19. bölüm / 36
Ay Işığı19. bölüm
Bölümler 36Şu an: 19. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
●Büyümüş karnıma koydum ellerimi. Bir yaz günü ayna karşısında bebeğimin büyüdüğüne şahit oluyordum. Yakında kucağıma alacaktım.
Arkamdan sarılan Kerem'in omzuna yasladım başımı. Kerem karnıma ellerini koymuş, saçlarıma öpücük bırakmıştı. Arkamdan çekilip önümde diz çöktü.
'Nasılmış bakayım benim aslan oğlum?' diyerek karnımı öptü. 'Ne zaman kavuşacağız sana? Orası pek rahat herhalde, gelmek istemiyorsun.' diyerek karnımdaki bebeğimizle konuşuyordu.
'Babası gibi inatçı. Gelmeye niyeti yok.' Kerem gözlerimin içine bakarak güldü.
'Paşam gelmiyorsa vardır bildiği.' karnımı yeniden öpüp ayağa kalktı. Ellerimi tutup dudaklarıma buse bıraktı. 'Bensiz büyüyecek minik yavrumuz. Olamayacağım yanınızda. Ama unutma sizi çok seviyorum.' Kerem arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı.●
'Kerem, gitme. Kerem..' ağır ağır gözlerimi açtım.
'Ecem! Allah'ım sonunda. Hocam gözlerini açtı.' başımda bağıran Ece'ydi.
Rüya mıydı? Rüyamamı gelmişti?
Gözlerime ışık tutan doktora baktım. 'Ecem hanım iyi misiniz? Beni duyuyor musunuz?' başımı salladım yavaşça. Kulağıma doğru bir damla yaş aktı gözümden.
Keşke Kerem'in beni bırakıp gitmesi de rüya olsaydı. Keşke şuan onun yanında uyansaydım.
'Ağrınız var mı?' dedi doktor.
'Su.' dedim kurumuş boğazım acıyordu. Doktor yavaşça yattığım yatağı dikleştirdi. Odada Ece, Yavuz ve Eren yarbay vardı.
Burnumda takılı bi hortum vardı. Nefes almam için miydi bu? Altımda pijama vardı ama üzerim tamamen çıplaktı. İçimde göğsüm ve sırtımda sarılı sargı bezi vardı. Üzerimde ince bir örtü örtülüydü.
'12 gündür komadasınız Ecem hanım. İyi misiniz? Hafıza kaybı, konuşma da zorluk var mı?' dedi doktor. Etrafıma baktım.
'İyiyim. Ne oldu?' dedim zorlanarak.
'Geçirdiğiniz kaza sonucu beyninizin sağ tarafına büyük bir hasar almışsınız. Buda beyin kanamasına sebep olmuş. Bilinciniz 12 gündür yerinde değildi. Sol göğsünüze büyük bir cam parçası girmiş, buda göğsünüzdeki lenf damarlarına zarar vermiş. Göğsünüzdeki dikiş izi zamanla geçecektir ama izi az da olsa kalabilir. Çok geçmiş olsun, kontrole geleceğiz.' dedi doktor. Ece doktora teşekkür edip bana baktı.
Elimi yavaşça sol göğsüme koydum. Gözlerimi kapatıp tuttuğum göz yaşlarımın akmasına izin verdim. Ağrıyan göğsüm, ağrıyan başım, acıyan kalbim.. Hepsi üst üste gelmişti.
Elimin sıkıca kavranmasıyla hıçkırarak ağlamaya başladım. 'Ecem, güzelim benim..' dedi Ece. Oda ağlıyordu. Gözlerimi açıp Ece'ye baktım.
'Canım çok yanıyor Ece. O gitti, gittiğinden beri hayatım alt üst oldu. Neden Ece? Neden gitti? Bana veda bile etmedi! Kalbim öyle sızlıyor ki, dikişlerimin acısını hissetmiyorum bile.' Ece elimi öptü. Yavuz diğer tarafıma geçip yavaşça sarıldı.
'Hepsi geçecek.' dedi Yavuz fısıltıyla. Eren yarbay boğazını temizleyip yanıma geldi.
'Geçmiş olsun kızım. Rabbim beterinden korusun.' dedi. Oda üzgündü.
'Sağ olun yarbayım.' dedim göz yaşlarımı silerken.
'Ben şimdi gidiyorum. Yine gelirim, bir şey olursa hemen haberim olsun.' dedi. Yavuz başıyla onay verdi. Son kez bana bakıp çıktı odadan. Yavuz da diğer yanıma oturdu.
'Neden gitti Yavuz? Niye gitti öylece?' dedim. Ece akan burnumu sildi.
'Bilmiyorum güzelim, inan ki bilmiyorum. Sadece akşam üzeri yanıma geldi ben gidiyorum, istifa mı verdim dedi. Bende bağırdım orada biraz aha bu kız şahit oda yanımdaydı.' dedi Ece'ye bakarak. 'Derdin ne ne oldu birden bire dedim, gitmem lazım duramam burda dedi. Sana dikkat etmemizi söyledi, gitti.' güldüm. Ama acıyan dikişimle sustum.
'Ben bu zamana kadar ne yaşadıysam hepsine alıştım. Başım dik durdum. Buna da alışacağım. Tek zoruma giden sabahı benimleyken, akşama beni bırakıp gitmesi.' Yavuz kalktı ayağa.
'Ben sana yiyecek bir şeyler söyleyim.' dedi. Gözleri doluydu. Odadan çıktı.
'Çok korktum sana bişey olacak diye.' dedi Ece göz yaşlarımı silerken.
'Nasıl oldu bu? En son arabadaydım.' dedim. Ece sıkıca kavradı elimi.
'Yola ters yönden girmişsin. Tır şoförü durduramamış tırı, çarpmış sana. Defalarca takla atmışsın.' dedi Ece titreyen sesiyle.
'Adam iyi mi?' dedim.
'İyi, kaç kere geldi buraya. Seni öyle görünce hemen aramış ambulansı. Ağlayıp durdu, bişey olursa ben nasıl yaşarım diyip durdu. Akın amca da buradaydı hep, 1 saat önce falan gitti. Sana kıyafet getirecekti. Birde arabayla ilgili bi şeyler varmış sanırım onları halledeceğim hemen gelirim dedi.'
'Babam iyi mi?' dedim. Ece güldü.
'Akın amcanın ilk defa eşofmanla dışarıya çıktığını gördüm. Öyle söyleyim. Sürekli tuttu elini bekledi başında. Uyumadı günlerce. Bir ara senin gözünden yaş aktı, oda ağladı. Ne görüyor bilmiyorum Ece kızım ama yüreğim kanıyor dedi. Sesini çıkartamıyor, bizi göremiyor, iyi mi değil mi, canı yanıyorsa diyemiyor diyip durdu.' ah benim yüreği güzel babam. Benim arkamdaki dağım, pamuğum. Çok özledim seni. Aylar sonra karşılaşmamızın böyle olmasını istemezdim.
Açılan kapıyla ikimizde oraya baktık. İyi insan lafın üstüneydi. Babam elindeki poşetleri ve valizi kapının önünde bırakıp hızla yanıma geldi. Yanıma oturup sıkıca sarıldı boynuma.
'Güzel kızım benim.' göz yaşı damladı boynuma. 'Seni de kaybettim sandım kızım. Ailemi, herşeyimi, biricik kızımı kaybettim sandım.' yavaşça elimle sırtını sıvazladım.
'İyiyim ben babacım. Ağlama, bak konuşuyorum, sana dokunuyorum.' babam geriye çekilip alnımı öptü uzunca.
'Korktum kızım. Hayatımda ilk kez bu kadar çok korktum. Seni öyle kanlar içinde görünce.' lafını bitirmedi. Elimi öptü yavaşça. 'Pamuk kızım benim. Sana kıyafet getirdim. Birde en sevdiğin tatlıdan yaptırdım.' ayağa kalkıp poşetleri masanın üzerine bıraktı.
'Baba niye uğraştın?' babam bana sert bir bakış attı.
'Valla kızarım ha!' gülerek Ece'ye baktım. Ece de benim gibi kıkır kıkırdı. İçeriye elinde tepsiyle Yavuz girdi.
'Hoş geldin Akın abi.' diyerek tepsiyi hasta yemek masasının üzerine bıraktı.
'Hoş buldum aslanım.' diyerek poşetten çıkarttığı profiterolle bana baktı babam. Sırıttım. 'Az önce taze taze yaptırdım. Yemeğini ye sonra tatlı yiyeceksin.' dedi babam yanıma otururken.
'Ooh Akın amca valla bende hasta olmak istiyorum. Bana da böyle bakacaksan eğer.' dedi Ece gülerek. Babam güldü.
'Aman kızım dur, sen hasta olmasan da getiririm ben sana tatlı.' hepimiz güldük. Babam yemek kaşığını eline alınca Ece devreye girdi.
'Ben yedireyim Akın amca.' babam Ece'ye kaşını kaldırmış şekilde baktı. 'Yahu tamam sen yedir.' dedi Ece gülerek sonradan. Babam zaferle gülümseyip kaşığı eline aldı.
'Küçükken de ben yedirirdim. Kaşığı ağzına alır almaz tükürürdü. Yemek yüzüme, üzerime hep bulaşırdı. Buda bir hoşuna giderdi ki, kahkaha ata ata gülerdi.' gülümsedim babamın sözleriyle.
'Amma yaramazmışsın Ecem ha!' dedi Yavuz.
'Yaramazlık halt etmiş Ecem'in yanında.' dedi babam gülümseyerek.
'Baba! Abartma ya. Dillerine düşürme beni.'
'Ee kızım yalan mı? Ev o zaman 3 katlıydı, Ecem merdivenlerden çıkamasın, yaklaşmasın diye korkuluk yaptırmıştım ama ne fayda! Ne zaman Ecem'i evde arasak merdivenleri emekleye emekleye çıkarken buluyordum.' hepimiz güldük. Babam bir yandan bana yemek yedirmeye devam ediyordu.
'Ecem cidden biraz büyümüşte küçülmüş gibiymişsin.' dedi Yavuz.
'Çok çektirmişim küçükken, aman canım büyüdükte ne oldi?'
'Sen şiveli mi konuştun kızım?' dedi babam.
'Bilmem, arada oluyor baba.' babam zaferle gülümsedi. Yemeğimi yiyince tatlı paketini önüme koydu.
'Çocuklar sizde yiyin. Çok yaptırdım beraber yiyin diye.' Yavuz bu anı bekliyormuş gibi ağzına attı hemen bir tane. Babam güldü. 'Afiyet olsun.' dedi babam. Çalan telefonunu alıp açtı.
'Ne sorunu?'
'Halletsene oğlum!'
'Hasbinallah! Çıldırtacaksınız beni!'
'Kapat, gelirim 1 saate kadar. Oyala adamları.' babam sinirle kapattı telefonu.
'Ne oldu baba?' dedim.
'Ya İsveçteki adamlarla sözleşme imzaladık, adamlar sözleşmeyi fesh etmek istiyorlarmış şimdi de.' babam sinirle nefes verdi.
'Git bir konuş bakalım baba. Belki ikna edersin. Dertleri neymiş hem? Şurada ne kadar oldu da istiyorlar bunu?' babam nefes verip ayağa kalktı.
'Şimdi gitmem lazım, işim biter bitmez gelirim güzel kızım. Halledebilirsem erkenden gelirim.' alnımı öptü.
'Dikkatli ol baba.' Babam montunu giyip Yavuz'gille vedalaştı.
'Sende pamuk kızım. Gelemezsem sık sık ararım Yavuz'la Ece'yi. Ama söz geleceğim şu işleri bir halledeyim. Çok dikkat et kendine. Çok seviyorum seni.' sıkıca sarılıp geriye çekildi.
'Bende seni baba.' gülümseyip vedalaştıktan sonra çıktı odadan.
'Heyt be! Kral adam ha. Ne güzel çekinmeden etmeden belli ediyor sevgisini.' dedi Yavuz.
'Sinirliyken de anamı ağlatıyor ama.' dedim gülerek.
'Telefonla konuşurken fark ettim. Kıpkırmızı oldu adam sinirden.' güldük. İçeriye giren doktorla Ece yanımdan kalktı.
'Tekrardan geçmiş olsun. Dikişlerinize pansuman yapılacak.' dedi. Yavuz Ece'nin ona bakmasıyla çıktı odadan. Doktor yanıma yaklaşıp üzerimdeki ince pikeyi kaldırdı. Sırtımdan eliyle destek vererek oturur pozisyona gelmemi sağladı.
'Ağrı var mı?' dedi sargıyı açarken.
'Yok hayır.' dedim. 3 kişinin önünde üzerim çıplak duruyordum. Garipti bu his. Ece elimi tutuyordu. Doktor sargımı açıyordu, hemşire ise doktora yardımcı oluyordu.
'Dikişlerin gayet iyi. İstersen bugün, istersen yarın taburcu ederiz seni.' dedi doktor güler yüzle.
'Bugün taburcu olayım doktor bey. Daha fazla durmak istemiyorum burada.' gülümseyerek başını salladı.
'Ece hanımı zaten tanıyoruz. Evde isterseniz sargılarınızı Ece hanım değiştirir, isterseniz bize gelirsiniz biz değiştiririz.' dedi.
'Sağ olun, Ece halleder.' dedim gülümseyerek. Kafamdaki dikişe de küçük bir bant yapıştırdı. Ardından uzaklaştı benden.
'Tekrardan çok geçmiş olsun. Çıkış işlemlerinizi yaptırıyorum o halde.' dedi doktor.
'Teşekkürler, yaptırın.' dedim. Doktor gülümseyerek çıktı odadan. Ece babamın getirdiği valizden eşya çıkarttı.
'Akın amca her seferinde hayran bıraktırıyor kendine. Rahat edeceğin şeyler koymuş hep.' gülümsedim. Bi tanemdi o.
Ece eline aldığı ince tişörtü ve siyah ince eşofmanı alarak yanıma geldi. Üzerimi dikkatle giydirdi. Altımdaki pijamayı çıkartıp diğerini giydirdi. Yavaşça ayağa kalkmamı sağlayıp eşofmanı yukarıya çekti.
'Otur bakalım.' dedi. Kolumdan destek vererek oturmamı sağladı. Çantadan tarak çıkartıp saçlarımı yavaşça taradı. Aşağıdan örüp bağladı. Ayağıma uzun çorap giydirip yavaşça terlik giydirdi.
'Balım, teşekkür ederim.' dedim. Ece kalkıp sarıldı yavaşça.
'Etme, bugünler için dostuz. Her anında yanında olmak, yardımcı ve destek olmak için varım. Kardeşiz biz. Kardeşler bugünler için var.' yanağımı öptü.
İçeriye giren Yavuz bize bakıp ıslık çaldı.
'Sizden hızlısı mezarda yemin ederim. Araba hazır, ben eşyalarınızı indireyim. Birde doktor tekerlekli sandalye ile indirin aşağıya yürüdükçe ağrısı olabilir dedi.' başımla onayladım. Yavuz tekerlekli sandalyeyi yanımıza getirip eşyaları topladı.
'Tamamdır, bizde iniyoruz şimdi. Ödemeyi hallettin mi?' dedi Ece.
'Akın abi giderken fazlasıyla ödemiş.' gülümsedim. Yavuz odadan çıktı. Ece'nin desteğiyle tekerlekli sandalyeye oturdum. Ece üzerime lacivert bir kapüşonlu hırka giydirdi.
'Hadi bakalım prenses! Yolculuk ev!' çantasını omzuna takıp çıktık odadan. Asansöre binip inmeye başladık aşağıya.
'Çok garip bir his bu.' dedim gülerek. Ece de güldü.
'Sakat gibi hissediyo insan kendini bebeğim biliyorum.' dedi Ece. Güldüm. Otoparka indiğimizde Yavuz kocaman jeep arabasıyla durdu önümüzde. Arabadan inip yanımıza geldi.
'Ece sen tekerlekli sandalyeyi kenara koy ben bindireyim Ecem'i.' dedi. Ece başıyla onayladı. Yavaşça koluma giren Yavuz'la kalktım ayağa. Göğsüme saplanan ağrıyla inleyerek hafif öne doğru eğildim.
'Ecem, iyi misin?' dedi Yavuz telaşlı sesiyle. Ece sandalyeyi hızla kenara itip diğer kolumdan tuttu. Yavuz bacaklarımdan da kavrayıp kucağına aldığı gibi yavaşça arabaya bindirdi.
'Aniden kalkma! Dikişlerin sızlar. Bırak Yavuz halletsin.' dedi Ece.
'Bişeyim yok be. Gidelim hadi.' dedim. Yavuz gülümseyip kapıyı kapattı. Onlar da arabaya binince başımı geriye yasladım. Yavuz olabildiğince tümseklere dikkat ediyordu. Yavaş ve temkinli gidiyordu.
Gözlerimi kapattım. Gördüğüm rüya geldi aklıma. Elimi istemsizce karnıma götürdüm. Buruk bi gülümsemeyle nefes verdim. Bu saatten sonra anca rüyama gelirdi zaten.
İnsan aşık olduğu kadını öylece arkasında bırakarak gidebilir miydi? Hiç yanmazmıydı canı? Hiç üzülmez mi halimi düşünüp?
Yaşattığını yaşamadan sakın ölme Kerem Kartal.
