17. bölüm / 36
Ay Işığı17. bölüm
Bölümler 36Şu an: 17. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ece'nin evinin önüne gelmiş, aşağıya inmesini bekliyordum. 15 dakikadır bekliyordum onu burada. Güya bugün gezmelere gidecektik.
Telefonumu elime alıp wpye girdim. En son dün gece Kerem'in attığı mesajlar vardı. Görüldü atmıştım istemeden. Dün tek seferde gönderdiğim videoyu sohbette kalacak şekilde attım. Tek tik olmuştu mesajım.
Arabanın kapısının açılmasıyla telefonumu bıraktım. Ece elindeki çantasını ve su matarasını arkaya bırakıp bana baktı.
'Kızma, anca hazırlandım.' gülümsedim.
'Ne kızıcam be? Nereye gidicez şimdi?'
'Bir kahvaltı yapalım, sonra bir avm de dolanırız sonra sana bir sürprizim var.' dedi. Güldüm.
'Sürpriz mi?' başını salladı.
'Çok güzel bir yere gitcez.' başımla onayladım.
'Bizimkiler de gelseydi ya, güzel olurdu.' Ece bana döndü.
'Onlar büyük bir operasyona çıktılar ya, haberin yok muydu yoksa?' beynimden vurulmuşa döndüm. Ece'ye baktım hızla.
'Ne büyük operasyonu? Ne zaman gittiler?'
'Ne zaman gelecekleri belli değil, dün gece gittiler.' önüme döndüm. Son gaz kahvaltı yapacağımız yere sürmeye devam ettim.
Bana bunu neden söylememişti? Dün gece o yüzden mi gelmişti yanıma? Dün gece yazdığı mesaj bu yüzden miydi? Neden gizlemişti benden?
'Ecem! Yavaş sür şu arabayı!' Ece'nin bağırmasıyla kendime gelmiştim. Yavaşladım.
'Benim haberim yoktu bundan. Bir an kendimi kaybettim özür dilerim.' dedim.
'Benimde haberim yoktu, dün kampta konuşurken duydum. Ama ses etmedim.' nefes vererek başımı salladım.
Kahvaltı edeceğim mekana gelince arabayı park edip indik. O kadar moralsizdim ki, o kadar üzülmüştüm ki.. neden saklamıştı bunu?
Oturup camdan dışarıya baktım. Deniz manzaralıydı geldiğimiz mekan. Ama bunun tadını çıkaracak keyfim yoktu.
'Ecem, lütfen şu suratını asma. Bak tamam biliyorum sinir bozucu ama keyfini çıkar bu günün. Bak beraber vakit geçiriyoruz.' dedi Ece. Zar zor gülümseyerek başımı salladım.
'Sen neler yaptın bu hafta? Onları anlat.' dedim çayımı yudumlarken.
'Aynı, çok yorucuydu bu hafta. 2 doktor yoktu, tektim oda yordu beni. Sen naptın asıl sen anlat savcı hanım.' gülümsedim.
'Yorulmuşsundur baya, bende bişey yok. Aynı askeriye ev, askeriye ev. Operasyona gittiğimiz yerdeki ajanımız gözlerimin önünde vuruldu biliyor musun? Kollarıma düştü Ece, öyle zordu ki o an. Kollarımda birisi öldü sandım.'
'Duydum, ama bak çok şükür kız iyi. Sen buradasın, daha ne olsun.'
'Doğru söylüyorsun. Çok şükür hala burada oturabiliyorum.' Ece boğazını temizledi. Kahvaltımızı güzelce yapıp hesabı ödedik. Kalkıp mekandan çıktık. Ece koluma girip başını omzuma yasladı.
'Avmye gitmeyelim, sana bahsettiğim sürprizi şimdi yapacağım.' güldüm.
'Tamam patron! Bugün sen ne dersen o.' Ece gülerek arabada yerini aldı. Bende binip çalıştırdım.
'Ben tarif edeceğim sana yolu. Sür bakalım şöfeeeer!' gülerek sürdüm arabayı. Nereyi tarif ederse ona uydum. Gittiğim yollar yabancı değildi. Ama tamda hatırlamıyordum.
'Ece,' dedim hatırladığım şeyle. Ece bana baktı gülümseyerek. 'Üniversite okurken geliyorduk buraya. Hatırladım! Şurada otobüsten iniyorduk hatta.' Ece heyecanla güldü.
'Evet! Hatırladın çok şükür.' güldüm. Arabayı park edip indik aşağıya. Önümde duran büyük tabelaya baktım. SAKURA yazıyordu kocaman. Burası üniversite de derslerden sonra kaçıp geldiğimiz mekandı. İçeride oyun oynama yerleri, içki yerleri, ve kocaman sahnesi vardı.
'Burada hafta sonları şarkı söyleyip para alıyordun.' dedi Ece. Gülümsedim. İçeriye girdiğimizde etrafı inceledim. Değişmişti baya. Masalar kalkmış, yerine bar masaları yapılmıştı. Sahnenin arkasına sakura yazılmıştı ve altında mikrofon vardı. Neon renklerde yanıyordu.
Bulduğumuz boş yere oturduk. Bu saatte bile kalabalıktı. 'Ece, çok mutlu oldum. Anılarımız aklıma geldi teker teker.' Ece yanağımı sıktı.
'Hatırlıyor musun şurada bir adamın kafasında bardak kırmıştın. Sonra son sürat otobüs durağına koşmuştuk.' güldük ikimizde.
'Peki sen? Sen hatırlıyor musun sarhoşken adamın birini ben sanıp dans ettiğini. Hadi tamam sarhoşsun ama bir adamı nasıl ben sanabilirsin? Sakallı bıyıklı adamı?' Ece kahkaha attı.
'Hatırlatma! Çok kötüydü o gün.' gülerek omzuna vurdum.
'Burada çok güzel anılarımız var. Neredeyse burada geçti tüm anılarımız.' Ece başını salladı.
'Eski günlerdeki gibi şarkı söylemek ister misin? Biliyosun ekip tanıdık.' dedi gülerek.
'Yok, söylemem artık.' Ece 2 içki alıp yeniden geldi yanıma. İçeriye iyice kalabalık olmuştu. Sahneye çıkan ekibi görünce alkışladık.
Herkese hoş geldiniz dedikten sonra şarkıya başlamışlardı. Bacağımı ritimle beraber sallıyordum. Bazıları olduğu yerde, bazıları ise sahnenin önünde dans ediyordu.
'Ben öne gidiyorum, eğlenelim biraz.' dedi Ece. Eline içkisini alıp öne ilerledi. Ece gidince telefonumu çıkartıp saate baktım. Saat hangi ara 5 olmuştu?
Gözüm bir Ece de bir telefondayı. Başına bir şey gelir diye ona da bakıyordum. Wpye girdim. Kerem videoyu görmüştü.
Neden operasyona gittiğini söylemedin?
Neden gizliyosun benden bunu?
Hala kırıp döküyorsun beni
Ama gram umrunda değil!
Oyun mu oynuyorsun benimle?
Telefonu kapatıp çantama koydum. Onu şimdiden özlemiştim. Bir kaç saat görmeyince bile burnumda tütüyordu. Şimdi ise aylarca gelmeyecekti. Bana söylememesine üzülmüştüm ama görev gereği dememiş olabilirdi.
Ece nefes nefese yanıma geldi. 'Ecem, kalk gidiyoruz.' ayağa kalktım.
'Ne oldu? Ece?' Ece yüzüme baktı.
'Şurda şerefsizin birisi kalçama dokundu. Gidelim hadi.' nefes verdim.
'Hangisi?' Ece cevap vermedi. Etrafa baktı. 'Ece sana hangisi dedim!'
'Şuradaki mavi gömlekli.'
'Sen otur burada.' diyerek adamın yanına ilerledim. Tam önünde durup yüzüne baktım.
'Buyur güzelim?' demesiyle dalga geçer gibi güldüm.
'Ne biçim erkeksin lan sen? Ha?' ayağa kalkıp dibimde durdu.
'Pardon? Erkekliğime laf edeni doğduğuna pişman ederim. Bas git işine.' gülmeye başladım. Elini yüzüme doğru sallaya sallaya konuşuyordu.
'O elini bi indir.' güldü.
'İndirmiyorum. İşine bak, deli misin nesin çattık akşam akşam.' elini tutup indirdim.
'Erkekliğime laf ettirmem diyosun ama dans eden kadınların vücutlarını süzüp, kalçalarına dokunmayı, taciz etmeyi biliyorsun?' dedim. Suratı düşmüştü. 'Senin gibileri çok gördüm, şimdi adam olacaksın ve gidip cezan neyse çekeceksin.' elini çekmeye çalıştı. Öyle sıkı tutuyordum ki, çekmesi mümkün değildi.
'Bırak lan beni! Salak mısın nesin! Ölmek istemiyorsan çekil!' yüzüne sert bir yumruk attım. Sağa savrulurken yakasından tutup kaldırdım.
'Ölmek istemiyorsan demek ha?' bir tane daha sert bir yumruk yedi suratına. Yerde yatıyor haldeyken telefonumu çıkartıp tanıdık polis arkadaşımı aradım.
'Ömer nasılsın? Sana konum attığım yere ekiplerle gelmeni istiyorum. Kadına taciz ve cumhuriyet savcısına hakaret ve tehditten şikayetçiyim.' dedim.
'Oo savcım hemen konumu at, 5 dakikaya oradayız.' dedi Ömer.
'Tamamdır, görüşürüz.' kapatıp Ömer'e konum attım. Adamın yanına eğilip saçından tutup başını kendime çevirdim.
'Şimdi, polisler gelince yediğin tüm haltları söyleyeceksin. Söylesen de söylemesen de içeriye gireceksin ama rahat ol. Kadınları gücünüz yetiyor sadece. Bu sana ders olsun, kardeşin yaşındaki kızları taciz etmenin sonuçlarını ömür boyu unutmayacaksın.' Geçen dakikalardan sonra polis ekipleri içeriye girdi.
'Komiserim ben bir şey yapmadım! Bu kadın iftira atıyor! Kanıtlasın suçumu!' diye bağırdı polisler eline kelepçe takarken.
'Bizde video kaydı var komiserim, hepsinin kanıtı var.' dedi bir kadın. Gülümsedim.
'Video kaydına gerek yok arkadaşlar, savcımız dururken bu ite inanacak halimiz yok. Hepinize teşekkürler.' dedi Ömer. Ekipler pisliği götürürken Ömer yanıma geldi. El sıkıştık.
'Çok sağol Ömer.' Ömer gülümsedi.
'Ne demek Ecem, uzun zaman sonra böyle bir olayda karşılaşmamız pek iyi olmadı. Müsait olduğun zaman bir çay içelim.' gülümsedim.
'Tamamdır komiserim!' ikimizde güldük.
'Artık ben kaçar, kendine dikkat et. Böyle bir iti bize teslim ettiğin içinde ayrı teşekkürler. Baş komisere selamlarını ileteceğim.' kısa bir sarılmadan sonra geriye çekildi.
'Tabi ilet, kendine dikkat et. Görüşürüz.' gülümseyip çıktı mekandan. Ece'nin yanına gidip çantalarımızı aldım.
'Hadi, gidiyoruz.' Ece'nin elinden tutup çıktım dışarıya.
'Ya başına bir iş gelirse Ecem? Ya seni şikayet ederse?' arabaya bindik. Ece'ye döndüm.
'Beni şikayet etse bile ben o işten sorguya dahi girmeden aklanırım balım. Suçlu ben değilim, ben suçlu olsam kendim de teslim olurum. Ama bütün suçlu o, başına gelen her şeyi haketti. Keşke elini kırsaydım.' önüme dönüp arabayı çalıştırdım.
'Saçmalama, allahtan sana bir şey yapmadı.'
'Seni evine bırakıyorum.' dedim.
'Sende gel bana. Bende kal bu gece.' dedi Ece.
'Yok bebeğim, babamın yanına uğrayacağım vaktim olursa. Sonra gelirim yanına yine ama bu gece kalamam.' dedim.
'Tamam o zaman sen bilirsin balım.'
'Yavuz'la aranızda bişeyler oldu mu?' dedim gülümseyerek. Ece bana baktı.
'Bizimki biraz değişik balım sende biliyorsun. Beraber uyuyoruz, vakit geçiriyoruz, öpüşmekten ileri gitmiyoruz, bildiğin sevgililer gibi takılıyoruz ama yinede hala aramızdaki şeyin adını koymadık. Beni seviyor mu yoksa öylesine mi anlamıyorum.' dedi camdan dışarıya bakarken.
'Eminim seviyor balım. Böyle düşünme, ben onun sana aşık olduğunu biliyorum. Bakışlarından, hareketlerinden, haberin yokken sana dalıp gidişinden, seni kendinden çok önemsediğinden hepsini biliyorum. İçini rahat tut. Ve en kısa zamanda bu konuyu onunla konuş.' Ece'nin evinin önünde durdum.
'Bilmiyorum bebeğim, aman. Hele bir sapa sağlam gelsinler de ondan sonra bakarım duruma göre. Teşekkür ederim bugün her şey için. Görüşürüz yine.' yanağımı öpüp arabadan indi.
'Dikkat et, bir şey olursa ara beni. Görüşürüz.' gülümseyip el salladı. Ece eve girene kadar bekledim. Eve girince kendi evime doğru yola koyuldum.
Durduğum ilk kırmızı ışıkta babama mesaj attım. Müsaitse yanına gidecektim. Babamdan mesaj gecikmedi.
Güzel kızım iş görüşmesi için
İsviçre'deyim. Dönünce görüşelim.
Telefonu yana bırakıp evimin yolunu tuttum. Hiçte haber vermiyordu. Belki bende giderdim onunla, belli mi olurdu?
Radyodan yüksek sesli müzik açıp İstanbul trafiğinde sıkılmamaya çalışıyordum. Saat 18:27 idi. Bu trafik belki bir saate açılırdı.
Arabada çalan yabancı popla ellerimi ve ayaklarımla ritme ayak uydurdum. Uzun zamandır dans etmiyordum, özlemiştim sanırım. Ve evet dans eğitimi de almıştım. Bunların hepsini Amerika da vakit geçsin diye öğrenmiştim. Öyle saçma şeylere sarmıştım ki.. neredeyse her türlü aktiviteyi denemiştim.
Geçen onca dakikadan sonra eve varabilmiştim. Hemen ılık bir duş alıp yemek yedim. Yemek yediğim yeri toparlayıp salondaki tvden yüksek sesle müzik açtım. Kendi kendime dans etmeye başladım. Unutmamıştım.
Gülen yüzümle şarkı bitene kadar dans etmeyi başardım. Çalan telefonumda öfleyip müziği durdurdum. Arayan Ece'ydi. Oturup açtım.
'Efendim balım?'
'Sana attığım linke tıkla hemen.' Ece'yi hoparlöre alıp wpden attığı linke tıkladım.
'BU NE?!' haberlere düşmüştüm.
-Tacizci sapığa müdahale.-
'Ece bu ne! Allah aşkına kafayı yiycem bu ne?' Ece gülüyordu.
'Ünlü oldun.'
'Ece dalganın sırası değil. Kapat telefonu televizyondan bakıcam.' Ece bişey demeden kapattı telefonu. Tvden haber kanallarında gezinmeye başladım.
'Evet sayın seyirciler gün geçmiyor ki bir günde kadınlarımız taciz edilmesin. Bugün İstanbul beykoz da bulunan sakura barda 2 kadın taciz edildi. Olaya korkusuzca müdahele eden cumhuriyet savcısı ve tacizci böyle görüntülendi.' Adama yumruk attığımı bile çekmişlerdi. Başımı ovdum.
'Evet, tacizci ne kadar inkar da etse oradaki tanıkların sözleri, gördükleri ve bu video olayı ispatlıyordu. Tacizci Kürşat Doğa'nın 3 tane daha sabıka kaydı olduğu ortaya çıktı. Kürşat Doğa tutuklanarak cezaevine gönderildi.' tutuklanmasına sevinmiştim. Televizyonu kapatıp geriye yaslandım.
Bir haberlere çıkmadığım kalmıştı. Titreyen telefonumu elime aldım.
Kerem
O haber neyin nesi?
Ecem, sana dikkatli ol dedikçe
belanın üzerine üzerine gidiyorsun.
Burnun dahi kanarsa hesabını sorarım.
Birde haberlere çıkmışsın, kafayı yememek elde değil.
Telefonu kapatıp karşı koltuğa fırlattım. Sen hangi ara duydun da gördün? Kafayı yiyeceğim sonunda. Nefes verip koltuğa uzandım.
Umarım bu haberden sonra işimde sıkıntı yaşamazdım. Tek dileğim buydu.
