4. bölüm / 36
Ay Işığı4. bölüm
Bölümler 36Şu an: 4. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ece barın önünde durduğunda arabamı park edip aşağıya indim. Ece buraya barlar sokağı diyordu ama etraf barlar sokağı denecek bir yere benzemiyordu. Fazlasıyla sessizdi.
Amerikadaki gibi yüksek sesli gülen kadınlar, duvar köşelerinde öpüşen, sevişen çiftler yoktu. Temiz ve sakindi burası.
'Ne düşünüyorsun sarı?' diyen Yavuz'a döndüm.
'Ha, öyle dalmışım. Girelim hadi, hava soğuk.' Yavuz tebessüm edip önden Ece ve benim girmem için müsade etti. İçeriye girdiğimizde duyduğum yüksek sesli müzikle gülümsedim. Uzun zaman olmuştu böyle ortamlara girmeyeli.
Yanıp yanıp sönen renkli ışıklar, pistlerde ve kenarlarda dans eden çiftler bu tarz kalabalık yerleri pek sevmesem de bu atmosfer farkı geliyordu her zaman.
Oğlanlara bulduğumuz boş masaya oturduk.
'Kendinizi fazla kaptırmayın.' dedi sabahtan beri konuşmayan Kerem.
'Ay Kerem, sakın bugün karışma bize. Bugün eğlencenin dibine vuracağız. Demi sarı civcivim?' sarı civciv ben miydim? Anlamsız gözlerle Ece'ye baktım. 'Yavuz sarı deyince sarı civciv diyesim geldi bakma öyle kızım!'
'Şaşırdım sadece be. Yoksa bişey olmadı yani. ' Ece gülümseyip uzaktan bir öpücük attı. Aynı şekilde karşılık verip önüme döndüm.
Masaya karışık içkiler geldiğinde hepimiz birer bardak aldık. 'Ben şu taraflardayım.' diyerek kalktım oturduğum yerden.
'Bende geliyorum birazdan!' Ece'ye gülümseyip içkimden yudumlaya yudumlaya piste ilerlemeye başladım.
Bugün kutlama günüydü.
-Kerem'in gözünden.
Beline kadar uzanan sarı saçları, ormanı andıran yeşil gözleri, buğday teni kusursuzdu. Piste ilerleşini izliyordum arkasından. Belli etmiyordum ama onun yanındayken onu korumak zorunda gibi hissediyordum kendimi. O yüzden gözüm her daim üzerindeydi.
'Kerem, neye bakıyorsun sen?' diyen Yavuz'a döndüm.
'Öyle etrafı izliyorum kardeşim.' dedim soğuk ve net sesimle. Yavuz sırıttı. Piç, asla gözünden kaçmıyordu hiç bişey.
'Savcı, dikkatini mi çekti senin?' diyen Yavuz'a sert bir bakış attım.
'Hayır.' kısa ve net bir cevaptı.
'At yalanı, sikeyim inananı. Ciğerini bilirim senin ben.' Doğru, 16 yıllık arkadaşını tanıyordu artık. Nefes verdim.
Sarı, beline kadar uzanan ince saçları, ormanı andıran yeşil gözleri, keskin yüz hatları ve gizemli havasıyla fazlasıyla dikkat çekiciydi. Tek benim dikkatimi değil, askeriyedeki çoğu askerin ilk günden dikkatini çekmişti. Uzun boyu, orantılı vücuduyla büyüleyen bir yapısı vardı. Daha tanışalı 1 hafta olmadan takılmıştı aklıma.
Bugün onu askeriyede görünce şaşırmıştım. Askerler sabah bi kadın geldi, yeni savcı herhalde, güzeldi gibi şeyler konuşurken duymuştum ama bunun Ecem olma ihtimali aklımın ucundan bile geçmemişti.
Kahvaltıda karşıma oturduğunda sinirlerimi zıplatmıştı. Neden bilmiyordum ama o kadar erkeğin arasına öyle girip, ve sadece ayağına giydiği topuklularla dikkat çekmeyi başarması sinirlendirmişti. Güzeldi, dikkat çekiciydi bu yüzden rahatsız olmuştum. Herkesin gözünün onda olması kimi rahatsız etmezdi ki?
-Kimseyi rahatsız etmez. Kimene? Sen biraz.. abartıyosun.
+Ben mi abartıyorum?
-Evet, bizene kızdan?
İç sesim haklıydı. Bananeydi kızdan?
Derin bir nefes verip viskimi tek dikişte bitirdim. Bu sırada gözlerim pistte dans eden Ecem'deydi. Tabi Ece'ye göz kulak oluyordum. Onlar vücutlarını ritimle oynattıkça etraflarındaki abaza piçler aç gözlülükle kızları izliyordu.
'Oğlum insanlara öldürecek gibi bakmayı kes. Dikkat çekiyosun.' diyen Yavuz'a baktım.
'Elimde değil aga. Şu şerefizleri kesip yok edesim var.' Yavuz kızların etrafındaki abazalara baktı. Bana katılıyordu. Uzun zamandır sevdiği kadına aç gözlülükle bakıyordu erkekler. Bir zahmet bana katılmalıydı.
'Yapacak bişeyimiz yok oğlum. Ece'yi uyarsam kızar, arkadaşımla eğlenmeme bile müsade etmiyorsunuz der biliyorum ben onu. Üzülsün istemiyorum. Hem biz buradayken orospu çocukları sadece bakmakla yetinir. Ne kadar sinir bozucu olsa da yapacağımız bişey yok.' Nefes verip başımı onayla salladım. Haklıydı. Benim karışmaya hiç ama hiç hakkım yoktu bile.
Ecem başını geriye atıp elindeki içkiyi yukarıya kaldırıp ağzına dökmeye başladı. Siktir, amacı neydi? Sarhoş muydu?
Ece'yle gülüşüp bunu yapmaya devam etti. İçkinin birazı ağzına dökülürken, birazı boynuna ve elbisesine dökülmüştü. Asla rahatsız görünmüyordu. Dudağımın kenarını kaşıdım gergince.
Tekrar eğlenmeye devam ettiler. Ece yavaş adımlarla yanımıza geldi. Yavuz Ece'ye bakıp yaklaştı.
'Yavuz,' sarhoştu. Gözlerinden ve konuşmasından belli oluyordu. 'Beni seviyo musun sevmiyo musun? Neden sürekli oyalıyosun beni?' Yavuz şaşırmıştı. Ece'nin koluna girip yanına çekti. Kulağına bir şeyler fısıldadı.
'Biz öpüştük! Hemde çok kez! Buna rağmen çıkıp bana seni seviyorum demedin!' Yavuz Ece'nin ağzını kapatıp bana döndü.
'Ecem'i alıp gel, gidelim artık. Bu işin sonu hayra gitmiyo.' diyen Yavuz'u başımla onayladım. Ece haklıydı. Yavuz it olduğu için kızı anca oyalıyordu. Piç, adam gibi desene seni seviyorum diye.
Pistte dans eden Ecem'e döndüm. Hızlı adımlarla yanına gittim. Tam önünde durduğumda gözleri gözlerimi buldu. Elini yavaşça yanağıma koyup gülmeye başladı.
'Rüyada mıyım? Yoksa esrarengiz gizemli adam mı karşımdaki? Yada şey mi demeliyim askeriyede beni görmesine rağmen selam dahi vermeyen, beni görmezden gelen adam mı?!' nefes verdim. Bu yüzden mi geldiğimizden beri konuşmamıştı benimle?
Yüzümdeki elini tutup indirdim. 'Hadi, gidiyoruz.' elini sıkıca tutup çıkışa doğru yürümeye başladım.
'Biliyo musun geceleri de gökkuşağı oluşabilir. Hiç denk geldin mi? Ben genelde geceleri uyanırım hep gökyüzünü izlerim. Bir kaç kere denk geldim. Ara ara sende yap! Belki sana da denk gelir.' gülerek konuşuyordu. Fazlasıyla sarhoştu. Başımı salladım.
'Tamam izlerim.' bardan çıktığımızda Ecem'i arabama bindirip Yavuz'un arabasına ilerledim. Yavuz ön camı açıp bana baktı.
'Ecem'in evini bilmiyoruz, Ece'ye bırakalım ikisini de.' başımla onayladım. Arabama binip başını geriye yaslayıp öylece cama bakan Ecem'e döndüm.
Arabamı çalıştırıp Ece'nin evine sürmeye başladım. 'Biliyo musun, ben ilk defa kendimi özgür hissediyorum. İstanbula yeniden geldiğimden beri kendimi özgür hissediyorum. Bende insanmışım, hayat gerçekten varmış gibi hissediyorum.' Ecem'e kısa bir bakış atıp yeniden önüme döndüm.
Ne yaşadın? Ne yaşadın da bu hayat sana böyle hissettirdi? Nefes verdim.
Dakikalar sonra Ece'nin evinin önünde durup Ecem'e baktım. Başını bana doğru hafif kırmış şekilde uyuyordu. Gülümsedim. Dudakları aralanmış, yanakları kıpkırmızıydı. Arka koltuğa bıraktığım çantasını alıp arabadan indim. Onun kapısını açıp eğildim.
'Ecem, Ecem, uyan hadi. Geldik.' bir şeyler mırıldanıp gözlerini araladı. Koluna girip inmesine yardım ettim. Eve kadar yalpalana yalpalana ilerledik. Yavuz araba sesini duymuş olacakki ben kapıyı çalmadan kapıyı açtı.
'Geç aga. Çok kötü kustu Ece. Yatırdım yatağına şimdi. Ecem'i de yatır bi yere, uyuyup dinlensinler sabaha kadar. Saat 2 olmuş amına koyayım, hangi ara uyuyup kalkacaklar.'
'Tamam kardeşim, ne olur ne olmaz bu gece kalalım bizde burda. Zaten arabaları yok, sabah gideriz beraber.' Yavuz başıyla onayladı.
Ecem'i yavaş adımlarla aşağı kattaki misafir odasına götürdüm. Yavaşça yatağa bırakıp gece lambasını açtım. Ayakkabılarını çıkarıp kenara bıraktım. Çantasını da ayakkabısının yanına koydum yavaşça.
Bir şeyler mırıldanmaya başladı. Dudaklarına doğru kulağımı eğip anlamaya çalıştım. Ecem o kadar hızlı bir şekilde çanemi kavrayıp yüzümü kendine çevirmişti ki, feleğim şaşmıştı.
'Biliyo musun sincaplar eşlerine sarılmadan uyuyamazlarmış.' diyip güldü. Bugün yeteri kadar gereksiz bilgi almıştım.
Gülmesi solarken gözlerini azda olsa açıp gözlerime baktı dikkatle. Yavaşça ensemden tutup dudaklarıma kapandı. Beynimden vurulmuştum sanırım. Bu, neydi? Vücudum kasılmıştı ama ellerim onu itmek için kalkmıyordu. Dudaklarını yavaşça hareket ettirmeye başlamıştı. Hızla geriye çekilip kalktım yataktan. Hayal kırıklığıyla bakıyordu gözlerime.
'Senin içinde mi aynı şeyleri ifade ediyorum? Güzel değil miyim? Çekici değil miyim? Pisliğin teki miyim de böyle bakıyosun bana?' dedi kırgın sesiyle. Ve sırtını dönüp öylece yatmaya devam etti.
Bense ona baktığım yerde alev almış gibi yanan dudaklarımla sadece boşluğa düştüm.
