9. bölüm · Arayış

8. Bölüm/Piknik

Betül 🧚🏻‍♀️

Bölümler

Her zamanki gibi uyandım ve bugün kahvaltı yapmadan direkt hazırlanmaya başladım.Bu aralar iştahım gerçekten çok kapalıydı ve hiçbirşey yiyemiyordum.

Hızlıca üzerimi giyindim ve yanıma çantamı aldım.Evden çıkmam ile ukala beyin bakışları beni buldu ve konuştu.

“Günaydın savcı hanım.”

“Günaydın.”

Ukala beye emniyete gideceğimizi söyledim ve emniyete doğru yola çıktık.Bugün bir davam yoktu.Bu yüzden İstanbul’daki yetimhaneyi arayıp ailem hakkında bilgi almaya çalışacaktım.

Bir kaç gündür beynimi düşünceler kemiriyordu.

Mesela eğer anne ve babam yaşıyorsa bir aile olabilir miydik?Veya ben onları bulabilecek miydim?Nasıl birilerdi?Beni isteyerek mi bıraktılar?

Tüm bu düşünceler kafamda dolaşırken emniyete gelmemiz ile ben ve ukala bey arabadan indik.

Emniyete gelip 1999 yılında doğan kim varsa hepsini arştırdık.Yetimhaneye bıarkılan kişilere, bırakanlara fakat hiç birşeye ulaşamadık.Yine çok uğraşmış ve emeğimin karşılığını alamamıştım.Benimle ilgili hiçbir kayıt yoktu.İpucu yoktu.Hiçbirşey yoktu.

Emniyetten yine elim boş çıkarken besbeter halde olduğum için ukala bey konuştu.

“İyi misin?”

“İyiyim.”demem ile pek inanmamışça baktı yüzüme.Fakat sonra önüne döndü.Sormak istediği bir soru vardı.Fakat soramıyordu.

Bende üstelemeden devam ettim yoluma.

Eve geldiğimizde ona doğru döndüm ve konuştum.

“Sen git istersen.Hem bak kaç gecedir hiçbirşey olmuyor.Boşuna bekleme.”dedim fakat bunu demem ile Alparslan başını sertçe iki yana salladı ve konuştu.

“Asla olmaz savcı hanım.”onun dediği ile eve doğru yürüdüm.

Eve varınca üzerime rahat kıyafetler giydim.Kafamı dağıtmak için gitarımı elime aldım ve çalmaya başladım.Biraz gitar çaldıktan sonra kendimi uykuya bıraktım.

Sabah uyandım.Bugün söz verdiğim gibi pikniğe gidecektik.

Açıkçası pek gitme taraftarı değildim çünkü küçüklüğümden beridir yeni ortamlara girmeyi pek sevmezdim.Ama söz vermiştik bir kere.

Üzerimi giyindikten sonra piknik için yaptığım kurabiyeleri bir kaba koydum ve dışarı çıktım.

Evden çıkmam ile ukalanın gözleri beni buldu.

“Günaydın savcı hanım.”

“Günaydın ukala bey.”dedim ve arabanın ön koltuğuna doğru gittim.O ise arkamdan sesleniyordu.

“Keşke gitarını da alsaydın.Orada bize çalardın.Çok güzel çalıyorsun.”demesi ile yüzünde baktım ciddi mi diye.Vallahi ciddiydi.Her geçen gün beni şaşırtıyordu.

“Teşekkür ederim.Başka bir zaman çalarım size.”dedim ve arabaya bindim.

Onun da arabaya binmesi ile yola çıktık.Piknik yeri biraz uzaktaydı.Yolda sessizlik hakimken ben radyoda çalan şarkıyı dinleyip mırıldanmakla meşguldüm.Kısa bir süreliğine Alparslan’a döndüğümde onun zaten beni izlediğini görmek beni şaşırtıp aynı zamanda utandırsada bakışlarımı ondan çekip yola bakmaya devam ettim.

Kısa süre sonra piknik alanına ulaştığımızda arabayı park ettik.Açıkçası biraz gergindim.İlk defa onlarla tanışacaktım.Arabanın bagajına doğru adımladığımda bagajı açıp poşetleri elime almıştım ki başka büyük, yapılı bir elinde poşetlere uzanıp ailem temas etmesi ile elin sahibine baktım.Elin sahibi Alparslan’dı.Neden kalbim deli gibi atıyordu?

Hala elim poşetlerde iken poşetleri o aldı ve konuştu.

“Poşetleri size taşıtacağımı sanmıyordunuz öyle değil mi savcı hanım.”mest olmuş bir şekilde ona bakarken o ise muzipçe bana gülümsüyordu.Kendime geldiğimde arabadan biraz uzaklaştım ve bagajı kapatıp time doğru ilerledik.

Yan yana yürüyüp time ulaştığımızda bizi ilk fark eden Sezen olmuştu.Beni görünce hemen yanıma gelmiş ve sarılmıştı.Beni hemen kabul etmesi çok güzeldi.Bende ona sarıldım ve o konuştu.

“Hoşgeldin Almila.”

“Hoşbuldum Sezen.”

“Hoşgeldin.Almila değil mi?Ben selma.”dedi tatlı bir kadın.

“Hoşbuldum selma hanım.”demem ile selma somurtup konuştu.

“Selma hanım çok resmi oldu.Sen bana abla de.”

“Peki selma ablacım.”dedim ve diğerleri ile selamlaştım.

Sonradan öğrendiğime göre selma abla Hakan abinin, yani ukala beyin timinden bir askerin eşiymiş.Hatta yedi yaşında çok tatlı da bir kızları var Sude.Gerçekten çok tatlı bir kız.

Piknik alanında ben, ukala bey, tim, selma abla ve Sude vardı.Erkekler mangalın başındaydı.Kadınlar ise sofrayı kuruyordu.Gerçekten çok sıcak bir ortamdı.Sanki onlarla yıllardır tanışıyormuş gibiydim.Bu piknik benim beynimi susturabilen harika bir etkinlik olmuştu.

Yemekler hazır olduğunda yemek yenmeye başlanmıştı.Fakat ben yemek yemiyordum çünkü son yaşadığım olaylar iştahımı kapatmıştı.Bunu farkeden Sezen konuştu.

“Almila sen iyi misin?Yemek neden yemiyorsun?”

“İyiyim.Sadece canım istemiyor.”konuşmalarımıza tanık olan yanımda otura Alparslan ise tabağımı aldı ve birkaç yemek koyup tabağı geri önüme koydu.Bana baktı ve konuştu.

“Bu tabak bitmeli sayın savcım.”

“Emir mi veriyorsun Alparslan bey?”

“Asla sayın savcım.Ben sizin iyiliğiniz için dedim.”dedi bana bakarak muzip bir şekilde.

Yemek bittikten sonra sofrayı toplamış ve oturmuştuk.Ortamda güzel bir sohbet vardı.Timdekiler anılarını anlatıyor, ardından gülüşüyorlardı.

“Hatırlıyor musunuz komutanım?Bir ara metehan görev dönüşünde arılardan kaçarken ağaca çıkıp ağaç dalına sarılmıştı.Ama yinede arılar tarafından parça pinçik edilmişti.Albay da heryeri ağrıyor diye izin vermişti.”dedi zafer büyük bir neşe ile.Ardından zafer büyük bir kahkaha patlattı.Hatta kükredi(Aslan kükredi;)).

Bu anı ile hepimiz kahkahalara boğulurken metehan somurttu ve konuştu.

“Diyene bak!Sen değilmiydin askeriyenin bahçesinde antrenman yaparken telefonunu arabaya bağlayacağım diye askeriyenin hopörlerine bağlayıp tüm askeriyeye rezil olan!”metehanın sözleri ile herkes ikinci bir kahkahaya tutulurken Selmanın sesi geldi.

“Sude!Sude yok.”herkes birden ayaklanırken Hakan abi konuştu.

“Ne nasıl yok.”

“Yok az önce benden kurabiye istedi bende tabağı almak için masaya doğru gittim.Ama arkamı döndüğümde yoktu.Kayboldu.”diyip ağlamaya başlarken selma ablanın yanına gittim ve konuştum.

“Merak etmeyin ararız şimdi buluruz.”dedim ve ardından Alparslan konuştu.

“Hakan abi, selma abla ve demir, Sezen ve metehan, zafer ve bora, benle de savcı hanım ararız buluruz şimdi.Hadi herkes dağılsın.”demesi ile Alparslan’ın yanına gittim ve ormanın içine doğru ellerimizde fenerler ile ilerlemeye başladık.

Tabancam belimdeydi, dikkatli gidiyordum, elimde fenerim vardı fakat korkuyordum.Tam bunları düşünürken Alparslan’ın arkamdan gelip belimi tutup beni kendine çekmesi tüm korkumu alıp götürmüştü sanki.Neden hep böyle oluyordu?Neden ben Alparslan olduğu için tüm korkularımı unutuyordum?Ne yaptığını anlamak için ona bakarken o kendini açıklamak için konuştu.

“Düşme diye tuttum belinden.”demesi ile ona baktım ve kendime gelip biraz uzaklaştım.

Ormanın derinliklerine doğru ilerlerken bir yandan da Sude diye bağırıyorduk.Fakat hiçbir ses gelmiyordu.

İkimiz o arkada ben önde ilerlerken günyüzüne çıkmış bir ağaç köküne takılıp ayağımı burkmam ile ağzımdan acı dolu bir çığlık kaçtı.

“Ah!”alparslan hemen yanıma gelip beni kollarımdan tutarken endişe ile konuştu.

“İyi misin?Noldu?”

“Ayağım burkuldu.”demem ile ne yapacağız diye düşünürken konuştu.

“Seni kucağıma almamı ister misin?Yürüyemeyebilirsin.”

“Hayır.Gerek yok.Ben yürürüm.”dedim aksiliğimden ödün vermeden.

Burkuk ayağım ile yürümeye çalışıyordum.Tam o sırada ayağımın kayması ile yere düşecekken Alparslan’ın beni tutması ile düşmekten kurtuldum.Yüzlerimizin çok yakın olması beni heyecanlandırırken heyecanımı saklamaya çalışıp yutkundum.Benim yutkunmam ile onun gözleri dudaklarıma ve boynuma kayarken o da sertçe yutkundu ve kendine gelmiş gibi biraz benden uzaklaşırken bende boğazımı temizledim.O ise konuştu.

“Bari kolunu omzuma at.Böyle yürüyemezsin.”demesi ile gerçekten de böyle yürüyemeyeceğimi anladım ve kolumu omzuna atmaya razı geldim.

Kolumu omzuna atmam ile hem heyecanlanırken hemde gerilmiştim.Neden gerilmiştim bilmiyorum.Sanırım onunla bu kadar yakın olmak beni germişti.

Kolum onun omzunda öylece yürürken kalbimin seslerini duyabiliyordum.Alparslan bana piknik alanına dönmeyi teklif etmişti fakat ben kabul etmemiştim.Sudeyi bulmamız gerekiyordu.

Alparslan ile yanyana yürürken aklımda Sude, bedenimde onun sıcaklığı, burnumda ferahlatıcı kokusu vardı.Ve bu üçlü beni çok geriyordu.Ona doğru kafamı çevirip yüzüne bakmaya çalıştığımda o da bana baktı ve konuştu.

“İyi misin?”

“İyiyim.Sadece ağrıyor.”demem ile beni başıyla onayladı.Ben ise tekrar bağırdım.

“Sude?!Nerdesin?”benden sonra Alparslan da bağırdı.

“Sude.”sesimizin yankısını duyarken uzaklardan bir ses gelmesi ile o tarafa döndük.

“Alparslan abi, buradayım.”dedi ağlamaklı bir ses.

“Buradayız seni bulucaz Sude sen şimdi bizimle konuş.Tamam mı?Seni sesinden bulalım.”

“Tamam Alparslan abi.Buradayım.”ikimiz birlikte sese doğru yürümeye çalışırken olabildiğince hızlı olmaya çalışıyorduk.Fakat ben onun üç oda bir salon omzuna yaslanmış, ayağımı ise yere basamazken bu pek mümkün değildi.

Kısa süre sonra sudenin yanına ulaştığımızda Sude koşarak yanıma geldi ve sarıldı.

“Almila abla ben çok korktum.”bende ona sarılırken konuştum.

“Korkma canım.Bak birazdan anne ve babanın yanına gideceğiz.”dedim ve benim kolum Alparslan’ın omzunda, Alparslan’ın eli belimde, diğer eli ise sudenin elini tutuyorken yürümeye başladık.

Kısa süre sonra piknik alanına geldiğimizde Alparslan herkese haber verdiği için herkes bizi bekliyordu.Piknik alanına geldiğimiz gibi Sudeyi ailesine teslim ettik ve vedalaşıp yola çıktık.

Eve doğru yoldayken Alparslan konuştu.

“İyisin değil mi.”

“İyiyim teşekkür ederim.”demem ile bana başıyla karşılık verdi ve konuştu.

“Benim evime uğramam lazım.Fakat yarım saate gelirim.”

“Tamam.Aslında hiç gelmene gerek yok a-“

“Olmaz.İşimi bitirip geri geleceğim.Şu anda bir görevim var ve onu yerine getirmem lazım.Savcı hanım.”demesi ile daha fazla üstelemeden önüme döndüm çünkü onun kapımda nöbet tutması beni de iyi hissettiriyordu.

Kısa süre sonra eve vardığımızda kısa bir duş aldım.Duş aldıktan sonra kendimi uykuya bıraktım.