32. bölüm · Arayış
31. Bölüm/Herşeyin olurum Alp.
Hani derler ya insanlar ‘en güvenli limanımı buldum.’ sanırım bende bulmuştum.
En güvenli limanımı, hayat ortağımı, can yoldaşımı, ailemi…Sanırım ben herşeyimi bulmuştum.
Alparslan.
Onunla geçirdiğimiz şu zaman boyunca ben hiç olmadığım kadar mutlu olmuştum.Hiç olmadığım kadar özel hissetmiştim.Onunla ben ilk defa ‘tam’ hissetmiştim.
Onunla evleneceğimizi duyduğumda hemen itiraz etmiştim.Sonuçta kedi köpek gibi olan biz nasıl geçiniriz diye düşünmüştüm.Ancak o benim aklımdaki tüm soruları yok etmişti.Bana o kadar güzel davranmıştı ki, ben onunla ilk defa aile olmayı tatmıştım.
O benim görevden beri aklımı karıştırıyordu.Sonrasında da zaten ona olan duygularımı fark etmiştim.
O beni sevdiğini o kadar güzel gösteriyordu ki, etkilenmemek elde değildi.
Dudaklarımız yağmurun altında, sokak lambasının ışığında ritim ve uyumla hareket ediyordu.Artık nefes alma ihtiyacı ile dudaklarımızı ayırdık.Alparslan alnını alnıma yasladı.Nefesini yüzümde hissediyordum.Benim nefesimde onun yüzündeydi.Sonrasında ben hiç olmadığım kadar emin bir şekilde konuştum.
“Senin hayat arkadaşın, dert ortağın, çocuklarının annesi…Herşeyin olurum alp.Seni seviyorum Alp…Seni herşeyden daha çok seviyorum.”
Alparslan’ın yüzünde rahatlamış bir gülümseme oluştu.Onun gülümsemesine gözlerim takılı kalırken bende gülümsedim.O ise sesindeki bariz belli bir derinlikle konuştu.
“Sen çoktan benim herşeyim oldun Nil’im.”
Sözleriyle gözlerim mutluluktan dolarken o büyük ve güçlü kollarını bana sardı.Şakağıma küçük bir öpücük kondurdu.
Gerçekten şuanda hiç olmadığım kadar güvenli hissediyordum.
Alparslan kollarını bedenimden çektikten sonra elimi sıkıca tuttu.Sonra birlikte salona doğru ilerledik.Sessizlik içinde ilerlerken ben konuştum.
“Eşyalarımızı alalım, çıkıp evimize gideriz.”
“Olur güzelim.”
Şuanda kalbimin yerinden çıkacak gibi atması normal miydi?
Alparslan’ın söylemek istediği birşey vardı.En sonunda konuştu.
“Ne zamandan beridir seni rahatsız ediyor o it?”
“Sözlü olarak etmiyordu.Ancak şu son hafta sözlü olarak da etmeye başladı.”
Alparslan elini yüzüne götürüp sıvazladı.
“Neden söylemedin?Ben sana demiştim her ne olursa olsun bana söyle diye.”
“Çünkü halledebilirim diye düşündüm.”
Dedim başımı öne eğerek o ise elimi tutan elini sıkılaştırdı.
“Bundan sonra halledebileceğin şeyleri bile bana söyle Nil.Söyle ki birlikte halledelim, her zorluğu birlikte atlatalım.Tamam mı?”
Yüzüne baktım güzel bir gülümseme ile.
“Tamam.”
Salona geldiğimizde Alparslan’ın babası, aynı zamanda benim kayınbabam ve yine aynı zamanda başsavcım hızla bizim yanımıza geldi.
“Alparslan ne yaptın oğlum sen?”
“Gerekeni yaptım baba.Adam gelmiş Nil’e saçma sapan laflar söylüyordu.”
“Anladım ama senden şikayetçi olursa mesleğine zarar gelebilir.”
O sırada ben söze dahil oldum.
“Merak etmeyin ben o işi halledeceğim.”
“Nasıl halledeceksin?”dedi Alparslan merakla.
“Kamera kayıtlarını alacağım.Kamera kayıtlarını izletmek seni aklamak için yeterli olacaktır.”
“Tamam kızım.Alabilirsen bu akşam al çünkü o yerinde durmaz Alparslan’ı her an şikayet edebilir.”
“Tamam baba.”diye onayladım başsavcımı.
Sonrasında birlikte eşyalarımızı aldık ve ben salonun sahibini aradım.Salonun sahibi kamera kayıtlarını bana verdi.Kamera kayıtlarını almamız ile evimize doğru yola çıktık.
Arabada Alparslan arada bana bakıyor, gülümsüyordu.En sonunda kucağımdaki elimi tuttu.Bu hareketi ile ona baktım.O zaten bana bakıyordu.Gözleri bende takılı kalmıştı sanki.En sonunda ben konuştum.
“Alp bey önünüze mi baksanız?”
“Kusura bakmayın Nil hanım ama yanımda göz kamaştıran biri otururken önüme bakamıyorum.”
Yanaklarıma yine kan hücreleri akın ederken ben utançla başımı cama çevirdim.Alparslanın her sözü ile heyecanlanıyordum.
Eve gelmemiz ile saat geç olmuştu.Kendi odalarımızın önüne geldiğimizde o konuştu.
“İyi geceler güzelim.”
“İyi geceler.”
“Nil ne zaman hazır hissedersen yanıma gelebilirsin.Sana her zaman kapım ardına kadar açık.”
“Teşekkür ederim Alp.”
İkimizde odalarımıza giderken ben üzerime geceliklerimi giydim.Yatağıma uzanmıştım ancak bugün olanlardan dolayı heyecandan uyuyamıyordum.
Ayrıca içim içimi yiyordu.Kalbimde, beynimde Alparslan’ın yanına gitmem gerektiğini söylüyordu.Ve ben her ikisini de dinleyip Alparslan’ın odasına gittim.Kapıyı yavaşça çaldım.İçeriden ‘gelebilirsin’ komutunun gelmesi ile içeri girdim.Kapının aralığından başımı uzatıp konuştum.
“Yanında bana yer var mı kocacım?”
Alparslan yatağında uzanmış bana gülümseyerek bakıyordu.
“Her zaman sana yanımda yer var yavrum.”
Ardımdan kapıyı kapatıp yanına gittim.Alparslan hemen yanında bana yer açtı.Yatağı zaten çift kişilikti.Yatarken bana sarılmak için kolunu yatacağım yere uzattı.Ben yatağa yatınca hemen kolunu bana sardı.Ben başımı onun göğsüne yaslarken o başını benim başımın üzerine koydu.Arada bir burnunu saçlarıma bastırıyor, kokumu içine çekiyordu.Bu huzurlu anın ardından o aşık olduğum sesiyle konuştu.
“İyi ki varsın Nil.İyi ki benimsin.İyi ki benimlesin.”
Sözleriyle kocaman gülümsedim.Ne kadar güzel şeyler söylüyordu.Gerçi her zaman böyleydi.
Gerçekten garipti.Bir zamanlar benim korumam olan Alparslan benim arabaya binmem için kapıyı açınca şaşırıp, ‘arada bir incelikler yapıyor muydu?’ diye şaşıran ben, şimdi her iltifatında her inceliğinde her jestinde ‘her zaman yapıyor’ diyordum.
“Sende iyi ki varsın alp.İyi ki benimlesin.İyi ki birlikteyiz.”
“Sanki rüyada gibiyiz değil mi alp?”
“Rüyalardan daha güzel bir gerçeğin içindeyiz.”sesi çok içten, derin ve bir o kadar da âşık çıkmıştı.
O benim başıma uzun bir öpücük kondurduktan sonra ben konuştum.
“İyi gecele sevgilim.Bizli, güzel rüyalar gör.”
“İyi geceler yavrum.”
En sonunda uykuya dalmıştım.
Sabah erkenden uyanmam ile yataktan kalktım.Elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa ilerledim.Aynı zamanda çalan telefonum ile telefonumu açtım.
Bugün kendiliğimden uyanmıştım.Hemde hiç hissetmediğim bir huzur ile.Bu sabah aslında uzun zamandır hayalini kurduğum ve sonunda gerçekleşen bir sabahtı.
“Alooo almilam nasılsın iyi misin?”
“İyiyim selinim.Sen nasılsın?Napıyorsun anlat bakalım.”
“İyiyim işte.Ben sana me dicem ben oraya geliyorum.İznimi kullanacağım.Seni görmeye geliyordum kızım!”
“He beni görmeye öylemi?Hmm tamam inandım.”
“Evet başka kimi görmeye geleceğim sanki.Allah Allah.”
“Bilmem ki mesela baş harfi bora olabilir.”
“Ya ne alaka Almila?Sadece konuşuyoruz işte.”
“Hmm anladım tamam tamam.Ee sen ne zaman geliyorsun.”
“Yarın orada olurum canım.”
“Tamam o zaman ben seni alırım, alamazsam birini gönderirim.”
“Tamam birtanem şimdi valizimi hazırlamam gerekiyor görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Telefonu kapatmam ile pankek hamuru olan ellerimi yıkamaya başladım.Tam yıkarken arkadan belime iki büyük el sarıldı.Ardından Alparslan’ın başı omzuma yaslandı.
“Günaydın yavrum.”
“Günaydın birtanem.”dedim içtenlikle.
“Güzel uyudun mu yanımda?”dedi tane tane.
“Hiç bu kadar güzel ve rahat uyumamıştım.Ya sen?”
“Hayatımın en güzel ilk uykusuydu.Ve bence sonda olmamalı.”
Vücudumu döndürüp ona döndüm.Artık tamamen dip dibeydik.Nefesimi yüzüne vurup konuştum.
“Biz birlikteysek son olmaz sevgilim.”
Muzipçe sırıttı.
“Sınırlarımı zorluyorsun.”
Yüzüne sırıtarak baktıktan sonra yanaklarımın yine kızarmaya başlaması ve utanmam ile bedeninin yanından çıkıp masaya demliği koydum.Onun ise arkamdan gülme sesi geliyordu.
“Kaç bakalım nil hanım.Nereye kadar kaçabileceksin?”
“Neden uyandırmadın?”yenıma gelince tekrar konuştu.
“E uyuyordun bende kahvaltı hazırlamaya geldim.”
“Keşke uyandırsaydın.Birlikte hazırlardık.”
“Birşey olmaz.Hadi sen masaya otur ben geliyorum hemen.”
Doğradığım salatalık ve domates tabaklarını alıp masaya koydu.Masaya birkaç parça kahvaltılığı da koyduktan sonra yaptığım pankeki masaya koydum.Ard ndan bende oturup konuştum.
“Selin geliyormuş yarın.”
“Hmm tatile mi?”
“Evet.Benim için geliyormuş ama bence başka bir sebebi var.”
“Olabilir tabi.Boranın elinden telefon düşmüyor zaten.Bora seline fena tutulmuş Nil.”dedi Alparslan yüzünde oluşan bir gülümsemeyle.
“Bencede.”dedim sırıtarak.
Kahvaltımızı yaparken Alparslan konuştu.
“Kenan albay ve yavuz işini ne yapacaksın güzelim.”
“Bir şans vermeye karar verdim alp.Aile olmayı deneyeceğim.”
Eliyle benim masanın üzerindeki elimi tuttu.Sonrasında onun telefonunun çalması ile bakışlarım ona döndü.Bilinmeyen bir numaraydı.İçünden birşeyler mırıldandı.Büyük ihtimalle telefona sövüyordu.
Bir süre konuştuktan sonra telefonu kulağından indirdi ve konuştu.
“Miraç benden şikayetçi olmuş.Savcı bizimle görüşmek istiyor.”
Başımı salladım yavaşça.Bunun olmasını bekliyordum zaten.
“Hangi savcıymış?”
“İkra adında bir savcı.”
“Tamam savcıyı tanıyorum zaten.Birlikte gideriz yanına.Bugün müsaitsin değil mi?”
“Evet.Hatta birlikte gidelim.Ben görüşme yapıp askeriyeye geçerim.”
Onu onayladıktan sonra güzel bir sohbet ile kahvaltımızı yaptık.Sonra mutfağı toparlayıp hazırlanmaya başladık.
