14. bölüm · DROWN | Chanmin

-14-

Miana skz

1 yıl sonra...

Seungmin, psikolog tedavisinin artık son aşamasındaydı. Jeongin'in trajik kaybı onda derin yaralar açmış, ruhsal çöküntünün yanı sıra bedensel hastalıkları da tetiklemişti. Geçen bu zorlu bir yıl boyunca hastane koridorları, beyaz önlüklü doktorlar ve ilaç kokuları hayatlarının bir parçası haline gelmişti.

Chan, bir an olsun bile Seungmin'in başından ayrılmamış, en karanlık gecelerinde ona nefes olmuştı. Zamanla keskin acı yerini sessiz bir kabullenişe bırakmıştı; artık Jeongin hatırlandığında gözyaşlarına hüzün değil, kardeşinin o sahte masum gülümsemesindeki tatlı hatıralar eşlik ediyordu. Hayat, tüm acımasızlığına rağmen akıp gitmeye devam ediyordu.

Bu bir yıllık sancılı süreçte Minsung çifti de kendi sınavlarından geçmişti. Birbirlerine sımsıkı tutunarak bağlanmışlar, ancak Chan ve Seungmin’in yaşadığı ağır travmaya saygı duydukları için mutluluklarını her zaman sessiz ve derin yaşamışlardı.

Changbin ise o gece ameliyattan sonra 4 ay tedavi görmüş günlük hayatına geri dönmüştü.O kara gecenin ve suçluluk duygusunun altından kalkmaya çalışıyordu.

Seungmin'in ailesine maddi ve manevi desteğini hiç kesmemiş, her fırsatta gözyaşlarıyla af dilemişti.

Her ne kadar bu çabalar toprağın altındaki Jeongin'i geri getirmeyecek olsa da, vicdanındaki sızıyı hafifleten tek şey bu yardımlardı. Hayatın bir akışı olarak Changbin'in hayatına yeni biri girmişti; Seungmin başta bu duruma öfkelense de, hiçbir şeyin kardeşini geri getiremeyeceğini kabullenerek sonunda onu affetmişti.

Chan ve Seungmin'in ilişkisi ise ateşten bir çemberden geçmişti. Seungmin, Chan olmasa bu karanlık labirentten asla çıkamayacağını biliyordu; ona duyduğu minnet ve aşk kelimelerle ölçülemeyecek kadar büyüktü.

Ailesi şehirden uzaklaşmak, o evdeki Jeonginin o evde biyerde olduğunu bildikleri için kaçmak için taşınmak istemişlerdi yanlarında Seungminide getirmek isteyince, Chan araya girmiş, Seungmin’in devam eden tedavilerini öne sürerek sevgilisinin yanında kalmasını sağlamıştı.

Herkesin zihnini kemiren o tek soru hâlâ ortalıkta asılı duruyordu: O kaza o gece nasıl olmuştu?

Changbin sonunda bu yükü taşımaktan yorulmuş ve o lanet gecenin tüm detaylarını elleri titreyerek anlatmıştı:

O akşam ilk olarak kulübe uğramış, Hyunjin ve Felix'in gürültülü ortamından kaçıp barmenin köşesinde sabaha kadar ağır içkiler dikmişti. İçindeki Jeongin'i sahiplenme arzusu ve reddedilmenin yarattığı öfke aklını bulandırıyordu.

Dayanamayıp telefonuna sarılmış, genci buluşmak için ikna etmişti. Jeongin ise evden çıkarken ailesine uzaktan attığı son bakışın ve gülümsemenin hayatının son anı olacağından bihaberdi.

Buluştuklarında Changbin'in üzerindeki baskı ve alkolün etkisiyle gerilim tırmanmıştı. Jeongin ısrarlarla öpücüklerden kaçmaya çalışırken onu kolundan itmiş, o anki refleksif boğuşma direksiyon hakimiyetini tamamen kaybetmelerine neden olmuştu.

Otomobil korkulukları aşarak karanlık sulara gömülmüştü. Jeongin ise suyun soğukluğunu ve ölümün yaklaşmasını değil, hâlâ aralarında bir şakalaşma geçtiğini sanarak çocuksu bir kahkaha atmıştı.

Her şey sadece bir dakika içinde olup bitmişti.Changbin sonrasını karanlık bir boşluk olarak hatırlıyordu.

Nehir yatağındaki devasa yosunlar ve sık ağaçlar aracı tamamen kamufle ettiği için kimse onları fark etmemişti. Buz gibi suyun içinde tam beş saatten fazla can çekişmişlerdi.

Şans eseri aracı arızalanan yoldan geçen bir sürücünün fark etmesi ve ardından gelen arama-kurtarma ekiplerinin çabasıyla sudan çıkarılmışlardı.

Su altındaki uzun saatler tenlerini yumuşatmış, kimliklerini okunmaz hale getirmişti.

Ancak Jeongin'in cüzdanının derinliklerinde, yıllar önce Seungmin'in kendi eliyle yerleştirdiği o küçük biyometrik fotoğraf kalmıştı.

Fotoğrafın arkasında yazan acil durum numarası, Seungmin'i o musibet noktasına çeken tek iz olmuştu.

Sonrasındaki hastane koridorları, çığlıklar ve o yıkım ise hafızalardan asla silinmeyecek birer kabus olarak kalmıştı...