Ay Işığı kitap kapağı

1. bölüm / 36

Ay Işığı

1. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 1. bölüm

Hayat o kadar garip ve hızlıydı ki. Dün kendi ülkemde, kendi evimde uyurken şuan doğduğum yere, İstanbul'a uçuyordum.

İstanbul da büyümüştüm. İstanbul hukuk fakültesi mezunuydum. Sonunda hayallerime kavuşmuştum, Cumhuriyet savcısı olmuştum. Taki babam ve annem boşanma kararı alana kadar.

Annem uzun süre önce iş için Amerikadaki işini bırakıp Türkiye'ye gelmişti. O sırada ise babamla tanışıp kısa süre içinde evlenmişlerdi.

Sonrasında ben doğmuşum 11 yaşıma kadar onları hep mutlu görmüştüm. Sonrasında ise henüz 4 yaşında olan erkek kardeşimi kaybedince onları bir daha asla mutlu görmedim.

Yıllar geçti, üniversitem bitince boşanma kararı almışlardı. Tabi boşanmalarını 1 seneyi aşkın sürmüştü. Ve ben annemin zoruyla onunla Amerikaya gitmek zorunda kalmıştım. 22 yaşında kendi kararlarını verebilen bir bireyken bana fikrim dahi sorulmamıştı. Annem sanki basit bi eşyaymışım gibi tutup peşinden sürüklemişti beni.

İşte o gün hayatımın mahvolduğu gündü. 4 sene annemle aynı evi paylaşmak.. çok zordu. Beni 10 yaş yaşlandırmıştı.

Şimdiyse artık o karanlıktan kurtulmuş, kendi hayatımı kurmak için İstanbula gidiyordum.

Babamın haberi vardı. Onunla sürekli iletişim halindeydim. Bana istediğim gibi bir ev ve araba almıştı. Burada sıfırdan başlıyor olmam ne kadar zor gelse de mutlu olacağımı biliyordum.

İşimi soracak olursanız, Cumhuriyet savcısı olarak askeriyede görev yapmam emredildi. Başsavcım'ın emri buydu. Görevimi seve seve yapardım. Adalet sarayında çalışırken Başsavcımı çok sever, saygı duyardım. Öylece aniden gitmek zorunda kalınca onu ne kadar zor duruma düşürmüş olsam da, asla benimle irtibatını kesmemişti.

Uçağın iniş anansunu duyunca kendime gelmiş, çantama kulaklığımı ve kitabımı koyup hazırda bekler olmuştum.

Havalimanından beni çok yakın arkadaşım, kardeşim dediğim can dostum alacaktı.
Heyecanlıydım. 4 yıldır görüntülü konuşmalarda görmüştük sadece birbirimizi.

Uçak iniş yaptığında valizlerimi alıp indim. Ayaklarım betona bastığında gözlerimi kapatıp derin bi nefes aldım.

Türkiye'm, senin havana, dağına, taşına kurban olurum. Düşündüğüm şeye sırıtıp içeriye yürümeye başladım.

Telefonumu çıkartıp Ece'ye mesaj atacağım sırada duyduğum sesle başımı kaldırdım.

'ECEM! BURDAYIM!' Karşımda Ece'nin sesini duymamla başımı kaldırıp genişce gülümsedim. Ona iyice yaklaştığımda koşarak hızla boynuma atladı.

'Yavaş şapşal! Öldüreceksin beni.' dedim gülerek.

Ece saçlarımı öpüp daha sıkı sarıldı. 'Çok özlemişim, çok.' sırtını sıvazlayıp bende daha sıkı sarıldım.

Ece benden ayrılıp yüzüme baktı. 'Çok zayıflamışsın.' dedi yüzünde hüzünle. Gülümseyip elini tuttum

'Biliyosun sebebini. Düşürme suratını.' elini sıvazlayıp daha çok gülümsedim.

'Ha Ecem, tanıştırayım bunlar çalıştığım yerden arkadaşlarım.' Ece aramızdaki iri adamları göstererek söyledi bunları.

Biri esmer, diğeri sarışın adama bakıp elimi uzattım. 'Ecem ben, memnun oldum.' esmer olan tepki vermemişti. Sarışın olan elimi sıkıp gülümsedi.

'Yavuz ben, memnun oldum. Ve hoş geldin.' Bu Ece'nin bana bahsettiği Yavuz'du. Ece'nin çocukluk aşkı. Yavuz elimi bırakıp esmer olan adamın koluna vurdu dirseğiyle. Esmer olan sanki daha yeni kendine geliyomuş gibi elimi tutup hafifce sıktı.

'Kerem bende, hoş geldin.' gülümseyip başımı hafifce salladım. Elimi bırakmaya niyeti yoktu sanırım. Ortamda telefon sesi duyulunca kendime gelip elimi çektim yavaşça.

'Tamam, tamam geliyorum.' Ece telefonunu cebine koyup bize döndü. 'Kampa gitmem lazım. Acil dediler. Ecem, sen bugün benimle kalıyosun.'

'Kalırım bebeğim tamam.'

'Sizden ricam Ecem'i evime bırakır mısınız?' diyerek oğlanlara baktı.

'Bende seninle geliyorum, Kerem bırakır Ecem'i.' dedi Yavuz. Ece başını sallayıp yanağıma kocaman öpücük bıraktı.

'Ben geçte olsa gelirim bugün. Kendi evinde gibi davran.'

Gülümsedim. 'Tamam dikkat et.' Ece evinin anahtarını verip tekrardan yanağımı öptü.

'Ecem, çok memnun oldum. Sonra yine görüşürüz zaten.' dedi Yavuz.

'Bende memnun oldum. Görüşürüz.' dedim tebessümle. Onlar yanımızdan uzaklaşınca zaten bana bakan adama döndüm.

'Sana da zahmet veriyorum, kusura bakma.'

'Estağfurullah. Gidelim.' dedi soğuk sesiyle. Başımı sallayıp havalimanından çıktık.
'Sen burada bekle, arabamı alıp geleyim. Oraya kadar yürüme.' başımı sallayıp olduğum yerde beklemeye başladım.

Garip bi adamdı. Gizemli havası, yansıttığı kişiliği merak uyandırıyordu insanda.
Kısa sürede önümde simsiyah rengiyle BMW M5 Sedan durunca hayranlıkla arabaya baktım. Arabasıda kendisi gibiydi.
-Bu iltifat mıydı?
+Sus iç ses!

Arabadan inip bagajı açtı. Elimdeki valizleri alıp güzelce bagaja yerleştirdi. 'Gidelim.' başımı sallayıp ön koltukta yerimi aldım.

Arabası ferah kokuyordu. Temiz ve düzenliydi. Gördüğüm küllükle sigara içtiği anlamıştım. Sigara içmesine rağmen tertemiz ve mis kokuyordu araba.

'Duyduğuma göre Cumhuriyet savcısıymışsın, mesleğini yansıtıyosun.' demesiyle övdü mü gömdü mü anlayamadım.

'Evet savcıyım, mesleğimi nasıl yansıttım peki?' hafiften dudağının kenarı kıvrılmıştı görmüştüm.

'Rahatsız edici bi uçak yolculuğunda bile giydiğin topuklu ayakkabılar, üzerindeki ceket ve elbise, dümdüz uzun sarı saçlar, elindeki kalem izi ve burnundaki hafif gözlük iziyle fazlasıyla yansıtıyosun.' kendimi süzüp tekrardan Kerem'e döndüm. Elimdeki kalem izi, burnumdaki gözlük izi.. fazlasıyla dikkatliydi. Gülümsedim.

'Ah, evet belli ediyorum sanırım.' diyerek gülümsedim. 'Sen ne iş yapıyosun peki? Tıraşına bakılırsa asker veye polissin.' bana bakıp gülümsedi.

'Doğru tahmin sayın savcı. Askerim. Anlayacağını biliyordum.' diyerek tekrardan önüne döndü. Gülümseyip baştsn aşağıya Kerem'i süzdüm.

Üzerindeki siyah boğazlı kazaktan bile yapılı olan vücudu kendini belli ediyordu. Fazlasıyla kaslı olan kolları, boynunda dahi belli olan damarları.. Buğday teni, siyah saçları, güzel şekilli burnuyla iyiydi.

İyiydi demek ayıbım olur. O, mükemmeldi.

'Oradan buraya yerleşmek zor olmayacak mı senin için? Ece bahsetti biraz, o yüzden böyle konuşuyorum.' dedi. Yüzüne baktım.

'Zor tabi ama emin ol zorluğu asla gözüme gelmedi. Orada yaşadığım hayata hayat demek kaç bin tane şahit isterdi.' dedim. Kerem saniyelik gözlerime bakıp yeniden önüne döndü.

Ne var sende? Neden bende merak uyandırıyorsun? Neden daha çok izlemek istememe sebep oluyorsun?

Araba durduğunda kendime gelip önüme döndüm. 'Geldik savcı. İnebilirsin.' Ön camdan önümüzdeki 2 katlı güzel eve bakıp indim. Ece'nin evi tamda denize bakıyordu. Bebeğim biliyordu bu işi.

Kerem elinde valizlerimle dış demir kapının şifresini açıp geçmen için gözüyle işaret etti. Hızla gidip içeri geçtim.

Anahtarla evin kapısını açıp Kerem'e baktım. 'İçeri gel istersen.' dememle gözlerime baktı.

'Yoldan geldin, duş alıp dinlen sen. Rahatsızlık vermeyim.'

'Rahatsız olmam. Ama istemiyorsan ısrar etmem.' dedim gergin bi tonda.

'Dinlen sen, yorucu bi gün senin için.' başımı sallayıp gülümsedim.

Valizlerimi içeriye almak için yeltendiğimde ayağıma takılan tüylü şeyle ağzımdan bir çığlık kopmuş, öne doğru düşüyordum ki Kerem belimde sıkıcı kavrayıp düşmemi engelledi.

Elimi istemsizce koluna koyup sıkıca tuttum. İkimizde birbirimizi bakıyorken bu an bozulsun istemedim. Belimi kavrayan eli öyle soğuktu ki.. elbiseden bile hissediyordum. Soğuk ama yinede sıcaklık veriyordu.

'İyi misin savcı?' başımı salladım yavaşça. Belimden nazikçe tutup dikleşmeme yardım etti. Valizlerimi kapıdan içeri bırakıp yüzüme baktı. 'Ben gideyim artık. İyi geceler.'

'Dur!' deyip bileğini kavradım. Kerem bir bileğine bir bana baktı. NE YAPIYORSUN ECEM?!
'Teşekkür ederim her şey için. İyi geceler.' tebessümle başını sallayıp arkasını dönüp yürüdü.

-Ne bakıyosun arkasından?

Kerem olduğu yerde durdu. Yavaşça omzunun üzerinden bana döndü. 'Eğer bir şey olursa Ece'ye haber ver. Dikkatli ol sayın savcı.' dedi. Gülümsedim. Yüzüne yansıyan sokak lambasıyla farklı gözüküyordu. Farklı ama güzel.

'Tamam, teşekkür ederim her şey için.' başını sallayıp arkasını döndüğü gibi yürüdü. Neden hala bakıyorum arkasından? Neden beni çekiyor kendine?

Kendime gelip hızla içeriye girdim. Kapıyı kilitleyip içeriye geçtim. Elimi kalbima götürüp olduğum yerde durdum.

'Neden böyle hızlı atıyorsun?' nefes verip pencereye koştum. Perdeyi hafif açıp baktım. Hala buradaydı. Başını pencereye çevirdi. Hızla geriye çekildim. Görmüş müydü beni?

2 kere kornaya basıp uzaklaştığını gördüm. Görmüştü burada beni.. rezilsin kızım rezil? Nefes verip koltuğa oturdum. Başımı geriye yaslayıp Kerem'i düşündüm. Elim depar atarcasına atan kalbime gitti.

'Lütfen sakin ol artık. O gitti, belki bir daha zor göreceksin. Kendine gel! Kendine gel, düşünme onu.'