Ay Işığı kitap kapağı

7. bölüm / 36

Ay Işığı

7. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 7. bölüm

-1 Ay sonra.-

Askeriyede fazlasıyla yoğunluk vardı. 2 tim operasyona çıkmıştı. Bunlardan birisi ise Kerem'gilin timi yani Kurt timiydi. 3 haftadır operasyondalardı. 1 şehidimiz vardı. O yüzden askeriye fazlasıyla sessizdi aynı zamanda.

Nefes verip kahvemden bir yudum aldım. Penceremden dışarıya bakıyordum. Hava soğuk ama güneşliydi. 1 saat önce şiddetli bir yağış olmuştu ama şimdi eser yoktu.

Saat 5 olunca kabanımı giyip çantamı aldım. Bugün erken çıkıp kampa gidecektim. Gözlüğümü düzeltip odamdan çıktım.

Askeriye o kadar kasvetli geliyordu ki bana. İlk defa şehit haberini bu kadar yakından duymuş ve hissetmiştim. Hepimizin yüreğinde acı vardı.

Ve askeriyeden çıkarken aklıma o güzel, anlamlı söz geldi.

Pencereden baktığınızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, birileri bu günlerin bedelini ödediği içindir.

Nefes verip arabama bindim. Ne olursa olsun dilimizden düşmeyen meşhur bir cümlemiz vardı.

Vatan sağolsun!

KAMPTA.

Ece ile oturmuş çay içiyorduk. Geleli yarım saati geçmişti. Buradaki çocuklar az da olsa keyiflendirmişti beni.

'Balım, yarbayın senden istediği adamı bulmuşsun, yeni öğrendim. Aferim kız sana.' dedi Ece. Gülümsedim.

'Ohoo, çok oldu bulalı doktor hanım. Çok şükür buldum.' Ece gülümsedi.

'Adama ne oldu peki?' dedi

'Yarbayım adamın ABD de saklandığını söyledi. Oradaki itler koruyor o piçi. Oğlu elimizde ama henüz adama ulaşamadık. Yarbayımın aklında adam için güzel bir operasyon var. Allahın izniyle bulucaz o kansızı.' dedim çayımdan yudum alırken.

'Bulacaksınız balım. İşin içinde sen olunca ohoo dağları bile delersiniz Ferhat misali.' gülmeye başladık beraber. Şapşaldı bu kız.

'Kaldırma bir yerlerimi.' tam o esnada Samet yanıma gelip sıkıca sarıldı.

'Ecem abla! Hoş geldin, çok özledim seni.' saçlarını okşayıp öptüm bir sürü.

'O kadar özledi ki her zaman seni sordu bana.' dedi Ece. Gülümsedim.

'Bende seni çok özledim küçük adam. Ne yaptın bakalım ben yokken?'

'Ecem abla, gel sana bişey göstericem. Annem için çiçek dikmiştim o büyümüş. Ona bakalım beraber hadi.' ayağa kalkıp Ece'ye döndüm.

'Geliriz balım birazdan.' dedim.

'Tamam bebeğim buralardayım ben.' başımı sallayıp Samet'in beni götürmesine izin verdim.

Çadırların arkasında kalan büyük duvarın arkasına geçtik. Duvar vardı ama duvarın etrafı da telle kaplıydı.

Yere çöküp Samet'in diktiği çiçeğe baktım. 'Samet, nergis mi ektin annen için?' dedim sıcak sesimle.

'Ecem abla, Ecem abla sen nerden biliyosun bu çiçeği? Daha açmamıştı bile. Nasıl anladın Nergis olduğunu?' güldüm.

'Çiçekleri çok severim. Evimin arka tarafına çiçek bahçesi bile yaptım. Hepsini kendim diktim.' Samet şaşırdı ama bi o kadar da mutlu olmuştu.

'Ecem abla çok sevindim! Bi gün beni oraya götürür müsün? Evini merak ettim.' dedi masum sesiyle. Saçlarını okşadım.

'Götürürüm ablacım. Hem dur bakalım sen bunu dikmeyi nasıl becerdin tek başına?'

'Kerem abim yardım etmişti normalde ama ikimizde beceremedik. Sonra Ece ablam yardım etti öyle diktik. Güzel olmuş demi?' Kerem adını duyunca bile içimde bir şeyler hareket etmişti. Onu, onu görmek istiyordum..

'Çok güzel dikmişsin ama nergisin çok güneş almaması gerek ablacım. Buraya bi çözüm bulalım daha sonra tamam mı?' pür dikkat beni dinliyordu.

'Tamam Ecem abla. Sen nasıl diyosan. Kerem abime söylerim gelince.'

'Kerem abin en son ne zaman geldi yanına?' neden böyle bi soru sorduğumu bilmiyordum ama.. neyse işte.

'Operasyona gidicez demişti Ecem abla. O gün gelip gördü. Bir sürü de çikolata almış bana biliyo musun? Kerem abimin de en sevdiği çikolata karam. Sen en çok hangi çikolatayı seviyosun Ecem abla?' gülümsedim.

'Bende sadece karam severim bebeğim. Başka çikolata yemem.' Samet sinsi bir şekilde güldü. Bu çocuğun bu halleri tatlı krizine sokuyordu beni.

Başımı kaldırıp batmaya başlayan güneşe baktım. Kuş sesleri, insan sesi uğultuları, esen rüzgar ne güzeldi.

Acaba şu an Kerem ne yapıyordu?

1 saat sonra Kerem'in gözünden.

Karabayıra geleli yarım saat olmuştu ama Eren yarbayım kampa götürmemiz için erzak kolileri yükletmişti. Ulan gelir gelmez ne bu iş?

Daha besmele çekmeden, su içmeden işe başlamıştık. Yüklenen araçlara binip kampın yolunu tuttuk.

Allaha şükür operasyondan sağ salim dönmüştük ama sağ salim dönmüş olsak bile yaralıydık. Silah arkadaşımız şehit düşmüştü. Onun yarasıydı.

Yavuz 2 kurşun yemişti ama şükür bir şeyi yoktu. Ona bişey olmazdı, o demir adam gibiydi. Agam diye demiyorum ama cidden demir adama taş çıkartırdı.

Nefes verip özlediğim yollara baktım. Buranın havası bile başkaydı. Burada olunca kendimi evimde hissediyordum.

Kampa geldiğimizde araçları içeriye park edip askerlere gerekli talimatları verdik. İndiren askerleri kontrol edip beni görünce heyecanla ayakta bekleyen Ece'ye döndüm.
Gözleri sanırım Yavuz'u arıyordu ama o birazdan gelecekti.

'Hoş geldin asi bey.' dedi yanına yaklaşınca. Gülümsedim.

'Hoş buldum, nasıl gidiyo? Var mı bir sıkıntı?' dedim.

'Yok şükür. Her şey yolunda. Yavuz nerede?' dedi heyecanla. Ulan şu ikisi birbine köpek gibi aşıktı ama korkak oldukları için ne bi adım atıyorlardı ne de geri adım atıyorlardı.

'Gelir aha 5 dakikaya.'

'Ece abla!' arkadan bağırarak bize doğru koşan Samet'e döndük. Öyle içini çeke çeke ağlıyordu ki.. 'Ece abla, Kerem abi koşun.' dedi nefes nefese. Üzerindeki yelekte kan vardı. Dizlerimin üzerine çöktüm hızla.

'Samet abicim sakince anlat. Ne oldu?' Samet ağlıyordu bir yandan. Bir yandan sağına soluna baktım bir şeyi var mı diye. Bu kan neydi?

'Ecem ablan nerede Samet?!' dedi Ece olduğu yere çöküp kalmıştı. Ecem burada mıydı?

'Ecem ablama ektiğimiz çiçeği gösteriyordum.' Burnunu çekti. 'Senin hakkında konuşuyorduk Kerem abi sonra, sonra bi anda bir sürü adam geldi. Ecem ablama, Ecem ablama vurdu birisi. Burnu kanadı. Ecem ablam bana Samet Ece ablanın yanına git durma burda dedi. Kerem abi Ecem ablamı götürdüler büyük bi arabaya bindirip yukarı doğru sürdüler. Kollarından tutup sürüklediler onu..' hızla ayağa kalktım.

'Ece sametle ilgilen.' Telefonumu alıp hızla Yavuz'u aradım. 'Yavuz, Ecem kaçırılmış, time haber ver. Sametin dediğine göre dağa doğru sürmüş şerefsizler. Acele et.' diyip kapattım.

'Ahmet! Askeri aracı getir! Savcı dibimizde kaçırılıyo ama hiç birimiz o sik kafamızı kaldırıp etrafı kolacan etmiyoruz! Ahmet, Zeki, Murat benimle geliyosunuz hadi!' araca bindiğimizde askere çıkmamız gereken dağı gösterdim. Gözlerim etrafdaydı.

Elimi alnıma götürüp nefes verdim. Dayan savcı, sana bir şey olmasına izin vermiycem. Sana kalkan o ellerin kemiklerini teker teker kırıp onlara yediricem.

Neredeyse 1 ay sonra böyle mi karşılaşacaktık? Kokusunu alınca sakinleştiğim kadını bu halde mi bulacaktım? Nefes verdim. İçimde bir savaş veriyordum sanki.

'Daha hızlı sür!' asker başını sallayıp hızlandı. 'Etrafa bakar olun. Bir şey görürseniz hemen söyleyin.'

'Emredersiniz komutanım.'

'Kim ne ister savcıdan? Savcıyla derdi ne bu kansızların? Kafayı sıyırcam aklım almıyo.' dedim sinirle.

'Komutanım Eren yarbayım o gün savcı hanıma bu geçtiğimiz ay bulduğu adamla ilgili bazı bilgiler vermişti. Ardından çok dikkatli olmasını ve diğer savcının başına gelenleri yaşamamasını söylemişti. O adamın itleri olabilir mi?' Murat doğru söylüyordu.

'Olabilir Murat, diğer savcı da kaçırılmıştı ama o kimliğini ele vermişti. Savcı Ecem'in kimliği nasıl ifşa oldu? O asla böyle bi hata yapmaz. Aklım bunu almıyo oğlum.'

'Komutanım bunu duymaktan hoşlanmaycaksınız ama, içimizde hain olabilir mi? Aklınızı bulandırmak istemiyorum ama Eren yarbay sırf bu yüzden yeni savcı geldiğini dışarıdan üst düzey harici kimseye söylememişti.' olabilirdi. Ama hemen böyle düşünüp hareket etmek mantıksızdı. Eren yarbayla bunu konuşacaktım. Murat'a sadece başımı salladım.

'Hava karardı, Zeki aracı ağaçların arkasına parket. Hepiniz hazır olun, savcıyı sağ salim bulmamız lazım.' Zeki aracı park edince hızla indik.

'Dağılın, Murat sen benimlesin. Birazdan Yavuz komutanla beraber destek ekip gelecek, dikkatli olun.' herkes baş sallayıp dağılmıştı.

Dikkatli bir şekilde Ecem'i arıyorduk. Ne bi ses ne bi seda vardı. 'Sana bir şey olmayacak savcı, ben yaşadığım sürece.' Murat sırıtarak bana bakmıştı ama sinirli bakışımı görünce hemen işine dönmüştü. Kasap et, koyun can derdinde amına koyayım.

'Yavuz üsteğmen konuşuyor, Kartal beni duyuyor musun? Tamam.' kulaklıktan gelen sesle içim az da olsa rahatlamıştı. Yavuz yetişmişti.

'Kartal dinlemede. Tamam.'

'Kartal, çok sayıda askerle geldim. Yaklaşık 27 kişiyiz. Hemen arkanızda arama yapıyoruz. Tamam.'

'Aslan kardeşim benim.' diyerek yoluma devam ettim.

'Komutanım ilerde terk edilmiş bi kulübe var. Önünde 2 araç var, muhtemelen savcım orda.' dedi Murat.

'Senin allahına kurban Murat.' kulaklıktan bu bilgileri Yavuz'a aktarıp ağacın dibinde saklandık. Yavuz kısa süre içinde yanıma gelip çöktü.

'2 araba insan çokta değil. Hallederiz. 3 kişi arkadan dolanacak 7 kişi beraber önden gideceğiz. Kerem komutan, Murat ve ben içeriye girip savcıyı alacağız. 10 kişi dışarıda bekleyecek diğerleri ise araçları buraya getirecek. Hızlı olun.' herkes Yavuz'un dedikleriyle 'Emredersiniz komutanım' deyip verilen görevleri yerine getirmek için dağıldı.

İçim içimi yiyordu burada öylece oturduğum için. İçeride miydi? İçeride ne haldeydi?

Gelen yüksek sesli çığlıkla gözümüz kulübeye döndü. 'Ecem'in sesi bu Yavuz.' dedim hızla.

Yavuz ayağa kalkıp ilerlememiz için işaret verdi. Dayan Ecem, dayan. arkadan dolanan askerler arabada bekleyen adamları sessizce etkisiz hale getirmişti. Biz yavaşça kulübeye yaklaşıp pencerenin ucundan içeri baktık.

Büyük bir fener yanıyordu içerde. Ecem yerde, ağzı, gözleri, elleri ve bacakları bağlı yatıyordu. Üzerindeki krem kazakta çokça kan vardı. Başında ise tonla adam Ecem'e bakıp gülüyordu.

'Hadi Yavuz. Hadi, neyi bekliyoruz?' dedim sinirli, telaşlı sesimle.

'Sakin ol Kerem, giricez birazdan dur. Bende kötü hissediyorum onu böyle gördükçe ama dur.' ensemi kaşıyıp nefes verdim.

İri kansızın biri Ecem'e doğru eğilip saçlarını geriye yatırdı. Ardından yüzüne eğilip koklamaya başladı. Ecem çırpınıyordu. Ama adama asla etki etmiyordu. Yumruğumu sıktım. O ellerini kırıp götüne sokacağım şerefsiz!

'Şimdi.' Yavuz'un emriyle kapıyı kırıp içeriye girdik. Yavuz ve Murat adamları indirirken ben hızla Ecem'in yanına gidip çöktüm.

'Ecem, geçti.' ilk önce ellerini sonra ayaklarını, ağzını ve gözlerini çözdüm. Ecem hızlıca boynuma sarıldı.

'Geldiniz.' dedi sessizce. Sesi öyle kısıktı ki zor duymuştum. Ne yapacağımı bilememiştim. Bende ona sarıldım sıkıca.

'Bi şeyin var mı Ecem? Yaralı mısın?' diyerek yanımıza çöktü Yavuz.

'Komutanım.' diyerek karnını gösterdi Murat. Ecem'den ayrılıp yarasına baktık. Yavuz kazağını kaldırıp bıçak yarasına baktı.

'Kalkın çabuk gidiyoruz. Çok kan kaybetmiş. Hadi!' diyerek hızla ayağa kalktı Yavuz. Silahımı Murat'a verip Ecem'i kucağıma aldım. Dışarıya çıktığımızda araca binip hızla askeriyenin yolunu tuttuk.

'Ecem iyi misin?' diyerek elini kavradım. Ecem ses vermemişti. 'Ecem?' saçlarını geriye yatırıp yüzüne baktım. 'Yavuz ses vermiyor. Yavuz, bişey oldu!' Yavuz Ecem'e yaklaşıp burnuna doğru eğildi. Ardından nabzına bakıp bana baktı.

'Zor nefes alıyor, nabzı da çok yavaş.' dedi buruk sesle. Ecem'in alnına elini koyup kulağına eğildi.

'Ecem bizimle kal. Sen çok güçlüsün sakın bırakma bizi. Az daha sabret güzelim. Daha hızlı sür lan!' Hepimiz tedirgindik. Hepimiz telaşlı ve üzgündük.

Geçen dakikalardan sonra askeriyeye gelmiştik. Hemen gelen sedyeye Ecem'i yatırıp hepimiz peşinden gittik. Eren yarbayım tanıdığı baş hekimi getirtmişti.

'Çok kan kaybetmiş, hemen ameliyata alıyoruz hemen!' diyerek Ecem'i içeriye götürmelerini öylece bakarak izledim. Olduğum yere çöküp başımı ellerim arasına aldım.

'İyi olacaksın Ecem, iyi olacaksın.' gözümden akan yaşı elimin tersiyle hızla sildim.

'Kerem! Ecem, Ecem nasıl?' ağlayarak yanıma gelen Ece'yi görünce kalktım ayağa. Öyle ağlamıştı ki gözleri kıpkırmızıydı.

'İyi olacak Ece, dua etmekten başka bişey bilmiyorum.' Ece bana sıkıca sarılıp omzumda ağlamaya başladı.

'Keşke bende gitseydim arkalarından. O zaman kardeşimin canı yanmazdı.' sırtını sıvazladım.

'Kendini suçlama Ece, bak bulduk Ecem'i allahın izniyle sağ salim çıkacak.'

'Kerem, eli yüzü kan içindeydi dediler! Bıçaklanmış dediler! Canını yakmışlar kardeşimin. Canı çok yanmıştır..' Ece'yi oturtup yanına oturdum. Uzaktan gelen Yavuz'un elinde sular vardı. Yanımıza gelip ikimize de su verdi.

'Ece güzelim, iyi geçecek ameliyat sakin ol. İyi olacak Ecem.' diyerek Ece'ye sarıldı Yavuz.

İçerden çıkan hemşireyle ayağa kalktık. '0 Rh negatif kana ihtiyacımız var. Aranızda uyumlu olan var mı?' dedi.

'Ben, ben uyumluyum.' dedim. Hemşire başını sallayıp odaya aldı beni. 'Ecem nasıl?' dedim otururken.

'Durumu kritik, sol tarafından 2 kere bıçaklanmış. Sol böbreği ve dalağı hasar görmüş. Doktorumuz elinden geleni yapıyor.' bir yandan kan alıyordu.

Tek başına bıçak yaralarıyla acılar içinde kurtarılmayı bekledi. Gözümden yeniden bir damla yaş aktı. O narin canı ne çok yanmıştı kim bilir..

'İyi olacak komutanım, geçmiş olsun.' başımı sallayıp kalktım oturduğum yerden. Bizimkilerin yanına çıkıp oturdum.

'Kerem, Ecem'le ilgili bişey dediler mi?' dedi Ece. Nefes verdim.

'Durumu kritikmiş, 2 kere sol tarafından bıçaklanmış. Sol böbreği ve dalağı zarar görmüş.' Ece daha çok ağlamaya başladı. Yavuz Ece'yi teselli ederken bense bir sigara yaktım.

İyi ol savcı, iyi ol da pencerenden dışarıya bakan seni izlemeye devam edeyim. Çalışırken karşı çatıdan seni izlemeye devam edeyim. İyi ol savcı, iyi ol da 1 ay görüşmemenin acısını çıkartalım.

4 saat sonra

Saat gece 11'i gösteriyordu. Ecem hala ameliyattaydı. Hala oturduğumuz yerde bekliyorduk. Kapının açılmasıyla ayağa kalktık.

3 hemşire sedyede yatan Ecem'i çıkarmışlardı. Yüzü solmuş, dudakları kurumuştu.

'İyi mi hemşire?' dedi Ece Ecem'e bakarken.

'İyi hocam, biraz zor oldu ama başardık. Şimdi yarbayın hazırlattığı odaya alıcaz. Dinlenmesi gerek.' Ece başını salladı.

Yüzünde çizikler vardı. O güzel yüzüne vurmaya kıyabilmişlerdi kansızlar. Ecem odaya giderken peşinden gittik.

'Ben yarbayıma haber vereyim. Gelirim birazdan.' diyerek uzaklaştı Yavuz. Ece'yle kapının önünde beklemeye başladık.

'Ece uyuman lazım.' dedim. Bitkindi.

'Yok Kerem iyiyim ben. Uyanana kadar bekleyeceğim. Kaçırılmadan hemen önce senden bahsetmiş biliyo musun?' dedi.

'Ne diye bahsetmiş ki?' dedim meraklı sesimle.

'Güneşe bakmış sonra Kerem abin ne yapıyo acaba demiş. Samet gülmüş tabi, bilmem ki Ecem abla belki oda seni düşünüyordur demiş. Ecem gülmüş, o odun biraz sanmam demiş.' gülümsedim. Oysa sürekli onu düşündüğümden haberi yoktu. 'Sonra Samet öyle deme Kerem abim de seni seviyo sanırım demiş Ecem şok, biz arkadaşız sadece demiş. Samet demiş ki bende yedim Ecem abla demiş sonra olanlar olmuş işte.' burukça gülümsedim.

'Bilmiyorum Ece, onunla tanıştığımdan beri onu koruma içgüdüsü kapladı içimi. Gözümün önünde olsun istiyorum. Sürekli onu merak ediyorum, düşünüyorum.' dedim. Ben bunları kendime bile zor itiraf edebilmiştim. Şimdi ise açık açık Ece'ye söylemiştim.

'Ona karşı bir şeyler hissediyorsun Kerem. Korkma, hislerinle hareket et.'