24. bölüm / 50
SANA YENİLDİMBÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER
Bölümler 50Şu an: BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER
- 1 1. BÖLÜM — DÖNÜŞ1.048 kelime
- 2 2. BÖLÜM-YENİ BİR HAYAT991 kelime
- 3 3.BÖLÜM - BEKLENMEDİK HABER1.001 kelime
- 4 4.BÖLÜM-GEÇMİŞİN İZLERİ1.332 kelime
- 5 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA1.325 kelime
- 6 6. Bölüm — Kanlı İmza1.371 kelime
- 7 7. Bölüm — Şüphe967 kelime
- 8 8. Bölüm — Gizli Düşman1.073 kelime
- 9 9. Bölüm — Toprağın Altındaki Sır1.417 kelime
- 10 10. Bölüm — Güvenin Bedeli1.087 kelime
- 11 11.BÖLÜM-SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ GERÇEK1.522 kelime
- 12 12.BÖLÜM- BİR DOKUNUŞ MESELESİ2.353 kelime
- 13 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL1.569 kelime
- 14 14.BÖLÜM- ÖLÜLERİN DÖNÜŞÜ1.779 kelime
- 15 15.BÖLÜM-BİR BABAYA YABANCI OLMAK1.363 kelime
- 16 16.BÖLÜM- GECENİN İÇİNDEKİ GÖLGE1.132 kelime
- 17 17.BÖLÜM- KORKMA DOKTOR1.767 kelime
- 18 18.BÖLÜM-AKLIMDA SEN,İÇİMDEKİ FIRTINA622 kelime
- 19 19.BÖLÜM- AKLIMDA SEN, İÇİMDE FIRTINA2.166 kelime
- 20 20.BÖLÜM- BU DEFA SEN GELDİN1.833 kelime
- 21 BÖLÜM 21 — SANA BİR ŞEY OLMASINA İZİN VERMEM1.611 kelime
- 22 BÖLÜM 22 — SANA UZANAN ELLERİ KIRARIM1.292 kelime
- 23 23.BÖLÜM- ADINI KOYAMADIĞIMIZ1.379 kelime
- 24 BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER1.628 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 BÖLÜM 25 — SAKLADIĞIN MEKTUP1.732 kelime
- 26 BÖLÜM 26 — HERKESE KARŞI SEN1.374 kelime
- 27 BÖLÜM 27 — DÜŞMANIN OĞLU, SEVDİĞİMİN YARASI1.982 kelime
- 28 BÖLÜM 28 — SARHOŞ GECENİN SONU1.373 kelime
- 29 BÖLÜM 29 — SENİNLE EVLENECEĞİM1.090 kelime
- 30 BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN2.193 kelime
- 31 BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)1.816 kelime
- 32 BÖLÜM 32 — BİR TARİH, BİR ÖMÜR1.347 kelime
- 33 BÖLÜM 33 — BİR ÖMÜR SENİNLE1.188 kelime
- 34 BÖLÜM 34 — APTAL KOCAM2.153 kelime
- 35 BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ2.347 kelime
- 36 BÖLÜM 36 — ORTAK BİR HAYAL1.945 kelime
- 37 BÖLÜM 37 — GECEYE KALANLAR1.334 kelime
- 38 BÖLÜM 38 — YENİ BİR HAYAT1.684 kelime
- 39 BÖLÜM 39 — HOŞ GELDİN, AZAD KARAHAN1.382 kelime
- 40 BÖLÜM 40 — İLK KELİME923 kelime
- 41 BÖLÜM 41 — BİR EVİN HUZURU1.058 kelime
- 42 BÖLÜM 42 — KÜÇÜK MUTLULUKLAR1.020 kelime
- 43 BÖLÜM 43 — AZAD'IN İLK ADIMLARI1.190 kelime
- 44 BÖLÜM 44 — AİLEYLE İLK TANIŞMA1.055 kelime
- 45 BÖLÜM 45 — KONAKTAKİ GÖLGE960 kelime
- 46 BÖLÜM 46 — BİR AKŞAM, İKİ KALP1.053 kelime
- 47 BÖLÜM 47 — KALBİMİN EN SESSİZ YERİ1.267 kelime
- 48 BÖLÜM 48 — GEÇMİŞ KAPIDA1.120 kelime
- 49 BÖLÜM 49 — SESSİZLİĞİN ARDINDA1.291 kelime
- 50 50. Bölüm — Keşke Gerçeği Söyleseydim1.892 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları Karahan konağının pencerelerinden içeri süzülürken Ateş çoktan uyanmıştı.
Aslında uyumamıştı bile.
Gece boyunca telefonundaki fotoğrafa bakıp durmuş, babasının yıllar önce kaybolduğu geceyi düşünmüştü. Fotoğraftaki iki adamdan biri babasıydı. Diğerinin yüzünü ise tam olarak seçemiyordu.
Ama bir şeyden emindi.
Dün gece kendisine gönderilen mesaj tesadüf değildi.
Birileri geçmişi önüne koyuyor, her seferinde yeni bir kapı açıyordu. Fakat açılan her kapının ardında başka bir sır vardı.
Ateş telefonu masaya bıraktı.
“Bu gece bitecek,” diye mırıldandı.
Tam o sırada kapısı çalındı.
“Gel.”
Ege içeri girdi. Elinde kahve vardı.
“Ağam, sana kahve getirdim.”
Ateş kahveyi aldı.
“Bir şey mi istiyorsun?”
Ege kaşlarını kaldırdı.
“İnsan bir günaydın der.”
“Günaydın. Ne istiyorsun?”
Ege gülerek koltuğa oturdu.
“Tamam, konuya gelelim. Dün gece yine Defne Hanım'la mı mesajlaştın?”
Ateş kahvesinden bir yudum aldı.
“Senin başka işin yok mu?”
“Var ama merak ediyorum.”
“Merakını kendine sakla.”
Ege bir süre sustu. Ardından ciddileşti.
“Şaka bir yana ağam, dün gece gönderilen fotoğrafı inceledim. Eski değirmenin çevresinde yıllar önce birkaç depo varmış. Bazıları babanın şirketleriyle bağlantılıymış.”
Ateş'in yüzü sertleşti.
“Başka?”
“Fotoğraftaki adamı henüz teşhis edemedik. Ama değirmenin yakınındaki arazilerden biri yıllar önce Devran'ın şirketlerinden birine devredilmiş.”
Ateş fincanı masaya bıraktı.
“Devran…”
“Yine söylüyorum ağam, bu onun suçlu olduğunu kanıtlamaz.”
“Biliyorum. O yüzden bu gece oraya gidip kiminle karşılaşacağımızı öğreneceğiz.”
Ege başını salladı.
“Peki Defne Hanım'a söyleyecek misin?”
Ateş'in bakışları değişti.
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü bu mesele onun ailesine kadar uzanıyor. Daha fazla korkmasını istemiyorum.”
Ege iç çekti.
“Ağam, sen Defne Hanım'ı korumakla ona hiçbir şey anlatmamayı birbirine karıştırıyorsun.”
Ateş ona sertçe baktı.
“Sen ne zamandan beri bana ilişki tavsiyesi veriyorsun?”
“İlişki mi dedin?”
Ateş sustu.
Ege'nin yüzünde yavaşça kocaman bir gülümseme oluştu.
“Ben bir şey demedim ağam.”
“Çık dışarı.”
Ege kahkahasını tutarak kapıya yöneldi.
“Emredersin, âşık ağam!”
“EGE!”
Kapı kapandı.
Ateş başını iki yana salladı ama bu kez gülümsemesine engel olamadı.
---
HASTANE — SAAT 10.30
Defne yoğun bir sabah geçiriyordu.
Bir hastanın muayenesini tamamlayıp dosyasını kapattıktan sonra koridorda Selin'le karşılaştı.
Selin elindeki kahveyi uzattı.
“Al, yüzün solmuş.”
Defne kahveyi aldı.
“Teşekkür ederim.”
Selin onu dikkatlice süzdü.
“Bir şey soracağım.”
Defne gözlerini kapattı.
“Yine Ateş mi?”
“Bu sefer başka bir şey soracağım.”
“Dinliyorum.”
“Dün gece sana mesaj attı mı?”
Defne kahvesinden bir yudum aldı.
“Evet.”
Selin'in gözleri parladı.
“Ne yazdı?”
“İyi geceler dedi.”
Selin birkaç saniye ona baktı.
“Ben de sana iyi geceler diyebilirim. Bunun için bir holding patronuyla mesajlaşmam gerekmiyor.”
Defne gülmeye başladı.
“Selin, abartma.”
“Abartmıyorum. Senin yüzünden adamın adı hastanede dolaşmaya başladı.”
Defne'nin gülümsemesi biraz azaldı.
“Biz daha ne olduğumuzu bile bilmiyoruz.”
Selin bu kez şaka yapmadı.
“Peki sen ne istiyorsun?”
Defne sustu.
Ateş'in yüzü gözlerinin önüne geldi. Onunla konuşurken hissettiği huzur, öpüştüklerinde duyduğu heyecan ve ardından gelen o tuhaf çekingenlik…
“Bilmiyorum,” dedi sonunda. “Onun yanında olmak istiyorum. Ama hayatındaki her şey o kadar karışık ki bazen ona yaklaşmaktan korkuyorum.”
Selin başını salladı.
“Bence korktuğun şey Ateş değil.”
Defne ona baktı.
“Peki ne?”
“Birine gerçekten bağlanmak.”
Defne cevap vermedi.
Çünkü bu kez Selin'in haklı olabileceğini düşünüyordu.
Tam o sırada telefonu titredi.
Ateş Karahan: Öğle arasında müsait misin?
Defne'nin yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
Defne Yılmaz: Biraz boşluğum var. Neden?
Ateş Karahan: Seni görmek istiyorum.
Defne mesajı okuduktan sonra uzun süre ekrana baktı.
Selin başını uzattı.
“Ne yazdı?”
Defne telefonu göğsüne bastırdı.
“Hiçbir şey.”
Selin kahkaha attı.
“Tamam, hiçbir şey. Ama şu gülümsemeyi de sil bari!”
---
ÖĞLE ARASI — KÜÇÜK BİR KAFE
Ateş, hastaneye yakın sakin bir kafede Defne'yi bekliyordu.
Normalde bir yere gittiğinde herkes onu tanır, çalışanlar hemen yanına gelir, insanlar onunla konuşmak için fırsat kollardı.
Ama bugün bunların hiçbirini umursamıyordu.
Kapı açıldığında başını kaldırdı.
Defne içeri girdi.
Üzerinde beyaz önlüğü, omzunda çantası vardı. Ateş'i görünce hafifçe gülümsedi.
Ateş ayağa kalktı.
“Hoş geldin, doktor hanım.”
“Hoş bulduk, ağam.”
Ateş sandalyesini çekti.
“Buyur.”
Defne oturdu.
“Beni görmek istemişsin.”
Ateş karşısına oturdu.
“Evet.”
“Bir şey mi oldu?”
Ateş bir an duraksadı.
Aslında ona her şeyi anlatmak istiyordu. Babasının fotoğrafını göstermek, gece eski değirmene gideceğini söylemek, bu işin içinde Defne'nin babasının da olabileceğini açıklamak…
Ama ağzından başka bir cümle çıktı.
“Dün seni düşündüm.”
Defne'nin yüzü kızardı.
“Dün mü?”
Ateş gülümsedi.
“Sabah da. Şimdi de.”
Defne gözlerini kaçırdı.
“İşin gücün yok mu senin?”
“Var. Ama insan bazen işinden daha çok düşündüğü bir şey buluyor.”
Defne ona baktı.
“Böyle konuşmaya devam edersen ben ne diyeceğimi unutacağım.”
Ateş hafifçe öne eğildi.
“Ben de senin yanında bazen ne diyeceğimi unutuyorum.”
Defne güldü.
“Sen mi? Herkesin karşısında iki kelimeyle insanları susturan Ateş Karahan mı?”
“Demek hakkımda araştırma yapmışsın.”
“Urfa'da seni tanımayan mı var?”
Ateş başını salladı.
“Peki, dün holdingde yaşananlardan pişman mısın?”
Defne'nin gülümsemesi yavaşça azaldı.
“Hayır.”
Ateş'in bakışları yumuşadı.
“Emin misin?”
Defne elini masanın üzerine koydu.
“Ateş, dün sana kendim yaklaştım. Bunu istedim. Bugün de bundan pişman değilim.”
Ateş elini onun elinin yanına bıraktı.
“Güzel.”
Defne kaşını kaldırdı.
“Yalnızca güzel mi?”
Ateş gülümsedi.
“Çok güzel.”
Defne gülerken elini onun elinin üzerine koydu.
Bir süre birbirlerine bakarak oturdular.
Sonra Defne sessizliği bozdu.
“Peki, sen pişman mısın?”
Ateş'in yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
“Hayır. Ama seni hayatımın içine çekmekten korkuyorum.”
Defne'nin gözleri ciddileşti.
“Ben zaten kendi kararımla buradayım.”
Ateş başını salladı.
“Biliyorum.”
“Öyleyse bana güven.”
Ateş onun elini tuttu.
“Güveniyorum.”
Bu söz Defne'yi mutlu etmişti. Fakat Ateş'in gözlerinde sakladığı bir şey olduğunu da hissediyordu.
“Ateş?”
“Efendim?”
“Bana anlatmadığın bir şey var mı?”
Ateş'in parmakları bir anlığına hareketsiz kaldı.
Defne bunu fark etti.
“Bak, yine sustun.”
Ateş gözlerini ondan ayırmadı.
“Bazı meseleleri çözmeden sana anlatmak istemiyorum.”
Defne elini yavaşça geri çekti.
“Beni koruduğunu düşünüyorsun, değil mi?”
Ateş cevap vermedi.
Defne başını salladı.
“Ben senden her şeyi hemen çözmeni istemiyorum. Ama bana güvenmeni istiyorum. Bir gün gerçeği başkasından öğrenirsem asıl o zaman kırılırım.”
Ateş derin bir nefes aldı.
“Haklısın.”
“Bunu kaçıncı söyleyişin?”
Ateş hafifçe güldü.
“Seninle tanıştığımdan beri çok fazla haklı çıkıyorsun.”
Defne de gülümsedi.
“Alışırsın.”
Ateş saatine baktı.
“İşe dönmen gerekiyor mu?”
“Evet. Birazdan vizitem var.”
Ateş ayağa kalktı.
“Ben bırakayım.”
Defne başını iki yana salladı.
“Gerek yok. Hastane çok yakın.”
Ateş ona baktı.
“Peki. Ama akşam bana haber ver.”
Defne çantasını omzuna aldı.
“Veririm.”
Kapıya yöneldiğinde Ateş arkasından seslendi.
“Defne.”
Defne döndü.
Ateş birkaç saniye onu izledi.
“İyi ki geldin.”
Defne'nin yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
“İyi ki çağırdın.”
Ve çıktı.
Ateş arkasından bakarken bir anlığına bütün sorunlarını unutmuştu.
Ama bu mutluluk uzun sürmeyecekti.
---
AKŞAM — KARAHAN KONAĞI
Saatler ilerledi.
Ateş, akşam yemeğinden sonra çalışma odasına geçti. Masanın üzerindeki belgeleri topladı, telefonunu şarja taktı ve eski değirmenin konumunu yeniden kontrol etti.
Ege kapıyı çalıp içeri girdi.
“Hazır mısın ağam?”
Ateş siyah ceketini giydi.
“Hazırım.”
Ege bir süre onu izledi.
“Defne Hanım'a haber verdin mi?”
Ateş başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Ege iç çekti.
“Bir gün bu huyun yüzünden başın belaya girecek.”
Ateş kapıya yürüdü.
“Benim başım zaten beladan çıkmıyor.”
“Bu sefer mesele başka.”
Ateş durdu.
“Ne demek istiyorsun?”
Ege gözlerini ona dikti.
“Sen artık yalnızca kendini düşünmüyorsun, ağam. Defne Hanım'ı da düşünüyorsun. Bu yüzden kararlarını iki kere vermen gerekiyor.”
Ateş bir süre sustu.
Sonra başını salladı.
“Bu gece döndüğümde onunla konuşacağım.”
Ege kapıyı açtı.
“Umarım geç kalmazsın.”
İkisi birlikte dışarı çıktı.
Konağın avlusunda siyah araç onları bekliyordu.
Ateş araca binerken bir kez daha telefonuna baktı. Defne'den mesaj gelmişti.
Defne Yılmaz: Eve geldim. Sen ne yapıyorsun?
Ateş ekrana baktı.
Bir an her şeyi anlatmayı düşündü.
Ama sonra yalnızca şu mesajı yazdı:
Ateş Karahan: Biraz işim var. Bitince seni arayacağım.
Defne'nin cevabı hemen geldi.
Defne Yılmaz: Tamam. Dikkatli ol.
Ateş mesajı okudu ve telefonunu cebine koydu.
“Dikkatli olacağım, doktor,” diye fısıldadı.
Araç hareket etti.
---
ESKİ DEĞİRMEN — 23.48
Eski değirmen, şehrin dışında, yıllardır kimsenin uğramadığı bir arazide duruyordu. Çevresini yabani otlar sarmış, duvarlarının bir kısmı yıkılmıştı.
Ateş araçtan indiğinde soğuk rüzgâr yüzüne çarptı.
Ege onun yanında durdu.
“Burada bir tuhaflık var.”
Ateş etrafı inceledi.
“Ne gibi?”
“Burası terk edilmiş gibi görünse de girişte yeni lastik izleri var.”
Ateş eğilip toprağa baktı.
Gerçekten de yakın zamanda buraya bir araç gelmişti.
“Bizi bekliyorlar.”
Ege başını salladı.
“Ne yapıyoruz?”
Ateş eski yapının karanlık kapısına baktı.
“İçeri giriyoruz.”
İkisi dikkatli adımlarla ilerledi.
Değirmenin içinde yalnızca rüzgârın sesi duyuluyordu. Ateş telefonunun ışığını açarak duvarları kontrol etti. Köşede eski bir masa, masanın üzerinde ise kahverengi bir zarf vardı.
Ateş zarfı aldı.
Üzerinde kendi adı yazıyordu.
ATEŞ KARAHAN'A.
Zarfı açtı.
İçinden birkaç belge ve eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta iki adamın yanında genç bir kadın duruyordu.
Kadının yüzü netti.
Ateş'in gözleri büyüdü.
“Bu…”
Ege yanına geldi.
“Ne oldu?”
Ateş fotoğrafı ona uzattı.
Kadın, Defne'nin annesi Asuman Hanım'dı.
Yanındaki adamlardan biri Ateş'in babasıydı.
Diğeri ise yıllardır kayıp olan Defne'nin babası.
Fotoğrafın arkasında şu cümle yazıyordu:
“BİZİM ÇOCUKLARIMIZ BİRBİRLERİNİ BULURSA, GEÇMİŞ DE ONLARI BULACAK.”
Ateş'in eli fotoğrafın üzerinde dondu.
Ege sessizce konuştu.
“Ağam… Bu bir tesadüf olamaz.”
Ateş cevap vermedi.
Belgelerin arasından katlanmış bir kâğıt daha çıkardı. Üzerinde tek bir tarih ve bir isim vardı.
17 EKİM 2006 — DEVran KARAHAN.
Ateş'in yüzü karardı.
Tam o anda değirmenin dışından bir ses geldi.
Bir araba kapısı kapandı.
Ege silahına davrandı.
Ateş elini kaldırarak onu durdurdu.
“Bekle.”
Ayak sesleri yaklaşıyordu.
Karanlık kapının önünde bir gölge belirdi.
Ardından yaşlı bir adamın sesi duyuldu.
“Babanın gerçeklerini öğrenmek istiyorsan önce Defne'ye gerçeği söylemelisin, Ateş.”
Ateş'in kalbi hızlandı.
“Sen kimsin?”
Adam ışığın altına çıkmadı.
“Ben, yıllardır ikinizin de aradığı adamı tanıyan son kişiyim.”
Ateş bir adım öne çıktı.
“Defne'nin babası nerede?”
Adam sustu.
Sonra ağır ağır cevap verdi.
“Çok yakınınızda.”
Ateş'in gözleri karardı.
“Ne demek bu?”
Adamın sesi bu kez daha alçaktı.
“Bazen insan, aradığı kişiyi göremeyecek kadar kendi acısına bakar.”
Bir anda dışarıda farlar yandı.
Ege kapıya döndü.
“Ağam, biri geliyor!”
Ateş yeniden adama baktığında gölge çoktan kaybolmuştu.
Yalnızca yerde küçük bir kâğıt duruyordu.
Ateş eğilip kâğıdı aldı.
Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“YARIN DEFNE'YE SOR: BABASININ SON MEKTUBUNU NEDEN SAKLADIĞINI BİLİYOR MU?”
Ateş'in yüzündeki bütün ifade silindi.
Çünkü artık mesele yalnızca babasının geçmişi değildi.
Defne'nin de kendisinden saklanan bir şeyin ortasında olma ihtimali vardı.
Ve Ateş, hayatında ilk defa sevdiği kadına güvenmekle ondan şüphe etmek arasında kalmıştı.
BÖLÜM SONU.
Bölüm etkileşimi
