8. bölüm · Katilin Kızı
8.Bölüm
Kerem’e söylesin demişsiniz arkadaşlar daha yeni yeni tanışıyorlar Kerem daha yeni yeni tanıdığı bir kadını neden savunup ailesinin karşısında dursun? Az bir bekleyin daha başlardayız zamanla öyle güzel olacak ki Sıla ve Kerem’in annesine. Kerem de dahil. Merak etmeyin içinizi rahatlatacağım.
İyi okumalar ve iyi geceler
***
Başımı geriye yasladım ve çalışanların makyaj yapmasına izin verdim. Bugün evde bir davet vardı ve tüm vücudum yanık şekilde mecbur davete katılacaktım. Kerem anlamasın diye kıvranıp duruyordum.
Zaten öğrense de bir şey yapmazdı. Benim için ne yapabilirdi ki? Makyajım bitmesiyle kızlara baktım. “Çok güzel oldu teşekkür ederim.” dedim gülümseyerek. Boğazımdaki yumruyla ağlamamak için zor durduruyordum kendimi.
“Rica ederim Selen hanım.” dedi ve çıktı. Odada tek kalmamla koltuğun üstündeki beyaz elbiseyi aldım. Önü ve sırtı kapalıydı. Güldüm. Kerem’in annesi seçmişti elbiseyi. Ayıbını gizliyordu tabii.
Elbiseyi zar zor giymemle, boynumdaki yara izini belli etmişti. Gözlerim dolarken, tavana baktım. “Makyajım akacak. Hayır.” dedim.
“Selen, hazır mısın?” dedi Kerem. Zinciri çekmeye çalıştım. “Değilim! Gelme.” dememle kapı açıldı. “Değilimden ne anlıyorsun sen?” dedim.
“Magazinciler geldi. Hızlı ol.” dedi.
“Tamam.” dedim.
“İki saat uğraşıyorsun gel,” dedi. Arkama geçmesiyle zinciri kapattı. Tırnaklarımı avuç içime bastırdım. Saçlarımı topuz yapmıştım ve yarayı görmezdi umarım.
“Bu ne?” dedi.
“Ne ne?” dedim.
“Kapanmıyor bir türlü.” demesiyle rahat bir nefes verdim. Yarayı gördü sanmıştım. Yarayı görüp de mutlu olsun istemiyordum. Kapatmasıyla ona döndürdüm bedenimi.
“Aşağıda karımmış gibi davran.” dedi.
“Emredersin.” dedim alayla. Göz devirdi. Elimi avuçları arasına almasıyla parmaklarımız iç içe girmişti. Birlikte salona geçtik. Etraf o kadar kalabalıktı ki, kime bakacağımı şaşırmıştım.
Sıla yanımıza gelmesiyle bana sırıtarak bakıyordu. “Elbisem nasıl Kerem? On gündür gelmesini bekliyordum. Şükür ki geldi! Bebeğim gibi bakacağım elbiseye.” dedi.
“İyi.” dedi Kerem. Sıla’nın kaşları çatıldı. “Bu kadar mı? İnsan biraz över.” dedi.
“Biraz misafirlerle konuşalım gel,” dedi bana. Başımı sallamamla bir masaya geçmiştik. Sıla da hemen yanımızda bitmişti. “Keremcim?” dedi kadın. Oldukça yaşı vardı.
“Şükür ki başını bağlamışsın. Karın da su gibi maşallah.” dedi. Hafif tebessüm ettim. Şükür ki insan gibi insanlar vardı. “Öyledir.” dedi Kerem. Buna kendi bile inanmıyordu emindim.
“Kerem’le yaşamak nasıl bir şey hayatım?” dedi kadın bana dönerek. “Zor.” dedim. Kerem’in bakışlarını üstümde hissetmemle omuzlarımı dik tuttum. “Kendisi biraz gergin birisi ondan beni de geriyor ister istemez.” dedim.
“Korkuyor musun ondan?” dedi kadın.
“Neden korkayım ki? O bana asla zarar vermez.” dedim. Sesim titrememişti neyse ki. Kerem bakışlarını kaçırmasıyla, elimi hafif sıkmıştı. “Hep mutlu olursunuz umarım.” dedi.
“Amin.” Tövbe
“Ay taktınız sizde evliliğe. Elbisem nasıl?” dedi Sıla heyecanla. Masada duran içeceğe bakmamla bakışlarım Sıla’yı buldu. Boşta kalan kolumu masaya yasladım ve içeceği hafif ittirmemle, içecek Sıla’nın elbisesine baştan aşağı dökülmüştü.
“Ah! Ne yaptığını sanıyorsun sen ya? Bu elbise ne kadar senin haberin var mı?” diye bağırdı. Tüm herkes Sıla’ya bakmasıyla Sıla etrafına baktıktan sonra bana döndü. “Neyse canım sorun yok.” dedi. Yüzünden belli oluyordu ne kadar zoruna gittiği.
Sırıttım. “Sakarlığım tuttu herhalde. Sen git de lavaboda çıkar biraz lekeyi. Çıkabilirse tabii.” dedim gülerek. Yüzüme göz devirmesiyle gitmişti. Kerem kulağıma eğilmesiyle, “Bilerek yaptın.” dedi. Kafamı kaldırıp ona baktım.
Bakışlarımı kaçırmamla gülmemek için kendimi sıkıyordum. “Kaza işte.” dedim kadına bakarak. Dudaklarını birbirine bastırdı. “Nasip değilmiş demek ki.” dedi.
“Herhalde.” dedim.
İçecek yerine geçmemle kendime aldım bir tane. Kafama dikmiştim. Dans müziği çalmasıyla köşede bir yere oturdum. Sırtımı koltuğa yaslamamla yüzümü buruşturmam bir olmuştu. Sırtım yanıyordu resmen.
Kerem yanıma gelmesiyle bir tane daha içecek içmiştim. “Ne?” dedim.
“Kalk.” dedi .
“Tanışacağım başka kimler var? Ne zaman bitecek?” dedim.
“Tanışmıyorsun Selen. Dans edeceğiz.” dedi. Gözlerim irileşti. “Ne? Ben seninle asla dans etmem.” dedim.
“Öyle mi?” dedi ve yüzünü buruşturmasıyla kolumdan tuttuğu gibi tek hamlede kaldırdı beni. Dans edenlerin arasına karışmamızla herkes alkışlamaya başlamıştı. “Rezillik.” diye mırıldandım.
Kerem iki elini de belime sarmasıyla sırtıma doğru çıkmıştı eli. Yutkundum. Sırtım acıyordu ve elleri sırtıma baskı yapıyordu. Bakışlarımı kaçırdım. Kollarımı boynuna sarmamla kendine çekti iyice beni. “Benden nefret ettiğini bu kadar belli etme.” dedi.
“Olur etmem. Sen zaten biliyorsun.” dedim sırıtarak. Göz devirdi. “Niye elbisesini ıslattın?” dedi.
“Hak etmişti.” dedim. Hafif gülmesiyle ona baktım. “Cezam gece herhalde? Sıla’nın kıyafetini ıslattım diye ne ceza çekeceğim acaba?” dedim.
“Bana ne ondan Selen. Aranızda olan bir şey. Karışamam çocukça kavgalara.” dedi.
“Sana göre her şey çocuk değil mi? Bir sen büyüksün.” dedim.
“Ben sana çocuksun demedim. Sıla’nın davranışlarına söyledim. Lafları falan.” dedi başını iki yana sallayarak. “Dünyanın sonu geliyor,” dedim ve yüzümü buruşturdum hissettiğim acıyla. “Herhalde.”
“Neden?” dedi.
“Sıla’yı savunmadın.” dedim.
“Sıla o kadar umurumda değil Selen. Öyle hayatımda yeri yok,” dedi.
“Kim ki?” dedim.
“Biri değil. Annesiyle annem arkadaş işte, o kadar.” dedi.
“Niye her gün burada?” dememle kaşları havalandı. “Doğru. Ben bunu nasıl sorarım ya? Karahan’lara gelin gelmek istiyor tabii.” dedim .
“Zeki kadın seni.” dedi.
“Güzel kadın aslında.” dedim.
“Her kadın güzeldir Selen. Sadece benim yanıma yakışacak bir kadın değil.” dedi. “Tavrı uymuyor.”
“Senin yanına yakışacak kadına yazık. Üzüldüm ona. Aman birini sevme sen, kadına yazık.” dedim.
“Hasbinallah.” dedi ve biraz daha kendine çekti beni. Sırtım iyice acırken, ittirdim onu. Gözlerim dolarken, ortamdan uzaklaştım. Lavaboya girmemle kapıyı kilitledim. Sırtım o kadar acıyordu ki, dayanamıyordum.
Nasıl devam edecektim bilmiyordum.
***
selenin yaralarını sar kerem tm?
