DROWN | Chanmin kitap kapağı

24. bölüm / 40

DROWN | Chanmin

-24-

Vaveyla Yazarı: Miana skz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: -24-

Uyandığımızda saat beşti; yanımda Chan’ı görememiştim.

"Nerede bu amına koyayım?" diye düşünürken, elinde yemekle Chan odaya girince ister istemez gülümsemiştim.

Yatakta doğruldum, Chan hazırladığı tabağı bana doğru uzatmıştı; ben de "Teşekkürler" diyerek elinden aldım ama kendine getirmemişti.

Yemekten bir kaşık aldıktan sonra Chan’a dönüp "Sen niye yemiyorsun?" diye sordum.

"Ben iki saat önce yedim" deyince şok oldum; yani ben tam beş saattir uyuyor muydum?

Yemeği bitirdikten sonra yataktan kalkmıştım, Chan da hemen boş kaseyi alıp odadan çıkmıştı.

Ben de uykumun sersemliğini atıp iyice açılmak için lavaboya gitmiştim; aynanın karşısına geçip elimi yüzümü soğuk suyla yıkamaya başladım. Serin su tenime çarptıkça günün bütün yorgunluğu ve üzerimdeki o rehavet yavaş yavaş dağılıyordu.

Yüzümü kurulayıp lavodadan çıktıktan sonra, üzerimdeki rahat günlük kıyafetlerimi düzelttim ve koridora adımladım.

Evin içi dışarıdan oldukça sessiz görünüyordu; demek ki Changbinler ya gitmişti ya da alt katta sakin bir köşeye çekilmişlerdi.

Chan’ın arkasından aşağı kata, oturma odasının olduğu bölüme doğru indiğimde, merdivenlerin son basamağında durup etrafa göz gezdirdim.

İçimdeki o hafif ürkeklik yerini yavaş yavaş normal hayata dönüşün o garip sersemliğine bırakıyordu.

Mutfağın girişinde öylece dikildiğimi fark eden Chan, elindeki tabakları makineye yerleştirmeyi bırakıp bana döndü.

Yüzündeki o yumuşak tebessümle, "Güzelim, kendine geldin mi?" diye sordu.

Başımı sallayarak içeri adımladım, "Evet de, ev niye bu kadar sessiz?" diye sordum merakla etrafa bakınarak.

Chan bulaşık makinesinin kapağını kapatıp doğruldu ve tezgaha yaslandı.

"Changbin’le sevgilisi düğün için hazırlıklara başladılar, yeni ev bakmaya gittiler," dediğinde, nedenini bilmediğim bir şekilde yüzüm düşmüştü.

Evet, aradığımız huzur tam olarak bu değil miydi? Kimsenin olmadığı, kapımızı kapattığımızda sadece birbirimize ait olduğumuz o sakin yuva...

Ama koskoca evde birden bire sadece ikimizin kalmış olması beni nedensizce burktu.

Minho zaten Jisung’da kalıyordu, şimdi Changbin de evlenip gidiyordu; evimiz gün geçtikçe daha da sessizleşiyor, o eski kalabalık neşesinden uzaklaşıyordu.

İçimdeki o garip burkulmayı bastırmaya çalışarak adımlarımı tezgâhın önünde duran Chan’a yönelttim ve kollarımı beline dolayarak sıkıca sarıldım.

O da vakit kaybetmeden kollarını sırtıma sardı, geniş göğsüne yaslanırken saçlarımın arasına yumuşak bir öpücük kondurdu.

Birkaç saniye o huzurlu sessizliğin içinde öylece kaldıktan sonra Chan birden ciddileşen bir ses tonuyla bana döndü, kollarını biraz gevşetip yüzümü inceledi.

"Biliyor musun, Changbin neden bu kadar apar topar evlenmek istiyor?" diye sordu, gözlerindeki o gizemli ifadeyle.

O an kalbim tekledi; duyacaklarıma keşke çok daha önceden hazırlansaydım diye geçirdim içimden, çünkü Chan'ın yüz hatlarındaki o tebessümün altındaki ciddi ve şaşırtıcı gerçeği öğreneceğimi hissetmiştim.

"Niye?" diye sormuştum, sesimdeki o hafif ürküntüyü gizleyemeyerek.

Chan hafifçe yutkundu ve gözlerimin içine bakarak, "Kız hamileymiş," dedi.

O kelime mutfağın sessizliğinde yankılandığı an, şaşkınlıktan dudağım uçuklamıştı. Tabii ki ortada bir nikah tarihi aceleciliği vardı ama beynim bu ihtimali tamamen göz ardı etmişti; yine de derinlerde bir yerde, Changbin’in o panik hallerini düşününce hiç de imkansız gelmemişti.

Yutkunarak geriye doğru bir adım attım ve tezgaha yaslanıp şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalıştım.

"Hayırlı olsun..." diyebildim sadece, sesim biraz fısıltı gibi çıkmıştı.

Changbin'in baba olacağı fikri beynimde henüz tam olarak oturmazken, Chan hafifçe gülümseyip yanıma geldi ve ellerini kalçama koyarak beni kendine çekti.

"Şaşırdın değil mi? Bizimkilerin de yakında bir bebeleri olacak yani," dedi, sesindeki o eğlenceli tınıyla beni biraz olsun rahatlatmaya çalışarak.

O an gözlerim Chan’a kaydı. Evimiz sessizleşmişti belki, ortalıkta koşturan Changbinler kalmamıştı ama bu haber içeride bambaşka bir düşüncenin tohumunu eker gibi olmuştu.

Changbin evlenip baba oluyorsa... Bizim geleceğimiz ne olacaktı?

Chan’ın gözlerindeki o parıltıya baktığımda, içimdeki o sessizlik yerini bambaşka bir heyecana bırakmıştı bile.

Zihnim Changbin’in babalık haberiyle meşgulken ve geleceğimize dair o yabancı, bir o kadar da sıcak düşünceler aklımda dönüp dururken, koridordan gelen sert zil sesiyle irkildim.

Düşüncelerim anında dağılmıştı; Chan da kapının sesini duyunca kollarını belimden yavaşça çözdü ve kaşlarını hafifçe çatıp kapıya doğru döndü."Bu saatte kim geldi acaba?" diye mırıldandı Chan, meraktan uzaklaşırken.

Ben de tezgâhtan uzaklaşıp arkasından koridora doğru adımladım.

Gelenlerin kim olduğunu anlamak için boynumu uzatıp dış kapıya baktığımda, kapı aralandı ve elinde poşetlerle Minho ile Jisung göründü; yüzlerindeki o yorgun ama enerjik gülümsemeyle içeri adımlıyorlardı. Evin sessizliği anında bozulmuş, yerini o alışık olduğumuz kaosa bırakmıştı.

Minho elindeki poşetleri dengelemeye çalışarak, "Naber siziniz, asıl siz nasılsınız?" diye lafa girdi ama daha cümlesini bitiremeden mermer basamağa ayağını fena şekilde çarpıverdi.

Elindeki poşetler bir an tehlikeli bir şekilde sallanırken Minho dengesini sağlamak için komik bir hamle yaptı; o anki yüz ifadesi ve beceriksizliğiyle koridorda öyle bir gülme tufanı koptu ki, Chan’la ben tutamayarak kahkahayı basmıştık.

Minho sızlanarak içeri süzülürken, Jisung arkasından gülmekten karnını tutarak içeri girdi ve sessiz evimiz bir anda eski neşesine kavuştu.

Minho ayağını tutarak söylene söylene oturma odasına doğru yürürken, arkasından gelen Jisung elindeki poşetleri koltuğun üzerine bırakıp hemen kendini yumuşak mindere attı.

Chan kapıyı kapatıp arkalarından gelirken, ben de gülümsememi yüzümden silmeye çalışarak salona adımladım.

Evin o aydınlık ve kalabalık havası bir anda geri gelmişti; Minho’nun her zamanki laf sokmaları ve Jisung’un yerinde duramayan enerjisiyle sessizlik tamamen dağılmıştı.

Biz de arkalarından oturma odasına geçip koltuğa yerleştiğimiz sırada, Minho’nun yüzündeki o sinsi ve heyecanlı sırıtışı fark etmem uzun sürmemiştim.

Jisung ise sanki ellerini saklıyormuş gibi davranmaya çalışsa da parmağındaki parıl parıl parlayan o zarif yüzüğü gizlemeyi başaramıyordu.

Gözlerim istemsizce Jisung’un sol eline kaydığında, nefesimin kesildiğini hissettim; Changbin’in evlilik haberinin şokunu henüz atlatamamışken, ikinci büyük sürpriz yüzüme tokat gibi çarpmıştı.

Minho oturduğu yerde gururla dikleşip, "JİSUNGLA EVLENİYORUM SİZDE YARRAMI YİYİN" diye atıldı Chan yanındaki minderi Minhoya doğru attı.

Jisung utangaç ama bir o kadar da mutluluktan parlayan gözleriyle yüzüğünü göstermişti.

Chan hemen gülerek yerinden kalktı ve Minho'ya sarılıp sırtına vururken, Jisung'un yanına gidip sıkıca sarılmıştı.

Ben ise şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışarak ayağa kalktım; Changbin'in babalık haberinden sonra şimdi de Minho ve Jisung'un evlenecek olması, bizim o sessizleştiğini sandığımız evimizi bir anda havai fişek patlamış gibi hareketlendirmişti.

Jisung'un parmağındaki yüzüğe bakıp gülümserken, içimdeki o garip burukluk tamamen uçup gitmiş, yerini ardı ardına gelen bu güzel haberlerin verdiği tatlı bir heyecana bırakmıştı.

Chan’ın arkasından Jisung’a sarılışını izlerken gözlerim bir anlığına ona kaydı.

Geniş omuzları, mutfakta bana sarılışındaki o güven veren sıcaklık zihnimde canlanırken, içimdeki o derin ses yine aynı soruyu fısıldadı:

Acaba biz de böyle bir gün görebilecek miydik?

Biz de evlenecek miydik?

elimizde yüzüklerle bir gün karşılıklı oturacak mıydık?

Hatta daha da ötesi, Changbin’in haberi aklımı çeldiğinden beri kalbimin bir köşesinde yankılanan o ihtimal yine yokladı zihnimi:

Acaba bizim de bir bebeğimiz olacak mıydı?

Chan’ın çocuklara gülümseyen yüzüne bakarken, onun kollarında uyandığım o huzurlu saatleri hatırladım.

Bizim evimiz şu an sadece bize aitti belki ama bu iki adamın hayatlarında attığı büyük adımlar, bana bizim geleceğimizin de ne kadar gerçek ve olası olduğunu gösteriyordu.

Chan başını çevirip bakışlarımı yakaladığında, gözlerindeki o yumuşak ifade sanki zihnimden geçenleri okumuş gibi içimi ısıttı; aramızda kelimelere ihtiyaç duyulmayan o sessiz ve derin bağ, beni her zamankinden daha çok kendine bağlamıştı….

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

64okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18