7. bölüm · DROWN | Chanmin

-7-

Miana skz

Seungmin gözlerini açtığında Chan'ı yanında görememişti. Endişeyle kalkmıştı, bir anlığına panik olmuştu. Jeongin hâlâ koltukta uyuyordu. Seungmin yanına gelmiş, onu uyandırmıştı.

Jeongin lavaboya gitmişti, onlara sonradan katılacaktı.Seungmin mutfaktan gelen seslere doğru ilerledi. Changbin kahvaltıyı hazırlıyor, Chan da cama yaslanmış kahvesinden yudum alıyordu.

İçeri gelen Seungmin'i görünce gülümsemiş,

"Günaydın güzelim"

demişti. Seungmin de samimi şekilde gülümsemiş,

"Günaydın,"

demişti.Kahvaltı masası hazır olunca oturmuş, ardından Jeongin ve Changbin de katılmıştı. Fakat Chan kahvaltıya dahil olmamıştı. Seungmin kafasını kaldırmış, Chan'a doğru bakarak konuşmuştu.

"Sen niye yemiyorsun Chan?"

diye sormuştu. Chan da

"Sabah yemek yiyemiyorum,"

diyebilmişti.Seungmin masadan kalkmıştı, aklına Jisung gelmişti. Bugün ona sözü vardı, bu yüzden onu aramak için salona geçmişti. Jisung'u aramıştı;
Jisung'un yeni kalktığı çok belliydi, sesi sert ve kalın çıkıyordu.

"Bugün dışarı çıkıyor muyuz Ji?"

dedi. Jisung da esneyerek,

"Evet Minnie, sana konum atarım,"

demişti. Seungmin de öpücük yollayıp telefonu kapatmıştı.Arkasındaki Chan'ı fark etmemişti. Dönmek için adım attığında Chan'ın kaslı gövdesine çarpmıştı. Kafasını kaldırıp Chan'ın suratına baktı.

Chan sert bakışlarla Seungmin'e bakıyordu; düz bir sesle,

"Kimdi o çocuk?"

demişti. Seungmin de

"Kimse değil, bir arkadaş,"

demişti. Chan da bakışlarını çevirmişti.

"Hazırsanız sizi eve bırakayım,"

dedi. Seungmin de

"Tamam,"

demişti.Jeongin eşyalarını almış, evden çıkmışlardı. Seungmin önde, Jeongin arkada oturuyordu. Chan da en sonda koltuğuna yerleşmişti. Arabayı çalıştırdı, yola çıkmışlardı.

Seungmin Reels kaydırıyordu, Chan da arada Seungmin'e bakıyordu. Arabada sessizlik hakimdi. Chan bakışlarını dikiz aynasından, camdan dışarıya bakan Jeongin'e çevirdi.

"Jeongin, Changbin ile sevgili misiniz?"

dedi. Jeongin utandığı için cevap verememişti. Chan da gülmüş, yola devam etmişti.Aradan geçen yarım saatin ardından evlerine geçmişlerdi kapıda bekliyorlardı. Seungmin ve Jeongin'in ağız birliği yapması gerekiyordu. Sonuçta annesine diyecek bir yalan bulmaları gerekiyordu.

Diyeceklerini hazırlamış, içeri girmişlerdi. Şanslarına evde kimsecikler yoktu.Jeongin derslerinin başına geçmiş, Seungmin ise duşa girmişti. Duştan çıkmış, saate bakmıştı; saat 2 olmuştu.

Hızlıca saçlarını kuruttu ve kıyafetlerini giydi. Basic giyinmişti; altına mavi jean, üstüne beyaz düz bir tişört giymişti. Üstüne de yeşil bir ceket almıştı.

Evden çıkmış, Jisung'un attığı konuma doğru gidiyordu.Konuma yarım saat sonra vardığında kedi temalı kafeyi gördü. Kafenin kapısında bekleyen Jisung'un yanına gitti.

Selamlaşıp içeri girdiler. Güzel bir masada oturuyorlardı, etrafta oynaşan kediler vardı. Çok tatlı görünüyorlardı. İkili kendilerine tatlı ve kahve söylemişti.

Tatlı yerken Jisung okul anılarını anlatıyordu, Seungmin de gülerek eşlik ediyordu. Kafede 2 saat kadar kalmışlardı.Kafeden çıkıp sahile doğru yürüyordu. Chan da peşlerinden Minho ile geliyordu.

Seungmin'in yanındaki çocuğa saldırmamak için zor duruyordu, Minho da çocuğu inceliyordu. Seungmin ve Jisung ikilisi sahile varmışlardı, gülerek vakit geçiriyorlardı.

Chan daha fazla dayanamamış, yanlarına gitmişti.

"Seungmin, bu kim?!"

diye bağırmıştı. Seungmin'in yüzündeki gülümseme solmuş, Chan'a doğru bakarak konuştu:

"Arkadaşım Chan, bana bir daha böyle bağırma,"

demişti. Chan da Seungmin'e sarılmıştı, siniri aniden geçmişti.Jisung da Minho'ya bakıyordu; Minho bu tatlı çocuktan hoşlanmıştı. Seungmin ve Chan birbirlerinden ayrılmış, dörtlü bir restorana gitmeye karar vermişti.

Arabaya bindiklerinde Seungmin arkada Jisung ile oturuyordu. Chan ile Minho öne geçmişti, sürücü koltuğunda Minho vardı. Yola çıkmışlardı.

Minho dikiz aynasından Jisung'u izliyordu, Jisung da fark etmiş olacak ki utançtan cama dönmüştü.

Chan telefonda takılıyor, Seungmin de camdan dışarıyı seyrediyordu. Yol boyunca böyle devam etti...