50. bölüm / 50
Katilin KızıFinal
Bölümler 50Şu an: Final
- 1 1.Bölüm548 kelime
- 2 2.Bölüm999 kelime
- 3 3.Bölüm892 kelime
- 4 4.Bölüm916 kelime
- 5 5.Bölüm621 kelime
- 6 6.Bölüm661 kelime
- 7 7.Bölüm659 kelime
- 8 8.Bölüm830 kelime
- 9 9.Bölüm681 kelime
- 10 10.Bölüm535 kelime
- 11 11.Bölüm625 kelime
- 12 12.Bölüm545 kelime
- 13 13.Bölüm643 kelime
- 14 14.Bölüm760 kelime
- 15 15.Bölüm871 kelime
- 16 16.Bölüm1.026 kelime
- 17 17.Bölüm699 kelime
- 18 18.Bölüm626 kelime
- 19 19.Bölüm472 kelime
- 20 20.Bölüm580 kelime
- 21 21.Bölüm824 kelime
- 22 22.Bölüm668 kelime
- 23 23.Bölüm486 kelime
- 24 24.Bölüm777 kelime
- 25 25.Bölüm796 kelime
- 26 26.Bölüm495 kelime
- 27 27.Bölüm684 kelime
- 28 28.Bölüm706 kelime
- 29 29.Bölüm440 kelime
- 30 30.Bölüm544 kelime
- 31 31.Bölüm467 kelime
- 32 32.Bölüm494 kelime
- 33 33.Bölüm641 kelime
- 34 34.Bölüm770 kelime
- 35 35.Bölüm471 kelime
- 36 36.Bölüm758 kelime
- 37 37.Bölüm661 kelime
- 38 38.Bölüm889 kelime
- 39 39.Bölüm441 kelime
- 40 40.Bölüm542 kelime
- 41 41.Bölüm682 kelime
- 42 42.Bölüm770 kelime
- 43 43.Bölüm1.132 kelime
- 44 44.Bölüm822 kelime
- 45 45.Bölüm606 kelime
- 46 46.Bölüm516 kelime
- 47 47.Bölüm715 kelime
- 48 48.Bölüm626 kelime
- 49 49.Bölüm726 kelime
- 50 Final1.043 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sonuna gelmiş durumdayız arkanıza yaslanın ve son kez okumanın tadını çıkarın. İyi okumalar dilerim
***
Bir hafta sonra
“Kurula iyice,” dedim havluyu uzatarak. Bir haftadır kızımızla ilgileniyorduk. Neredeyse on ay olmuştu ve bizim hayatımızda çok şey değişmişti. Eda ve Efe’nin nişanı olacaktı mesela ama kızımızdan ötürü ertelemişlerdi.
Kızımızın adını Kerem’le düşünmüş ve Buse koymuştuk. “Babacığım,” dedi Kerem. Buse, Kerem’in elini kavramasıyla gülümsedim. Kerem o kadar ilgileniyordu ki, Buse’yle bazen kıskanmamak için zor duruyordum.
Kucağıma bıraktı Buse’yi. Ben Buse’yi emzirirken, arkama yaslandım. O kadar uykusuz kalıyorduk ki, halim kalmıyordu. Kerem yorgun olduğumu anlamasıyla eğilip alnımı öptü. “Doysun da sonra uyu sen. Ben uyuturum.” dedi.
“Sende yorgunsun, hem iş hem biz.” dedim. Gülerek saçlarımı okşadı. “Hallederim ben güzelim düşünme sen beni. Kızımız doysun da sen sonra doğru yatağa.” dedi.
Kerem’le baş başa da kalamıyorduk artık. Buse hiçbir şekilde durmuyordu. Hep ağlıyordu ve gecenin yarısında bizi uyandırıyordu. “Çok huysuz bir kızın var.” dedim gülerek.
“Kime çekmiş acaba? Aynı sen, baksana. Şimdiden başımı ağrıtıyor ama en güzel ağrı sanırım.” dedi.
“Kerem,” dememle bana çevirdi bakışlarını. “Beklediğimden de güzel bir baba oldun.” dedim. Dudakları kenara kıvrıldı. Sanki ona dünyanın en iyi şeyini söylemişim gibi tebessüm ediyordu.
“Beceriyor muyum bilmiyorum.” dedi. “Belli oluyor korktuğun, kucağına alırken ki bakışlarını görmen lazım.” dedim gülerek.
“Dalga geçmesene ya! Korkuyorum incitmekten.” dedi.
“Ne incitmesi Kerem ya? Küçücük bir şey zaten.” dedim. Omuz silkti. “Olsun,” dedi.
Yanıma oturmasıyla başımı göğsüne yasladım. Telefonu çalmıştı. Efe arıyordu. “İyi izle, neler çektiğimi gör.” dedi ve hoparlöre aldı.
“Umarım bu saatte aramanın mantıklı açıklaması vardır.” dedi Kerem.
“Ya abi ben çok heyecanlandım! Ne yapacağım? Yarın nişan var resmen!” dedi.
“Bana ne oğlum senin heyecanından?” dedi.
“Ya Kerem, iptal mi etsem?” dedi. Gözlerim irileşti. “Çocuk oyuncağı mı sanıyorsun sen bunu?” dedim.
“Yenge? Şaka yapmıştım.” dedi. “Anasını ya! Çok heyecanlıyım.” dedi. Güldüm.
“Yarın görüşürüz damat bey.” dedim.
“Damat mı? Lan daha çok heyecanlandım! Yatamıyorum.” dedi.
“Ya hadi yarın görüşürüz. Kapat be!” deyip yüzüne kapattım. “Keşke farklı olsaydı her şey.” dememle bana baktı. “Nasıl yani?” dedim.
“Bizim de böyle heyecanlarımız olsaydı.” dedim. Kaşları çatıldı. “Beni nasıl nikah masasına oturttuğunu hatırlıyor musun? Gecenin on ikisi!” dedim. Güldü.
“Ay çok korkunçtu.” dedim.
“Hiç ihtimal vermiyorduk tabii.” dedi.
“İhtimal mi? Ben sürenin dolmasını bekliyordum sadece. Birde haramsın bana diyordun.” dedim gülerek.
“Gördük haramı.” dedi alayla. “Ne boş yapmışız zamanında keşke biri bize fena sövseydi de kendimize gelseydik.” dedi.
“Fayda etmezdi. Sen daha çok ileri gitmiştin. Depoya kapatmak ne ya?” dedim.
“Çok konuşuyordun başım ağrımıştı.” dedi.
“Başın ağrıdı diye insanları depoya mı kapatıyorsun sen?” dedim gülerek.
“Yani,” dedi yüzünü buruşturarak. “Şaka maka bir yana özür dilerim. Tahammülün çokmuş ki asla vazgeçmedin.” dedi.
“Sabrım çoktu Kerem ve ailem için her şeyi yapardım.” dedim.
“Bana şey söylemiştin hatırlıyor musun? Babanın küçük prensesi değilsin artık demiştin. Hiçbir şey o kadar acıtmamıştı. Hiçbir yaptığınız şey bana o kadar koymamıştı.” dedim.
“Çünkü haklıydın Kerem, eskiden babam beni her şeyden koruyordu ve şuan yok. Arayıp ailemi diyemiyorum torununuz doğdu diye.” dedim ve güldüm. “Gerçi hamile olduğumdan bile haberleri yok.” dedim.
“Öncekileri telafi eder miyim bilmiyorum ama kızımla sana bir aile olamaz mıyız? Bizi ailen olarak görmüyor musun?” dedi.
“Konu siz değilsiniz,” dedim. “Tabii ki ailem yerine koyuyorum sizi ama ne bileyim Kerem,” dedim iç çekerek. “Bunu hak ettiğimi düşünmüyorum.” dedim. Tişörtümü düzeltmemle Buse’nin doyduğunu anlamıştım.
Beşiğe yerleştirdim ve sallamaya başladım. “Ben kendimi nelere feda ettim ama sonucu hiç.” dedim.
“Onlara atılan iftirayı aklamak için kendimi yaktım.” dedim. “Kendileri ne yaptı? Yoklar.” dedim.
“Hiç aramadılar mı?” dedi. Başımı iki yana salladım. “Annem vicdanını rahatlamak için hastaneye geldi o kadar. Babamda o konuşmadan sonra mesaj bile atmadı.” dedim.
“Siktir et anasını satayım gül gibi kızımız ve taş gibi kocan var.” demesiyle kendimi tutamayıp kahkaha attım. “Taş gibi?” dedim sorgularcasına.
“Tabii kızım, şükret sen bana.” dedi.
“Hadi uyumaya git sen,” dedi ve kolumdan tutup kaldırdı beni. “Sende yorgunsun ama?” dedim.
“Bir şey olmaz! Hadi.” dedi. Daha fazla ısrar etmeyip yatağa uzandım ve anında uyudum.
***
“Hazır mısın sen? Ben gelemeyeceğim mecbur.” dedim dudak büzerek.
“Sorun yok ya, Eda bir şey demedi zaten. Düğüne gelirsin.” dedi ve eğilip yanağımı öptü. Buse asla rahat durmuyordu ve evde kalmamız gerekiyordu. O yüzden nişana gidemiyordum.
“Bol bol video çek tamam mı? İzleriz kızımla,” dedim.
Kapı çalmasıyla Feray açmıştı. Efe gelmişti. “Lan çok heyecanlıyım! Lan!” diye bağırdı.
“Gerizekalı kızım uyuyor bağırma!” dedi Kerem.
“Özür dilerim! Gözüm bir şey mi görüyor sanki?” dedi. Avuç içimi alnıma vurdum. “Hâlâ yüksek sesle konuştuğunun farkında mısın?” dedim.
“Ya ne yapayım ama? Kalbim o kadar hızlı atıyor ki heyecandan fırlayıp önünüze düşecek diye ödüm kopuyor.” dedi. Kahkaha attım.
“Kalp fırlar mı gerizekalı? Ne mal oldun ya! Çık hadi.” dedi Kerem.
“Efe, çok mutlu olun. Gelemeyeceğim biliyorsun,” dedim Buse’yi işaret ederek. “Salak mısın yenge? İyi olun yeter ya! Başka bir şey istemeyiz Eda’yla.”
“Teşekkür ederim.” dedim. El sallamamla ikisi de gitmişti. Balkondan izlemeye devam ettim. Sesleri geliyordu bana. “Bin artık anasını satayım! Ergenlere döndün iyice.” dedi Kerem. Gülmeye başladım.
“Kes lan! Sen sür arabayı, elim ayağıma boşaldı resmen!” dedi ve ön koltuğa bindi. “Sabır gerçekten sabır!” dedi Kerem ve şoför koltuğuna geçti.
Gitmişlerdi. Umarım hep mutlu olurlardı.
***
Bir ay sonra
Balkonda tatlı yiyorduk. Eda ve Efe evlenmişti. Bize yemeğe gelmişlerdi ve tatlı yiyorduk şuan. Efe, Buse’yle oynuyordu. Kucağına almasıyla Buse gülmeye başladı.
“Kızım sana mı gülüyor bana mı öyle geldi?” dedi Kerem.
“Gülüyor çünkü yakışıklıyım.” dedi Efe. Göz devirdi Kerem. “Götüm. Ben daha yakışıklıyım,” dedi ve Buse’nin elini öptü. “Değil mi babacığım?”
Buse anında yüzünü diğer tarafa çevirdi. “Böyle olduğuna bakmayın Kerem’e çok düşkün. Beni görünce ağlıyor da Kerem de sakinleşiyor. Babacı olacak belli.” dememle Kerem gururla sırıtıyordu.
Efe’nin koluna dokundu. “Duyuyor musun?” dedi.
“Çok şükür sağır değilim.” dedi Efe. Kerem göz devirdi. “Ver lan kızımı,” dedi.
“Kerem.” dedim uyarırcasına. “Özledim ama kızımı?” dedi.
“Çocuk gibisin!” dedim. Omuz silkti. “Kız benim kızım değil mi? Sana ne.” dedi bana. Ağzım açık kaldı. “Bana ne mi?” dememle yerinde doğruldu. “Pardon yavrum.” dedi.
“Sanki iki tane çocuk büyütüyorum.” diye mırıldandım. Eda kahkaha attı. “Allah sabır versin.” dedi omzumu sıvazlayarak.
“Verir umarım..” dedim. Kerem, Buse’yle ilgilenirken onları izliyordum. Buse doğduğundan beri Kerem daha mutluydu. Yüzündeki gülümseme hiç gitmiyordu. Sanki evimize bir neşe gelmiş gibiydi.
Buse bize şans olmuştu ve evimizdeki güzellik artmıştı. Artık daha mutluyduk. Hep de öyle olacaktık.
***
busedeki şans bize de uğrar mı sanmam.
neyseee bu kitap boyunca destekleriniz icin tesekkur ederim sizi seviyorum 🤍🤍🤍
Bölüm etkileşimi
