DROWN | Chanmin kitap kapağı

28. bölüm / 40

DROWN | Chanmin

-28-

Vaveyla Yazarı: Miana skz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: -28-

Eve geldiğimde kalbimdeki o sızlatıcı ağrıyla doğrudan yatak odasına attım kendimi. Canımacıyordu, kafamdaki sorular ise bir an olsun susmak bilmiyordu; resmen kendi kendimi yiyip bitiriyordum.

"Niye oradalardı?

Neden sürekli oraya gidip duruyorlar?

O yanlarındaki diğer iki kişi kimdi?

Ve en önemlisi, orada ne işleri vardı?"

Bu sorular beynimi kemirirken, zihnimde o anlar yeniden canlandı: Etrafta tavşan kostümleriyle dolaşan kadınlar, Chan’ın o ortama ayak uydurup etrafa saçtığı o piç gülüşleri...

Bütün bunlar orada ne yaptıklarını, ne tür bir eğlencenin peşinde olduklarını az çok belli ediyordu aslında.

Peki, bundan sonra ne olacaktı?

Biz ne zaman böyle saçmalıkları, bu güvensizlikleri atlatıp gerçekten bir aile olabilecektik?

Chana nasıl hesap soracağımı, yüzüne hangi kelimelerle vuracağımı kafamda tartıp dururken, yorgunluğa daha fazla direnemeyip uyuya kalmıştım.

Gözlerimi açtığımda yanımda yine kimse yoktu. "Chan hâlâ gelmedi mi?" diye endişeyle düşünerek aceleyle aşağı kata indim, boş odalara tek tek baktım ama ortalıkta görünmüyordu.

En son dışarıdan gelen hafif seslerle bahçeye çıktığımda nihayet onu gördüm. Çimenlerin üzerine çömelmiş, bahçemizin loş ışığı altında, buraya ara sıra uğrayan o sevimli kediyle oynuyordu.

Onu bu kadar masum ve tatlı bir halde görmek içimi ısıtsa da, yaşadığım o gecenin ve o ortamın hesabını benden vermeden bu işin içinden sıyrılamayacaktı.

Adımlarımı sertçe çimlerin üzerine basarak ona doğru yaklaştım. Rüzgâr saçlarımı yüzüme savururken, içimdeki o öfke dalgası uykunun sersemliğini tamamen silip süpürmüştü.

Chan, minik kedinin çenesini kaşırken mırıldandığı sesleri kesip başını kaldırdı ve beni gördüğü an yüzündeki o yumuşak ifade yerini hafif bir şaşkınlığa bıraktı."Uyanmışsın," dedi, sesi her zamanki gibi sakindi ama bu sakinlik beni daha da delirtmeye yeterdi.

Yere çömeldiği yerden doğrulup üzerini silerken gözlerini benden kaçırmamaya çalıştı.Kollarımı göğsümde kavuşturup tam önünde durdum.

"Uyandım tabii," dedim, sesimdeki titremeyi gizlemeye çalışarak ama öfkeden sert çıkan bir tonla. "Sabaha karşı eve hangi saatte döndün de beni yatakta tek başıma bıraktın merak ediyorum, Chan? Ya da daha önemlisi, dün gece o depoda yaşananların hesabını ne zaman vereceğiz?"

Chan derin bir nefes alıp ellerini cebine soktu. Kedinin arkasından uzaklaşırken, yüzündeki o sakin maskenin altında yatan gerginliği görebiliyordum.

"Seungmin, dinle beni..." diye başladı ama ellerimi havaya kaldırıp lafını kestim."Dinlemek istemiyorum!" dedim, sesim bahçenin sessizliğinde yankılanırken gözlerimden akmaya çalışan yaşları tutmak için dişlerimi sıktım.

"O kadınlar, o kostümler, yüzüne yayılan o gülüşler... Ne işiniz vardı orada sizin? Biz ne zaman böyle saçmalıkları aşacağız, ne zaman gerçekten bir aile olacağız Chan? Her seferinde bir sır, her seferinde arkandan iş çevrilmesi... Yoruldum artık!"

Chan uzun adımlarla aramızdaki mesafeyi kapatıp ellerini omuzlarıma koymak istediğinde, hızla geriye çekilip ellerini ittim. Gözlerindeki o suçluluk ve çaresizlik, içimdeki öfkeyi dindirmeye yetmezdi; aksine canımı daha çok yaktı.

"Bana dokunma," dedim, sesim fısıltıya dönerken. "Önce bana o depoda tam olarak ne aradığınızı anlatacaksın."

Chan yavaşça ayağa kalkıp bana doğru bir adım attı, sesindeki o yumuşak ve ikna edici tonla konuşmaya devam etti:"Seungmin, ben orada tanıdım Minho'yu. Seni gördüğüm gecelerin devamını orada seni düşünerek geçirdim. Aklındaki gibi oradaki hiçbir kadınla işim yok, ben seni seviyorum."

Bunu duyduğumda kollarımı göğsümde birbirine bağladım, dudaklarımı ısırarak hınçla yere baktım. İçimdeki o sert buzlar biraz olsun erimeye başlasa da hâlâ ikna olmam gereken noktalar vardı.

"Peki ya o diğerleri?" diye sordum hesap sren bir sesle.Chan hemen durumu açıklamak istercesine, "Bebeğim, onlar bizim diğer arkadaşlarımız, hem onlarda evli, en yakın zamanda seni de tanıştırırım," dedi.

Derin bir nefes alıp sözlerini sürdürdü: "Oraya eğlenmeye gidiyoruz, doğru; ama içmek için... Ben sarhoş olacak kadar ancak senin yanında ve kendi evimde içerim."

Onun o sıcak ve samimi sesini duyduğumda öfkem biraz olsun yatıştı. Başımı yavaşça salladım, boğazımdaki o düğümü yutkunarak geçirmeye çalışırken, "İçeri geçelim," dedim fısıltıyla.

Chan da başını onaylarcasına sallayarak sessizce peşimden geldi. Tam eve adım atacakken arkamdan yaklaşarak kollarını belime doladı, kendini bana doğru bastırıp boynumu öpmeye başladı.

Ama o an içimdeki o huysuzluk ve tatlı inatla ondan uzaklaştım. Burnunu boynuma sürtmesi gerekirken, kollarından sıyrılarak huysuz bir ifadeyle triplerimi sardım:"Dokunma bana," dedim yüzümü asıp hafifçe geri çekilerek.

Chan mutfağa bitki çayı yapmak için adımlarken bende solondaki büyük koltuğa yerleştim.

Chan, uzanıp fincanı ellerimin arasından dikkatle aldı ve sehpaya geri bıraktı. Sonra parmaklarımı avucunun içine alıp hafifçe sıktı.

"Hâlâ küs müyüz?" diye sordu, sesindeki o çocuksu merak ve tatlılık beni gülümsetmemek için direniyordu.

Bakışlarımı ona çevirdim, ciddi görünmeye çalışarak, "Küs değilim ama kırgınım," dedim. "Öyle paldır küldür her şeyi unutmamı bekleyemezsin."

Chan hak verir gibi başını salladı, baş parmağıyla el sırtımı nazikçe okşadı. "Haklısın sevgilim, her şeyin zamanı var. Ama bil ki seni asla üzmek istemem."Evdeki o derin sessizlik bizi baş başa bırakırken, Chan bana biraz daha yaklaşıp başını omzuma koydu; bu kez itiraz etmedim, sadece iç çekip parmaklarımı onun saçlarında gezdirmeye başladım.

Baş başa kalmanın verdiği o huzur, aramızdaki kırgınlığı yavaş yavaş silip süpürüyordu.

Pencerden süzülen akşamın son ışıkları salonun parkelerine vururken, parmaklarım Chan’ın yumuşak saçlarının arasında ağır ağır dolaşıyordu.

Başını omzumdan kaldırıp yüzüme baktı; gözlerindeki o yorgun ama bir o kadar da huzurlu ifade, içimdeki bütün o kalan son huysuzluk kıvılcımlarını da söndürmeye yetmişti."Yarın," dedi fısıltıyla, parmaklarını benim parmaklarımla kenetleyerek, "hiçbir şey düşünmediğimiz, sadece ikimizin olduğu bir gün geçirelim mi? Telefonlar kapalı, dış dünya tamamen dışarıda kalsın."

Dudaklarımda engel olamadığım küçük bir tebessüm belirdi. Ona tamamen direnmenin imkansız olduğunu biliyordum zaten, sadece biraz tatlılık yapmak istemiştim.

Başımı hafifçe sallayıp onayladım."Pekala," dedim sesimdeki o son trip izini de silerek, "ama kahvaltıyı tamamen senin hazırlaman şartıyla."Chan gülerek ayağa kalktı ve ellerini teslim olurcasına iki yana açtı.

"Emredersiniz küçük bey," dedi muzip bir ses tonuyla, ardından eğilip alnıma uzun ve derin bir öpücük kondurdu. "Yarın sabah mutfak tamamen bana emanet."Onun bu neşeli haline sessizce gülerken, evimizin içine yayılan o sıcaklık ve aidiyet duygusuyla derin bir nefes aldım.

Fırtınalar dinmiş, ortalık sakinleşmişti; şimdi geriye sadece birbirimizin ellerini sıkıca tutarak bu huzurun tadını çıkarmak kalmıştı.

Ertesi sabah, Chan’ın mutfaktaki tabak çanak sesleriyle gözlerimi açtım. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen evin içi buram buram kahve ve taze piş hamur kokuyordu.

Yatakta gerinerek doğruldum ve üzerime kalın bir hırka alıp mutfağa yöneldim. Chan, tezgahın başında adeta bir şef titizliğiyle sofrayı donatıyordu.

Beni gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi."Günaydın uykucu," dedi elindeki tavayı bırakıp bana doğru adımlarken.

"Tam da seni uyandırmaya geliyordum."Masaya oturduğumda gözlerim gördüğüm manzara karşısında parladı; kahvaltı kelimenin tam anlamıyla bir ziyafet gibi hazırlanmıştı.

Çaylarımızı yudumlayıp bu harika kahvaltının tadını çıkarırken, dün akşam konuştuğumuz o baş başa geçireceğimiz gün planı aklıma geldi.Fincanımı masaya bırakıp Chan’a baktım.

"Hani dün demiştik ya, sadece ikimizin olacağı bir gün..." dedim gözlerimi kısarak. "Şehir içinde evde otursak yine bir şekilde dış dünyaya kapılıriz. Bence bunu tam anlamıyla yapalım."

Chan merakla kaşlarını kaldırdı. "Ne öneriyorsun?"

"Şehir merkezinden uzaklaşalım," dedim heyecanla öne doğru eğilerek. "Doğanın ortasında, telefonların çekmediği ahşap bir dağ evi kiralayalım. Şöyle şömine ateşinin başında, kafa dinleyeceğimiz, sadece ikimizin olduğu bir kaçamak yapalım."

Chan’ın yüzünde hemen o çok sevdiğim tatlı ve onaylayan tebessüm yayıldı. Masanın üzerindeki elimi tutup avucunun içine aldı ve parmaklarını parmaklarıma kenetledi.

"Harika bir fikir," dedi bir saniye bile düşünmeden. "Hemen telefonumu alıp etraftaki sakin yerlere bakıyorum. Sen kahvaltını bitir, çıkıp gidelim."Kahvaltının ardından apar topar birkaç parça eşya alıp çantamıza attık ve Chan’ın arabasına atlayıp şehirden uzaklaşan yola koyulduk.

Saatler ilerledikçe beton binalar yerini sımsıkı çam ağaçlarına, gürültü ise yaprakların hışırtısına bıraktı.

Sonunda, ormanın derinliklerinde, dumanı tütmeye başlayan şirin ve ahşap bir dağ evinin önüne geldik.

Arabadan indiğimizde ciğerlerimize dolan o temiz dağ havası bütün yorgunluğumuzu bir anda silip süpürdü. Chan arkadan sarılıp çantamızı omuzuna atarken başını omzuma yasladı. "İşte bu," diye fısıldadı kulağıma. "Tam olarak ihtiyacımız olan şey."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

45okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18