5. bölüm / 50
SANA YENİLDİM5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA
Bölümler 50Şu an: 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA
- 1 1. BÖLÜM — DÖNÜŞ1.048 kelime
- 2 2. BÖLÜM-YENİ BİR HAYAT991 kelime
- 3 3.BÖLÜM - BEKLENMEDİK HABER1.001 kelime
- 4 4.BÖLÜM-GEÇMİŞİN İZLERİ1.332 kelime
- 5 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA1.325 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm — Kanlı İmza1.371 kelime
- 7 7. Bölüm — Şüphe967 kelime
- 8 8. Bölüm — Gizli Düşman1.073 kelime
- 9 9. Bölüm — Toprağın Altındaki Sır1.417 kelime
- 10 10. Bölüm — Güvenin Bedeli1.087 kelime
- 11 11.BÖLÜM-SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ GERÇEK1.522 kelime
- 12 12.BÖLÜM- BİR DOKUNUŞ MESELESİ2.353 kelime
- 13 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL1.569 kelime
- 14 14.BÖLÜM- ÖLÜLERİN DÖNÜŞÜ1.779 kelime
- 15 15.BÖLÜM-BİR BABAYA YABANCI OLMAK1.363 kelime
- 16 16.BÖLÜM- GECENİN İÇİNDEKİ GÖLGE1.132 kelime
- 17 17.BÖLÜM- KORKMA DOKTOR1.767 kelime
- 18 18.BÖLÜM-AKLIMDA SEN,İÇİMDEKİ FIRTINA622 kelime
- 19 19.BÖLÜM- AKLIMDA SEN, İÇİMDE FIRTINA2.166 kelime
- 20 20.BÖLÜM- BU DEFA SEN GELDİN1.833 kelime
- 21 BÖLÜM 21 — SANA BİR ŞEY OLMASINA İZİN VERMEM1.611 kelime
- 22 BÖLÜM 22 — SANA UZANAN ELLERİ KIRARIM1.292 kelime
- 23 23.BÖLÜM- ADINI KOYAMADIĞIMIZ1.379 kelime
- 24 BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER1.628 kelime
- 25 BÖLÜM 25 — SAKLADIĞIN MEKTUP1.732 kelime
- 26 BÖLÜM 26 — HERKESE KARŞI SEN1.374 kelime
- 27 BÖLÜM 27 — DÜŞMANIN OĞLU, SEVDİĞİMİN YARASI1.982 kelime
- 28 BÖLÜM 28 — SARHOŞ GECENİN SONU1.373 kelime
- 29 BÖLÜM 29 — SENİNLE EVLENECEĞİM1.090 kelime
- 30 BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN2.193 kelime
- 31 BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)1.816 kelime
- 32 BÖLÜM 32 — BİR TARİH, BİR ÖMÜR1.347 kelime
- 33 BÖLÜM 33 — BİR ÖMÜR SENİNLE1.188 kelime
- 34 BÖLÜM 34 — APTAL KOCAM2.153 kelime
- 35 BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ2.347 kelime
- 36 BÖLÜM 36 — ORTAK BİR HAYAL1.945 kelime
- 37 BÖLÜM 37 — GECEYE KALANLAR1.334 kelime
- 38 BÖLÜM 38 — YENİ BİR HAYAT1.684 kelime
- 39 BÖLÜM 39 — HOŞ GELDİN, AZAD KARAHAN1.382 kelime
- 40 BÖLÜM 40 — İLK KELİME923 kelime
- 41 BÖLÜM 41 — BİR EVİN HUZURU1.058 kelime
- 42 BÖLÜM 42 — KÜÇÜK MUTLULUKLAR1.020 kelime
- 43 BÖLÜM 43 — AZAD'IN İLK ADIMLARI1.190 kelime
- 44 BÖLÜM 44 — AİLEYLE İLK TANIŞMA1.055 kelime
- 45 BÖLÜM 45 — KONAKTAKİ GÖLGE960 kelime
- 46 BÖLÜM 46 — BİR AKŞAM, İKİ KALP1.053 kelime
- 47 BÖLÜM 47 — KALBİMİN EN SESSİZ YERİ1.267 kelime
- 48 BÖLÜM 48 — GEÇMİŞ KAPIDA1.120 kelime
- 49 BÖLÜM 49 — SESSİZLİĞİN ARDINDA1.291 kelime
- 50 50. Bölüm — Keşke Gerçeği Söyleseydim1.892 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah güneşi Şanlıurfa'nın taş sokaklarını aydınlatırken Defne çoktan hazırlanmıştı. Bugün hastaneden sonra ağabeyi Araz'la birlikte şehri gezeceklerdi. Yeni geldikleri bu şehri tanımak, sokaklarını keşfetmek ve biraz olsun kafa dağıtmak istiyordu.
Aynanın karşısında son kez saçlarını düzeltti. Çantasını alıp odasından çıktığında Araz kapının önünde onu bekliyordu.
"Sonunda gelebildin, hanımefendi."
Defne gözlerini devirdi.
"Abi, daha hazırlandığımı bile görmedin. Ne bu sabırsızlık?"
"On dakikadır kapının önündeyim."
"Ee? Ben sana bekle mi dedim?"
Araz başını iki yana salladı.
"Allah sabır versin bana."
Defne kahkaha atarak ağabeyinin koluna girdi.
"Hadi, çok konuşma da gidelim."
İkili evden çıkıp arabaya bindi. Araz direksiyona geçerken Defne heyecanla camdan dışarı bakıyordu.
"Önce nereye gidiyoruz?" diye sordu.
"Önce biraz şehir merkezini gezeriz. Sonra güzel bir yerde oturup çay içeriz."
Defne gülümsedi.
"İşte bu fikir hoşuma gitti."
Araz arabayı çalıştırdı.
"Senin hoşuna gitmeyen bir şey bulmak zaten zor."
Defne ağabeyine hafifçe vurdu.
"Başlama yine!"
Yol boyunca birbirleriyle şakalaştılar. Şehrin kalabalık caddelerinden geçtiler, tarihi taş yapıları gördüler. Defne gördüğü her yeni yere merakla bakıyor, bazen fotoğraf çekmek için telefonunu çıkarıyordu.
Bir süre sonra Araz arabayı yol kenarına park etti.
"Haydi, inelim. Biraz yürüyelim."
Defne arabadan indi ve etrafına baktı.
"Şurası çok güzelmiş."
Araz kardeşinin gösterdiği yere baktı.
"İstersen biraz dolaşalım. Sonra oturacak bir yer buluruz."
Birlikte sokaklarda yürümeye başladılar. Birkaç dükkâna baktılar, küçük bir yerden su aldılar. Defne yorulduğunu fark ettiğinde yakınlardaki bir iş yerinin önünde bulunan masaları gördü.
"Araz, şurada oturalım mı? Bir çay içelim."
Araz başını çevirip baktı. İş yerinin önünde birkaç masa vardı. Burası gösterişli, büyük bir binaydı. Girişteki tabelada Karahanlar'a ait bir şirketin adı yazıyordu.
"Olur. Hem biraz dinleniriz."
Defne masalardan birine oturdu. Araz da karşısındaki sandalyeye geçti. Kısa süre sonra bir çalışan yanlarına gelerek siparişlerini aldı.
Defne etrafı incelerken binanın büyüklüğü dikkatini çekti.
"Burası bayağı büyük bir iş yeri."
Araz tabelaya baktı.
"Karahan ailesinin şirketi sanırım."
Defne omuz silkti.
"Olabilir. Şehrin her yerinde tanınan ailelerden biridir belki."
Araz gülümsedi.
"Sen de her şeyi merak ediyorsun."
"Merak etmek suç mu?"
"Değil, doktor hanım."
Çayları geldiğinde konuşmaya devam ettiler. Defne bardağını eline alıp bir yudum içti.
"İyi ki bugün dışarı çıktık. Biraz rahatladım."
Araz kardeşine baktı.
"İşlerin nasıl gidiyor peki? Hastaneye alışabildin mi?"
"Yavaş yavaş. İlk günler biraz zor ama alışacağım."
"Bir şeye ihtiyacın olursa bana söyle. Burada birbirimizden başka kimsemiz yok."
Defne'nin yüzündeki gülümseme hafifledi. Babalarının yokluğu, yeni bir şehre taşınmaları ve yeniden bir hayat kurma çabaları bazen ikisinin de aklına geliyordu.
"Biliyorum, abi."
Araz elini uzatıp kardeşinin elini sıktı.
"Ne olursa olsun, yanındayım."
Defne gülümsedi.
"Ben de senin yanındayım."
İkisi konuşmaya devam ederken yukarıdaki balkonda duran bir adamın bakışları yavaşça onlara çevrildi.
Ateş Karahan, sabahki toplantıdan sonra çalışma odasından çıkıp balkona gelmişti. Biraz hava almak istiyordu. Elindeki telefonla ilgilenirken aşağıdan gelen kahkahaları duydu.
Başını kaldırıp baktığında iş yerinin önündeki masada oturan genç kadını gördü.
Defne, elindeki çay bardağını masaya bırakmış, ağabeyinin anlattığı bir şeye gülüyordu. Yanındaki adamla oldukça samimi görünüyordu.
Ateş'in bakışları birkaç saniye onların üzerinde kaldı.
Normalde çevresinde olup bitenlerle bu kadar ilgilenmezdi. Fakat nedense gözlerini o masadan ayıramıyordu.
Tam o sırada Ege balkona çıktı.
"Ağam, burada mısın? Seni içeride arıyordum."
Ateş gözlerini aşağıdan ayırmadan cevap verdi.
"Şu masada oturanlar kim?"
Ege merakla aşağıya baktı.
"Hangi masa?"
Ateş başıyla işaret etti.
"Şuradakiler."
Ege masaya baktıktan sonra omuz silkti.
"Tanımıyorum, ağam. Müşteridir belki."
Ateş yeniden aşağıya baktı. Genç kadın tam o sırada başını kaldırdı ama bakışları Ateş'e ulaşmadan yeniden önündeki çaya döndü.
Ateş telefonunu cebine koydu.
"Ege, aşağıya iniyoruz."
Ege şaşırdı.
"Nereye, ağam?"
Ateş ona kısa bir bakış attı.
"Bir çay içmeye."
Ege'nin kaşları havalandı. Ateş Karahan'ın işi gücü bırakıp tanımadığı insanların oturduğu masaya gitmek istemesi pek alışıldık bir durum değildi.
Yine de sesini çıkarmadı.
"Başüstüne."
---
Defne, ağabeyinin telefonuna gelen mesajla ilgilendiğini görünce çayından bir yudum daha aldı.
"Araz, kim yazıyor?"
Araz telefonunu cebine koydu.
"İşle ilgili bir şey. Önemli değil."
Defne başını salladı.
"Tamam. Bu arada buranın çayı güzelmiş."
Araz güldü.
"Sen çayı beğendiysen buradan kalkamayız artık."
Defne tam cevap verecekti ki yanlarına doğru yaklaşan iki adamı fark etti.
Öndeki adam siyah gömlek giymişti. Uzun boylu, geniş omuzlu ve oldukça ciddi görünüyordu. Yüzünde belirgin bir ifade yoktu ama yürüyüşündeki kendinden eminlik dikkat çekiciydi.
Defne bir an bakışlarını ondan ayıramadı.
Araz da gelenleri fark edip doğruldu.
Ateş masanın yanında durdu. Önce Araz'a, ardından Defne'ye baktı.
"Beyler, burası benim iş yerimin önü. Rahatsız etmiyorum umarım?"
Araz hemen ayağa kalktı.
"Estağfurullah. Biz sadece çay içmek için oturduk. Birazdan kalkarız."
Ateş başını hafifçe salladı.
"Kalkmanıza gerek yok. Ben de oturabilir miyim?"
Araz kısa bir şaşkınlığın ardından sandalyeyi işaret etti.
"Tabii, buyurun."
Ateş oturdu. Ege de yanındaki sandalyeye geçti.
Defne, karşısındaki adamı sessizce inceliyordu. Adamın bakışları oldukça sertti. Sanki karşısındaki insanı birkaç saniyede çözmeye alışkın biri gibiydi.
Ateş bakışlarını Defne'ye çevirdi.
"Şehrimize yeni mi geldiniz?"
Defne başını kaldırdı.
"Evet. Birkaç gün oldu."
Ateş'in bakışları kısa bir an üzerinde kaldı.
"Memnun kaldınız mı peki?"
Defne hafifçe gülümsedi.
"Şimdilik güzel görünüyor. Daha her yerini gezemedim."
Araz konuşmaya katıldı.
"Kardeşim burada doktor olarak göreve başladı. Ben de ona şehri gezdiriyorum."
Ateş başını salladı.
"Öyle mi? Hangi hastanede çalışıyorsunuz?"
Defne cevap verdi.
"Şanlıurfa'daki devlet hastanesinde."
Ateş, Defne'nin doktor olduğunu öğrenince ona biraz daha dikkatli baktı.
"Demek doktor hanımsınız."
Defne gülümsedi.
"Defne Yılmaz."
Ateş birkaç saniye sustuktan sonra elini uzattı.
"Ateş Karahan."
Defne onun elini sıktı.
"Memnun oldum."
Araz da elini uzatarak kendini tanıttı.
"Araz Yılmaz. Defne'nin ağabeyiyim."
Ateş, Araz'ın elini sıktı.
"Memnun oldum."
Ege de kendisini tanıttıktan sonra kısa bir sessizlik oldu.
Ateş masadaki çay bardaklarına baktı.
"Çaylarınız bitmiş. Bir tane daha söyleyelim mi?"
Araz gülümsedi.
"Olur, zahmet olmazsa."
Ateş garsona işaret etti. Çaylar yeniden sipariş edildiğinde Defne, Ateş'in buranın sahibi olduğunu tahmin etmişti.
"Bu iş yeri size mi ait?" diye sordu.
Ateş bakışlarını ona çevirdi.
"Evet. Karahan ailesinin şirketi."
Defne başını salladı.
"Anladım."
Ateş, onun kendisine karşı ne aşırı çekingen ne de gereksiz samimi davranmasını ilginç bulmuştu. İnsanların çoğu Karahan soyadını duyduklarında tavırlarını değiştirirdi. Defne ise yalnızca duyduğunu anlamış gibi başını sallamıştı.
Araz konuşmayı sürdürdü.
"Biz de yeni taşındık. Ailemle birlikte burada yeni bir hayat kurmaya çalışıyoruz."
Ateş'in yüzündeki ifade bir nebze yumuşadı.
"Umarım her şey istediğiniz gibi olur."
"Teşekkür ederiz."
Çaylar geldiğinde sohbet biraz daha ilerledi. Araz, Şanlıurfa'yı tanımak istediklerini söyledi. Ateş de şehirde gezebilecekleri birkaç yerden bahsetti.
Defne onu dinlerken Ateş'in sert görünüşünün aksine konuşurken oldukça ölçülü davrandığını fark etti. Yine de adamın etrafında açıklayamadığı bir ciddiyet vardı.
Bir süre sonra Defne saatine baktı.
"Artık kalkmamız gerekiyor, abi. Annem bizi bekliyor."
Araz başını sallayıp ayağa kalktı.
"Haklısın."
Defne çantasını alırken Ateş de ayağa kalktı.
"Tanıştığımıza memnun oldum."
Defne gülümsedi.
"Biz de memnun olduk. Çay için teşekkür ederiz."
Ateş gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
"Her zaman beklerim."
Defne başıyla selam verip ağabeyiyle birlikte yürümeye başladı.
Ateş onları birkaç saniye izledi. Ardından Ege'ye döndü.
"Yılmaz ailesi hakkında bir şey biliyor musun?"
Ege başını iki yana salladı.
"Hayır, ağam. Ama istersen öğrenebilirim."
Ateş kısa bir süre düşündü.
"Gerek yok. Herkesin geçmişini araştırmak zorunda değiliz."
Ege şaşkınlığını gizleyemedi.
"Sen bilirsin, ağam."
Ateş yeniden binaya yöneldi. Ancak çalışma odasına döndüğünde aklı bir süre önce tanıştığı genç kadına gitti.
Defne Yılmaz.
İsmini zihninde bir kez daha tekrarladı ve dosyalarına yöneldi.
Bu karşılaşmanın onun için neden aklında kaldığını kendisi de bilmiyordu.
---
Defne ile Araz arabaya bindiklerinde Defne camdan dışarıya baktı.
Araz kardeşine yan gözle baktı.
"Ne düşünüyorsun?"
Defne başını çevirdi.
"Hiç. Sadece tanıştığımız adamı düşündüm."
Araz gülümsedi.
"Ateş Karahan mı?"
Defne omuz silkti.
"Evet. Biraz ciddi biri."
Araz güldü.
"Biraz mı? Adam sanki herkesi sorguya çekecek gibi bakıyor."
Defne de gülmeye başladı.
"Abartma. Bence normaldi."
Araz başını iki yana salladı.
"Sen öyle diyorsan öyledir."
Defne tekrar camdan dışarıya döndü. Birkaç dakika sonra telefonu çaldı. Arayan annesiydi.
"Alo, anne?"
"Kızım, neredesiniz? Eve geliyor musunuz?"
"Evet anne, yoldayız. Birazdan oradayız."
"Tamam, dikkatli gelin."
Defne telefonu kapattı.
Araz arabayı evlerine doğru sürerken ikisi de günün geri kalanını konuşarak geçirdi.
Defne, Ateş Karahan'la bir daha karşılaşıp karşılaşmayacağını düşünmüyordu bile.
Onun için bu, yeni taşındığı şehirde tanıştığı insanlardan yalnızca biriydi.
Fakat Ateş'in dünyasında bazı karşılaşmalar, insan farkına varmadan iz bırakırdı.
Ve o gün, iki yabancının yolları ilk kez kesişmişti.
İkisi de bunun hayatlarında neyi değiştireceğini henüz bilmiyordu.
Bölüm etkileşimi
