9. bölüm · Katilin Kızı
9.Bölüm
İyi okumalar
***
Lavabodan çıkmamla kalabalığın içine karıştım. Kerem köşede birkaç adamla konuşuyordu. Canım yanıyordu fakat bu gece bitmeden odama gitmeme izin vermezlerdi.
Bir kadın yanıma gelmesiyle ona baktım. “Şahsen hepimiz çok şaşkınız,” dedi bir anda. Kaşlarım çatıldı. “Kerem ne ara bu kadar hızlı toparladı da evlendi ona şaşkınız. En son kardeşinin haberinden sonra, adamdan bir daha haber alamadık. Bir anda ortaya çıktı ve evlendi. Demek onun toparlanma sebebi sensin.” dedi kolumu sıvazlayarak.
Mahvolma sebebi desek daha doğru olurdu sanki..
“Kendisi toparladı benlik hiçbir şey yok.” dedim.
“Aa hadi ama. Aşk her şeyi aşar demişlerdi. Senin sayende işte.” dedi. Bu kadın böyle konuşup duracak mıydı? Sinir olmuştum. “Ben Kerem’e bakayım izninizle.” dedim ve ondan uzaklaştım. Kerem’in masasına geçmemle bakışlarını bana çevirdi.
“Ne oldu?” dedi.
“Gelmek istedim.” dememle önüne döndü. Sohbete devam etmişlerdi. Biraz zaman sonra Kerem’e baktım. “Odama geçsem olur mu?” dememle başını salladı. Odaya çıkmıştım.
Üzerimdeki elbiseden kurtulmamla sırtımdaki yaraya baktım aynadan. Çok kötüydü. Kızarmış ve yara olmuştu. Yüzümü buruşturdum. Üzerime rahat bir şeyler giyindim.
Kıyafetlerimi daha getirmemişlerdi o yüzden Kerem’den giyinmiştim. Yanık kremini boynuma sürdüm ve yaydım. Kapı tıklanmasıyla üstümü kapattım.
“Gel,” dememle Kerem içeri girdi. “Ne yapıyorsun?” dedi.
“Hiç.” dememle yanıma gelerek elimdeki kremi aldı. “Yanık kremi?” dedi sorgularcasına.
“Evet? İlk kez mi görüyorsun?” dedim.
“Hayır da, boynun bu kadar ciddi miydi?” dedi. Yutkundum. Sırtıma süremezdim ondan yardım almalıydım. “Kerem.” dedim.
“Efendim?”
“Sırtıma bu kremi sen sürer misin? Ben göremiyorum malum.” dedim. Kaşları çatıldı. “Sırtında da mı yanık izi var? Bakayım.” dedi. Arkamı ona dönmemle tişörtümü sıyırdı.
“Selen ben salak değilim. Bunu kendin yapmış olamazsın!” dedi sinirle.
“Sakarlık diyorum ya?” dememle göz devirdi. “Söylüyor musun?” demesiyle sessiz kaldım. “İyi, kamera kayıtlarından öğreniriz.” dedi.
“Tamam dur. Önce sür sonra söyleyeceğim. Canım acıyor.” dedim.
“Gel,” dedi ve kolumdan tutup kaldırdı. Nazikti ilk kez. “Burada yapabiliriz.” dedim.
“Yok geç.” dedi. İçeri geçmemizle yatağa oturdum. Arkama geçmesiyle tişörtü sıyırdı. Kremin soğukluğunu sırtımda hissediyordum.
“Acıyor mu?” dedi.
“Biraz.” dedim. “Sen ondan dans ederken ittin beni.” dedi.
“Öyle gerekti.” dedim.
“Bilmiyordum.” dedi. Nefesimi tuttum. “Bitti. Doktora gitsek iyi olur aslında.” dedi.
“İstemiyorum.” dedim.
Ona döndüm. “Kim yaptı?” dedi. Tırnaklarımı avuç içime bastırdım. “Kimin olduğunu öğrenince bir şey değişmeyecek Kerem. Ailen yani.” dememle kaşları çatıldı.
“Ailem derken? Sıla yaptı değil mi?”
“O ve annen.” dedim. Sakalını sıvazlamasıyla ayaklandı. “Misafirlerin yanına ineyim,” dedi ve çıktı odadan. Yatağa uzanmamla gözlerimi yumdum.
***
Saçlarımı örmüş, bahçede arabayı yıkayan Fuat abiyi izliyordum. Canım sıkılmıştı evde ve onu izlemek keyif veriyordu. “Oturun şuraya Selen hanım.” dedi.
“İyi böyle.” dedim.
“Bende yapabilir miyim?” dedim.
“Neyi?” dedi.
“Bende yıkayabilir miyim?” dedim. Şaşkınlıkla bana baktı. “Elbiseniz kirlenmesin?” dedi. Başımı iki yana salladım. “Kirlenmez. Küçükken de babamla yıkardık hep. Alışığım.” dedim.
“Kerem bey?” dedi.
“Bir şey demez. Sen diğer işlerle ilgilen,” dememle elime hortumu verdi. Arabaya doğru tuttum hortumu.
Bu bana keyif verirken, yanıma gelen Sıla’ya baktım. “Bilerek yaptın.” dedi.
“Neyi?” dedim.
“Kıyafetimi bilerek ıslattın! Mahvoldu. Asla çıkmayacak o leke. Ben ne yapayım sana şimdi?” dedi.
“Sen bana bir şey yapamazsın. Uzak dur benden.” dedim. Kolumu kavramasıyla hortumu üstüne tuttum. Gülmeye başladım. “Selen! Kapat şu salak şeyi.” diye bağırmaya başladı.
“Duyamıyorum ya, hortumun sesinden.” dedim.
“Selen!” diye bağırdı. Makyajı hep akmış, kıyafeti sırılsıklam olmuştu. Yanımdan ışık hızıyla gitmişti. Gülerek, arabayı yıkamaya devam ettim.
“Yeni işin mi?” diyen Kerem’in sesiyle hortumu refleksle ona tuttum. Geriye kaçmıştı. “Ne yapıyorsun kızım sen?” dedi.
“Ay pardon.” dedim kıkırdayarak. Saçlarıma kaydı bakışları ve baştan aşağı süzdü beni. “Ne? Çocukça olmuşum değil mi? Tüh. Yapacak bir şey yok. Ben buyum,” dedim.
“Bana edebiyat yaparken, kendine bakmamışsın. Senin de pek büyüdüğün sayılmaz Selen. Babanın küçük prensesi değilsin artık kendine gel. Baban pisliğin teki ve o masum sandığın baban değil. Böyle şeyleri giyinmeyi bırak.” dedi.
Gözlerim dolmasıyla hortumu bıraktım ve eve girdim. Odaya geçmemle ağlıyordum. Canımı yakmayı o kadar iyi beceriyordu ki, o gün hastanede söylediklerimin intikamını alıyordu.
Telefonuma gelen bildirimle, Kerem yazmışto.
Kerem; Akşam toplantım var kaç aydır uğraştığım bir toplantı. Eşim olarak benimle geleceksin. Umarım düzgün giyinirsin.”
Görüldü
***
kerem öl ya
merak etmeyin diğer bölümde keremi rezil edeceğiiizzzz!!
onu da şimdi yazıp atacağım çünkü dizim başlayacak ve size bölüm yazamam o yüzden şimdiden yazayım ki bölümsüz kalmayın
neysee baayy
