SANA YENİLDİM kitap kapağı

30. bölüm / 50

SANA YENİLDİM

BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN

Vaveyla Yazarı: Yaren Özcanlı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 50Şu an: BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN
  1. 1 1. BÖLÜM — DÖNÜŞ1.048 kelime
  2. 2 2. BÖLÜM-YENİ BİR HAYAT991 kelime
  3. 3 3.BÖLÜM - BEKLENMEDİK HABER1.001 kelime
  4. 4 4.BÖLÜM-GEÇMİŞİN İZLERİ1.332 kelime
  5. 5 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA1.325 kelime
  6. 6 6. Bölüm — Kanlı İmza1.371 kelime
  7. 7 7. Bölüm — Şüphe967 kelime
  8. 8 8. Bölüm — Gizli Düşman1.073 kelime
  9. 9 9. Bölüm — Toprağın Altındaki Sır1.417 kelime
  10. 10 10. Bölüm — Güvenin Bedeli1.087 kelime
  11. 11 11.BÖLÜM-SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ GERÇEK1.522 kelime
  12. 12 12.BÖLÜM- BİR DOKUNUŞ MESELESİ2.353 kelime
  13. 13 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL1.569 kelime
  14. 14 14.BÖLÜM- ÖLÜLERİN DÖNÜŞÜ1.779 kelime
  15. 15 15.BÖLÜM-BİR BABAYA YABANCI OLMAK1.363 kelime
  16. 16 16.BÖLÜM- GECENİN İÇİNDEKİ GÖLGE1.132 kelime
  17. 17 17.BÖLÜM- KORKMA DOKTOR1.767 kelime
  18. 18 18.BÖLÜM-AKLIMDA SEN,İÇİMDEKİ FIRTINA622 kelime
  19. 19 19.BÖLÜM- AKLIMDA SEN, İÇİMDE FIRTINA2.166 kelime
  20. 20 20.BÖLÜM- BU DEFA SEN GELDİN1.833 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21 — SANA BİR ŞEY OLMASINA İZİN VERMEM1.611 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22 — SANA UZANAN ELLERİ KIRARIM1.292 kelime
  23. 23 23.BÖLÜM- ADINI KOYAMADIĞIMIZ1.379 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER1.628 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25 — SAKLADIĞIN MEKTUP1.732 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26 — HERKESE KARŞI SEN1.374 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27 — DÜŞMANIN OĞLU, SEVDİĞİMİN YARASI1.982 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28 — SARHOŞ GECENİN SONU1.373 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29 — SENİNLE EVLENECEĞİM1.090 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN2.193 kelime · Okuduğun bölüm
  31. 31 BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)1.816 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32 — BİR TARİH, BİR ÖMÜR1.347 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33 — BİR ÖMÜR SENİNLE1.188 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34 — APTAL KOCAM2.153 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ2.347 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36 — ORTAK BİR HAYAL1.945 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37 — GECEYE KALANLAR1.334 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38 — YENİ BİR HAYAT1.684 kelime
  39. 39 BÖLÜM 39 — HOŞ GELDİN, AZAD KARAHAN1.382 kelime
  40. 40 BÖLÜM 40 — İLK KELİME923 kelime
  41. 41 BÖLÜM 41 — BİR EVİN HUZURU1.058 kelime
  42. 42 BÖLÜM 42 — KÜÇÜK MUTLULUKLAR1.020 kelime
  43. 43 BÖLÜM 43 — AZAD'IN İLK ADIMLARI1.190 kelime
  44. 44 BÖLÜM 44 — AİLEYLE İLK TANIŞMA1.055 kelime
  45. 45 BÖLÜM 45 — KONAKTAKİ GÖLGE960 kelime
  46. 46 BÖLÜM 46 — BİR AKŞAM, İKİ KALP1.053 kelime
  47. 47 BÖLÜM 47 — KALBİMİN EN SESSİZ YERİ1.267 kelime
  48. 48 BÖLÜM 48 — GEÇMİŞ KAPIDA1.120 kelime
  49. 49 BÖLÜM 49 — SESSİZLİĞİN ARDINDA1.291 kelime
  50. 50 50. Bölüm — Keşke Gerçeği Söyleseydim1.892 kelime

Defne telefonu kapattıktan sonra birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

“Ben seninle evleneceğim, hazır ol.”

Ateş’in sesi hâlâ kulaklarındaydı.

Defne elini yüzüne kapatıp gülümsedi. Sonra bir anda ciddileşti.

“Ama ya başına bir şey gelirse?”

Ateş’in babasının peşine düşeceğini biliyordu. Onun ne kadar inatçı olduğunu da… Bir şeyi kafasına koyduğunda kimsenin onu durduramadığını herkesten iyi biliyordu.

Telefonunu yeniden eline aldı ama aramadı.

Önce ailesine anlatması gerekiyordu.

---

Yılmaz Evi — Öğleden sonra

Defne eve girer girmez salonda oturan annesi Asuman’a seslendi.

“Anne! Araz! Herkes buraya gelsin, size bir şey söyleyeceğim!”

Kaya odasından çıktı. Berfin mutfaktan, Helin de merdivenlerden geldi. Birkaç dakika içinde herkes salonda toplanmıştı.

Araz kaşlarını kaldırdı.

“Hayırdır? Birini mi hastaneye kaldırdılar?”

Defne gözlerini devirdi.

“Abim, her şeyi de kötüye yorma.”

“E o zaman anlat.”

Defne derin bir nefes aldı.

“Ateş beni aradı.”

Berfin hemen koltuğunda doğruldu.

“Ateş mi? Ne dedi?”

Defne’nin yanakları kızardı.

“Benimle evleneceğini söyledi.”

Salonda bir anlık sessizlik oldu.

Ardından Helin çığlık attı.

“ABLA, CİDDİ MİSİN?!”

Kaya gülmeye başladı.

“Demek sonunda biri ablamı alıyor!”

Defne ona bir yastık fırlattı.

“Kaya!”

Araz ise gülmüyordu. Kollarını göğsünde birleştirip kardeşine baktı.

“Ne zaman söyledi bunu?”

“Az önce telefonda.”

“Telefonda mı?”

Araz’ın sesi yükseldi.

“Adam sana telefonla mı evlenme teklif etti?”

“Teklif değilmiş, bilgilendirmeymiş!”

Bu kez salondaki herkes kahkahaya boğuldu.

Asuman bile gülümsemesini gizleyemedi.

“Allah’ım, bunlar daha sevgili olmayı öğrenemeden evlilik konuşmaya başlamışlar.”

Defne annesinin yanına oturdu.

“Anne, dalga geçmeyin benimle.”

Asuman kızının saçlarını okşadı.

“Dalga geçmiyorum, kızım. Mutlu olmana seviniyorum.”

Defne annesinin omzuna başını yasladı. Birkaç saniye sonra yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Ama korkuyorum.”

Araz’ın yüzü ciddileşti.

“Neden?”

Defne parmaklarıyla oynadı.

“Ateş babasının peşine düşecek. Bana şirketteki işlerini bitirip geleceğini söyledi. Ama ya bir şey olursa? Ya geri dönmezse?”

Kaya hemen araya girdi.

“Abla, korkma. Ateş’e bir şey olmaz.”

Berfin de başını salladı.

“Evet. Sanki Ateş’i tanımıyorsun. Adamın başına neler geldi, yine de dimdik duruyor.”

Helin, Defne’nin koluna girdi.

“Abla, o seni seviyor. Sana geri dönecek.”

Araz kardeşinin karşısına oturdu.

“Bak, Defne. Ateş’in ne kadar inatçı olduğunu ben de biliyorum. Bir de seni seviyor. Kendini korumak için elinden geleni yapacaktır. Ama sen de aklını korkuya teslim etme. Bir şey olursa yanında olacağız.”

Defne başını salladı.

“Ya gerçekten bir şey olursa?”

Araz elini kardeşinin omzuna koydu.

“O zaman birlikte çözüm buluruz. Ama daha hiçbir şey olmadan kendini üzme.”

Asuman o sırada ayağa kalktı.

“Peki, madem kızım evleniyor, benim de söyleyeceklerim var.”

Defne annesine baktı.

“Anne?”

Asuman ellerini beline koydu.

“Demek benim haberim olmadan evlilik kararı veriliyor. Ne güzel! Ben bu kızı yıllarca büyüteyim, gece gündüz başında bekleyeyim, sonra bir adam telefon açıp ‘Seninle evleneceğim,’ desin ve benim kızımın aklı başından gitsin!”

Defne’nin gözleri büyüdü.

“Anne, öyle değil!”

“Öyle değilmiş!”

Asuman başını iki yana salladı. Ardından yüzündeki sert ifade yumuşadı.

“Ama ne yapayım… Damadım olacak diye de seviniyorum.”

Berfin kahkaha attı.

“Anne, sen şimdiden damat demeye başladın!”

Asuman elini salladı.

“Sus kızım! Benim de gönlüm var. Ateş düzgün bir çocuk. Biraz fazla sert, biraz fazla inatçı ama kızımı sevdiğini görüyorum.”

Defne annesine sarıldı.

“Anne, seni çok seviyorum.”

Asuman da kızına sarıldı.

“Ben de seni seviyorum. Ama şunu unutma, kızım: Evlenmek sadece birbirini sevmek değildir. Birbirine güvenmek, zor zamanlarda yanında durmak ve birbirini korurken birbirini boğmamaktır.”

Defne başını salladı.

“Biliyorum.”

Asuman kızının yüzünü iki eli arasına aldı.

“Öyleyse mutlu ol. Ama o çocuğa da söyle, benim kızımın kalbini kırarsa karşısında beni bulur.”

Araz hemen konuştu.

“Önce beni bulur.”

Kaya elini kaldırdı.

“Sonra beni!”

Helin de araya girdi.

“Ben de varım!”

Defne kahkahalarla güldü.

“Tamam, tamam! Hepiniz sıraya girin!”

Ama kahkahalarının ardında Defne’nin kalbindeki korku hâlâ duruyordu.

Çünkü Ateş’e güveniyordu.

Yalnızca onu kaybetmekten korkuyordu.

---

Karahan Konağı — Akşam

Güneş batarken konakta alışılmadık bir hareketlilik vardı.

Ateş, odasında hazırlanıyordu. Siyah takım elbisesini giymiş, gömleğinin manşetlerini düzeltmişti. Aynanın karşısında durup kendisine baktı.

Bu gece yapacağı şeyin kolay olmayacağını biliyordu.

Babasının peşine düşecekti.

Ama gitmeden önce ailesiyle konuşması gerekiyordu.

Salona indiğinde Melek, Ege ve ev halkından birkaç kişi oradaydı. Ateş’in takım elbisesini görünce Melek kaşlarını çattı.

“Nereye gidiyorsun, oğlum?”

Ateş annesinin yanına yürüdü.

“Bir işim var, anne.”

Melek onun yüzüne dikkatle baktı.

“Ne işi?”

Ateş hemen cevap vermedi. Sonra annesinin ellerini tuttu.

“Anne, hakkını helal et.”

Melek’in yüzündeki ifade değişti.

“Ateş… Neden böyle konuşuyorsun?”

Ateş eğilip annesinin elini öptü, ardından alnına götürdü.

“Helal et, anne.”

Melek’in gözleri doldu.

“Oğlum, beni korkutma. Nereye gidiyorsun?”

Ateş annesinin ellerini bırakmadı.

“Bir şeyi çözmem gerekiyor. Sana her şeyi anlatacağım. Ama önce gitmem lazım.”

Melek başını iki yana salladı.

“Babanın peşine mi düşüyorsun?”

Ateş sustu.

Bu sessizlik yeterliydi.

Melek oğlunun yüzüne dokundu.

“Beni dinle. Ne kadar öfkeli olursan ol, kendini kaybetme. Babanın yaptıklarını sen yapmak zorunda değilsin.”

Ateş annesinin elini öptü.

“Biliyorum.”

“Ve bana söz ver. Kendine dikkat edeceksin.”

Ateş annesine sarıldı.

“Söz veriyorum. Korkma, anne. Sana geri döneceğim.”

Melek oğluna sımsıkı sarıldı.

“Benim korktuğum şey senin gitmen değil, oğlum. Gittiğinde geri dönmeyecek olman.”

Ateş gözlerini kapattı.

“Döneceğim.”

Sonra annesinden ayrılıp diğerlerinin yanına geçti.

Kaya ve Berfin o akşam konağa uğramışlardı; Araz da Defne’yi almak için gelmiş, kısa süreliğine onlara katılmıştı. Helin ise Melek’in yanında oturuyordu.

Ateş hepsine baktı.

“Bu gece bir yere gitmem gerekiyor. Ne zaman döneceğimi kesin bilmiyorum. O yüzden sizden helallik almak istedim.”

Kaya ayağa kalktı.

“Abi, böyle konuşma. Sanki savaşa gidiyorsun.”

Ateş hafifçe gülümsedi.

“Bazen insanın kendi geçmişiyle hesaplaşması, savaştan daha zor oluyor.”

Araz ona yaklaştı.

“Defne seni bekliyor, Karahan. Bunu unutma.”

Ateş’in bakışları ciddileşti.

“Unutmam.”

Araz elini uzattı. Ateş onun elini sıktı.

“Onu sevdiğini biliyorum,” dedi Araz. “Ama sevdiğin insanlara geri dönmek için kendini korumayı da bilmelisin.”

Ateş başını salladı.

“Biliyorum.”

Kaya sarılmak için yanına geldi.

“Çabuk dön, abi. Yoksa Defne ablayı üzersen seni ben bulurum.”

Ateş gülerek onun omzuna vurdu.

“Sen önce boyunu uzat, sonra beni bulursun.”

Kaya itiraz ederken herkes güldü.

Ateş, Berfin ve Helin’e de sarıldı. Ardından Ege’nin yanına yürüdü.

“Hazır mısın?”

Ege başını salladı.

“Hazırım.”

Ateş son kez annesine baktı.

“Korkma.”

Melek gözyaşlarını silerek başını salladı.

“Git ve geri dön, oğlum.”

Ateş konağın kapısından çıkarken bir kez daha arkasına baktı.

Bu kez yalnızca hesaplaşmaya gitmiyordu.

Döneceği bir ailesi, bekleyen bir annesi ve kendisine telefonda bile evlenme teklifini sorgulayan bir kadın vardı.

Defne’ye verdiği sözü tutacaktı.

---

Gece 23.40 — Şanlıurfa’dan uzak bir yol

Üç siyah araç, karanlık yolda ilerliyordu.

Ateş öndeki araçta, Ege yanında oturuyordu. Diğer araçlarda birkaç güvenilir adamları vardı. Herkes sessizdi.

Ateş’in telefonu titredi.

Defne’den mesaj gelmişti.

“Nereye gittiğini bilmiyorum ama lütfen dikkatli ol. Seni bekliyorum.”

Ateş mesajı okudu. Bir süre ekrana baktıktan sonra cevap yazdı.

“Söz verdim, doktor hanım. Geri döneceğim.”

Telefonu cebine koydu.

Ege ona baktı.

“Defne mi?”

Ateş başını salladı.

“Evet.”

“Onu korkutma.”

Ateş camdan dışarı baktı.

“Ben de korkuyorum, Ege.”

Ege şaşkınlıkla döndü.

“Sen mi?”

Ateş’in sesi alçaldı.

“Onu kaybetmekten.”

Ege bir şey söylemedi.

Araçlar, sınırın yakınlarında bulunan eski bir yerleşim alanına doğru ilerledi. Ateş’in babasının bir süredir burada bağlantıları olduğu düşünülüyordu. Adamın tam konumu kesin değildi ama gelen bilgiler, yakınlardaki terk edilmiş bir binada biriyle buluşacağını gösteriyordu.

Ateş adamlarına son talimatlarını verdi.

“Kimse tek başına hareket etmeyecek. Önce nerede olduğunu doğrulayacağız. Gereksiz çatışma istemiyorum.”

Ege başını salladı.

“Anlaşıldı.”

Araçlar terk edilmiş binanın uzağında durdu.

Ateş ve adamları araçlardan indi. Gece soğuktu. Uzakta bir kapı açıldı ve içeriden bir adam çıktı.

Ege fısıldadı.

“Bu o olabilir.”

Ateş gözlerini kıstı.

Adam çevresini kontrol ettikten sonra yola doğru yürümeye başladı.

Ateş elini kaldırdı.

“Peşinden.”

Adam, kendisini takip ettiklerini fark edince hızlandı. Birkaç adım sonra koşmaya başladı.

“Dur!” diye bağırdı Ege.

Adam kaçmaya devam etti.

Ege hızla arkasından yetişti, adamın önünü keserek onu durdurdu. Kısa bir boğuşmanın ardından adam yere düştü ve bilincini kaybetti.

Ateş yanlarına geldi.

“İyi mi?”

Ege adamın nefesini kontrol etti.

“Yaşıyor. Kendine gelir.”

Ateş başını salladı.

“Arabaya koyun. Onunla konuşacağız.”

Adamı dikkatlice araca yerleştirdiler. Konvoy yeniden yola çıktı.

Bu kez hedefleri, şehirden uzak, dağlık bir bölgedeki boş bir araziydi.

---

Saat 04.00 — Dağlık bölge

Hava buz gibiydi.

Adam kendine geldiğinde bir aracın yanında, elleri serbest bırakılmayacak şekilde tutulduğunu fark etti. Karşısında Ateş duruyordu. Ege birkaç adım geride, diğer adamlar ise çevrede bekliyordu.

Adam korkuyla etrafına baktı.

“Beni neden buraya getirdiniz?”

Ateş ona yaklaştı.

“Beni takip etmen için seni kim gönderdi?”

Adam dudaklarını sıktı.

“Bilmiyorum.”

Ateş’in yüzü sertleşti.

“Son kez soruyorum. Babam nerede?”

“Bilmiyorum!”

Ateş, Ege’ye baktı.

“Başka bir şey biliyor musun?”

Ege adamın önüne geçti.

“Bize yalan söylersen buradan hiçbir şey çözülmeden ayrılırsın. Senin için de iyi olmaz.”

Adam panikle konuşmaya başladı.

“Bana sadece seni takip etmemi söyledi! Nerede olduğunu söylemedi. Onunla yüz yüze bile görüşmedim. Her şeyi telefon üzerinden yaptık!”

Ateş’in çenesi kasıldı.

“Telefon numarası?”

Adam başını salladı.

“Bilmiyorum. Bana geçici bir telefon verdiler.”

Ateş bir adım geri çekildi.

Adamın hâlâ bir şeyler sakladığını düşünüyordu. Adamın konuşmasını sağlamak için adamlarına sert talimatlar verdi; korkutucu tehditler ve baskı altında sorgulama devam etti. Fakat Ateş’in istediği cevabı alamadı.

Bir süre sonra Ateş elini kaldırdı.

“Tamam! Yeter!”

Herkes sustu.

Ateş adamın karşısında durdu.

“Ben senden kahramanlık yapmanı istemiyorum. Bana yalnızca nedenini söyle. Neden böyle oldu? Babam neden beni takip ettiriyor? Benden ne saklıyor?”

Adam başını eğdi.

“Bilmiyorum, ağam. Vallahi bilmiyorum. Bana sadece seni gözlemlememi söyledi. Defne Yılmaz’la görüştüğünü, şirkette ne yaptığını, kimlerle konuştuğunu öğrenmemi istedi.”

Defne’nin adı geçince Ateş’in gözleri sertleşti.

“Defne’nin adını neden karıştırdı?”

“Bilmiyorum!”

Ateş bir süre adamı izledi. Sonra Ege’ye döndü.

“Telefonunu ve üzerindeki her şeyi kayıt altına alın. Polisle paylaşacağız. Kim olduğunu, kiminle bağlantısı bulunduğunu öğreneceğiz.”

Ege başını salladı.

“Peki, abi.”

Ateş yeniden adama baktı.

“Beni bir daha takip etmeyeceksin. Defne’ye yaklaşmayacaksın. Onun adını bir daha bu işe karıştırmayacaksın.”

Adam korkuyla başını salladı.

Ateş devam etti.

“Seninle ilgili bilgileri polise teslim edeceğiz. Seni burada bırakmayacağız ama bu yaptıklarının da yanına kalacağını sanma.”

Ege, adamın bulunduğu ülkedeki ve sınır bölgesindeki yetkililerle irtibat kurulması gerektiğini söyledi. Kimliği ve bağlantıları kayda alındıktan sonra adamın sınır dışı edilmesi için gerekli işlemlerin başlatılmasına karar verildi.

Ateş’in amacı onu öldürmek değildi.

Babasıyla arasındaki bağlantıyı bulmak ve Defne’yi tehdit eden bu karanlık ilişkinin sonunu getirmekti.

Gecenin geri kalanında adamın verdiği bilgileri kontrol ettiler. Ancak Ateş’in babasının kesin konumunu gösteren hiçbir şey bulamadılar.

Gün doğmaya başladığında Ateş yorgun bir nefes verdi.

“Bizi yine bir adım geride bıraktı.”

Ege yanına geldi.

“Şimdilik, abi. Adamın telefonundan bir şey çıkabilir.”

Ateş başını salladı.

“Çıkacak. Bu iş burada bitmedi.”

---

Sabah 06.20 — Şanlıurfa yolu

Konvoy şehre dönerken gökyüzü aydınlanmaya başlamıştı.

Ateş arka koltuğa yaslanmış, gözlerini kapatmıştı. Yorgundu ama uyuyamıyordu. Aklında babası, gece yaşananlar ve Defne vardı.

Ege ön koltuktan döndü.

“Abi, konağa mı geçiyoruz?”

Ateş bir süre düşündü.

“Önce birkaç yere uğrayacağız.”

“Ne yapacağız?”

Ateş telefonunu çıkardı.

“Bir şey alacağım.”

Ege kaşlarını kaldırdı.

“Ne alacaksın?”

Ateş ilk kez o geceden beri hafifçe gülümsedi.

“Senin bilmen gerekmiyor.”

Ege kahkaha attı.

“Yüzük mü alacaksın lan?”

Ateş cevap vermedi.

Ege onun yüzüne bakınca gülümsemesi büyüdü.

“Yüzük alıyorsun!”

“Ege, kes sesini.”

“Abi, dün gece adamı bulmaya gidiyorduk. Şimdi kuyumcuya gidiyoruz. Senin hayatın gerçekten dizi gibi!”

Ateş başını iki yana salladı.

“Defne’ye söz verdim. Ona düzgün bir teklif edeceğim.”

Ege’nin sesi yumuşadı.

“Güzel olacak, abi.”

Ateş camdan dışarı baktı.

“Güzel olmak zorunda. O her şeyin en güzelini hak ediyor.”

---

Sabah 07.10 — Kuyumcu

Ateş, takım elbisesini düzeltip kuyumcunun kapısından içeri girdi.

Uykusuzdu. Gözlerinin altında hafif yorgunluk izleri vardı ama yüzündeki kararlılık değişmemişti.

Kuyumcu, onu görünce ayağa kalktı.

“Hoş geldiniz.”

Ateş vitrindeki yüzüklere baktı.

“Tek taş istiyorum.”

Kuyumcu birkaç model çıkardı. Ateş hepsini dikkatle inceledi. Gösterişli olanları bir kenara bıraktı. Sonunda sade, zarif bir tek taş yüzükte durdu.

Yüzüğü eline aldı.

Defne’nin yüzünü düşündü.

Hastanenin bahçesinde çayını içerken ona kızışını… Kendisine karşı dik duruşunu… Herkesin Ateş Karahan’dan çekindiği yerde onun gözlerinin içine bakıp ne düşünüyorsa söylemesini…

Ateş gülümsedi.

“Bunu alıyorum.”

Kuyumcu yüzüğü kutusuna yerleştirdi.

“Çok güzel bir seçim.”

Ateş kutuyu aldı.

“Bence de.”

Ardından takım elbise mağazasına uğradı. Kendisi için koyu renk bir takım elbise seçti. Bir süre aynanın karşısında durup kravatını düzeltti.

Ege kapının yanında bekliyordu.

“Abi, Defne seni böyle görünce bayılacak.”

Ateş ona yan gözle baktı.

“Benim derdim bayılması değil. Benimle evlenmeyi kabul etmesi.”

Ege güldü.

“Sen telefonda zaten kararını vermişsin.”

Ateş yüzüğün kutusunu ceketinin iç cebine yerleştirdi.

“Bu kez onun kararını da duymak istiyorum.”

---

Sabah 08.00 — Telefon görüşmesi

Ateş arabasına bindiğinde Defne’yi aradı.

Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı.

“Efendim, Karahan?”

Ateş’in yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.

“Günaydın, doktor hanım.”

“Günaydın. Nerelerdesin sen?”

Ateş bir an sustu.

“Biraz işim çıktı.”

Defne’nin sesi endişelendi.

“İyi misin?”

“İyiyim. Sana söz verdim ya.”

Defne derin bir nefes aldı.

“Bütün gece uyumadım, Ateş.”

Ateş’in yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Neden?”

“Seni düşündüm. Nereye gittiğini, ne yaptığını bilmiyordum. Bir şey oldu diye korktum.”

Ateş gözlerini kapattı.

“Özür dilerim, Defne. Seni böyle korkutmak istemedim.”

“Bir daha haber vermeden ortadan kaybolma.”

“Tamam.”

Defne birkaç saniye sustu.

“Peki, şimdi neredesin?”

Ateş arabasının camından dışarı baktı.

“Şirkete geç geliyorum. Birkaç işimi halletmem gerekiyor.”

Defne rahatlamış gibi nefes verdi.

“Tamam. Ben de hastanedeyim. İşlerimi bitirince konuşuruz.”

Ateş’in eli ceketinin iç cebindeki yüzük kutusuna gitti.

“Defne?”

“Efendim?”

“Bugün güzel bir şey giymeye çalış.”

Defne şaşırdı.

“Neden?”

Ateş gülümsedi.

“Canım öyle istedi.”

“Ateş, yine ne planlıyorsun?”

“Hiçbir şey.”

“Ateş Karahan, seni tanıyorum.”

“Öyleyse bana güven.”

Defne’nin sesi yumuşadı.

“Güveniyorum.”

Ateş bir an gözlerini kapattı.

“Ben de sana.”

Telefonu kapatmadan önce son bir kez konuştu.

“İşin bitince seni arayacağım. Bekle beni.”

“Tamam.”

Telefon kapandı.

Ateş, yüzük kutusunu cebinde hissetti. Sonra başını kaldırıp şoförüne baktı.

“Şirkete gidiyoruz.”

Araç hareket etti.

Ateş artık iki şeyin peşindeydi: Babasının sakladığı son gerçeğin ve Defne’ye vereceği sözün.

Birini geçmişinden kurtulmak için yapacaktı.

Diğerini ise hayatını onunla paylaşmak için.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18