DROWN | Chanmin kitap kapağı

33. bölüm / 40

DROWN | Chanmin

-33-

Vaveyla Yazarı: Miana skz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: -33-

Hızlı adımlarla evden çıkıp garaja yöneldiğimiz sırada telefonuma düşen bildirimle duraksadım.

Ekranı açtığımda Minho’dan gelen mesaj gözüme çarptı; doğrudan bir hastane konumu atmıştı. Adresi incelediğimde içimdeki endişe bir kat daha arttı çünkü konum, bulunduğumuz yerden oldukça uzaktı.

"Chan, bak!" dedim ekranı ona uzatarak, sesimdeki telaşı gizleyememiştim. "Hastanenin konumunu atmışlar. Ama epey uzakta..."Chan, telefonu tek eliyle kavrayıp hızla adresi süzdü, ardından çene kaslarının gerildiğini fark ettim.

Hiçbir şey söylemeden adımlarını hızlandırdı ve arabanın kilidini açtı. Olabildiğince hızlı bir şekilde arabaya yerleştik; kapıları kapattığımız gibi Chan kontağı çevirdi.

Motorun kükreyişiyle birlikte araç anında hareket etti ve garajdan çıkıp ana yola fırladı.

akşamüstünün o yavaş ve sakin akan trafiğinde, Chan direksiyonu ustalıkla çevirip gaza yüklendi. Araba hızla hız ibresini yukarı tırmandırırken, ikimiz de bu uzun ve gergin yolun sonunda bizi neyin beklediğini kara kara düşünmeye başlamıştık.

Tatilden hastaneye uzanan bu ani yolculuk, pazar günümüzün huzurunu tamamen silip süpürmüştü.

Chan’ın o anki ruh haliyle gaza nasıl bastığını, trafikte öne atılmak için yaptığı keskin ve ani manevraları tarif etmek imkansızdı.

Yan koltukta emniyet kemerine sıkıca tutunmuş, bir yandan sağa sola savrulurken hayatta kalmaya çalışıyor, diğer yandan ellerim titreyerek telefonumu elime alıyordum.

"Yavaş mı olsan biraz?" diye söylenmeye çalıştım ama sesim arabanın motor sesinin ve hız ibresinin arasında kaybolup gitti.

Chan’ın gözleri tamamen yola dikilmişti, yüzündeki o sert ve odaklanmış ifade tek bir şeyi söylüyordu: Şu an hiçbir şey umurunda değildi, tek düşüncesi o hastaneye varmaktı.

Zaman kaybetmeden hemen Minho’nun numarasını tuşladım ve kulağıma götürdüm. Telefon çalarken kalbim göğüs kafesimi dövüyordu.

Lütfen açın, lütfen iyi olun... diye geçirdim içimden.Uzun gelen ilk birkaç çalışın ardından sonunda hat açıldı. Ancak karşıdan gelen ses ne Minho’nun sakin ve alaycı tonuydu ne de Jisung’un panik dolu mızmızlanmaları.

Derin, nefes nefese kalmış ve karmaşık uğultuların arasından sızan boğuk bir ses, durumun tahmin ettiğimizden çok daha kaotik olduğunu yüzümüze tokat gibi çarptı.

"Alo? Seungmin geldimizmi?" diye sordu karşıdaki ses, arkadan gelen telaşlı hastane koridoru sesleriyle birlikte."Minho! Biziz, yoldayız!" diye bağırdım telefonun mikrofonuna doğru, Chan da adımı duyduğunda aniden başını hafifçe bana doğru çevirip tekrar yola odaklandı.

"Ne oldu orada? Hangi hastanesiniz siz tam olarak, ne işiniz var hastanede?"Karşı taraftaki kişi derin bir nefes aldı ve bocalayarak cevap verdi: "Şey...tatilde işler biraz... şey kontrolden çıktı. Ama iyiyiz, yani sanırım iyiyiz. Sadece... kapıda sizi bekliyoruz, çabuk olun!"

ve telefon yüzüme kapandı.Telefonu indirdiğimde ellerimin titremesine engel olamadım. Chan hemen yan gözle bana baktı, çene kasları yine gerilmişti.

"Ne diyorlar? İyi miymişler?" diye sordu, sesindeki o gizli paniği bastırmaya çalışarak."İyiyiz dediler ama arkadaki sesleri duymalıydın," dedim yutkunarak. “Tatilde işler kontrolden çıkmış, hastanelik olmuşlar işte. Daha hızlı sürebiliyorsan lütfen sür, çünkü kafamda kurduğum senaryolar şu an beni deli ediyor."

Chan hiçbir şey söylemedi ama vites değiştirip motoru biraz daha zorladığında araba resmen asfaltın üzerinde uçmaya başladı. Hastaneye giden o uzun yol, şimdiye kadar hayatımda geçirdiğim en uzun dakikalar gibi akıyordu.

Nihayet hastanenin acil servis kapısının önüne geldiğimizde, Chan arabayı adeta lastik yakarak durdurdu.

Kapıyı açıp dışarı fırladığım gibi etrafa göz gezdirdim ve beklenen manzarayla karşılaştım: Elinde takılı olan serumu tutarak hastane girişinde volta atan, yüzü kireç gibi solmuş telaşlı Minho’yu gördük.

Minho bizi görür görmez hızla yanımıza adımladı. Üzerindeki o her zamanki sakin ve umursamaz havanın yerinde yeller esiyordu; gözlerinde koşturmacanın ve korkunun izleri açıkça okunuyordu.

"Sonunda geldiniz," diye soluk soluğa kaldı Minho, hemen içeriye doğru hareketlenirken. "Çok kötüydü, az kalsın gidiyorduk."Chan ile birlikte vakit kaybetmeden arkasından içeri, acil müdahale odasına doğru adımladık.

Kapıyı aralayıp içeri girdiğimizde karşılaştığımız tablo endişemizi iyice zirveye tırmandırdı: Sedye üzerinde yatan Jisung yarı baygın bir halde, gözleri yarı aralık duruyordu.

Rengi sararmıştı ve belli ki yaşadığı acıdan dolayı oldukça bitkindi."Ne oldu burada tam olarak?" diye sordu Chan, hem şaşkın hem de sinirli bir ses tonuyla, bir yandan Jisung'un haline bakarken bir yandan da Minho'yu sorgulayarak.

Minho ellerini saçlarından geçirip derin bir nefes aldı. "Tatil evinde romantik bir akşam yemeği yiyelim dedik, mangal falan yakmaya kalktık. Yanımızda götürdüğümüz etlerden biri... Sanırım bozulmuş ya da hiç pişilmemesi gerektiği gibi pişmemiş.İkimiz de yedik ama Jisung benden çok daha kötü etkilendi. Birkaç saat içinde midemiz deliniyor sandık, buraya nasıl geldik ben de hatırlamıyorum!"

Sedyede yatan Jisung, minik bir iniltiyle başını hafifçe bize doğru çevirdi. Gözlerini kırpıştırarak kısık bir sesle, "Et... o et zehirliydi kesinlikle..." diye mızmızlandığında, yaşadığımız bu kaotik durumun ciddiyeti içinde bir an için istemsizce tebessüm etmeme engel olamadım.

Tatile kaçıp aşk tazeleyeceklerdi ama sonları acil serviste serumla biterdi.Chan, ellerini beline koyup derin bir nefes aldıktan sonra başını iki yana salladı.

"Sizden de ancak bu beklenirdi zaten. Düğün koşturmacası yetmedi bir de hastanede mi uğraşacağız sizinle?" dediyse de sesindeki rahatlama tonu her halinden belli oluyordu.

Neyse ki ikisi de yaşıyordu ve tehlike atlatılmıştı. Doktorun birazdan taburcu işlemleri için geleceğini söylemesiyle hepimiz derin bir "oh" çektik.

Chan, siniri bozulmuş bir şekilde kahkaha ile gülerek, "Yediniz mi lan o etleri?" diye sordu, dalga geçen ama bir o kadar da rahatlamış bir tonda.Minho mahcup bir ifadeyle gözlerini kaçırırken, sedyede inleyen Jisung zorlukla başını sallayıp ses çıkarmamaya çalıştı.

Chan gülmesine engel olamayarak kafasını iki yana salladı. "Aklı sıra tatil yapıp romantizm arayacaksınız, başımıza gelenlere bak. Gözünüzü seveyim bir dahaki sefere dışarıdan söylerken üç kere düşünün şu yemekleri."

Ortamdaki o gergin hava, Chan'ın alaycı ama sevecen tavrıyla tamamen dağılıvermişti. Minho da dayanamayıp hafifçe gülümserken, doktorun içeri girmesiyle hepimiz toparlandık.

Neyse ki kazasız belasız (ya da et kazasıyla) bu macerayı da atlatan ikili için artık eve dönüş vakti yaklaşıyordu.

Hastaneden çıkarken Jisung epey kendine gelmişti; rengi yerine gelmiş, adımlarını en azından tek başına atabilecek duruma gelmişti.

Hastane kapısından çıkıp arabaya doğru yürüdük ve onu yavaşça arka koltuğa yerleştirdik. Minho da yanına oturup ona destek oldu.

Bugün yaşadıkları bu büyük şoktan ve atlattıkları tehlikeden sonra onları kendi evlerine göndermek içimizden elvermemişti.

Zaten hâlâ halsizlerdi ve doğru düzgün yemek bile yiyememişlerdi. Bu gece bizde kalmaları, hem kafalarını toplamak hem de olası bir komplikasyona karşı bizim gözetimimizde olmaları onlar için en iyisi olacaktı.

Eve varıp onları içeri aldığımızda, Chan hemen salondaki koltuğu Jisung için hazırladı, ben de mutfaktan onlara midelerini yormayacak sıcak bir şeyler hazırlamak için hızlıca koyuldum.

Minho, Jisung’ın başından bir an olsun ayrılmazken, ikisinin o yorgun ama bir o kadar da rahatlamış hallerine bakıp içimden gülümsedim.

"Hadi bakalım," dedim elindeki sıcak bitki çaylarıyla salona geri dönerken. "Bugünlük romantik tatil planlarınız yattı ama en azından sağ salim buradayız. Bu gece misafirimizsiniz, itiraz kabul etmiyorum."

Jisung’ın yanaklarının hafifçe kızardığını, utançtan gözlerini ellerindeki çay bardağına diktiğini fark edip içten içe kıkırdadım.

Minho ise derin bir sabır diler gibi kafasını yukarı kaldırıp iç çekerek uzandı ve çayı ellerimden aldı."Sağ ol," diye mırıldandı Minho, hâlâ yaşadıkları absürt durumun şokunu üstünden atmaya çalışarak.

"Bir daha kamp, mangal veya herhangi bir aktivite kelimesini duymak bile istemiyorum."Jisung utana sıkıla bardaktan küçük bir yudum alırken, "Sadece biraz romantik bir akşam olsun istemiştim..." diye mızmızlandı kısık sesle.

Chan kahvesini yudumlayarak gülmemeye çalıştı ve koltuğun diğer köşesine yayılıp, "Neyse ki ucuz atlattınız koçum, beterin beteri var," dedi.

Evin içindeki bu sıcak ve sakin atmosferde, günün tüm kaosu yavaş yavaş yerini huzurlu bir sessizliğe bırakıyordu.

Minho ve Jisung biraz olsun sakinleşip uykuya daldıklarında, evin içindeki o koşturmaca ve gerginlik yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı.

Gecenin bu yorgunluğuyla biz de daha fazla ayakta kalamayarak yatak odamıza geçtik ve günün tüm stresini üzerimizden atmak için yataklarımıza uzanıp uykuya teslim olduk...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

48okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18