27. bölüm / 51
Arayış26. Bölüm/Tesadüf değil, kader…
Bölümler 51Şu an: 26. Bölüm/Tesadüf değil, kader…
- 1 1. Bölüm/Başlangıç414 kelime
- 2 2. Bölüm/Dava796 kelime
- 3 3. Bölüm/Ukala bey?1.111 kelime
- 4 Karakterler87 kelime
- 5 4. Bölüm/Benimle alakası ne?706 kelime
- 6 5. Bölüm/İntikam977 kelime
- 7 6. Bölüm/Ne dedin sen?!1.049 kelime
- 8 7. Bölüm/Ben Almila948 kelime
- 9 8. Bölüm/Piknik1.251 kelime
- 10 9. Bölüm/Kızım843 kelime
- 11 10. Bölüm/Baskın933 kelime
- 12 11. Bölüm/Mahkeme693 kelime
- 13 12. Bölüm/Yemek678 kelime
- 14 13. Bölüm/Ne?572 kelime
- 15 14. Bölüm/Kabul ediyorum.649 kelime
- 16 15. Bölüm/Tektaş yüzüğe gerek yok746 kelime
- 17 16. Bölüm/Maşallah almilaya.693 kelime
- 18 17. Bölüm/Hazırlıklar668 kelime
- 19 18. Bölüm/Müstakbel eşim715 kelime
- 20 19. Bölüm/Damat bey, gelini öpebilirsiniz…962 kelime
- 21 20. Bölüm/Belkide sen kaptırırsın kendini bana701 kelime
- 22 21. Bölüm/Kim beğenmez?702 kelime
- 23 22. Bölüm/Ortak?519 kelime
- 24 23. Bölüm/Senden korkulur.608 kelime
- 25 24. Bölüm/Ufacık bir sıyrık753 kelime
- 26 25. Bölüm/Sağ salim gelin.688 kelime
- 27 26. Bölüm/Tesadüf değil, kader…1.113 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 27. Bölüm/Nil’im987 kelime
- 29 28. Bölüm/Darısı başımıza921 kelime
- 30 29. Bölüm/Ay seni çıtır, çıtır yemeli1.025 kelime
- 31 30. Bölüm/Herşeyim olur musun Nil?1.275 kelime
- 32 31. Bölüm/Herşeyin olurum Alp.1.097 kelime
- 33 32. Bölüm/Anne mi?914 kelime
- 34 33. Bölüm/Dilerim ki…1.099 kelime
- 35 34. Bölüm/Çok özledim seni568 kelime
- 36 35. Bölüm/Seven sevdiğine benzer879 kelime
- 37 36. Bölüm/Aile yemeği767 kelime
- 38 37. Bölüm/6. Ay910 kelime
- 39 38. Bölüm/Cinayet923 kelime
- 40 39. Bölüm/Katil709 kelime
- 41 40. Bölüm/Ben onsuz ne yaparım?679 kelime
- 42 41. Bölüm/Nil…908 kelime
- 43 Duyuru!74 kelime
- 44 42. Bölüm/Baba oluyorsun!1.073 kelime
- 45 43. Bölüm/Miniminnacık bir bebek1.164 kelime
- 46 44. Bölüm/Sen aşeriyor musun?948 kelime
- 47 45. Bölüm/Daha ne isterdik?767 kelime
- 48 46. Bölüm/Tüm çiftler955 kelime
- 49 47. Bölüm/Nil’e, kızıma birşey mi oldu?1.037 kelime
- 50 48. Bölüm/Bu kız bana mı benzeyecek?944 kelime
- 51 49. Bölüm/Ne olsun kızımızın adı?737 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alparslan göreve gideli yaklaşık bir ay olmuştu.Ama hâlâ hiçbir haber yoktu.Bu yüzden o gittiğinden beri içim içimi yiyordu.Endişe tüm bedenimi ele almıştı.
Sabah erken kalkmış, kendime kahvaltı hazırlamıştım.Yalnız kahvaltı yapmak artık güzel gelmiyordu.Alparslan ile kahvaltı yapmaya alışmıştım.Bu yüzden o olmadan içim bir garip oluyordu.Sanki o yanımda yokken bedenimde bir boşluk oluşuyordu.
Her saat başı aklıma o geliyordu.İyi miydi?Aç mıydı?Tok muydu?Yaralı mıydı?
Şuanlık hiçbir sorunun cevabını bilmiyordum.
Zaten bu soruları neden düşündüğümü de bilmiyordum.Neden onu önemsiyordum mesela?Veya o olmadan neden içim buruk oluyordu?
Kahvaltımı yaptıktan sonra masayı topladım.Üzerimi giyinmek için kıyafet bakıyordum ki Kenan albay aradı.
“Buyurun albayım.”
“Almila, kızım.Bugün seninle önemli birşey konuşmak istiyorum.”
“Tabii albayım da.Ne konudaydı acaba?”
“Yüzyüze konuşsak daha iyi olur.Mesai bitiminde atacağım konuma gelirsin.”
“Tamam albayım.”
Ne konuşacaktık acaba?Çok merak ediyordum.Hemde askeriyede konuşmayacaktık.Konum atacağım demişti.Belli ki gerçekten önemli ve özel birşey konuşacaktık.
Üzerimi giyinmem ile evden çıktım.Adliyeye geldim.Adliyede birkaç kişinin sorgusunu yaptım.Birkaç evrak düzenlemesi yaptım.
Kendime çay almak ve biraz da hava almak için adliyenin büfesine doğru ilerledim.Büfe de tabi ki yine miraç savcı vardı.Her hareketimde yanımdaydı.Sözler söylemese de bakışları ve hareketleri rahatsız ediciydi.
“Tünaydın Almila savcım.”dedi o saçma bakışları yüzümdeyken.
“Tünaydın.”
Kendime kahve alıp büfenin bir masasına oturdum.Tüm işlerim bitmişti neredeyse.Miraç savcının da gelip yanıma oturması ile bakışlarım telefonumdan ona döndü.
“Biliyor musun?Bu dik başlı, aman vermez halin beni çok etkiliyor.Beni kendine aşık ediyorsun.”
Dedikleriyle şok oldum.Bu zamana kadar herhangi bri söz söylememişti ancak şuan ne değişmişti?
“Saçma sapan konuşmayın miraç bey.Bir daha bu tarz sözlerinizi işitirsem çok kötü olur.Biz sadece iş arkadaşıyız.”
“Öyle deme, bir düşün Almila.Eminim ki o kocandan her konuda daha iyiyim.”
Üstelik evli olduğumu bile bile söylüyordu bunları.Gerçekten tiksinmiştim.İğrenç.
“Böyle düşünmeniz gerçekten komikmiş savcım.Ancak ben evliyim ve kocamı da seviyorum.”
Evet belki anlaşmalı bir evlilikti ancak herkes birbirimizi seviyoruz diye biliyordu.Anlaşmalı evli olsa da kocamdan başkasına bakacak değildim.Hele ki miraç savcıya bakacak hiç değildim.
Kahvemide alıp hemen o masadan kalktım ve odama ilerledim.İşlerimi hallettikten sonra adliyeden çıktım.Kenan albay bir konum atmıştı.Oraya gidecektim.
Arabama binip attığı konuma ilerledim.Konum sakin bir parkı gösteriyordu.Kısa süre sonra geldiğimde parkta Kenan albay ve oğlu yavuz parkta bir banka oturmuş beni bekliyordu.Beni görmeleri ile yerlerinden kalkıp ayakta beklemeye başladılar.
Yanlarına sakin ve yavaş adımlarla ilerledim.Merak ediyordum bana diyeceklerini.Yanlarına ilerlemem ile konuştum.
“Merhaba.”
“Merhaba kızım.”
Kenan albayın ‘kızım’ demesi garip hissettiriyordu.
Birlikte banka oturduk.Ben bir bankta tek başıma oturuyor, onlar ise karşımda arada üç adımlık mesafe bulunan bankta oturuyordu.Merakla onlara bakarken Kenan albay derin bir nefes alarak konuştu.
“1998 yılında eşimin babasını bir görevde öldürmek zorunda kaldım.Öldürdüğüm sıralarda karım, yani yeşim bana bir bebeğimizin olacağı haberini vermişti.Duyunca çok mutlu olmuştum.Yeşim babasının öldüğünü bilmeyecekti.Hem hamile olduğu için, hemde mutlu bir evliliğimizin olduğu için.”
Kenan albay daha derin duygular barındıran bir ses tonu ile konuşuyordu.Yavuzda ise her zamankinden farklı bir bakış vardı.
“Babasının ölümünden 8 ay sonra yaklaşık 1999 yılının Ocak ayında doğacağı tahmin ediliyordu bebeğimizin.Ancak olmadı.Yeşim ben görevde iken bebeğimizin ölü doğduğunu söyledi.Ben hiç göremeden ölmüştü bebeğim.”
Gözleri doldu her ikisinin de.Hâlâ anlayamamıştım.Benimle ne alakası vardı bu konuşmaların?
“Ancak bu koskocaman bir yalanmış.”
Ne?Nasıl yani?
“Yeşim sırf babasının intikamını almak için bana yalan söylemiş…Bana bebeğimizin öldüğünü söylemiş.Ardından beni ve oğlumuzu terk etmiş.Öldü gösterdiği bebeğimizi de...Yetimhaneye bırakmış.”
Sözleri gözlerimi doldurmuştu.Yavuz da dolu gözlerle, bana canından bir parçaymışım gibi bakıyordu.Kenan albay gözyaşlarını çoktan tutamamıştı.
“Almila…Sen benim yıllarca ölü sandığım, mezarının başında ağladığım, içimi döktüğüm, yeşimin bana ölü olarak gösterdiği kızımsın…Sen benim kızım, can parçam, yavuzumun kardeşisin…”
Gözyaşlarım firar etti.Bu nasıl olabilirdi?Kanıt olmadan inanamazdım.
Kenan albay bir kâğıt uzattı bana.DNA testi sonuçlarıydı.Gerçekten kızıydım ben onun.
“Almila…Eğer bizi kabul edemezsan anlarım.Ancak ben senin benim kardeşim olarak yaşamanı, yaşamamızı herşeyden çok isterim.”
Yavuz konuştu.Sesi çok tuhaftı.
Ben hâlâ anlayamıyordum.Ne yani ben Kenan albay ve yeşimin kızı, yavuzun kardeşi miydim?Ben Yeşimin babasının intikamı için yetimhaneye bıraktığı kızı mıydım?Ben Kenan albay ve yavuzun ölü sandığı o kız mıydım?Ben onların canlarından, kanlarından mıydım?
“Sana bunu burada söyledim.Çünkü yıllar önce yeşimin hamile olduğunu bu parkta, hatta bu banklarda öğrenmiştim.O günden sonra hep buraya geldim.Ne zaman seni düşünsem buraya geldim ben kızım.”
Ben donakalmıştım.Yıllardır merak ettiğim babam duruyordu karşımda.Birde abim.Çok garip bir duyguydu.Ben bunca yıl ailesiz kalmıştım.Ancak bu yıl hem Alparslan bana aile olmuş, ardından gerçek ailemi bulmuştum.
Daha onlarla aile olmaya hazır değildim.Ancak onları da geri çeviremezdim.Her ikisi de bana beklentiyle bakıyorlardı.Bakışlarında yıllardır hissedemedikleri umut parçacıkları vardı.
Gözyaşlarımı sertçe sildim.Derin bir nefes aldım ve konuştum.
“Ben..Ben ne diyeceğimi bilemiyorum…”
Her ikisinin de bakışları biraz değişti.Üzülmüşlerdi.Onlaru üzmek asla istemezdim.Ancak onları hemen kabul edemezdim.
“Benim biraz zamana ihtiyacım var.”
Dedim ve banktan kalkıp arabama yürüdüm.
Ben babamı bulmuştum.Abimi bulmuştum.Annemi bulmuştum…
Ben annemi bulmuştum ancak annem beni yıllar önce kaybetmişti.
Ben yeşimin istemediği, bir oyuncakmışım gibi intikam için kullandığı bri piyondum sadece.Ancak ben bunu ona soracaktım.Evet belki geçen birsürü yıl gelmeyecekti, ancak yine de soracaktım ona.
Arabama binerken hâlâ gözyaşlarım akıyordu.Ben buna hazır değildim.Ailemi bulmaya çalışıyordum.Ancak bu kadar yakından tanımayı beklemiyordum.Kendi, öz annemin beni kullanarak intikam almaya çalışmasını hiç beklemiyordum.
‘Sen busun Almila.Annesinin bile istemediği, yetimhaneye bıraktığı o kızsın sadece.Aile nedir bilmeyen, aile sevgisi görmemiş zavallı bir kadınsın.Daha fazlası da olamayacaksın.’diyordu iç sesim.
Kulaklarımı kapattım sanki onu duyuyormuşum gibi.Evet iç sesim diyordu bunları ancak ben sadece hissediyordum.Duymuyordum.Ancak ellerimi kulaklarıma kapatınca bu sesin geçeceğini sanmıştım.
Biraz daha sakinleşince eve doğru yola çıktım.Bir an önce dinlenmeye be kafamı toplamaya ihtiyacım vardı.Eve gelince hemen içeri girdim.Evde hareketlilik vardı.Evde sessizce ilerlerken kendi odasından çıkan Alparslan girdi görüş açıma.Üniforması üzerindeydi.Belli ki yeni gelmişti.Öyle dalgındım ki, ne evin ışıklarının açık olduğunu ne de Alparslan’ın arabasının kapının önünde olduğunu görmemiştim.
Alparslan’ın beni görmesi ile yüzündeki gülümseme soldu.Kaşları çatıldı.Merak etmişti neden böyle olduğumu.Alparslan hemen yanıma geldi.Ellerini yanaklarıma koydu.Baş parmakları ile okşamaya başladı yanaklarını.Sonrasında endişeli bir şekilde konuştu.
“Nil, Nil’im iyi misin?Birşey mi oldu?”
“Babammış…”
Zaten çatık olan kaşları daha çok çatıldı.Benim ise göz yaşlarım tekrar akmaya başladı.
Hani kötü bir anınızda sevdiğiniz birini görünce daha çok ağlamak istersiniz ya.İşte öyle oldu.Onu görünce bedenim hafifledi.Gözyaşlarım yüzümden firar etti.
“Kim?Kim babanmış Nil?Beni korkutuyorsun.”
“Kanan albay babam, Yavuz abimmiş.”
Yüzünde belli olan bir şaşkınlık oluştu.O da beklemiyordu.
Elleri yüzümü okşamaya devam ederken duraksadı.Ardından büyük kolları benim bedenimi sardı.Bir eli saçlarımı okşarken diğer eli belime sıkıca sarılmıştı.Bende kollarımı onun bedenine sarmıştım.
Alparslan beni herkesten korumak ister gibi, ben buradayım demek ister gibi sarılıyordu bana.Ben de ona iyi ki varsın demek ister gibi sarılıyordum.
Alparslan’ın kolları hala bendeyken beni koltuğa oturttu.O da yanıma oturdu.Bir kolunu yine bana sarmıştı.Onun bana sarılması beni iyi hissettiriyordu.
Alparslan beni dinlemeden anlayan tek insandı.Benim kızarmış gözlerimi, halsiz yüzümü görünce afallamış, üzülmüştü.Canından can gider gibi içi gitmişti.
Neden bu halde olduğumu endişe ile sormuş, cevabını aldıktan sonra üstelemeden kollarını bana sarmıştı.Bana ‘ben senin yanındayım.’ demek istemişti.Ve çokta güzel bunu hissettirmişti.
Başımı Alparslan’ın göğsüne gömmüştüm.Onun bir kolu beni sarmış, diğer kolu ise önüme gelen saçları arkaya itiyordu.
Ve ben bu halde hiç olmadığım kadar huzurluydum.
Belki diyordum, belki Alparslan benim için tesadüf değil, kaderimdi.
Bölüm etkileşimi
