9. bölüm / 40
DROWN | Chanmin-9-
Bölümler 40Şu an: -9-
- 1 -1-601 kelime
- 2 -2-691 kelime
- 3 -3-642 kelime
- 4 -4-567 kelime
- 5 -5-530 kelime
- 6 -6-695 kelime
- 7 -7-510 kelime
- 8 -8-808 kelime
- 9 -9-990 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 -10-1.081 kelime
- 11 -11-808 kelime
- 12 -12-569 kelime
- 13 -13-546 kelime
- 14 -14-509 kelime
- 15 -15-825 kelime
- 16 -16-846 kelime
- 17 -17-823 kelime
- 18 -18-1.167 kelime
- 19 -19-1.559 kelime
- 20 -20-508 kelime
- 21 -21-677 kelime
- 22 -22-806 kelime
- 23 -23-625 kelime
- 24 -24-1.112 kelime
- 25 -25-2.189 kelime
- 26 -26-1.043 kelime
- 27 -27-621 kelime
- 28 -28-1.222 kelime
- 29 -29-1.300 kelime
- 30 -30-879 kelime
- 31 -31-721 kelime
- 32 -32-1.114 kelime
- 33 -33-1.196 kelime
- 34 -34-1.007 kelime
- 35 -35-876 kelime
- 36 -36-1.918 kelime
- 37 -37-818 kelime
- 38 -38-584 kelime
- 39 -39-1.047 kelime
- 40 -40 (F)-860 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah saat öğlen 1'i gösterirken Chan uyanmıştı. Seungmin çıplaktı; onu, dün gece giydiği kıyafetleri uyandırmadan giydirdi. Sabah açıklayamazdı.
Seungmin kusma isteğiyle uyanmıştı; lavaboya fırladı ve tuvalete doğru eğildi. Dün akşam çok fazla içmişti. Kustuktan sonra havlu kağıt ile ağzını silmiş, yüzünü yıkamıştı.
Chan da gelen kusma seslerini duyar duymaz Seungmin'in yanına gelmişti. Seungmin yüzünü havluyla kuruladı, Chan'ın suratına baktı.Chan da "İyi misin bebeğim?" dedi.
Seungmin de evet anlamında kafasını salladı. Seungmin'in üstündeki her şey dün gece giydiği duruyordu.Beraber aşağı indiler. O sıra Changbin de kahvaltı hazırlıyordu.
Chan da Seungmin ile masanın yanına gelmişti. Changbin de çoktan hazırlamıştı; beraber masaya oturdular ve yemek yemeye başladılar. Changbin Seungmin'e gülerek bakıyordu, gülmemek için zar zor duruyordu. Seungmin ise anlamsız bakışlarla Changbin'e bakıyor, gülmesine anlam veremiyordu.
Chan da Changbin'e sinirli bir şekilde bakıyordu.Seungmin dayanamadı ve konuştu: "Changbin, ne var? Ne diye gülüp duruyorsun, suratımda ne var?" demişti.Changbin de ağzındaki lokmayı zar zor yutmuş, gülmesini tutamamıştı.
Kendini durdurduktan sonra, "Dün gece fazla gürültülüydünüz," deyince Seungmin yutkunmuştu. Ne yapmış olabilirdi ki? Hiçbir şey hatırlamıyordu.
Chan eline kaşık alıp Changbin'e fırlatacakken Changbin masadan kalkmış, kaçmıştı.Seungmin Chan'a döndü. "Dün gece ne oldu da Changbin gülüyor?" demişti.
Chan da "Şarkı söylüyordun, sarhoş halini hatırlayıp gülmüştür," dedi.Tabikide yalan söylemişti.Seungmine tüm gece sikiştik onu duyup güldü diyemezdi .Seungmin de elini suratına koymuş, utanmıştı. Dün geceye dair hiçbir şey hatırlamıyordu.
İkisi yemeklerini bitirmiş, masayı beraber toplamışlardı.Seungmin bacaklarında anlamlandıramadığı bir ağrı vardı; özellikle iç bacakları acıyordu.
Seungmin saati erken sanıyordu, işe gidecekti. Seungmin orta sehpada duran telefonunu aldı, saate baktığında şok geçirdi; saat öğlen 2'ydi! Bugün işe gitmesi gerekiyordu.
Kardeşi onun için endişelenmiş olacak ki 13 tane cevapsız çağrı vardı."Chan, eve gitmeliyim," dedi. Chan da o sıra koltuğa yerleşmişti; ayaklandı ve Seungmin'i onayladı.
Yukarı çıktı, uzun zamandır mekâna uğramamıştı. Seungmin'i bıraktıktan sonra oraya geçebilirdi. Seungmin'e doğru yöneldi: "Üstümü değiştirip geliyorum," dedi, yukarı odaya çıktı.
Seungmin de ceketini eline almış, telefonuyla ilgileniyordu. Chan da 15 dakika kadar sonra geldiğinde Seungmin bakışlarını merdivene doğru çevirdi; siyah gömlek ve siyah kumaş pantolon giyen adama baktı. Çok yakışıklı gözüküyordu. Seungmin Chan gelene kadar onu inceledi.
Chan kapıyı açarken Seungmin'e baktı. Seungmin sudan çıkmış balık gibi bakıyordu. Chan, "Ne oldu Seungmin?" deyince Seungmin utanmış, kapıdan ilk çıkmıştı.
Arabaya yönelip binmişlerdi. Arabada sessiz sakin ve durgun bir hava vardı.Chan sessizliği bozarak otoriter bir sesle, "İşe gitmeni istemiyorum," dedi.
Seungmin de niye der gibi baktığında Chan lafına devam etti: "Çok yoruluyorsun, uykusuz kalmanı görünce üzülüyorum," demişti."Çalışmazsam ne olacak? Annemle babam..." diyebilmişti.
Chan da "O işi hallettim, merak etme," dedi. Seungmin "Nasıl?" diye sorduğunda devam etti: "Babanı düzenli çalışacağı, seveceği bir işe yerleştirdim.Eline yüklü miktarda para verdim, psikolojik destek alacak. Aynı şekilde annen de..."
Seungmin şaşırmış ve çok mutlu olmuştu. Ama merak ettiği bir şey vardı: Chan bunların hepsini ne ara yapmıştı? Bu soruyu soramadı ve Chan'a bolca teşekkür etti.
Chan da araba sürdüğü için sadece gülümsemekle yetiniyordu.Seungmin'in evinin önüne geldiğinde Seungmin Chan'ın yanağına kocaman bir öpücük bırakıp evine geçti.
Eve girdiğinde evde kimsecikler gözükmüyordu, ev temiz ve düzenliydi. Chan'a ne kadar teşekkür etse azdı. Odaya geldiğinde Jeongin'i gördü; yatakta film izliyordu. Seungmin'i görünce yataktan fırlayıp yanına koştu."Hyung, çok korktum! Neredeydin? Neden işe gitmedin?" diye sorduğunda Seungmin de "Chan sayesinde artık çalışmayacağım," dedi.
Jeongin de niye, ne alaka der gibi bakınca Seungmin de Chan'ın onlar için yaptığı büyük iyilikten bahsetti. Jeongin de mutluluktan Seungmin'e sarılmış, sevinmişti. Seungmin de kardeşine sarılmış ve bir süre sonra birbirlerinden ayrılmışlardı.
Seungmin ona "Aç mısın?" diye sormuştu. Jeongin ise hayır anlamında kafasını sallamıştı. Seungmin de tamam demişti.Seungmin de kardeşine eşlik etmişti.
Minsung çiftine gelirsek eğer; Minho Jisung'dan erken kalkmış, onun için markete gitmişti. Kahvaltı yapmak için birkaç yemek ve malzeme almıştı. Geri gelip ona mutfakta çok güzel bir masa kurmuştu.
Jisung'u uyandırmak için kaldırdı. Jisung da anlamsız gözlerle karşısındaki adama bakıyordu.Minho Jisung'a gülümseyerek "Yemek hazır," demişti.Jisung da kendi evinde olduğunu görünce derin bir oh çekti.
Yataktan kalkıp mutfağa doğru ilerleyince karnı ses çıkarmıştı; acıktığını fark etti. Beraber yemek yiyor, aynı zamanda tanışmaya çalışıyorlardı.İlk önce Jisung, karşısında ona yan ağız sırıtarak bakan Minho'ya karşı konuştu: "Ben Han Jisung. 24 yaşındayım, öğrenci evinde kalıyorum. Ailem İngiltere'de yaşıyor, okul tatildeyken yanlarına 1 haftalığına gidiyorum genelde," dedi.
Minho da başını sallamış, kendini tanıtma sırası ona gelmişti. Ağzındaki lokmayı yutmuş ve konuşmaya başlamıştı: "Ben Lee Minho. 26 yaşındayım. Ailem uzakta oturuyor, Chan'ın ailesiyle aynı şirkette iş yapıyorlar. Ben de Chan'la birlikte çalışıyorum arkadaşız ve onla takılıyorum," demişti.
Jisung da "Çalışmıyor musun?" dediğinde hayır anlamında kafasını sallayınca Jisung da "Anladım," demişti. Ciddi ortamdan çıkmış, gülmeye başlamışlardı; çünkü Jisung ciddi ortamları sevmiyordu. Bu yüzden okul anılarını Minho'ya anlatmaya başlamıştı.
Birlikte yemeği bitirmişlerdi; Jisung ile Minho masadan kalkmıştı. Chan Minho'ya mekâna geçeceğini, Hyunjin'in onları beklediğini mesaj olarak atmıştı. Minho da bu mesajdan sonra kıyafetlerini giymiş, Jisung'la vedalaşıp Chan'ın attığı konuma doğru gidiyordu.
Jisung da evde kalmış, yemekten çıkan bulaşıkları yıkamış, derslerinin başına oturmuştu.Chan Minho'yu her zamanki otoparkta bekliyordu.
Minho yarım saat sonra gelmiş ve arabaya binmişlerdi. Sonunda mekân dediği yere, yani kulübe gelmişlerdi. Chan ve Minho arabadan çıkmış, Chan arabanın anahtarını valeye fırlatmış, samimi bir sesle "Park et," demişti.
İkili içeri girmişti. Saat 6 olduğu için kulüpte az kişi vardı. Her zamanki masalarında 3 adam onlara bakıyordu. Minho ve Chan diğerlerinin yanına gelmiş, yerlerine yerleşmişlerdi.Hyunjin Felix ile oynaşıyordu.
Felix 23 yaşındaydı, Hyunjin ise 26'ya yeni girmişti. İkisi 2 yıldan fazla süredir çıkıyorlardı. Bu kulüpte tanışmışlardı ve Felix de bu gruba dahil olmuştu.
Burada kafa dağıtıyor, tuttukları tefecilerden aldıkları parayı burada savuruyorlardı ve ortak şirketleri için harcama yapıyorlardı. Gerçekten de acımasız yönleri de vardı bu grubun.
Beraber eğleniyorlardı, saat geç olunca Hyunlix çifti evlerine gitmek için yanlarındam ayrılmışlardı. Changbin, Chan ve Minho evlerine gideceklerdi. Eve vardıklarında hepsi ayrı odalarda takılıyordu
Minho Jisung'la sesli konuşuyor, Changbin odasında spor yapıyor, Chan ise Seungmin'e mesaj atıyordu. Seungmin onu gün boyu aramamıştı. Chan ona özür mesajları attı ama nafile! Kimse telefona bakmadı, telefonu geç, mesaja görüldü bile gelmemişti.
Chan da "Sıçtım," diye düşünürken, saat gece 3'e doğru gelirken evdeki Chan hariç herkes uyuyordu...
Bölüm etkileşimi
