39. bölüm · Arayış
38. Bölüm/Cinayet
Atılan konum sınıra yakın bir yerdeydi.Konuma göre olan yere geldiğimde arabamı hızla park ettim.Ardından ormanın iç taraflarına doğru yürüdüm.Gerçekten tehlikeli ve ürkütücü bir ormandı.Yaklaştıkça telsiz ve konuşma sesleri kulağıma geliyordu.Yavaş adımlarla cesedin oraya ilerlediğimde burnuma gelen kokudan hemen yüzüm buruştu.Kaç gündür bu ceset buradaydı?
İyice cesede yaklaştığımda yüzüme maske, ellerime de eldiven taktım.Cesede doğru tamamen yaklaştığımda gördüklerim ile kanım dondu.
Öldürülen kadın ağaca bağlanmış, boynunda küçük bir kesik, vücudunda 3 adet kurşun yarası vardı.Üstelik tam kadının önünde bir manken yatıyordu.Ancak manken tahtadan yapılmış, ve kumaşlarla giydirilmişti.Gerçekten bu görüntü çok kötü görünüyordu.Ben bu görüntüye bakakalmışken komiserin bağırmasıyla kendime gelip komisere yaklaştım.
“Savcım.”
Onun yanına vardığımda o ceset ile ilgili bilgileri saymaya başladı.
“Belgin zorlu.38 yaşında, resim öğretmeni.Vücudunda 3 adet kurşun izi ve boğazında bir kesik var.”
“Kim bulmuş peki cesedi?”
Arkamda bulunan bir yere baktı.Bende oraya baktığımda Alparslan ve timi oradaydı.
“Çok yabancı olmayan birileri aslında.”
Time gülümsedim.Onlarda bana gülümsedikten sonra Alparslan’a baktım.O bana gururla bakarken geri önüme döndüm.
Cesede yaklaşıp incelemeye başladım.Ağzındaki yumru dikkatimi çekerken ekip arkadaşlarından birini çağırıp cımbızla ağzındaki kağıdı çıkardım.Kağıtta garip birşey yazıyordu.
“Tanık olduklarını söylemeyenler ölüme mahkumdur.”
Kaşlarım çatıldı.Ardından bu kağıdı bir poşete koyduktan sonra timin yanına ilerledim.Tim etrafı kolaçan ediyordu.Aynı zamanda cesedi bulan kişiler olarak sorguları yapılmalıydı.
Alparslan’ın yanına geldiğimde Alparslan belimi tutup beni yanına çekti.Ardından metehan konuştu.
“Nasılsın yenge?”
“İyiyim.Sen nasılsın?”
“Bende idare eder işte.”dedi metehan.
“Ne zaman buldunuz cesedi?”
“Yarım saat önce.Bulduğumuz gibide hemen haber verdik.”dedi Alparslan.
Kısa bir süre sessizlik oldu.Ben ise o esnada bu görüntünün nereden bana tanıdık geldiğini çözmeye çalışıyordum.
“Ne düşünüyorsun Nil’im?”
“Sanki bu cinayetten bir tane daha işlenmişti.Ancak çıkartamıyorum.”
“Yani seri bir katil mi?”
“Eğer ki doğru hatırlıyorsam olabilir.”
Cebimden telefonumu çıkartıp son cinayetlere baktım.Ancak bakmaz olaydım.Son üç ayda bu cinayetten iki tane daha işlenmişti ve davalar delil yetersizliği nedeni ile kapatılmıştı.Artık bu üç davaya da ben bakacaktım.Telefonum elimde komiserin yanına ilerledim.Telefondaki haberi gösterdim.
“Nasıl yani?Bu bir seri katil mi?”
“Evet bir seri katil.Elinizi hızlı tutun.Ben timin sorgusunu yapacağım.Tüm delillerden haberdar olmak istiyorum.”
“Tamamdır savcım.”
Timin yanına gidip konuştum.
“İşiniz bitti mi?Sorgunuzun yapılması gerekiyor.”
“Albayla konuşalım.Eğer izin veririse şimdi gelebiliriz.”Borayı başımla onayladım.Sonra Alparslan albay ile konuştu.Ben ise Sezenin yanındaydım.
Sezen garipti birkaç gündür.Sessizdi.
“Birşey mi oldu?”
Biryere dalmış olan Sezen bana döndü.
“Yok ya birşey olmadı.”
“Sezen, söyle bana.”
“Almila, ben zaferi ailem ile tanıştırdım.Aslında herşey tesadüfen oldu.Ancak babamın gözü onu tutmamış.Ve benim bir asker ile evlenmemi istemiyormuş.”
“Neden ki?”
“Sen zaten askersin diyor.Eğer birgün evlendiğim kişiye birşey olursa bir daha kendimi toparlayamazmışım falan filan.”
“Sezin asker eşi olmak zor.Zaten askerliğin zorluğunu sen biliyorsun.Ancak asker bir eşin olduğunda nasıl olduğunu bilmiyorsun.Ama yine de seviyorsan tüm zorluklara karşı gelmek zorundasın.Bence seviyorsan vazgeçme Sezen.Ne zaferden ne de ailenden asla vazgeçme.”
Sezen gelip bana sarıldı.
“Teşekkür ederim Almila.Seninle konuşmak iyi geldi.”
Alparslan’ın yanımıza gelmesiyle hepimiz ona döndük.
“Albay izin verdi.Sorgu için adliyeye gelebiliriz.”
“Tamam yola çıkalım şimdi.”
Alparslan ile birlikte yürüken o konuştu.
“Seri katil mi?”
“Evet.”
Tim ve Alparslan askeri araç ile yola çıktı.Ben ise kendi arabam ile yoldaydım.Adliyeye aynı anda geldiğimizde tim arkada, ben en önde odama ilerliyorduk.Odaya geldiğimizde ben makamıma oturdum.Onlarda önümdeki koltuğa oturdular.Yanıma yardımcım gelince bende küçük not defterimi çıkarttım ve sorguya başladım.
“Cesedi ne zaman buldunuz?”
“Yaklaşık bir saat önce bulduk.”
“Peki ilk hanginiz gördü ve nasıl buldunuz?”
“İlk ben gördüm.Biz brilikte bu ormanda denetim, keşif tarzında birşeydeydik.Sonra buraları kontrol ederken cesedi bulduk.Bular bulmaz zaten hemen haber verdik.”dedi sezin.
Sorgu bittikten sonra biraz da sohbet ettik.Benim işim bittiğinde ise tim ve ben çıktık.Eve geldiğimizde zaten birkaç yemek dolaptaydı.Sadece onları ısıtmam gerekiyordu.Alparslan ile yemeğimizi yemek için sofraya oturduk.
“Ne düşünüyorsun?”
“Şu dava.Garip.İntikam için cinayet işlediği belli.Eğer intikam olmasa beden o kuklayı yapmak iatesin?Veya neden hızını alamayıp iki kişi daha öldürsün?Ya da davaların hemen kapanması?Çok tuhaf değil mi?”
“Evet gerçekten tuhaf.Bence de intikam için.Ama neyin intikamı?”
“İşte onu bulmak ta bana düşüyor üsteğmenim.”
“Bu yolda, bu dava da yaslanacağınız omuz seve seve olurum savcım.”
Dedikleri ile kıkırdadım.Yemeğimizi yedikten sonra üzerime rahat birşeyler giydim ve masama oturup saçlarımı taramaya başladım.O esnada Alparslan odamıza geldi.Dibime kadar geldi ve yanımda çömelerek konuştu.
“Senin bu güzelliğini ne yapacağım ben Nil’im.”saçımı eliyle okşayarak konuştu.
“Ne yapmak istersen kocacım.”
“Hmm bir düşüneyim…Sonsuza kadar güzelliğinin benim olmasını isterim.Sadece bana güzel görünmeni isterim karıcım.Ama pek mümkün olmuyor.Senin güzelliğin herkesin dikkatini çekmiş olacakki etrafımız bir zararlı otla çevrili.Ayrıca o miraç denen it bir daha birşey yapmadı değil mi?”
“Hayır yapmadı.Yapamaz da zaten.Korkağın teki.”
“İyi ancak birşey yaparsa bana söylememezlik yapmıyorsun tamam mı güzelim?”
“Tamam kocacım tamam.”gülerek onun yanağından makas aldım.
Saatin geç olması ile yerimden kalktım.Birlikte yatağımıza uzandık.Çok geçmeden kendimi uykuya bıraktım.
Sabah olduğunda Alparslan çoktan işe gitmişti.Bende yerimden kalktım ve hazırlanıp evden çıktım.O olmayınca evde hiçbirşey yapmak istemiyordum.Adliyeye geldiğimde üç ölen kişininde dosyası önündeydi.
İlk dosya, 3 ay önce öldürülen kişi.Güven Dirhem.Yönetmen.Aynı şekilde, vücudunda tamamen aynı yaralar ve yine kukla ile ölü bulunmuş.
İkinci dosya, 2 ay önce öldürülen kişi.Su Bilir.Mühendis.Yine ikisiyle de aynı şekilde ölü bulunmuş.
Son olarak.Belgin zorlu.Resim öğretmeni.Aynı şekilde ölü bulundu.
Bunların katillerinin aynı olduğundan zaten eminiz.Peki ortak noktaları neydi?Mesela katil neden bunları öldürüyordu?
Emniyete geçtim.Komiserin odasında kişilerin sosyal medya hesaplarını kontrol ettik.Ancak yok.Hiçbir ortak noktaları yok.
Emniyetten komiser ve birkaç kişi maktüllerin aileleri ile görüşmüştü.Hepsi çok iyi insanlardı.Sadece belgin’in ailesi belginin son birkaç yıldır içine kapandığını, bir günah işlediğini söylüyordu.Hatta bu günahından arınmak için hoca hoca dolaşmış.Ancak birşey olmamış.
Kafa yora yora kafam kalmadığı için işimde bittiği için eve gelmiştim.Eve geldiğimde Alparslan bize güzel bir masa kurmuştu.
“Hoşgeldin yavrum.”
“Hoşbuldum canım.Bakıyorum da yine hamaratlığın üzerinde.”
“Aa ayıp ediyorsun her zaman üzerimde zaten.”
Yemeğimizi büyük bir keyif ile yedikten sonra birlikte film izlemek için salona ilerledik.Salonda film izlerken ise ben başımı Alparslan’ın omzuna koyup uykuya daldım.
