31. bölüm / 50
SANA YENİLDİMBÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)
Bölümler 50Şu an: BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)
- 1 1. BÖLÜM — DÖNÜŞ1.048 kelime
- 2 2. BÖLÜM-YENİ BİR HAYAT991 kelime
- 3 3.BÖLÜM - BEKLENMEDİK HABER1.001 kelime
- 4 4.BÖLÜM-GEÇMİŞİN İZLERİ1.332 kelime
- 5 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA1.325 kelime
- 6 6. Bölüm — Kanlı İmza1.371 kelime
- 7 7. Bölüm — Şüphe967 kelime
- 8 8. Bölüm — Gizli Düşman1.073 kelime
- 9 9. Bölüm — Toprağın Altındaki Sır1.417 kelime
- 10 10. Bölüm — Güvenin Bedeli1.087 kelime
- 11 11.BÖLÜM-SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ GERÇEK1.522 kelime
- 12 12.BÖLÜM- BİR DOKUNUŞ MESELESİ2.353 kelime
- 13 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL1.569 kelime
- 14 14.BÖLÜM- ÖLÜLERİN DÖNÜŞÜ1.779 kelime
- 15 15.BÖLÜM-BİR BABAYA YABANCI OLMAK1.363 kelime
- 16 16.BÖLÜM- GECENİN İÇİNDEKİ GÖLGE1.132 kelime
- 17 17.BÖLÜM- KORKMA DOKTOR1.767 kelime
- 18 18.BÖLÜM-AKLIMDA SEN,İÇİMDEKİ FIRTINA622 kelime
- 19 19.BÖLÜM- AKLIMDA SEN, İÇİMDE FIRTINA2.166 kelime
- 20 20.BÖLÜM- BU DEFA SEN GELDİN1.833 kelime
- 21 BÖLÜM 21 — SANA BİR ŞEY OLMASINA İZİN VERMEM1.611 kelime
- 22 BÖLÜM 22 — SANA UZANAN ELLERİ KIRARIM1.292 kelime
- 23 23.BÖLÜM- ADINI KOYAMADIĞIMIZ1.379 kelime
- 24 BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER1.628 kelime
- 25 BÖLÜM 25 — SAKLADIĞIN MEKTUP1.732 kelime
- 26 BÖLÜM 26 — HERKESE KARŞI SEN1.374 kelime
- 27 BÖLÜM 27 — DÜŞMANIN OĞLU, SEVDİĞİMİN YARASI1.982 kelime
- 28 BÖLÜM 28 — SARHOŞ GECENİN SONU1.373 kelime
- 29 BÖLÜM 29 — SENİNLE EVLENECEĞİM1.090 kelime
- 30 BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN2.193 kelime
- 31 BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)1.816 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 BÖLÜM 32 — BİR TARİH, BİR ÖMÜR1.347 kelime
- 33 BÖLÜM 33 — BİR ÖMÜR SENİNLE1.188 kelime
- 34 BÖLÜM 34 — APTAL KOCAM2.153 kelime
- 35 BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ2.347 kelime
- 36 BÖLÜM 36 — ORTAK BİR HAYAL1.945 kelime
- 37 BÖLÜM 37 — GECEYE KALANLAR1.334 kelime
- 38 BÖLÜM 38 — YENİ BİR HAYAT1.684 kelime
- 39 BÖLÜM 39 — HOŞ GELDİN, AZAD KARAHAN1.382 kelime
- 40 BÖLÜM 40 — İLK KELİME923 kelime
- 41 BÖLÜM 41 — BİR EVİN HUZURU1.058 kelime
- 42 BÖLÜM 42 — KÜÇÜK MUTLULUKLAR1.020 kelime
- 43 BÖLÜM 43 — AZAD'IN İLK ADIMLARI1.190 kelime
- 44 BÖLÜM 44 — AİLEYLE İLK TANIŞMA1.055 kelime
- 45 BÖLÜM 45 — KONAKTAKİ GÖLGE960 kelime
- 46 BÖLÜM 46 — BİR AKŞAM, İKİ KALP1.053 kelime
- 47 BÖLÜM 47 — KALBİMİN EN SESSİZ YERİ1.267 kelime
- 48 BÖLÜM 48 — GEÇMİŞ KAPIDA1.120 kelime
- 49 BÖLÜM 49 — SESSİZLİĞİN ARDINDA1.291 kelime
- 50 50. Bölüm — Keşke Gerçeği Söyleseydim1.892 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karahan Konağı — Saat 18.30
Karahan Konağı o akşam hiç olmadığı kadar kalabalıktı.
Avlunun dört bir yanına ışıklar asılmış, bahçeye beyaz çiçekler yerleştirilmişti. Konağın büyük kapısından içeri giren herkes, bu gece sıradan bir akşam yaşanmayacağını anlayabilirdi.
Melek Hanım sabahtan beri yerinde durmuyordu.
“Ege! Şu çiçekleri biraz daha yana alın. Hayır, öyle değil! Allah aşkına, bir akşam da dediğimi yapın!”
Ege elindeki çiçeğe bakıp iç çekti.
“Yenge, vallahi ben adam takip ederken daha az yoruluyorum.”
Melek ona sertçe baktı.
“Ne dedin sen?”
Ege hemen doğruldu.
“Çiçekler çok güzel oldu, Melek Hanım.”
Köşede onları izleyen Ateş gülmemek için kendini zor tuttu.
Üzerinde siyah, kusursuz kesimli bir takım elbise vardı. Beyaz gömleğinin ilk düğmesi açıktı. Saçları özenle şekillendirilmişti. Cebinde ise Defne için aldığı tek taş yüzük duruyordu.
Melek oğlunun yanına geldi.
“Sen de gülüyorsun! Birazdan kız istemeye gideceğiz, hâlâ burada Ege'yle uğraşıyorsun.”
Ateş annesinin elini öptü.
“Anne, sakin ol. Her şey güzel olacak.”
Melek oğlunun yüzünü dikkatle inceledi.
“Defne'yi gerçekten istiyor musun?”
Ateş'in gülümsemesi kayboldu. Annesinin ellerini tuttu.
“Anne, ben bu kızla sadece evlenmek istemiyorum. Ben onunla bir hayat kurmak istiyorum. Sabah uyandığımda yanımda olsun, akşam eve döndüğümde sesini duyayım istiyorum. Kötü günümde de iyi günümde de benimle olsun istiyorum ondan bir çocuğum olsun istiyorum."
Melek'in gözleri doldu.
“Allah sizi birbirinize bağışlasın, oğlum.”
Ateş annesinin alnından öptü.
“Amin.”
Tam o sırada Ege yanlarına geldi.
“Ateş, Yılmaz ailesi yola çıkmış. Araz aradı, on dakika içinde buradalarmış.”
Ateş'in yüzündeki rahat ifade bir anda değişti.
“On dakika mı?”
Ege sırıttı.
“Ne oldu? Karahan aşiretinin ağası heyecanlandı mı?”
Ateş ona sertçe baktı.
“Ege.”
“Tamam, sustum ağam"
İki saniye sessizlik oldu.
Ege yeniden konuştu.
“Yalnız yüzüğü unutma.”
Ateş cebindeki kutuya dokundu.
“Senin yüzünden evlenmekten vazgeçeceğim.”
Ege kahkaha atarak uzaklaştı.
Ateş ise ilk kez hayatında bir anlaşmayı imzalamadan önce bu kadar heyecanlıydı.
Çünkü bu kez karşısında bir iş insanı, bir düşman ya da bir aşiret reisi yoktu.
Bu kez kalbini teslim edeceği kadın vardı.
---
Yılmaz Ailesi Konağa Geliyor
Konağın büyük kapısı açıldığında Araz önde, Asuman Hanım onun yanında yürüyordu. Defne ise annesinin arkasında, Berfin ve Helin'le birlikte içeri girdi.
Defne'nin üzerinde zarif, krem rengi bir elbise vardı. Saçları açık bırakılmış, makyajı sade tutulmuştu. Omuzlarına aldığı ince şal, görünümünü tamamlıyordu.
Ateş onu gördüğü anda olduğu yerde kaldı.
Defne de gözlerini kaldırıp ona baktı.
Birbirlerine birkaç saniye boyunca sessizce baktılar.
Berfin, Defne'nin kulağına eğildi.
“Abla, sana bakarken adamın beyni durdu.”
Defne dirseğiyle kardeşini dürttü.
“Berfin, sus!”
Helin kıkırdadı.
“Bence bu akşam düğün değil, Ateş abinin yeniden doğuşu olacak.”
“İkiniz de susun!”
Ateş yanlarına geldiğinde yüzünde kendine özgü o kendinden emin gülümseme vardı.
“Hoş geldiniz.”
Araz elini uzattı.
“Hoş bulduk, Karahan.”
Ateş onun elini sıktı.
“Bu akşam Karahan demek yok, Araz. Bu akşam aile olacağız.”
Araz'ın yüzü yumuşadı.
“Öyleyse kardeşime iyi bak.”
Ateş hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
“Canımdan bile kıymetli.”
Defne başını kaldırdı.
“Ateş…”
Ateş ona döndü.
“Efendim, doktor hanım?”
“Daha isteme başlamadı. Biraz sakin ol.”
Ateş eğilip yalnızca onun duyacağı kadar alçak sesle konuştu.
“Ben seni çoktan istedim, Defne. Şimdi büyüklerin de gönlü olsun diye buradayız.”
Defne'nin yanakları kızardı.
“Sen gerçekten hiç utanmıyorsun.”
“Senin yanında mı? Hayır.”
Defne gülümsemesini saklayamadı.
Melek Hanım misafirleri salona davet etti. Herkes yerini alırken Ege de Ateş'in yanına oturdu.
Ege fısıldadı:
“Birazdan ciddi dur. Sakın yüzüğü çıkarırken elinden düşürme.”
Ateş dişlerinin arasından konuştu.
“Bir kelime daha edersen seni kapının önüne koyarım.”
Ege arkasına yaslandı.
“Ben görevimi yapıyorum, ağam.”
---
Kız İsteme
Salonun ortasındaki sehpanın üzerinde kahveler hazırlanmıştı. Büyükler karşılıklı oturmuş, herkes merakla Ateş'i bekliyordu.
Asuman Hanım, kızının yanında oturuyordu. Araz ise annesinin diğer tarafında, sakin ama dikkatli bir ifadeyle çevreyi izliyordu.
Ateş ayağa kalktı.
Önce Melek'in yanına gidip elini öptü. Ardından Asuman Hanım'ın karşısına geçti.
“Asuman Hanım, Araz… Öncelikle bu akşam bizi kırmayıp konağımıza geldiğiniz için teşekkür ederim.”
Araz başını salladı.
Ateş devam etti.
“Ben hayatım boyunca birçok karar verdim. Bazılarında kazandım, bazılarında kaybettim. Ama Defne'yle tanıştıktan sonra ilk kez, bir kararın yalnızca benim hayatımı değil, iki ailenin geleceğini de değiştirebileceğini anladım.”
Defne gözlerini ondan ayıramıyordu.
Ateş'in sesi kararlıydı.
“Geçmişte ailelerimiz arasında yaşananları biliyoruz. Hâlâ ortaya çıkması gereken gerçekler var. Ben bunları saklamayacağım. Ne kendi ailemin hatalarını örtbas edeceğim ne de Defne'yi geçmişin yükü altında bırakacağım.”
Araz dikkatle onu dinledi.
Ateş, Asuman Hanım'a döndü.
“Ben Defne'yi seviyorum. Ona saygı duyuyorum. Kendi kararlarını verebilmesini, mesleğini sürdürmesini, hayallerinin peşinden gitmesini istiyorum. Onu kendime ait bir şey olarak değil, hayatımı paylaşmak istediğim insan olarak görüyorum.”
Defne'nin gözleri doldu.
Ateş derin bir nefes aldı.
“Bu yüzden, büyüklerimizin huzurunda, Allah'ın emri ve Peygamber'in kavliyle kızınız Defne'yi oğlunuz gibi değil, hayat arkadaşım olarak istiyorum. Kızınızı bana verir misiniz?”
Salonda derin bir sessizlik oldu.
Asuman Hanım gözlerini sildi. Önce Defne'ye baktı, sonra Ateş'e.
“Ben kızımı kolay büyütmedim, Ateş. Babasız büyüdü. Onun üzülmesini, korkmasını, kendini yalnız hissetmesini istemem.”
Ateş başını eğdi.
“Biliyorum, Asuman Hanım. Ben onun geçmişini değiştiremem. Ama bundan sonraki hayatında yanında durabilirim. Bir gün bana kızarsa dinlerim, benden uzaklaşmak isterse nedenini anlamaya çalışırım. Onun kalbini kırmamak için elimden geleni yaparım.”
Araz söze girdi.
“Peki ya ailelerimizin geçmişi yeniden karşımıza çıkarsa?”
Ateş hiç düşünmeden cevap verdi.
“Gerçeklerden kaçmayacağım. Defne'yi de kendi ailemi de yalanların arkasına saklamayacağım. Bir sorun çıkarsa birlikte çözeceğiz.”
Araz uzun süre Ateş'e baktı.
Sonunda başını salladı.
“Ben kardeşimin mutlu olmasını istiyorum. Eğer onun mutluluğu sensen, önünüzde durmam.”
Asuman Hanım kızının elini tuttu.
“Defne, kızım… Sen ne diyorsun?”
Defne'nin kalbi hızla çarpıyordu.
Herkes ona bakıyordu.
Defne önce annesine, sonra abisine, en son da Ateş'e baktı.
Ateş'in gözlerinde ilk kez saklayamadığı bir heyecan vardı.
Defne gülümsedi.
“Ben de Ateş'i seviyorum, anne.”
Asuman Hanım gözyaşları arasında gülümsedi.
“Öyleyse verdim Allah tamamına erdirsin.”
Araz elini Ateş'e uzattı.
“Kızımızı sana emanet ediyoruz demeyeceğim. Defne kimsenin emaneti değil. Ama kardeşimin yanında duracağına güvenmek istiyorum.”
Ateş elini sıktı.
“Bana güvenebilirsin.”
Melek Hanım sevinçle ayağa kalkıp Asuman'a sarıldı.
“Allah çocuklarımızı mesut etsin!”
Salondaki herkesin yüzü aydınlandı.
Ege ise Ateş'in kulağına eğildi.
“Geçmiş olsun, ağam. Artık kaçışın yok.”
Ateş hafifçe gülümsedi.
“Ben zaten kaçmak istemiyorum.”
---
Kahveler ve Tek Taş
Kahveler dağıtıldığında Helin tepsiyi alıp Defne'nin yanına oturdu.
“Abla, seninkine tuz koymadılar mı?”
Defne ona baktı.
“Helin, sakın.”
Helin masumca gülümsedi.
“Ben bir şey yapmadım ki.”
Berfin kahkaha attı.
“Ateş abi tuzlu kahve içse bile yüzünü bozmaz. Adamın yüzü zaten hep aynı!”
Ateş kahvesini eline aldı.
“Benimle ilgili konuşmayı bitirdiniz mi?”
Ege hemen atıldı.
“Hayır, daha yeni başlıyoruz.”
Herkes güldü.
Kahveler içildikten sonra Ateş cebinden küçük, zarif kutuyu çıkardı.
Defne'nin gözleri büyüdü.
“Ateş, bu ne?”
Ateş onun önünde diz çökmedi; önce ayağa kalkıp Defne'nin karşısında durdu. Sonra kutuyu açtı. İçindeki tek taş yüzük ışığın altında parladı.
“Telefonda sana evleneceğim dedim. Sen de bunun düzgün bir teklif olmadığını söyledin.”
Defne dudaklarını birbirine bastırarak gülümsedi.
“Çünkü değildi.”
Ateş başını salladı.
“Haklıydın.”
Bir an durdu. Sonra Defne'nin elini tuttu.
“Defne Yılmaz… Benimle evlenir misin?”
Defne'nin gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Evet.”
Ateş'in yüzü aydınlandı.
“Bir daha söyle.”
Defne gülerek başını salladı.
“Evet, Ateş. Seninle evleneceğim.”
Ateş yüzüğü onun parmağına taktı. Ardından elini öpüp alnını Defne'nin alnına dayadı.
“Beni dünyanın en mutlu adamı yaptın.”
Defne fısıldadı:
“Sen de beni.”
Melek Hanım ağlayarak alkışladı. Asuman kızına sarıldı. Berfin ve Helin sevinçle birbirlerine sarılıp bağırdılar.
Ege ise iki elini havaya kaldırdı.
“Sonunda! Artık bu adamın yüzünden gece gündüz koşturmak zorunda kalmayacağım!”
Ateş başını çevirip ona baktı.
“Sen hâlâ buradasın mı?”
Ege hemen yerine oturdu.
“Ben ailenin bir parçasıyım, abi.”
---
Konakta Düğün Havası
Akşam ilerledikçe konak şenlik yerine döndü.
Bahçeye uzun masalar kurulmuş, yemekler hazırlanmıştı. Aile büyükleri bir araya gelmiş, gençler müzik eşliğinde eğlenmeye başlamıştı.
O gece konakta yalnızca bir kız isteme yapılmıyordu. İki ailenin yıllardır taşıdığı düşmanlığın arasından yeni bir başlangıç doğuyordu.
Müzik değişti.
Hoparlörlerden Rojda Şenses'in “Le Buke” şarkısı yükseldi.
Defne başını kaldırdı. Müziği duyunca gülümsedi.
Ateş elini ona uzattı.
“Benimle gelir misin?”
Defne elini onun eline bıraktı.
“Bir yere mi?”
“Biraz dans edeceğiz.”
Defne güldü.
“Sen dans etmeyi biliyor musun?”
Ateş onu kendine doğru çekti.
“Seninle öğrenirim.”
Bahçenin ortasına geçtiler. Ateş bir elini Defne'nin beline yerleştirirken diğer eliyle onun elini tuttu. Defne başını hafifçe kaldırıp ona baktı.
“Bana bir şey söylemedin.”
Ateş kaşlarını çattı.
“Ne söylemedim?”
“Yüzüğü taktıktan sonra.”
Ateş gülümsedi.
“Seni seviyorum.”
Defne başını iki yana salladı.
“Onu zaten biliyorum.”
Ateş biraz eğildi.
“Öyleyse şunu da bil. Benim geçmişim ne kadar karanlık olursa olsun, geleceğimin seninle aydınlanmasını istiyorum.”
Defne'nin gözleri doldu.
“Ben de senin yanında olmak istiyorum. Ama bana söz ver. Ne yaşarsan yaşa, beni kendinden uzaklaştırmayacaksın.”
Ateş'in yüzü ciddileşti.
“Söz veriyorum.”
Defne elini onun yanağına koydu.
“Ben de sana söz veriyorum. Gerçeklerden korksam bile senden kaçmayacağım.”
Ateş onun alnına bir öpücük bıraktı.
Sonra Defne başını kaldırdı ve dudaklarını Ateş'in dudaklarına değdirdi.
Ateş onu belinden tutarak kendine yaklaştırdı. Öpüşmeleri yumuşak başladı; ardından ikisinin de bütün gece sakladığı mutlulukla derinleşti.
Bahçeden alkış sesleri yükseldi.
Ege ellerini ağzına götürüp bağırdı:
“YETER ARTIK! DÜĞÜNDE BİZİ DE HATIRLAYIN!”
Defne gülerek Ateş'in göğsüne yaslandı.
Ateş ise Ege'ye bakıp başını iki yana salladı.
“İlk fırsatta seni işten çıkaracağım.”
Ege hiç düşünmeden cevap verdi.
“Çıkaramazsın, düğünde şahidin olacağım!”
Herkes kahkahalara boğuldu.
Melek ve Asuman yan yana oturmuş, çocuklarını izliyordu. İki kadın birbirine baktı. Aralarında hâlâ konuşulması gereken geçmiş vardı ama o gece ikisi de aynı şeyi diliyordu.
Çocukları mutlu olsun.
---
Gece Yarısı — Konağın Terası
Kalabalık bahçede eğlenirken Ateş, Defne'yi elinden tutarak terasa çıkardı.
Aşağıda müzik hâlâ çalıyordu. Işıklar konağın duvarlarına vuruyor, bahçedeki insanlar gülüp eğleniyordu.
Defne yüzüğüne baktı.
“Gerçekten oldu.”
Ateş arkasından ona yaklaştı, kollarını beline doladı.
“Ne oldu?”
“Seninle evleniyorum.”
Ateş başını onun omzuna bıraktı.
“Buna alış. Bundan sonra her sabah uyandığında bunu hatırlatacağım.”
Defne güldü.
“Her sabah mı?”
“Her sabah.”
“Ya kavga edersek?”
“Yine hatırlatacağım.”
“Ya sana kızarsam?”
“Sana kahve yaparım.”
Defne arkasını dönüp ona baktı.
“Sen kahve yapmayı bilmiyorsun ki.”
Ateş kendinden emin bir ifadeyle gülümsedi.
“Öğrenirim.”
Defne kollarını onun boynuna doladı.
“Seni seviyorum, Ateş.”
Ateş onu alnından öptü.
“Ben de seni seviyorum, karım.”
Defne hemen geri çekildi.
“Daha evlenmedik!”
Ateş kahkaha attı.
“Alıştıra alıştıra söylüyorum.”
Defne onu göğsünden hafifçe itti.
“Seninle uğraşılmaz.”
Ateş yeniden elini tuttu.
“Yine de benimle evleniyorsun.”
Defne gülümsedi.
“Evet. Seninle evleniyorum.”
Tam o sırada Ateş'in telefonu titredi.
Ekranda Ege'nin adı yazıyordu.
Ateş telefonu açtı.
“Ne oldu?”
Ege'nin sesi bu kez ciddiydi.
“Abi, seni rahatsız etmek istemezdim ama önemli bir şey var.”
Ateş'in yüzündeki gülümseme silindi.
“Söyle.”
“Gece yakaladığımız adamın telefonundan bazı kayıtlar çıktı. Babanın yalnızca seni takip ettirmediğini gösteriyorlar.”
Ateş'in bakışları sertleşti.
“Ne demek istiyorsun?”
Ege kısa bir sessizlikten sonra konuştu.
“Defne'nin babasının adını da bulduk. Üstelik kayıtların birinde Devran Karahan'la yapılan bir görüşme var.”
Ateş'in eli telefonun etrafında sıkılaştı.
Defne onun yüzündeki değişimi fark etti.
“Ateş? Ne oldu?”
Ateş gözlerini ondan ayırmadan Ege'ye cevap verdi.
“Hiçbir şeye dokunmayın. Belgeleri koruyun. Sabah ilk iş hepsini inceleyeceğiz.”
Telefonu kapattı.
Defne elini tuttu.
“Yine mi geçmiş?”
Ateş başını salladı.
“Evet.”
Defne yüzüğüne baktı, sonra onun gözlerinin içine.
“Birlikte çözeceğiz, değil mi?”
Ateş onun elini dudaklarına götürüp yüzüğün üzerinden öptü.
“Birlikte.”
Sonra Defne'yi kendine çekti.
O gece konakta iki aile aynı müziğin etrafında birleşmişti. Ama karanlık geçmiş, onların mutluluğunu henüz tamamen bırakmaya hazır değildi.
Ateş artık yalnızca kendi ailesinin sırlarını çözmeyecekti.
Defne'nin babasının gerçeğini de ortaya çıkaracaktı.
Ve bu kez, ne olursa olsun, sevdiği kadının elini bırakmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
