6. bölüm · Katilin Kızı

6.Bölüm

s 🦢

İyi okumalarr içimden geldi

***
“Ne yapacaksınız bana burada?” dedim. Kolumu çekiştirip duruyordum. “Rahat dur!” diye bağırdı adam. Yüzümü buruşturdum. Kolum acırken, ağlıyordum sadece.

“Ya acıyor hayvan! Biraz kibar olun.” dedim. Kendi halime ağlıyordum. Çaresizliğime ağlıyordum. Kapı açılmasıyla Kerem gelmişti.

“Ağlayıp duracak mısın karşımda?” dedi.

“Canım acıyor.” dedim ve ağlamaya devam ettim. “Bana yaşattıklarını babama yapmadın. Sanki kardeşini ben öldürmüşüm gibi bana tepkiler veriyorsun.” dedim.

“Babanın önüne atmadın mı kendini? Aptalsın Selen. Aileni korumak için kendini tehlikeye attın.” dedi ve yanıma gelmesiyle çenemi kavradı. “Onlar seni kurtarmak için ne yaptı?” dedi. Doğru söylüyordu. Bu gerçek canımı yakarken, hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ettim.

“Sus.” dedim sadece. “Doğruları söylediğimi ikimizde iyi biliyoruz. Babanın lafları sadece laf, icraat desen sıfır. Annen?” dedi gülerek ve ekledi. “Bana gelmen için ikna eden annen değil miydi?”

“Sus artık!” dedim ve çekiştirdim kolumu. “Ya bırak! Acıyor.” dedim. Kerem, adamlara baş sallamasıyla bıraktılar beni.

Kollarımı ovuşturdum. “Gitmek istiyorum. Burası çok ıssız ve korkunç.” dedim.

“Bana öyle kafa tutmadan önce aklın neredeydi?” dedi göz kırparak.

“Eve gitmek istiyorum.” dedim.

“Yok kalacaksın. Canım nasıl isterse öyle olacak.” dedi.

“Korkunç burası Kerem. Durmak istemiyorum burada.” dedim.

“Ben durmanı istiyorum Selen. Duracaksın. İyi geceler,” dedi ve çıktı odadan. Kapı üstüme kilitlenmesiyle yere çöktüm ve ağlamaya başladım. Bacaklarımı karnıma çekmemle ağlamam durmadı.

Etraf iyice ıssızlaşıp, karanlıklaşmasıyla korkum artıyordu. Sırtımı duvara yasladım. Dışarıda kurt sesleri geliyordu. Ormana getirmişti beni.

Uyuyamayacaktım.

***
“Uyan.” diyen Kerem’in sesini duymamla gözlerimi araladım. “Ateşin var.” dedi. Kafamı geri çektim. “Dokunma bana.” dedim.

“Ateşin var diyorum sana.” dedi.

“Umurumda mı? Geberip gideyim de, bitsin bu anlaşma.” dedim.

“Ölürsen babanı da ardından yollarım merak etme. Ayrıca kurbanımın da ölmesine izin vermem. Yürü!” dedi bileğimi kavrayarak.

“Ya istemiyorum! Bırak beni. Defol git. Senden nefret ediyorum. Nefret!” diye bağırdım. Kaşları havalandı. “Ben sana bayılıyordum halbuki.” dedi.

“Siktir git.” dedim. Bedenim üşürken, geri oturdum. “Düzgün konuş. Bantlamayayım ağzını.” dedi.

“Onu da yaparsın sen. Vahşi.” dedim.

“Kızım havale geçireceksin, kalk şuradan.” dedi.

“Ya dokunma! Uzak dur, uzak.” dedim.

“Bende meraklı değilim düşmanımın kızına dokunmaya merak etme. Haramsın sen bana Selen. Haram. Ölsem de elimi sürmem sana.” dedi.

“Ne hoş? Aynı düşünceleri paylaşmamız. Ölsen dönüp bakmam sana. Geberip git inşallah.” dedim ve ayaklandım.

“Böyle kolay kurtulamayacaksın benden Kerem. Bu laflarımı kaz aklına tamam mı? Günü gelecek, seni öyle bir pişman edeceğim ki, tüm bu yediğin haltlara pişman olacaksın.” dedim ve omzuna çarpıp çıktım evden. Arabaya binmemle ısıtıcıyı açmışlardı.

Kerem yanıma binmesiyle bakışları bendeydi. “Beni pişman edeceksin ha? Bu zamana kadar pişman olmadım hiçbir şeyden Selen. Asla da olmam. O yüzden fazla büyük konuşup, hayal kırıklığına uğrama sonra.” dedi.

“Hayal kırıklığına ben mi yoksa sen mi uğrayacaksın göreceğiz.” diye mırıldandım.

“Beni pişman edeceğine inanıyorsun yani?” dedi alayla. “Pişman olacağım günü iple çekiyorum. Nasıl pişman edeceksin beni acaba?” dedi.

“Isıtıcıyı niye açıyorsun Emir? Kız havale mi geçirsin gerizekalı?” diye söylendi Kerem.

“Çok umurundaymış gibi konuşuyorsun birde.” dedim sesim titrerken. “Umurumda değilsin zaten. Daha süremiz dolmadan ölemezsin.” dedi.

“Merak etme pişman olduğunu görmediğim sürece bana huzur yok.” dedim. Yüzünü sıvazlamasıyla yüzünü diğer tarafa çevirdi.

Yol boyunca titreyip durmuştum. Hastanenin önünde inmemizle doktorlar bakıyordu bana. “Serum takacağız şimdi, kendine gelir birazdan.” dedi. Bir tane adam yanıma gelmesiyle iğne yaptı ve serum taktı.

“İyi olacaksınız birazdan.” dedi gülümseyerek.

“Teşekkür ederim.” dedim. Adam çıkmasıyla Kerem’le baş başa kaldık.

“Seni ben getirdim.” dedi bir anda.

“Yani?”

“Teşekkürü ben hak etmiştim.” dedi.

“Sen hiçbir şeyi hak etmiyorsun. Ayrıca bu hale gelmemin sebebi de sensin.” dedim. Dudaklarını büzdü. “Vay be, neymişim ben böyle?”

“Gurur duyuyorsun değil mi eserinden? Böyle ölüp gitsem anca rahatlarsın. İçin soğumuyor, öyle bir öfke ve intikamla büyümüşsün ki, nasıl davranılır onu bile öğretmemişler sana. Tek bildiğin, yıkıp mahvetmek. Öylece bırakmak.” dedim.

Yüzündeki gülümseme silindi. “Sevgi ve saygıyı bilmeyen adama neyi öğreteceksem? Ailen sana nasıl davranmışsa artık öyle bir korkunçlaşmışsın ki, herkes senden korkuyor. Korkunç birisin Kerem. İğrenç ötesisin. Evlat olsa sevilmez derler ya? O lafı senin için yaptılar sanırım.” dedim gülerek.

“Eyvallah.” dedi ve odadan çıktı.

Arkama yaslanmamla gözlerimi kapattım. Biraz uykum geliyordu. Gözlerimi dinlendirsem bir şey olmazdı.

***
kerem geber ok?