42. bölüm / 50
Katilin Kızı42.Bölüm
Bölümler 50Şu an: 42.Bölüm
- 1 1.Bölüm548 kelime
- 2 2.Bölüm999 kelime
- 3 3.Bölüm892 kelime
- 4 4.Bölüm916 kelime
- 5 5.Bölüm621 kelime
- 6 6.Bölüm661 kelime
- 7 7.Bölüm659 kelime
- 8 8.Bölüm830 kelime
- 9 9.Bölüm681 kelime
- 10 10.Bölüm535 kelime
- 11 11.Bölüm625 kelime
- 12 12.Bölüm545 kelime
- 13 13.Bölüm643 kelime
- 14 14.Bölüm760 kelime
- 15 15.Bölüm871 kelime
- 16 16.Bölüm1.026 kelime
- 17 17.Bölüm699 kelime
- 18 18.Bölüm626 kelime
- 19 19.Bölüm472 kelime
- 20 20.Bölüm580 kelime
- 21 21.Bölüm824 kelime
- 22 22.Bölüm668 kelime
- 23 23.Bölüm486 kelime
- 24 24.Bölüm777 kelime
- 25 25.Bölüm796 kelime
- 26 26.Bölüm495 kelime
- 27 27.Bölüm684 kelime
- 28 28.Bölüm706 kelime
- 29 29.Bölüm440 kelime
- 30 30.Bölüm544 kelime
- 31 31.Bölüm467 kelime
- 32 32.Bölüm494 kelime
- 33 33.Bölüm641 kelime
- 34 34.Bölüm770 kelime
- 35 35.Bölüm471 kelime
- 36 36.Bölüm758 kelime
- 37 37.Bölüm661 kelime
- 38 38.Bölüm889 kelime
- 39 39.Bölüm441 kelime
- 40 40.Bölüm542 kelime
- 41 41.Bölüm682 kelime
- 42 42.Bölüm770 kelime · Okuduğun bölüm
- 43 43.Bölüm1.132 kelime
- 44 44.Bölüm822 kelime
- 45 45.Bölüm606 kelime
- 46 46.Bölüm516 kelime
- 47 47.Bölüm715 kelime
- 48 48.Bölüm626 kelime
- 49 49.Bölüm726 kelime
- 50 Final1.043 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyii okumalarr
“Bir tek seni sevmeyi bilen,
yararsız bir adammışım.”
***
Kerem’i zor bela ikna etmemle Kuzey’i görmeye gelmiştik. Yelda hanım da gelmek istemişti. Deponun kapısını açmalarıyla Kerem elimi kavradı.
“Anında çıkacağız etkilendiğin an tamam mı?” dedi. Başımı sallamamla içeri girdik.
Kuzey’in yüzü görünmüyordu. Yüzü hep kesik ve kan içindeydi. Yüzümü buruşturdum. Muhtemelen Kerem onu oldukça kışkırtmıştı.
“Neden yaptın bunu kızıma?” diye bağırdı Yelda hanım. Yüreğime bir ateş çökmüştü. Yelda hanımı sevmiyordum fakat onun tarafından bakılınca olay korkunçtu.
“Kuzey’in konuşmasına izin ver. Hesaplaşmaları lazım.” dedim, Kerem’e.
Kerem adamlarına baş sallamasıyla birisi Kuzey’in ağzındaki bandı çıkarmıştı. “Kızını çok seviyordum.” dedi.
“Ondan mı öldürdün lan kızı?” dedi Sıla. Yaklaşmasıyla yüzüne yumruk geçirdi Kuzey’in. Ağzım açık kaldı. Sıla’nın birine vurduğunu ilk kez görmüştüm.
“Senin yüzünden neler yaptık lan biz! Allah’ın belası!” diye bağırdı Sıla.
“Pek keyifliydin Kerem için o güzeli yakmaya?!” dedi. Kerem elimi sıkmasıyla sıkıntılı bir nefes verdi. “Hazır herkes buradayken bazı şeyleri itiraf etmek istiyorum.” dedi.
“Daha ne diyeceksin?” dedi Sıla.
“Yaklaş Selen.” dedi bana. Gideceğim sırada Kerem’le el ele olduğumuzdan gidememiştim. Kerem’e bakmamla sinirli şekilde bir bana bir ona bakıyordu. “İzin vereceğimi düşünmüyorsun herhalde?” dedi.
“Ne diyeceğini merak ettim.” dedim. Göz devirdi.
“Etme.” dedi.
“Kerem.” dememle elimi bıraktı. Kuzey’e doğru yaklaştım. “Yakından daha güzelsin.” dedi. Sıla beni kenara çekmesiyle yerdeki cam parçasıyla Kuzey’in yanağını çizdi. Yüzümü buruşturdum. Neden şimdi bana yardım ediyordu?
“Ne oldu? Onun tarafına mı geçtin?” dedi Kuzey.
“Hayır. Yaptıklarımın farkına vardım ve şuan seni öldürmek istiyorum.” dedi Sıla.
“Beni öldüremezsin Sıla. Ama onu öldürüp, Kerem’le mutlu olabilirsin.” dedi.
“Benim aklımı çelemezsin artık Kuzey. Bu evde kaldığım andan beri aklıma girip, kafamı karıştırdın. Artık senin manipüle laflarına karnım tok benim.”
“Yani?” dedi Kuzey. Sıla bana dönmesiyle gözlerindeki utancı görüyordum. “Özür dilerim. Seni yakmak ve eziyet etmek benim haddim değildi. Pişmanım. Affetmeyeceğini biliyorum, af dilemeye de yüzüm yok.” İç çekti.
“Pişman olduğumu bil istedim Selen.” dedi.
“Seni sence affedebilir miyim? Birini sevebilirsin buna bir şey demiyorum ama birini seviyorsun diye onun hayatına giren kadına zarar verme hakkını kimse sana vermiyor.” dedim. “Sen sevmeyi bilmiyorsun Sıla. Bence sevmiyordun bile. Takıntıydı.” dedim.
“Haklısın.” dedi. Gözleri dolmasıyla elinin tersiyle sildi. “Hayatınızdan çıkacağım merak etme.” dedi.
“Buna ben karışamam. Bağınız var nasılsa? Aranızda konuşursunuz.” dedim.
“Seni vuran da bendim Selen. Sıla’yı kışkırtan da bendim. Kaçırılmana sebep olan kişi, hatta seni kaçıran bendim. Kerem’le seni yalandan arıyor gibi yapıp, senin yerini biliyordum.” dedi. Başımı iki yana salladım.
“Sen iğrenç bir insansın!” deyip yüzüne tokat attım. Gözlerini yumdu. “Biraz daha vursana bana, dokunman hoşuma gidiyor.” dedi. Kerem yanımıza gelmesiyle beni depodan çıkardı. “Eve hadi.” dedi. Kendini çok zor tuttuğu belliydi. Deponun kapısı kapanmasıyla avucuma bırakılan anahtarı sıktım.
Kuzey’in öleceğini anlamak zor olmamıştı.
***
Masamda oturmuş, dosyaları inceliyordum. Kuzey’in söyledikleri gözümün önünden gitmiyordu. Kalemi dosyanın üstüne bırakmamla bir anda ağlamaya başladım.
İçimde biriktirmiştim ve çıkmıştı ortaya. Hiç nefes almadan sadece ağlıyordum. Ne zaman bitecekti bu günler bilmiyordum fakat ben artık Kerem’le mutlu olmak istiyordum.
Gözyaşlarımı silmemle kalbim ağrıdı. Daha ne kadar üzülecektim? Bilmiyordum. Kerem’in yanında olmak bana gerçekten de zarar veriyordu. Ama ondan da gidemiyordum.
Banyoya girmemle yüzümü yıkadım. Peçeteyle kurutmamla kapı sesi geldi. İçeri girdim. Kerem gelmişti. Yanına gitmemle boynuna sarıldım.
“İyi misin? Ağladın mı? Bak bana.” dedi.
Geri çekilmemle ağlamamı durduramıyordum. “Kerem çok yoruldum. Ne zaman mutlu olacağız?” dedim hıçkırarak.
“Mutlu değil misin benimle Selen?” dedi. Gözyaşlarımı silmesiyle alnımı öptü. “Olamıyorum! Herkes o kadar haklı ki!” dedim ağlarken.
“Ne konuda? Seni asla mutlu edemeyeceğim konusunda mı?” dedi.
“Kerem tehlikelisin. Kime sorsam senden korkuyor. Ellerindeki kan lekesi asla gitmiyor!” diye bağırdım.
“Benim kim olduğumu en başından beri biliyordun Selen. Yeni tanıyormuş gibi tepki veremezsin.” dedi.
“Değiştiririm sandım ama! Normal insanlar gibi bir hayatımız olur sandım! Ama sen ve pis işlerin asla hayatımızdan gitmedi.” dedim.
“Selen ne istiyorsun? Hayatımda senin kadar belirsiz bir kadın görmedim! Dün beni sevdiğini söylüyorsun, bugün ise benden nefret ediyorsun.” dedi.
“Senden nefret etmiyorum! İşini sevmiyorum. Düzgün bir hayatımız olamaz mı?” dedim hıçkırarak.
“Kuzey olayı da benim suçum değil mi?” dedi.
“Kerem anlamıyorsun!” dedim.
“Anlamama izin vermiyorsun Selen. Sadece suçluyorsun.” dedi iç çekerek. Bakışlarındaki kırgınlık tekrar gözlerimin dolmasına sebep olmuştu. “Bence sen bir süre tek kal,” dedi. Koltuğun üstüne bıraktığı ceketi giymesiyle, “Düşünmeye ihtiyacın var belli ki. Seviyor musun yoksa sevmiyor musun belli bile değil.”
“Cevabın net olsun Selen. Net olsun ki, bir daha bir olay olduğunda karşımda olup, beni suçlamak yerine yanımda dur da birlikte atlatalım. Her olayda suçlu çıkmaktan yoruldum. Hiçbir şekilde seni memnun edemiyorum.” dedi ve odadan çıktı.
Masadaki vazoyu duvara fırlatmamla koltuğa oturdum. Kerem gittikten sonra ağlayıp durmuştum.
Haklıydı. Ne yaptığımı bilmiyordum. İyice düşünmem lazımdı.
***
hic rahat durmuyorum :(
neyse iste finale de az kaldığımızı duyurmak isterim🥲🥲
bir bölüm daha gelecek öyle keyfi canım istedi neyse bay
Bölüm etkileşimi
