13. bölüm / 50
SANA YENİLDİM13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
Bölümler 50Şu an: 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
- 1 1. BÖLÜM — DÖNÜŞ1.048 kelime
- 2 2. BÖLÜM-YENİ BİR HAYAT991 kelime
- 3 3.BÖLÜM - BEKLENMEDİK HABER1.001 kelime
- 4 4.BÖLÜM-GEÇMİŞİN İZLERİ1.332 kelime
- 5 5.BÖLÜM-İLK KARŞILAŞMA1.325 kelime
- 6 6. Bölüm — Kanlı İmza1.371 kelime
- 7 7. Bölüm — Şüphe967 kelime
- 8 8. Bölüm — Gizli Düşman1.073 kelime
- 9 9. Bölüm — Toprağın Altındaki Sır1.417 kelime
- 10 10. Bölüm — Güvenin Bedeli1.087 kelime
- 11 11.BÖLÜM-SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ GERÇEK1.522 kelime
- 12 12.BÖLÜM- BİR DOKUNUŞ MESELESİ2.353 kelime
- 13 13.BÖLÜM- DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL1.569 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14.BÖLÜM- ÖLÜLERİN DÖNÜŞÜ1.779 kelime
- 15 15.BÖLÜM-BİR BABAYA YABANCI OLMAK1.363 kelime
- 16 16.BÖLÜM- GECENİN İÇİNDEKİ GÖLGE1.132 kelime
- 17 17.BÖLÜM- KORKMA DOKTOR1.767 kelime
- 18 18.BÖLÜM-AKLIMDA SEN,İÇİMDEKİ FIRTINA622 kelime
- 19 19.BÖLÜM- AKLIMDA SEN, İÇİMDE FIRTINA2.166 kelime
- 20 20.BÖLÜM- BU DEFA SEN GELDİN1.833 kelime
- 21 BÖLÜM 21 — SANA BİR ŞEY OLMASINA İZİN VERMEM1.611 kelime
- 22 BÖLÜM 22 — SANA UZANAN ELLERİ KIRARIM1.292 kelime
- 23 23.BÖLÜM- ADINI KOYAMADIĞIMIZ1.379 kelime
- 24 BÖLÜM 24 — SÖYLEYEMEDİĞİM ŞEYLER1.628 kelime
- 25 BÖLÜM 25 — SAKLADIĞIN MEKTUP1.732 kelime
- 26 BÖLÜM 26 — HERKESE KARŞI SEN1.374 kelime
- 27 BÖLÜM 27 — DÜŞMANIN OĞLU, SEVDİĞİMİN YARASI1.982 kelime
- 28 BÖLÜM 28 — SARHOŞ GECENİN SONU1.373 kelime
- 29 BÖLÜM 29 — SENİNLE EVLENECEĞİM1.090 kelime
- 30 BÖLÜM 30 — BİR YÜZÜK, BİR YEMİN2.193 kelime
- 31 BÖLÜM 31 — LE BUKE( Gelin kim?)1.816 kelime
- 32 BÖLÜM 32 — BİR TARİH, BİR ÖMÜR1.347 kelime
- 33 BÖLÜM 33 — BİR ÖMÜR SENİNLE1.188 kelime
- 34 BÖLÜM 34 — APTAL KOCAM2.153 kelime
- 35 BÖLÜM 35 — BİZİM EVİMİZ2.347 kelime
- 36 BÖLÜM 36 — ORTAK BİR HAYAL1.945 kelime
- 37 BÖLÜM 37 — GECEYE KALANLAR1.334 kelime
- 38 BÖLÜM 38 — YENİ BİR HAYAT1.684 kelime
- 39 BÖLÜM 39 — HOŞ GELDİN, AZAD KARAHAN1.382 kelime
- 40 BÖLÜM 40 — İLK KELİME923 kelime
- 41 BÖLÜM 41 — BİR EVİN HUZURU1.058 kelime
- 42 BÖLÜM 42 — KÜÇÜK MUTLULUKLAR1.020 kelime
- 43 BÖLÜM 43 — AZAD'IN İLK ADIMLARI1.190 kelime
- 44 BÖLÜM 44 — AİLEYLE İLK TANIŞMA1.055 kelime
- 45 BÖLÜM 45 — KONAKTAKİ GÖLGE960 kelime
- 46 BÖLÜM 46 — BİR AKŞAM, İKİ KALP1.053 kelime
- 47 BÖLÜM 47 — KALBİMİN EN SESSİZ YERİ1.267 kelime
- 48 BÖLÜM 48 — GEÇMİŞ KAPIDA1.120 kelime
- 49 BÖLÜM 49 — SESSİZLİĞİN ARDINDA1.291 kelime
- 50 50. Bölüm — Keşke Gerçeği Söyleseydim1.892 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KARAHAN KONAĞI — ERTESİ SABAH
Ateş, çalışma odasının penceresinden bahçeye bakıyordu.
Dün Defne gittikten sonra kendini işlerine vermeye çalışmıştı. Önündeki dosyaları incelemiş, telefon görüşmeleri yapmış, Ege'yle yarım kalan meseleleri konuşmuştu.
Ama ne yaptıysa aklını toparlayamamıştı.
Gözlerinin önüne sürekli aynı şey geliyordu.
Defne'nin çalışma odasında kendisine bakarken ciddileşen yüzü…
Omzuna dokunan elleri…
Ve giderken söylediği o son cümle:
Her zaman mı?
Ateş kendi kendine gülümsediğini fark edince yüzünü hemen ciddileştirdi.
Tam o sırada kapı açıldı.
Ege içeri girdi.
“Günaydın ağam.”
“Günaydın.”
Ege birkaç saniye onu izledi.
“Bugün de hastaneye mi gideceksin?”
Ateş kaşlarını çattı.
“Neden gideyim?”
“Bilmem. Belki yaran yeniden ağrımıştır.”
“Ege.”
“Efendim?”
“Sabah sabah sabrımı zorlama.”
Ege gülümsemesini gizleyerek masaya yaklaştı.
“Tamam ağam. Şaka bir yana, dün akşam araştırdığımız konu hakkında yeni bir gelişme var.”
Ateş'in yüzü anında değişti.
“Anlat.”
Ege elindeki dosyayı masaya bıraktı.
“Babanın ölümünden önce kullandığı bir telefon hattı tespit ettik. Hat, ölümünden bir gün önce başka bir numarayla uzun bir görüşme yapmış.”
Ateş dosyayı açtı.
“Numara kimin üzerine kayıtlı?”
“Yurt dışında yaşayan birinin üzerine. Ama asıl mesele bu değil.”
Ege bir an duraksadı.
“Babanın ölümünden sonra da aynı numarayla kısa görüşmeler yapılmış.”
Ateş'in bakışları sertleşti.
“Ne zamana kadar?”
“Yaklaşık üç ay öncesine kadar.”
Odanın içindeki hava bir anda değişti.
Ateş dosyayı yavaşça kapattı.
“Üç ay önce mi?”
“Evet ağam.”
Ateş ayağa kalktı.
“Bu kayıtları nereden aldın?”
“Yasal yollardan ulaşabildiğimiz eski kayıtlar üzerinden araştırma yaptık. Ama elimizde henüz kesin bir şey yok.”
Ateş pencereye döndü.
Babası yıllardır ölüydü. En azından kendisinin bildiği buydu.
Peki, bir insan öldükten sonra telefon hattı nasıl kullanılabilirdi?
Birisi onun adına mı hareket ediyordu?
Yoksa yıllardır kendisinden saklanan başka bir gerçek mi vardı?
“Bu konuyu kimse duymayacak,” dedi Ateş.
Ege başını salladı.
“Anlaşıldı.”
“Ve Ege…”
“Buyur ağam.”
“Bu kez hiçbir ihtimali göz ardı etmeyeceğiz.”
---
YILMAZ EVİ — SABAH
Defne mutfakta kahvaltı hazırlayan annesine yardım ediyordu.
Asuman Hanım, kızının yüzündeki ifadeyi fark ettiğinden beri onu dikkatle izliyordu.
“Defne kızım.”
“Efendim anne?”
“Dün nerelerdeydin sen?”
Defne elindeki tabağı masaya bıraktı.
“Hastaneden sonra bir yere uğradım.”
“Nereye?”
Defne bir an duraksadı.
Sonra olabildiğince doğal davranarak cevap verdi.
“Karahan Konağı'na.”
Asuman Hanım'ın eli havada kaldı.
“Karahan Konağı mı?”
Defne başını salladı.
“Ateş Bey'in yarasını kontrol etmeye gittim.”
Tam o sırada mutfağa giren Kaya, konuşmayı duyunca kapının önünde durdu.
“Kimmiş yarasını kontrol etmeye gittiğin?”
Defne gözlerini devirdi.
“Kaya, başlama.”
Kaya gülerek sandalyeye oturdu.
“Ben bir şey demedim ki. Ağabeyimize söyleyelim mi, acaba o da merak eder mi?”
Defne elindeki peçeteyi kardeşine fırlattı.
“Kaya!”
Asuman Hanım gülümsemesini gizlemeye çalıştı.
“Peki, kızım. Sen bilirsin. Ama dikkatli ol. Karahan ailesinin meseleleri kolay işler değildir.”
Defne'nin yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
“Anne, ben yalnızca doktorluk yaptım.”
“Biliyorum. Ben de sana başka bir şey söylemiyorum. İnsan bazen hiç niyeti olmadığı hâlde kendini başkalarının sorunlarının ortasında bulabilir.”
Defne annesinin sözleri üzerine sustu.
Çünkü kendisi de son zamanlarda tam olarak bundan korkuyordu.
Ateş'i düşünmek istemiyordu.
Ama onun iyi olup olmadığını merak ediyordu.
Bir daha karşılaşmayacaklarını düşününce içinin neden sıkıldığını ise kendisine bile açıklayamıyordu.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda Selin'in adı belirdi.
Defne aramayı açtı.
“Efendim?”
Selin'in telaşlı sesi duyuldu.
“Defne, hemen hastaneye gelebilir misin? Dün getirdiğimiz yaralı adam uyandı.”
Defne doğruldu.
“Durumu nasıl?”
“Konuşabiliyor. Ama polisler bir şeyler öğrenmeye çalışırken adam bir isim söyledi.”
“Kim?”
Selin kısa bir sessizliğin ardından cevap verdi.
“Devran Karahan.”
Defne'nin yüzündeki bütün ifade silindi.
“Ne dedin sen?”
“Yanlış duymadın. Adam Devran Karahan'ın adını verdi. Polisler de şu an burada.”
Defne çantasını aldı.
“Geliyorum.”
Telefonu kapattığında annesi ona baktı.
“Ne oldu?”
Defne kapıya yöneldi.
“Anne, hastaneye gitmem gerekiyor.”
Ve içinden geçen tek düşünce şuydu:
Bu iş sandığımdan çok daha büyük.
---
ŞANLIURFA DEVLET HASTANESİ
Defne hastaneye ulaştığında Selin onu koridorda karşıladı.
“Sonunda geldin.”
“Adam nerede?”
“Odada. Polisler içeride.”
Defne kapının önünde durdu.
“Beni neden çağırdın?”
Selin sesini alçalttı.
“Çünkü adam seni görmek istedi.”
Defne şaşırdı.
“Beni mi?”
“Evet. Adını verdi. Dün müdahale eden doktorun sen olduğunu söylemiş.”
Defne kapıyı açarak içeri girdi.
Yaralı adam yatağında yarı oturur durumdaydı. Yüzü solgundu, ancak gözleri açıktı. Odada iki polis vardı.
Defne hastanın yanına yaklaştı.
“Ben Defne Yılmaz. Beni görmek istediğinizi söylediler.”
Adam bir süre onu inceledi.
“Doktor hanım…”
“Evet?”
Adam yutkundu.
“Karahan ailesinden biri buraya gelmeden önce konuşmam gerekiyor.”
Polislerden biri araya girdi.
“Bize söyleyeceğiniz her şeyi anlatabilirsiniz.”
Adam başını iki yana salladı.
“Hayır. Siz anlamıyorsunuz. Benim anlattıklarım yalnızca bir aile meselesi değil.”
Defne dikkatle dinliyordu.
“Peki, neyle ilgili?”
Adam gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“Ölmemiş bir adamla ilgili.”
Defne'nin kalbi hızlandı.
“Kim?”
Adam gözlerini yeniden açtı.
“Karahanların yıllardır öldü bildiği adam…”
Bir an sustu.
“Ateş Karahan'ın babası.”
Odada sessizlik oluştu.
Defne birkaç saniye boyunca konuşamadı.
Ateş'in babası mı?
Yıllardır öldüğü bilinen adam nasıl hayatta olabilirdi?
Polislerden biri hemen öne çıktı.
“Bunu nereden biliyorsunuz?”
Adam cevap vermeden önce kapıya baktı.
“Çünkü onu üç ay önce gördüm.”
Defne'nin nefesi kesildi.
Üç ay önce.
Ateş'in vurulduğu, eski belgelerin yeniden ortaya çıktığı ve bilinmeyen birinin onu tehdit etmeye başladığı dönem…
Bütün parçalar yavaş yavaş birleşiyor gibiydi.
Ama gerçeğin tamamı hâlâ karanlıktaydı.
---
KARAHAN KONAĞI — ÖĞLE
Ateş, Ege'yle birlikte çalışma odasında eski belgeleri inceliyordu.
Telefonu çaldığında ekranda kayıtlı olmayan bir numara gördü.
Aramayı açtı.
“Dinliyorum.”
Karşı taraftaki ses resmi ve ciddiydi.
“Karahan Bey? Ben Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'nden arıyorum. Hastanede tedavi gören bir kişi, ailenizle ilgili önemli bir beyanda bulundu.”
Ateş'in yüzü sertleşti.
“Ne hakkında?”
“Bunu yüz yüze konuşmamız daha doğru olacak. Ancak gelmeden önce bilmeniz gereken bir şey var.”
Ateş ayağa kalktı.
“Söyleyin.”
Polis kısa bir sessizlikten sonra konuştu.
“Babanızın ölümüyle ilgili yeni bir bilgi ortaya çıktı.”
Ateş'in eli telefonun etrafında sıkılaştı.
“Nasıl bir bilgi?”
“Şimdilik ayrıntı veremem. Sizi karakola bekliyoruz.”
Telefon kapandığında Ege hemen sordu:
“Ne oldu ağam?”
Ateş bir süre konuşmadı.
Sonra ceketini aldı.
“Emniyete gidiyoruz.”
Ege ayağa kalktı.
“Babanla ilgili mi?”
Ateş başını salladı.
“Öyle görünüyor.”
Kapıya doğru yürürken durdu.
“Ege, sana bir şey söyleyeceğim.”
“Dinliyorum.”
“Bugüne kadar babamın ölümünü kabullenmek zorunda kaldım. Çünkü elimizde başka bir ihtimal yoktu.”
Gözleri karardı.
“Eğer biri yıllardır bize yalan söylüyorsa, bunun hesabını soracağım.”
---
BAŞKA BİR ŞEHİR — AYNI SAATLERDE
Yaşlı adam, odanın ortasında ayakta duruyordu.
Önünde açık bir bavul vardı. İçine birkaç parça kıyafet ve eski belgeler yerleştirilmişti.
Masadaki fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta Ateş henüz çocuktu. Babasının yanında durmuş, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle kameraya bakıyordu.
Adam fotoğrafın kenarına parmağıyla dokundu.
“Büyümüşsün oğlum…”
Sesi titredi.
Yıllardır oğlunu uzaktan izlemek zorunda kalmıştı. Her doğum gününde yanında olmayı istemiş, her zor zamanında ona sarılmayı hayal etmişti.
Ama dönememişti.
Çünkü geri dönerse yalnızca kendi hayatı değil, ailesinin hayatı da tehlikeye girebilirdi.
Kapı çalındı.
Adam fotoğrafı bavulun içine koydu.
“Gir.”
İçeri giren kişi endişeli görünüyordu.
“Beyim, Şanlıurfa'dan haber geldi.”
Yaşlı adamın yüzü gerildi.
“Ne haberi?”
“Adam hastanede konuşmuş. Ateş Bey'e ulaşmaya çalışıyorlarmış.”
Adam gözlerini kapattı.
Artık zaman kalmamıştı.
“Arabayı hazırlayın.”
“Şanlıurfa'ya mı gidiyoruz?”
Adam bavulunu kapattı.
“Evet.”
Bir an durdu.
Sonra yıllardır söyleyemediği kelimeleri fısıldadı.
“Oğlumu daha fazla bekletemem.”
---
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ — AKŞAMÜSTÜ
Ateş ve Ege, görüşme odasında karşılarında oturan polis memurunu dinliyordu.
Polis önündeki dosyayı açtı.
“Bugün hastanede tedavi gören bir kişi, babanızla ilgili önemli bir iddiada bulundu.”
Ateş'in bakışları dosyaya kilitlendi.
“Ne iddiası?”
Polis doğrudan cevap verdi.
“Babanızın ölümünden sonra hayatta olduğunu ileri sürüyor.”
Ateş'in yüzü bir anda ifadesizleşti.
Ege de şaşkınlıkla polise baktı.
“Ne demek hayatta olduğunu ileri sürüyor?”
Polis devam etti.
“Şimdilik elimizde yalnızca bu kişinin beyanı var. Söylediklerini doğrulayacak somut kanıtlara ulaşmamız gerekiyor.”
Ateş yavaşça öne eğildi.
“Bu adam babamı nerede gördüğünü söylüyor?”
“Şanlıurfa dışında bir yerde. Ayrıntıları araştırıyoruz.”
Ateş'in sesi soğudu.
“Benimle görüşmek istiyor mu?”
“Evet. Ancak doktorlar şu an dinlenmesi gerektiğini söylüyor. Görüşmenin daha sonra yapılması uygun olacak.”
Ateş ayağa kalktı.
“Beni onun yanına götürün.”
Polis de ayağa kalktı.
“Karahan Bey, lütfen sakin olun. Önce gerekli işlemleri tamamlamamız gerekiyor.”
Ateş birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.
Sonra yeniden konuştu.
“Ben yıllardır babamın mezarına gidiyorum.”
Sesi ilk kez kırılmıştı.
“Her bayram mezarının başında duruyorum. Ona anlatamadığım ne varsa orada anlatıyorum.”
Ege başını eğdi.
Ateş gözlerini polise dikti.
“Şimdi bana bir adamın hayatta olabileceğini söylüyorsunuz.”
Polis sessiz kaldı.
Ateş derin bir nefes aldı.
“Eğer bu doğruysa…”
Cümlesini tamamlayamadı.
Çünkü doğru olmasını istiyor muydu, yoksa yıllardır inandığı her şeyin yalan çıkmasından mı korkuyordu, kendisi de bilmiyordu.
---
KARAHAN KONAĞI — GECE
Ateş eve döndüğünde konak sessizdi.
Melek salonda oturuyordu. Oğlunu görünce ayağa kalktı.
“Ne oldu oğlum? Bütün gün neredeydin?”
Ateş annesine baktı.
Bir zamanlar her şeyi anlatabileceği kadına…
“Anne, seninle konuşmam gerekiyor.”
Melek'in yüzü gerildi.
“Ne hakkında?”
Ateş yavaşça yaklaştı.
“Babam hakkında.”
Melek'in elindeki çay bardağı hafifçe titredi.
Ateş bunu gördü.
“Babama ne oldu anne?”
Melek başını kaldırdı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bugün emniyetten aradılar. Babamın ölümüyle ilgili yeni bir bilgi ortaya çıkmış.”
Melek'in yüzündeki renk çekildi.
Ateş gözlerini annesinden ayırmadı.
“Bana yıllardır anlatmadığınız bir şey mi var?”
Melek cevap vermedi.
“Ateş…”
“Hayır anne. Bu kez susmanı istemiyorum.”
Sesi yükselmemişti ama içindeki öfke her kelimesinde hissediliyordu.
“Babam gerçekten öldü mü?”
Melek'in gözleri doldu.
Dudakları aralandı ama tek kelime söyleyemedi.
Ateş bir adım geri çekildi.
Annesinin sessizliği, duyduğu bütün sözlerden daha ağırdı.
“Sen de mi biliyordun?”
Melek gözlerini kapattı.
“Ateş, ne olur…”
Ateş başını iki yana salladı.
“Bana yalnızca bir şey söyle.”
Melek'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Ateş'in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“Babam yaşıyor mu?”
Melek cevap veremedi.
Ama gözyaşları, Ateş'in içinde büyüyen korkuyu daha da derinleştirdi.
O gece Ateş Karahan ilk kez, kendi evinde herkesten uzak olduğunu hissetti.
Ve henüz bilmiyordu…
Babası Şanlıurfa'ya dönmek üzere yola çıkmıştı.
Üç ay sonra ilk kez oğlunu görecekti.
Ama baba ile oğlun kavuşması, yılların özlemini dindirmek yerine bütün ailenin sakladığı sırları ortaya çıkaracaktı.
Çünkü bazı insanlar ölmezdi. Yalnızca geride bıraktıkları hayatın içinde bir hayalet gibi yaşamaya devam ederdi.
Bölüm etkileşimi
