerimi değiştirdim. Üzerime bordo kazağımı giyip, montumu giydim.

Dün gece olanlar.. sırıttım. kıyafetlerimi çantama koyup botlarımı giydiğim gibi çadırdan çıktım. Güneş doğmuştu bile. Karavanın yanında sigara içerek konuşan Kerem ve Gökçe'yle az önce mutlu uyanmış Ecem'den eser kalmamıştı.

'Ecem, günaydın.' dedi Gökçe. Ve beni fark eder etmez Kerem'e daha çok yanaştı. Nefes verip yanlarına ilerledim.

'Günaydın.' dememle Kerem gülümsedi.

'Bizde Kerem'le askeriyeye dönünce yemeğe mi çıksak diye plan yapıyorduk.' gülümseyerek Kerem'e döndüm. Çay tutan elini kavrayıp dudaklarına kapandım. Kerem ilk başta şaşırsa da karşılık vermişti. Geriye çekilip Gökçe'ye döndüm.

'Öyle mi? Kerem bana bundan bahsetmemiştin bi'tanem.' dedim. Kerem elini belime koyup alnımı öptü.

'Gökçe konuyu açtı zaten güzelim, onun fikri. Hep beraber gidelim demek istiyor.' demesiyle başımı salladım. Karşımda ayazda kalmış çoban s*ki gibi duran Gökçe'ye baktım sırıtarak.

'Hm, konuşursunuz diğerleriyle. Kerem, yürüsek mi biraz balım?' Kerem gülümseyip başıyla onayladı. Elimi kavradı.
'Görüşürüz, uyanırlarsa söylersin bizi.' dedim Gökçe'ye. Gökçe başını salladı sadece. Elimi kavrayan Kerem'le nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm.

Bakmayın böyle mutlu olduğuma, kıskançlıktan deliye dönmüştüm. Kerem'i o çiyanla yan yana görmek.. iyi gelmemişti.

Baya bir yürümüştük ama ikimizden de ses çıkmıyordu. Küçük bir gölün yanında durduğumuzda Kerem bana döndü. 'Kıskandın mı sen beni?' dedi sırıtarak.

'Evet. Benim olanı kıskanırım.' dedim göle bakarken. Kerem arkama geçip kollarını bedenime sardı.

'Öptün de, herkes duyar şimdi bunu. Sorun olmaz mı senin için?' nefes verdim.

'Başından beri saklayan sendin Kerem. Benim için sorun yok. Ben seni kim olursa olsun her yerde öperim, elini tutarım, sevgilim olduğunu belli ederim. Az önce olduğu gibi.' Kerem bedenimi kendine çevirdi.

'Başına bişey gelmesinden korkuyorum.' yavaşça dudaklarına kapandım. Kerem ellerini belime koyup öpüşüme karşılık verdi.

'Neden? Kim bana ne yapabilir? Başıma kim ne gibi bir şey getirebilir Kerem?' dedim dudaklarından ayrılırken. Kerem nefes verdi.

'Korkuyorum sadece, ne olur üsteleme.' başımla onayladım. Kerem sıkıca kollarını sardı bedenime. Başını saçlarıma gömdü, derince soludu.

'Evlenelim Ecem, buradan döndüğümüz gibi evlenelim.' sırtını sıvazlayan elim durdu. Ne? Ne demişti o? Evlenelim mi?
Geriye çekildim.

'Evlenelim mi?' dedim şaşkın sesimle. Kerem gülümseyerek başıyla onayladı.

'Evlen benimle.' gülümsedim. Öyle gülümsedim ki içimde açan çiçekler büyümüştü. Gülerek sıkıca Kerem'e sarıldım.

'Evlenelim Kerem.' Kerem sıkıca belimi sardı. Saçlarımı öpüp dudaklarıma kapandı. Ellerim ensesinde gezinirken yavaş öpüşmemizi derinleştirdim. Kerem belimden sıkıca kavradığı gibi sırtımı ağaca yasladı. Eliyle başımın arkasını koruyordu. Sırıtarak öpmeye devam ettim. Ve en sevdiğim şeyi yaptım. Dili ağzımın içindeyken elimi erkekliğine atıp okşamaya başladım. Kerem belimi daha sıkı kavradı. Elimi hızlandırdım. Kerem dudaklarımdan ayrılıp alnını alnıma yasladı.

'Dur güzelim.' dedi. Dinler miydim? Tabiki hayır. Kerem yavaşça bileğimi kavradı. 'Güzelim, olmaz. Az daha sabret.' nefes verip elimi çektim.

'Daha ne kadar sabredeceğim? 2,5 yıldır sabrettiğim yetmiyor mu?' Bu söylediğim onu kırmıştı. Gözlerinden bariz şekilde anlaşılıyordu. 'Kerem, özür dilerim. Üzmek istememiştim.' Kerem yalandan gülümsedi.

'Üzüldüğüm söylediğin şeyler değil güzelim. Yediğim haltın bedelleri. Senlik bir şey yok. Gidelim hadi.' elimi tutup peşinden beni de sürükledi.

Gerçekten Kerem'i üzmek istememiştim. Benim söylediklerime üzülmediğini söylüyordu ama inanmıyordum. Tamam, gitmişti, senelerce gelmemişti ama şuan burada, benimle beraberdi. Ne olursa olsun önemli olan buydu. Canlı, kanlı karşımdaydı.

Kamp alanına geldiğimizde herkes uyanmış, çadırlar dahi toplanmıştı. 'Oh, iyi gezmeler çifte kumrular.' dedi Yavuz. Kerem sırıttı. Hala elimi tutuyordu.

Murat'ın gözleri ellerimizdeydi. Gökçe'nin de öyleydi. Kerem hala elimi tutarken Yavuz ve Ece'nin yanına geçti.
'Evleniyoruz.' dedi pat diye. Yavuz ne olduğunu anlamamıştı. Gerçi Ece de ondan farksız değildi. Güldüm bu ifadelerine. 'Ne öyle bok gibi bakıyorsun amına koyayım? Evleniyoruz diyorum.' dedi Kerem Yavuz'a. Yavuz sanki yeni kendine gelmiş gibi içten gülümsedi.

'Çok şükür rabbim! Ne zaman?' dedi Yavuz neşeli sesiyle. Ece bir yandan yanıma gelmiş elimi tutuyordu.

'Burdan dönünce.' dedi Kerem.

'Vallahi çok mutlu oldum! Çok şükür, sonunda evleniyorsunuz.' dedi Ece. Gülümseyip yanağımı öptü.

'Düğün istemiyorum, nikah yeterli olur.' dedim. Kerem bana baktı.

'Lan öyle şey mi olur?!' dedi Yavuz.

'Güzelim, neden?' dedi Kerem.

'İşte, istemiyorum. Bir fotoğraf çekimi ve sade nikah yeterli olur. Fazlasına gerek yok. Kısa ve öz olsun.' Kerem gülümsedi. Yanağımı öptü yavaşça

'Karım ne diyorsa o.' demesiyle güldük.

'Lan daha karın olmadı dur hele.' dedi Yavuz. Kerem Yavuz'un koluna vurdu.

'Karım diyorsam karımdır aga. Ne zaman gidicez? Gidelim bir an önce anasını satayım.' Yavuz Kerem'in kulağına eğilip bir şeyler dedi. Kerem elimi bırakıp Yavuz'a vurmaya başladı. Yavuz kaçarken, Kerem peşinden kovalıyordu. Ece'yle gülerek birbirimize baktık.

'Ayy! Hadi bakalım, Akın amca çok sevinecek buna. Ecem, hamile falan değilsin demi? O yüzden böyle pat diye evleniyoruz demediniz?' diyen Ece'ye güldüm.

'Hangi ara hamile kalacağım şapşal? Kerem daha yeni geldi. Bir anda evlenelim dedi. Ee bende kaç zamandır bunu bekliyorum yok der miyim?' Ece gülerek burnumu sıktı.

'Siz cidden öyle farklısınız ki.. ama güzel bir farklılık.' dedi Ece. Gülümseyerek koşturan Kerem ve Yavuz'a döndüm. Nefes verdim.

Evet, Ece doğru söylüyordu. Farklıydık. Şurada belki 2 hafta içinde evlenmiş olacaktık. Bu beni mutlu ederken bir yandan heyecanlandırıyordu.

Gerçekten evlenecek miydik? Gerçekten biz mutlu olabilecek miydik? Gerçekten, gerçekten benim hayallerim gerçekleşecek miydi? Kerem Kartal, sana güveniyorum.

●Aynı günün akşamı

Kamptan neredeyse 1 saat önce dönmüştük. Kerem'in evinde oturmuş düğün mevzusunu konuşuyorduk. Yavuz hızlı olmamızı yoksa boş nikah günü bulamayacağımızı söylüyordu. Ece bana nasıl bir elbise giymem gerektiği hakkında tüyo veriyordu.
Bense, yarım saat önce babama haber vermiştim. Babam beklemediğinden bir süre ses dahi etmemişti. Biliyordum, ansızın olmuştu. Babam Kerem'le aramda olanları biliyordu ama bu kadar ileri gideceğimi sanmıyordu.

Mutlu olmuştu ama evlenmem onu hüzünlendirmişti. Korkuyordu bir yandan biliyordum.

'Yarına imam nikahımızı ayarladım.' Kerem'in söylediği şeyle başımı ona çevirdim. Gülümsedim.

'İyi yapmışsın balım.' dedim. Ece heyecanla alkışladı.

'Cidden bu aşırı duygusal bir şeymiş ha. Bende biraz garip hissediyorum kendimiö Heyecanlı ama duygusal.' dedi Ece.

'Ee şimdi anlarsın beni.' dedim. Gülümsedi.

'20 Ağustos resmi nikah için iyi mi? 1 hafta sonra?' dedi Yavuz. Kerem bana baktı.

'O gün Ecem'in doğum günü.' dedi Ece. Hepsi gülerek bana baktı. İyi bir denk gelmeydi gerçekten.

'O zaman okey Yavuz. 20 Ağustosa ayarla.' dedi Kerem. Bana dönüp kolunu omzuma attığı gibi başımı göğsüne yasladı. 'Güzelimin doğum gününde olsun. Bir günde 2 harika şey.' dedi. Sırıttım. Az fena değildi bu Kerem ha.

'O gün daha bir sürü harika olay var aga.' dedi Yavuz. Kerem yanındaki yastığı Yavuz'un tam kafasına fırlattı. 'Lan ne dedim?! Amına koyayım sanki bişey dedik!' dedi Yavuz başını ovarken. Ece gülerek Yavuz'un bacağına vurdu. Bunu küfür ettiği için yapmıştı, o kadar iyi tanıyordum arkadaşımı.

'Tamam o zaman Yavuz, sen onu halledersin evde. Yalnız bırakalım hadi.' dedi Ece.

'Oturun ya nereye gidiyorsunuz?' dedim. Ece ayaklandı.

'İşlerimiz var balım. Yine geliriz.' dedi Ece. Yavuz da ayağa kalkınca hepimiz kalktık. Kapıda Ece'gille vedalaşıp onları gönderdik. Kapıyı kapatan Kerem bana döndü. Yanıma adımlayıp elleriyle belimi kavradı.

'Başbaşa kaldık sonunda ha?' dedi sırıtırken. Gülümsedim. Kerem çenemi kavayıp dudaklarımı öpmeye başladı. Bir eli belimdeyken diğer eli boynumdaydı. Ellerimi boynuna dolayıp öpüşüne karşılık vermeye başladım. Kerem belimden kavrayıp beni kucağına aldı. Bacaklarımı beline sardım hızla. Kerem benimle beraber salona geçip oturdu.

Elleri kalçamdayken yavaşça dudaklarımdan ayrıldı. 'Güzelim,' dedi saçımı okşarken. 'Odama çık. Orada senin için giyecek bir şeyler var. Hazırlan, yanıma in.' demesiyle anlamaz gözlerle Kerem'e baktım

'Nasıl giyecek bir şeyler?' dedim.

'Yukarıya çıkınca görürsün. Hazırlan, bekliyor olucam burada.' dedi sırıtarak. İçimi kaplayan heyecanla kalktım kucağından. Koşa koşa odasına çıkmaya başladım. 'Dikkat et!' diye bağırdığını duysam da umursamadım.

Odasına girince yatağın üzerinde gördüğüm elbiseye yaklaştım. Kırmızı bir elbiseydi. Göğsünde derin bir dekolte vardı. boyu ise belki diz kapağımın üzerinde kalırdı. Neden giyiyordum bunu?

Üzerimdekileri çıkartıp yavaşça elbiseyi giydim. Vay, göğsü fazla açık değil miydi? Kerem bunu giymeme nasıl göz yummuştu acaba?

Saçlarımı alttan sıkı topuz yaptım. Yatağın yanında duran kırmızı topuklu ayakkabıları giydim. Yatağın üzerinde duran küçük çantanın içini açtım. İçinde makyaj malzemeleri ve bir takı kutusu vardı.

Takı kutusundaki altın rengi küpeleri taktım. İnce, zarif kolyeyi de takıp aynanın karşısına geçtim. Hafif makyaj yapıp kırmızı rujla makyajımı patlattım. Son kez kendime bakıp saçımı düzelttim. Nefes verip odadan çıktım.

Aşağıya inip salonda beni bekleyen Kerem'in yanına ilerledim. Kerem topukluların sesini duyunca bana döndü. Oda üzerini değiştirmişti. Siyah pantolon, siyah gömlek ve üzerine siyah ceket giymişti. Neden sanki özel bir davete gidiyor gibiydik?

Kerem yanıma gelip üzerimi süzdü. Belimden tuttuğu gibi kendine çekti. 'Çok güzel gözüküyorsun.' dedi. Sırıttım. 'Ece elbise tam seveceğin tarzda demişti, seveceğim tarzda ama seni nasıl böyle dışarıya çıkaracağım?' dedi. Demek Ece'nin bu planda payı vardı. Ve demek ki bu yüzden gitmişlerdi.

'Yanımda sen varsın, sorun etme.' dedim. Kerem tam dudaklarını aralamış bir şey diyecekti ama dudakları yeniden kapandı. Parmağını yavaşça sol göğsümdeki dikiş izine götürdü. Dikkatle gözlerime baktı.

'Bu, kazada mı oldu?' dedi. Başımla onayladım. Kerem'in verdiği derin nefesi hissetmiştim. Kerem dudaklarını yavaşça dikiş izine bastırdı. Titreyen vücudumu fark etmiş olacak ki kafasını kaldırıp bana baktı. 'Ne oldu?' dedi.

'Heyecandan.' dememle sırıtarak bedenimi bedenine yasladı. Yıllardır kimse bedenime dokunmamıştı. Kimse öpmemişti. Kerem'in dokunuşlarına öyle muhtaçtım ki.. bu heyecan, titremem bu yüzdendi.

'Hissediyor musun?' dedi. Hissediyordum. Sertleşmiş erkekliğini bu kadar yakından hissetmemek mümkün değildi.

'Hissediyorum.' dedim yanağını okşarken. Kerem dudak kenarımı öptü. Yüzümden uzaklaşmadan bekledi orada.

'Deliriyorum senin için. Deli ediyorsun beni.' demesiyle yavaşça dudaklarına kapandım. Kerem yanağımı kavrayıp karşılık vermeye başladı. Öyle istiyordum ki onu, içim içimi yiyordu. Vüducum onun için bu haldeydi. Tüylerim diken diken, kasıklarımda keskin bir ağrı ve dikleşen meme uçlarım.. onu istediğim fazlasıyla belli oluyordu.

Kerem yavaşça ayrıldı dudaklarımdan. 'Gidelim hadi, biraz daha sabret güzelim. İstediğini vereceğim.' sırıtarak geriye adımladım. Kerem elimi tutup benimle beraber evden çıktı.

Lütfen, lütfen tüm bunlar hayal olmasın. Tüm bu yaşananlar, tüm bu mutluluğum, tüm sevincim kursağımda kalmasın. Lütfen..