41. bölüm · Arayış
40. Bölüm/Ben onsuz ne yaparım?
Alparslan göreve gideli 6 hafta olmuştu.Bir buçuk aydır onun yanımda olmaması o kadar ağırdı ki.Onu çok özlemiştim.Hemde fazlasıyla.Bu aralar daha da çok duygusallaşmıştım.Her onu düşündüğümde ağlamamak için zor duruyordum.
Mesajlaşmıştık birkaç kez ancak son bir haftadır mesajlarıma da cevap vermemişti.Bu yüzden içim içimi yiyordu.
Bende bugün hem kafam dağılsın diye -tabi mümkün mü bilmiyorum ama- hemde abi-kardeş kaynaşalım diye abim ile dışarı çıkacaktık.
Üzerime kalın bir kazak giydim.Artık aralık ayının ortalarındaydık.Geçrekten hava soğumuştu.Üzerime kalın kabanımı ve kalın bir pantolon giyip evden çıkmıştım.Abimin arabası evin önündeydi.Hemen arabaya bindim.
“Hoşgeldin güzelim.”
“Hoşbuldum abi.Nasılsın?”
“İyiyim.Sen?”
“Bende işte.Alparslandan haber var mı?Hâlâ gelmediler.”
“Operasyonları güzle ilerliyor.Ancak yoğun bir operasyon.Bu yüzden pek iletişim kuramamış olabilir.”
Pek içimi ferahlatan bir cevap olmasa da önüme döndüm.Sanırım onu kanlı, canlı, sağ salim karşımda görmeden rahat etmeyecektim.
Abim ile bir kahvaltıcıya geldik.Kahvaltıcıdan içeri girer girmez burnuma dolan yumurta kokusu ile midem acayip bulanmıştı.Hemen elim burnuma giderken abim konuştu.
“Almila noldu?İyi misin?”
“İyiyim, iyiyim.Biraz midem bulandı sadece.Kokudan oldu sanırım.Ben elimi yüzümü yıkasam yeter.”
Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım.Son birkaç gündür böyle oluyordu.Koku alışım biraz hassaslaşmıştı.
Abimin oturduğu masaya gittiğimde abim bana kontrolcü bakışlar atıyordu.
“İyi misin güzelim?”
“İyiyim.Dedim ya sadece kokudan midem bulandı.”
Emin olmasa da önüne döndü.Kahvaltılız geldiğinde ben acıktığımı yeni farketmiştim.Ancak gerçekten kurt gibi acıkmıştım.
“Acıktın mı bakalım Almila hanım?”
“Kurt gibi desem.”
Gülümsedi o benim bu hâlime.Ardından kahvaltımızı yapmaya başladık.Kahvaltımızı güzel bir sohbet eşliğinde yaptıktan sonra kahvaltıcıdan kalkıp biraz gezmeye çıkmıştık.Abim ise o esnada telefon ile konuştmuştu.Bence iş ile alakalıydı.
“Alparslanlardan haber mi var abi?”
“Yok güzelim.Ama zaten dedim ya iyi ilerliyor diye.Sen sıkıntı etme kendine.Hem ne bu sendeki koca sevgisi?”
Ona dehşetle baktım.Nasıl bir kıskançlık be bu?
“Kocamı sevmeyeceğim de kimi seveceğim abi?”
“Evet haklısın.”gibi birşeyler geveledi ağzından.Sonra konuştu.
“Ah ah.Keşke sen evlenmeden önce kardeşim olduğunu bilseydim.Yemin ederim şu Alparslan’a seni vermezdim.Ne güzel gül gibi geçinip giderdik.”
“Yok artık abi.Hem sen Alparslan’dan iyi damat mı bulacaksın?Ayrıca sen beni vermesen bile ben Alparslan’a kaçardım.”
“Ne?Hemen sattın he abini?Vay be.Gençlik bitmiş.”
Evet bunu bana söyleyen kişi yaklaşık benden 5 yaş büyüktü.
“Abart abi.Şuanda herşeye ‘gençlik bitmiş’ diyen teyzelerden hiçbir farkın yok.”
Dediklerim ile ikimizde kahkaha atarken benim telefonum çaldı.Arayan kişi sezindi.
Arayan kişinin ismini görür görmez kalbime bir yumru oturdu.Çünki görevden dönselerdi her zaman ilk önce Alparslan arardı.Şimdi o neden aramamıştı?
Kendimi toparlayıp telefonu açtım.
“Efendim?”dedim hafif titreyen sesimle.
“Almila, Alparslan komutanım…”
“Noldu sezin?!Konuş.”
“Komutanım vuruldu.Şuan ameliyatta.”
Telefonu kulağımdan indirdim.Ne demekti bu şimdi?Alparslan vurulmuş ne demekti?
“Noldu Almila?”
“Abi, abi hemen hastaneye gidelim abi.Alparslan vurulmuş.”
“Ne?… tamam tamam sen sakin ol önce .Gel bakalım birlikte gidelim.”
Birlikte hastaneye doğru yola çıktık.
Ancak ben o kadar kötü bir haldeydim ki gözyaşlarım asla durmuyor, daha da hızlanıyordu.Aklımdan binbir türlü ihtimal geçiyordu.Ya Alparslan’ı kaybedersem? Korkusu tüm bedenimi ele geçirmişti.Ayakta duracak gücüm tükenmişti.
Ben alparslansız ne yapardım?Ben ailemsiz ne yapardım?Eğer ki ben onu toprağa gömersem, o gün aslında kendimi ve ruhumu da gömdüğüm gün olurdu.
Hastaneye geldiğimde ameliyathanenin önünde bizi tim karşıladı.Hepsi beter haldeydi.Sandalyelerde ise Ceyda anne, Merve ve kayınbabam Yusuf vardı.
Ben hemen Sezin’e yaklaştım.
“Sezin, durumu nasıl?”
Sezin susuyordu.
“Söylesene sezin.”
“Durumu kritik Almila.Herşeye hazırlıklı olun dedi doktor.”
Zaten durmamış olan göz yaşlarım tekrar akmaya başlamıştı.Abim ve Merve iki koluma girip beni sandalyeye oturttu.Ben ise yaşayan ölü gibiydim.Ceyda anne kollarını bana sardı.Ben de kollarımı ona sarmıştım.
“Kuzum güçlü kuvvetli ol, Alparslan’ım güçlüdür.O neler atlattı.Yine uyanacak, ilk sana koşacak.”
Diye teselli ediyordu Ceyda annem beni.
~~~~~~
Başımı duvara yaslamış, sandalyede oturuyordum.Alparslan ameliyattan çıkmıştı ancak yoğun bakımdaydı.Durumu hâlâ kritikti.
Uyanamayabilirdi, bizi bırakabilirdi.Bu düşünceler beni deli ediyordu.Onsuz bir hayat benim için ölümdü.
Öte yandan midemde bir ağrı, mide bulantısı, stres ve endişe beni daha çok yıpratmıştı.Nefes almakta o kadar zorlanıyordum ki elim can havli ile kalbime gitti.Kendimi iyi hissetmiyordum.Ne olmuştu bana böyle?Ben güçlü biriydim ancak sanki şuan tüm vicudum karman çorman olmuş gibiydi.
Ceyda anne ve Merve ağlamaktan heba olmuştu.Yusuf babam iyi olmaya, ayakta kalmaya çalışıyordu ancak onunda hâli çok kötüydü.Tim bu tarz durumlarda alışıktı ancak hepsinde büyük bir hüzün vardı.
Kasıklarımda hissettiğim keskin sancı ile elim oraya kaydı.Reflex ile yerimden yavaşça kalktım.Zaten gözyaşlarım görmemi zorlaştırırken, son hatırladığım şey artık gücüm tükendiği için yede bayılıp kalan ben ve telaş içinde başıma üşüşen ailemdi…
