35. bölüm / 50
SANA YENİLDİMBÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ
Bölümler 50Şu an: BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ
- 1 1. BÖLÜM — DÖNÜŞ1.048 kelime
- 2 2. BÖLÜM-YENİ BİR HAYAT991 kelime
- 3 3.BÖLÜM - BEKLENMEDİK HABER1.001 kelime
- 4 4.BÖLÜM-GEÇMİŞİN İZLERİ1.332 kelime
- 5 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA1.325 kelime
- 6 6. Bölüm — Kanlı İmza1.371 kelime
- 7 7. Bölüm — Şüphe967 kelime
- 8 8. Bölüm — Gizli Düşman1.073 kelime
- 9 9. Bölüm — Toprağın Altındaki Sır1.417 kelime
- 10 10. Bölüm — Güvenin Bedeli1.087 kelime
- 11 11.BÖLÜM-SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ GERÇEK1.522 kelime
- 12 12.BÖLÜM- BİR DOKUNUŞ MESELESİ2.353 kelime
- 13 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL1.569 kelime
- 14 14.BÖLÜM- ÖLÜLERİN DÖNÜŞÜ1.779 kelime
- 15 15.BÖLÜM-BİR BABAYA YABANCI OLMAK1.363 kelime
- 16 16.BÖLÜM- GECENİN İÇİNDEKİ GÖLGE1.132 kelime
- 17 17.BÖLÜM- KORKMA DOKTOR1.767 kelime
- 18 18.BÖLÜM-AKLIMDA SEN,İÇİMDEKİ FIRTINA622 kelime
- 19 19.BÖLÜM- AKLIMDA SEN, İÇİMDE FIRTINA2.166 kelime
- 20 20.BÖLÜM- BU DEFA SEN GELDİN1.833 kelime
- 21 BÖLÜM 21 — SANA BİR ŞEY OLMASINA İZİN VERMEM1.611 kelime
- 22 BÖLÜM 22 — SANA UZANAN ELLERİ KIRARIM1.292 kelime
- 23 23.BÖLÜM- ADINI KOYAMADIĞIMIZ1.379 kelime
- 24 BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER1.628 kelime
- 25 BÖLÜM 25 — SAKLADIĞIN MEKTUP1.732 kelime
- 26 BÖLÜM 26 — HERKESE KARŞI SEN1.374 kelime
- 27 BÖLÜM 27 — DÜŞMANIN OĞLU, SEVDİĞİMİN YARASI1.982 kelime
- 28 BÖLÜM 28 — SARHOŞ GECENİN SONU1.373 kelime
- 29 BÖLÜM 29 — SENİNLE EVLENECEĞİM1.090 kelime
- 30 BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN2.193 kelime
- 31 BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)1.816 kelime
- 32 BÖLÜM 32 — BİR TARİH, BİR ÖMÜR1.347 kelime
- 33 BÖLÜM 33 — BİR ÖMÜR SENİNLE1.188 kelime
- 34 BÖLÜM 34 — APTAL KOCAM2.153 kelime
- 35 BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ2.347 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 BÖLÜM 36 — ORTAK BİR HAYAL1.945 kelime
- 37 BÖLÜM 37 — GECEYE KALANLAR1.334 kelime
- 38 BÖLÜM 38 — YENİ BİR HAYAT1.684 kelime
- 39 BÖLÜM 39 — HOŞ GELDİN, AZAD KARAHAN1.382 kelime
- 40 BÖLÜM 40 — İLK KELİME923 kelime
- 41 BÖLÜM 41 — BİR EVİN HUZURU1.058 kelime
- 42 BÖLÜM 42 — KÜÇÜK MUTLULUKLAR1.020 kelime
- 43 BÖLÜM 43 — AZAD'IN İLK ADIMLARI1.190 kelime
- 44 BÖLÜM 44 — AİLEYLE İLK TANIŞMA1.055 kelime
- 45 BÖLÜM 45 — KONAKTAKİ GÖLGE960 kelime
- 46 BÖLÜM 46 — BİR AKŞAM, İKİ KALP1.053 kelime
- 47 BÖLÜM 47 — KALBİMİN EN SESSİZ YERİ1.267 kelime
- 48 BÖLÜM 48 — GEÇMİŞ KAPIDA1.120 kelime
- 49 BÖLÜM 49 — SESSİZLİĞİN ARDINDA1.291 kelime
- 50 50. Bölüm — Keşke Gerçeği Söyleseydim1.892 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları yeni evlerinin geniş pencerelerinden içeri süzülürken Defne, yatağın diğer tarafına dönüp gözlerini araladı.
Ateş hâlâ uyuyordu.
Bir kolunu Defne'nin beline dolamış, yüzünü saçlarına yaklaştırmıştı. Defne birkaç saniye onu izledi. Herkesin karşısında sert duran, bir bakışıyla adamlarını susturan Ateş Karahan, şimdi yanında huzurla uyuyordu.
Defne gülümsedi.
Ben bu adama gerçekten nasıl âşık oldum?
Tam yatağından kalkacakken Ateş'in kolu belinde biraz daha sıkılaştı.
“Nereye?”
Defne başını çevirdi.
“Uyandın mı sen?”
“Sen kalkınca uyandım.”
“Bir şey yapmayacağım. Aşağıya ineceğim.”
Ateş gözlerini açmadan onu kendine çekti.
“Beş dakika daha kal.”
Defne gülerek yanağına bir öpücük kondurdu.
“Beş dakika sonra kalkıyoruz ama.”
“On dakika.”
“Beş.”
“Sekiz.”
“Ateş!”
Ateş gözlerini açıp gülümsedi.
“Peki, doktor hanım. Sen kazandın.”
Defne yataktan kalktı, üzerindeki sabahlığı düzeltti.
“Ben hep kazanırım zaten.”
Ateş arkasından seslendi.
“Bu kadar emin olma, karıcığım!”
Defne kapıdan çıkarken ona dil çıkardı.
“Günaydın sana da, aptal kocam!”
Ateş kahkaha attı.
Yeni evlerinde ilk sabahları böyle başlamıştı.
---
HANIM AĞAM
Defne aşağı indiğinde bahçeden gelen sesleri duydu. Pencereye yaklaşıp baktığında birkaç adamın bahçedeki güvenlik noktalarını kontrol ettiğini, iki kişinin de evin girişinde beklediğini gördü.
Ateş'in dün akşam söylediği güvenlik meselesi aklına geldi.
Tam o sırada kapı çaldı.
Defne kapıyı açınca karşısında üç adam buldu. Hepsi saygıyla başını eğdi.
“Günaydın, hanım ağam.”
Defne bir an duraksadı.
“Günaydın…”
Adamlar kendilerini tanıtmaya başladılar.
“Ben Murat, hanım ağam. Evdeki işlere ve bahçeye bakacağım.”
“Ben de Yusuf. Güvenlik ekibindeyim.”
“Ben de Cem, hanım ağam. Ağamızın talimatıyla buradayız.”
Defne hepsine sırayla baktı. Bu hitaba alışık değildi ama yüzündeki gülümsemeyi korudu.
“Öncelikle hoş geldiniz. Ama bana hanım ağam demek zorunda değilsiniz. Defne diyebilirsiniz.”
Üç adam birbirine baktı.
Murat hafifçe gülümsedi.
“Estağfurullah, hanım ağam. Bizim âdetimiz böyledir.”
Defne anlayışla başını salladı.
“Peki, nasıl rahat ediyorsanız öyle olsun. Yalnız bir ricam var.”
“Buyurun, hanım ağam.”
“Bu evde kimse kendini yabancı hissetmesin. Bir şeye ihtiyacınız olursa bana söyleyin. Yemek saatlerini de birlikte ayarlarız. Hepimiz burada çalışacağız ama aynı zamanda birbirimize saygı göstereceğiz, tamam mı?”
Adamların yüzünde şaşkınlıkla karışık bir memnuniyet belirdi.
“Başşımla beraber hanım ağam.”
Defne gülümsedi.
“Güzel. O zaman kahvaltı yaptınız mı?”
Yusuf cevap verdi.
“Henüz yapmadık.”
“Öyleyse birazdan hep birlikte bir şeyler yeriz. Aç aç çalışmak yok!”
Adamlar teşekkür ederken merdivenlerden gelen sesi duydular.
“Burada ne oluyor?”
Ateş, siyah eşofmanı ve beyaz tişörtüyle merdivenlerden iniyordu. Saçları hâlâ dağınıktı.
Adamlar bir anda toparlandı.
“Günaydın, ağam!”
Ateş başıyla selam verdi.
“Günaydın. Her şey tamam mı?”
“Tamamdır ağam.”
Ateş, Defne'ye döndü.
“Ne konuşuyorsunuz?”
Defne kollarını göğsünde birleştirdi.
“Senin adamlarınla tanışıyorum. Bir de hepsinin aç olduğunu öğrendim.”
Ateş adamlara baktı.
“Hanım ağam ne derse o yapılacak. Evde bir eksik olursa önce ona söyleyeceksiniz.”
“Emredersiniz ağam!”
Defne hemen araya girdi.
“Emredersiniz demenize gerek yok. Ben kimseye emir yağdırmıyorum.”
Ateş gülümseyerek ona yaklaştı.
“Bunlar alışkanlık, bir tanem.”
Defne alçak sesle cevap verdi.
“Ben de alışmalarını sağlayacağım.”
Ateş eğilip kulağına fısıldadı.
“Sen bu evin düzenini benden iyi kuracaksın galiba.”
Defne gülümsedi.
“Bunu anlaman biraz zaman aldı.”
Tam o sırada dış kapıdan Ege girdi.
“Günaydın, ağam! Günaydın, yenge!”
Defne'nin yüzü aydınlandı.
“İşte! Bir tek sen doğru hitap ediyorsun!”
Ege kendinden emin bir ifadeyle göğsünü kabarttı.
“Ben kıdemliyim, yenge. Bu evde bazı şeyleri benden iyi bilen yoktur.”
Ateş kaşlarını kaldırdı.
“Öyle mi?”
Ege bir anda ciddileşti.
“Tabii, ağam. Ama her şeyi siz daha iyi bilirsiniz.”
Defne kahkaha attı.
Ateş, Ege'ye doğru bir adım attı.
“Akıllanmışsın.”
Ege sırıttı.
“Evlilik insana örnek oluyor ağam.”
Ateş, Defne'nin beline kolunu doladı.
“Daha yeni evlendim. Biraz daha bekle, belki ben de senden akıllı olurum.”
Defne başını kaldırıp kocasına baktı.
“Senin için biraz zor olacak gibi.”
Ege kahkahasını tutamadı.
Ateş ikisine birden baktı.
“Güzel. Sabah sabah herkes bana karşı birleşmiş.”
Defne yanağına bir öpücük kondurdu.
“Alışırsın, kocacığım.”
---
AKŞAM YEMEĞİ
Gün boyunca evdeki eksikler tamamlandı. Güvenlik ekibi görev yerlerini belirledi, bahçe düzenlendi ve evin çalışanları yerleşti.
Akşamüstü Defne mutfağa girdiğinde kararını çoktan vermişti.
Bu gece yemekleri kendisi hazırlayacaktı.
Hem de Ateş'in en sevdiği yemeği.
Fırında kanat!
Tezgâha tavukları, baharatları, zeytinyağını ve diğer malzemeleri dizdi. Kanatları güzelce marine etti, patatesleri doğradı ve fırın tepsisini hazırladı.
Mutfaktan yayılan kokular kısa sürede bütün evi sardı.
Murat kapının önünden geçerken durdu.
“Hanım ağam, bu ne güzel kokuyor böyle?”
Defne gülümseyerek başını çevirdi.
“Fırında kanat yapıyorum. Siz de bizimle yiyeceksiniz.”
Murat şaşırdı.
“Biz mi, hanım ağam?”
“Elbette siz! Burada hepimiz aynı sofraya oturacağız. Ateş de zaten itiraz edemez.”
Murat gülerek başını eğdi.
“Allah razı olsun sizden.”
Defne çalışanların sayısını öğrenip onlar için de yeterince yemek hazırladı. Büyük bir tepsi daha fırına girdi.
Bir süre sonra Ateş mutfağın kapısında belirdi.
Üzerinde siyah bir tişört, altında rahat bir eşofman vardı. Saçları duştan sonra hâlâ hafif nemliydi.
Kapının kenarına yaslanıp Defne'yi izlemeye başladı.
Defne onu fark etmeden patatesleri tepsiye yerleştiriyordu.
“Biraz daha kekik…”
Ateş kollarını göğsünde birleştirdi.
“Şef hanım, siparişimiz hazır mı?”
Defne arkasını döndü.
“Senin siparişin birazdan hazır olacak. Ama önce ellerini yıka, sofrayı hazırlamama yardım et.”
Ateş şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
“Ben mi?”
“Evet, sen.”
“Karahan aşiretinin lideri sofrayı mı hazırlayacak?”
Defne eline bir tabak aldı.
“Hayır. Defne'nin kocası sofrayı hazırlayacak.”
Ateş birkaç saniye ona baktı, ardından gülümseyerek ellerini yıkamaya gitti.
“Peki, hanım ağam.”
Defne kahkaha attı.
“Bana öyle deme!”
Ateş yanına gelip beline sarıldı.
“Ne yapayım? Evde herkes sana hanım ağam diyor. Ben de alışayım dedim.”
Defne dirseğiyle hafifçe ona dokundu.
“Sen bana karım de yeter.”
Ateş'in gülümsemesi yumuşadı.
“Karım…”
Defne başını kaldırıp ona baktı.
Ateş alnından öptü.
“Benim güzel karım.”
Defne'nin yanakları kızardı.
“Git de sofrayı hazırla!”
Ateş güldü ve dediğini yaptı.
Akşam yemeğinde çalışanlar için de bahçedeki masalar hazırlandı. Defne herkesin yemeğinin geldiğinden emin olduktan sonra Ateş'le birlikte kendi sofralarına oturdu.
Ateş ilk lokmasını aldı.
Bir an sustu.
Defne endişeyle ona baktı.
“Nasıl olmuş?”
Ateş bir lokma daha aldı.
“Defne…”
“Ne?”
“Sen benimle evlenirken yemek yapabildiğini neden söylemedin?”
Defne'nin yüzü aydınlandı.
“Beğendin mi?”
Ateş başını salladı.
“Bu, şimdiye kadar yediğim en güzel fırında kanat olabilir.”
Defne gülümseyerek kendi tabağından bir parça aldı.
“Benim de en sevdiğim yemeklerden biri zaten.”
Ateş gözlerini kıstı.
“Demek aynı yemeği seviyoruz.”
“Evet.”
“Güzel. Bundan sonra haftada iki kez yaparsın.”
Defne'nin ağzı açık kaldı.
“Haftada iki kez mi? Ben senin aşçın değilim!”
Ateş gülerek elini tuttu.
“Hayır, benim karımsın. O yüzden haftada üç kez de yapabilirsin.”
Defne masanın altından ayağıyla onun ayağına hafifçe vurdu.
“Aptal!”
Ateş kahkahasını tutamadı.
“Sen bana her gün aptal diyorsun ama yine de çok seviyorsun.”
Defne başını eğip gülümsedi.
“Maalesef.”
Ateş onun elini öperek cevap verdi.
“Ben de seni, doktor hanım.”
---
TERASTA BİR KELİME
Yemekten sonra çalışanlar toparlanmaya başladı. Defne herkese teşekkür etti, ardından Ateş'le birlikte üst kattaki terasa çıktı.
Gece serindi. Bahçenin ışıkları yanıyor, uzaktaki şehir ışıkları gökyüzüne karışıyordu.
Terasta iki kişilik rahat bir oturma alanı vardı. Ateş bir battaniye getirip koltuğun üzerine bıraktı. Defne yanına oturdu, bacaklarını altına topladı.
Ateş kolunu omuzlarına attı.
“Ee, hanım ağam. Yeni evimiz nasıl?”
Defne başını onun omzuna yasladı.
“Çok güzel. Her şey hayal ettiğimden bile güzel.”
“Eksik bir şey var mı?”
Defne düşünür gibi yaptı.
“Var.”
Ateş hemen doğruldu.
“Ne eksik? Söyle, yarın alalım.”
Defne gülümseyerek ona baktı.
“Bir sürü şey eksik. Mutfak için birkaç kap, yeni nevresimler, banyoya bazı şeyler… Bir de alışverişe çıkmamız lazım.”
Ateş başını salladı.
“Yarın çıkarız. Ne istiyorsan alırız.”
Defne'nin gözleri parladı.
“Gerçekten mi?”
“Evet. Ama bir şartım var.”
“Ne?”
“Bütün gün benimle olacaksın.”
Defne gülerek başını onun omzuna bıraktı.
“Zaten alışverişe seninle çıkacağım.”
Ateş yanağını saçlarına yasladı.
“Güzel. O zaman yarın bütün gün benimlesin.”
Defne bir süre alışveriş listesini anlatmaya devam etti. Yeni tabaklardan, mutfak eşyalarından ve yatak odasına almak istediği küçük dekorasyonlardan bahsetti.
Sonra hiç düşünmeden ağzından kaçırdı.
“Bir de ileride çocuk odası için…”
Sözünü yarıda kesti.
Ateş'in kolu omuzlarında hareketsiz kaldı.
Başını yavaşça ona çevirdi.
“Ne dedin sen?”
Defne'nin yüzü bir anda kızardı.
“Ben… Şey…”
Ateş kaşlarını kaldırdı.
“Çocuk odası mı?”
Defne gözlerini kaçırdı.
“Öyle demek istemedim. Yani… İleride, belki… Bilmiyorum.”
Ateş birkaç saniye boyunca onu izledi. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
“Defne, sen bana bir şey mi söylemeye çalışıyorsun?”
“Hayır!”
“Emin misin?”
“Eminim!”
Ateş biraz daha yaklaştı.
“Az önce çocuk odası dedin.”
Defne elleriyle yüzünü kapattı.
“Allah'ım, keşke susaydım!”
Ateş gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Bir tanem, ben sadece ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum.”
Defne ellerini yüzünden indirdi.
“Ortada hiçbir şey yok, Ateş. Yani… Biz daha yeni evlendik. Her şey çok yeni. Ben sadece geleceği düşünüyordum.”
Ateş'in ifadesi yavaşça yumuşadı.
“Peki, çocuk istiyor musun?”
Defne sustu.
Bu sorunun cevabını kendisi de tam olarak bilmiyordu. Ateş'le bir hayat kurmak istiyordu. Onunla aynı evde uyanmayı, birlikte kahvaltı yapmayı, yıllar sonra bile birbirlerine takılmayı hayal ediyordu.
Ama çocuk sahibi olmak bambaşka bir karardı.
“Bir gün belki,” diye fısıldadı. “Ama şimdi değil. Önce birbirimize alışalım. Birlikte yaşayalım. Birbirimizi daha iyi tanıyalım.”
Ateş başını salladı.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Defne şaşkınlıkla ona baktı.
“Gerçekten mi?”
“Tabii. Seni aceleye getirecek değilim. Önce seninle hayatımızı kuralım. Gerisi zamanı gelince konuşulur.”
Defne'nin yüzündeki gerginlik dağıldı.
“İyi ki böyle düşünüyorsun.”
Ateş parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.
“Bir gün çocuklarımız olursa, senin gibi inatçı olmasınlar yeter.”
Defne hemen başını kaldırdı.
“Ne demek benim gibi inatçı?”
Ateş gülümseyerek cevap verdi.
“Benim gibi olsunlar o zaman. Ama senin gözlerin olsun.”
Defne'nin kalbi sıcacık oldu.
“Sen çocuklarımızı şimdiden düşünmeye başladın mı?”
Ateş bir an sustu, sonra hafifçe gülümsedi.
“Sen o kelimeyi ağzından kaçırdığından beri biraz.”
Defne onun göğsüne hafifçe vurdu.
“Ateş!”
Ateş kahkaha attı.
“Tamam, tamam. Konuyu kapattım.”
Defne başını yeniden onun omzuna yasladı.
“Daha hiçbir şey net değil…”
Ateş alnına bir öpücük kondurdu.
“Biliyorum, bir tanem. Hiçbir yere yetişmiyoruz.”
---
BENİM KOCAM ÜŞÜYEMEZ!
Gece ilerledikçe hava daha da soğudu.
Defne kollarını birbirine sürterek omuzlarını içeri çekti.
Ateş bunu fark etti.
“Üşüdün mü?”
“Biraz.”
Ateş hemen ayağa kalktı.
“İçeri geçelim.”
Defne başını salladı.
“Biraz daha oturalım. Hava çok güzel.”
Ateş ona baktı, sonra hiç düşünmeden tişörtünü çıkardı.
Defne'nin gözleri büyüdü.
“Ateş! Ne yapıyorsun sen?”
Ateş tişörtünü onun omuzlarına yerleştirdi.
“Üşümeyesin diye.”
Defne tişörtü üzerine geçirirken kocasına baktı. Ateş yarı çıplak kalmıştı.
Defne'nin yüzü bir anda ciddileşti.
“Sen ne yapıyorsun?”
Ateş şaşkınlıkla ona baktı.
“Tişörtümü sana verdim.”
“Evet, onu görüyorum. Peki sen ne giyeceksin?”
Ateş omuz silkti.
“Ben üşümüyorum.”
Defne ayağa kalktı.
“Nasıl üşümüyorsun? Hava buz gibi!”
“Defne, iyiyim.”
Defne onun kolunu tuttu.
“Hayır, değilsin. Benim kocam üşüyemez!”
Ateş birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi. Ardından kahkahayı bastı.
“Benim kocam mı?”
Defne onun kolunu çekiştirdi.
“Evet, benim kocam! Hemen içeri girelim!”
Ateş gülmeye devam ederek onunla birlikte kapıya yürüdü.
“Bir dakika önce çocuklarımızı konuşuyorduk, şimdi beni soğuktan koruyorsun.”
Defne ona ters ters baktı.
“Sus ve yürü!”
Ateş kapıyı açtı, Defne'yi içeri geçirdi. Ardından kapıyı kapatıp arkasından sarıldı.
“Peki, hanım ağam. Bir daha seni korumaya çalışırken kendimi soğukta bırakmayacağım.”
Defne dönüp ona baktı.
“Şaka yapma. Gerçekten üşüdüysen hasta olursun.”
Ateş eğilip burnunun ucuna bir öpücük kondurdu.
“Benim doktorum yanımda. Hastalansam bile şanslıyım.”
Defne gözlerini devirdi ama gülümsemesini saklayamadı.
“Seninle yaşamak çok zor.”
Ateş onu kendine çekti.
“Daha ilk gecemizden şikâyet etmeye başladın.”
Defne başını göğsüne yasladı.
“Şikâyet etmiyorum. Sadece seni seviyorum, aptal.”
Ateş'in yüzündeki gülümseme yumuşadı.
“Ben de seni seviyorum, bir tanem.”
O gece birbirlerine sarılarak uyudular. Yeni evlerinin duvarları ilk kez onların kahkahalarına, fısıltılarına ve birlikte kurdukları hayallere şahit oldu.
---
ERTESİ SABAH — ALIŞVERİŞ GÜNÜ
Sabah Defne erkenden uyandı. Dolabın önünde durup ne giyeceğine karar vermeye çalışırken Ateş yatakta doğruldu.
“Bu kadar erken nereye hazırlanıyorsun?”
Defne arkasını döndü.
“Alışverişe gidiyoruz ya!”
Ateş gözlerini ovuşturdu.
“Daha sabahın körü.”
“Sen söz verdin.”
Ateş iç çekerek yataktan kalktı.
“Tamam, tamam. Karşıma böyle dikilince itiraz edemiyorum zaten.”
Defne gülümseyip yanına gitti ve yanağından öptü.
“Akıllı kocam benim.”
Ateş onu belinden yakaladı.
“Dün gece aptal kocandım.”
“Bugün akıllısın.”
“Peki yarın?”
Defne düşünür gibi yaptı.
“Yarın duruma göre değişir.”
Ateş kahkaha attı.
Bir süre sonra hazırlandılar ve birlikte evden çıktılar. Ateş'in adamları araçları hazırlamıştı. Ege de şirketten önce onlara uğramıştı.
Defne araca binerken Ege seslendi.
“Yenge, ağamı fazla yormayın. Bugün şirketin işleri var!”
Defne camdan başını uzattı.
“Merak etme Ege, onu sadece birkaç mağazaya götüreceğim!”
Ege gülerek Ateş'e döndü.
“Ağam, geçmiş olsun.”
Ateş gözlerini devirdi.
“Senin şirketinle ilgilenmen gerekmiyor mu?”
“Gerekiyor ağam. Ben kaçtım!”
Ege hızla uzaklaşırken Defne kahkahaya boğuldu.
Ateş arabaya bindi ve emniyet kemerini taktı.
“Gül bakalım, doktor hanım. Akşam olunca kimin yorulduğunu göreceğiz.”
Defne onun koluna girdi.
“Sen yorulursan seni eve taşırım, kocacığım.”
Ateş başını ona çevirdi.
“Bunu duymak hoşuma gitti.”
Şehirdeki mağazalara gittiler. Defne mutfak için tabaklar, bardaklar, tencereler ve birkaç küçük eşya seçti. Ardından yatak odası için nevresimler ve banyoya gerekli malzemeleri aldılar.
Ateş başlarda her şeye sabırla eşlik ediyordu. Ancak üçüncü mağazadan sonra elindeki poşetlere bakıp başını salladı.
“Defne, biz yeni bir ev mi kuruyoruz, yoksa mağaza mı açıyoruz?”
Defne elindeki listeyi kontrol etti.
“Daha perde bakmadık.”
Ateş olduğu yerde durdu.
“Perde mi?”
“Evet.”
Ateş gökyüzüne bakar gibi başını kaldırdı.
“Allah'ım, bana sabır ver.”
Defne gülerek koluna girdi.
“Merak etme. Seni seviyorum.”
Ateş hemen ona döndü.
“Bu cümleyi alışveriş bitene kadar kaç kez söyleyeceksin?”
“Gerektiği kadar!”
Ateş başını salladı.
“Peki, karıcığım. Perdelere gidelim.”
Alışverişlerini tamamladıklarında arabanın bagajı dolmuştu. Ateş çalışanlarına eşyaların eve götürülmesini söyledi. Ardından Defne'yi hastaneye bırakmak üzere yola çıktılar.
Hastanenin önüne geldiklerinde Defne çantasını aldı ama kapıyı açmadan önce kocasına döndü.
“Bugün benimle geldiğin için teşekkür ederim.”
Ateş elini tutup öptü.
“Seninle geçirdiğim her dakika için teşekkür ederim.”
Defne gülümsedi.
“Akşam görüşürüz.”
Ateş onu kendine çekip yanağından öptü.
“Akşam seni almaya geleceğim. Tek başına bir yere gitmek yok.”
Defne kaşlarını kaldırdı.
“Ateş…”
“Biliyorum, biliyorum. Bana kızacaksın. Ama dün yaşananlardan sonra biraz dikkatli olacağız.”
Defne'nin yüzü ciddileşti. Sonra başını salladı.
“Tamam. Ama bana güveneceksin.”
Ateş elini sıktı.
“Her şeyden çok.”
Defne arabadan indi. Hastanenin kapısına doğru yürürken bir kez daha arkasına döndü ve el salladı.
Ateş de ona el salladı.
Karısı hastanenin kapısından içeri girene kadar gözlerini ondan ayırmadı.
Sonra telefonunu çıkardı.
Ege'den mesaj vardı.
Ege: Ağam, dün depoda yakaladığımız adamlardan biri konuşmaya başladı. Emir veren kişinin adını söyledi.
Ateş'in yüzündeki gülümseme silindi.
Hemen aradı.
“Kimmiş?”
Ege'nin sesi ciddiydi.
“Ağam… Adam, emri veren kişinin doğrudan babanın adamlarından biri olduğunu söylüyor. Ama bir isim daha verdi.”
Ateş'in eli direksiyonda sıkılaştı.
“Söyle.”
Ege kısa bir sessizlikten sonra konuştu.
“Defne'nin babasıyla bağlantılı bir isim, ağam.”
Ateş'in bakışları hastanenin kapısına kaydı.
Yeni evleri, kurdukları hayat ve Defne'nin geleceğe dair söylediği o tek kelime aklından geçti.
Çocuk…
Ateş gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Artık yalnızca kendi ailesinin geçmişini değil, Defne'nin geçmişini de çözmek zorundaydı.
Çünkü bir kez daha biri karısına uzanmıştı.
Ve Ateş Karahan, bu kez gerçeği bulmadan hiçbir şeyin peşini bırakmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
