23. bölüm · DROWN | Chanmin
-23-
SMUT UYARISI❗️
Doğrulup Chan’ın elinden tuttuğum gibi bizi doğrudan yatak odasındaki büyük yatağımıza götürmüştüm.
Çarşafı daha yeni değiştirmiştim; bunu aklımdan geçirdiğim an içimden derin bir "of" çekmiştim ama şu an içimdeki arzu o kadar büyüktü ki, bunu düşünmeye beynim tamamen kapanmıştı, tek istediğim Chan’dı, onu içimde istiyordum.
Yatağa geçtiğimiz an Chan vakit kaybetmeden üzerime çıkmış, dudaklarımızı aç birer kurt gibi yeniden buluşturmuştu.
Dudaklarımız birbirine hızla çarptığında, aramızdaki o aceleci ve doymak bilmez açlık bütün odayı sardı.
Chan’ın ağırlığı üzerime çöktüğü an, yatağın gıcırtısı sessizliği bozdu ama umurumda bile değildi.
Bacaklarımı refleksle iki yana açıp onu belimden kavradığımda, kasıklarımız birbirine sürtündü ve boğazımdan tutamadığım bir inilti koptu.
İçimdeki o kavurucu doluluk, her hareketinde beni biraz daha delirtiyordu.
Chan nefes nefese dudaklarımı bırakıp boynuma gömüldüğünde, dişlerini köprücük kemiğime geçirip hafifçe bastırdı. Acıyla karışık zevk zihnimi uyuştururken, ellerim geniş sırtında tırnaklarımı geçirecek yer arıyordu.
Odadaki hava giderek ısınmıştı; üzerimdeki tişörtün etrafında dolanan elleri tenimi ateşe veriyordu.
Kalbimin kulaklarımda attığı o ritimle birlikte, Chan’ın her bir sert hamlesi beni kendimden alıyor, bilincimi bulanıklaştırıyordu. Yatakta olmanın verdiği o rahatlıkla artık sesimi tutmaya çalışmıyordum; odada yankılanan her iniltim, aramızdaki bu tutkunun ne kadar derin olduğunu haykırıyordu sanki.
Birbirimize tamamen kilitlenmiş, bu gecenin karanlığında sadece birbirimizin nefesiyle var oluyorduk.
Chan’ın her gidiş gelişi yatak odamızın duvarlarında yankılanırken, ellerimi çarşafa geçirip güç almak istedim ama parmaklarımın altındaki kumaş bile terden sırılsıklam olmuştu.
Bedenim aldığı hazla titrerken, Chan’ın nefesi boynumu yakıyor, her sert ve derin hamlesi içimdeki o körüklenen ateşi daha da harlıyordu."Seungmin..." diye fısıldadı boğuk ve kısık bir sesle, dudakları kulak memesini bulduğunda.
"Sadece benimsin,kimsenin seni benden almasına izin vermeyeceğim aldığım her nefesten senin bana ait olduğunu anlıyor musun?"
Bu sözler zihnime bir mühür gibi kazınırken, kalçamı hafifçe yukarı kaldırıp onun bu vahşi temposuna ayak uydurmaya çalıştım.
İçimdeki o doluluk öylesine fazlaydı ki, nefes almak bile lüks gibi geliyordu. Gözlerim istemsizce yukarı kaydı; başımı yatağa yaslayıp tavanı izlerken ağzımdan kaçan her inilti odayı dolduruyordu.
Chan hızını bir saniye bile kesmiyor, sanki benden asla doyamayacakmış gibi her defasında biraz daha sert, biraz daha derin vuruyordu.
Bedenlerimiz birbirine çarptıkça çıkan sesler ve aramızdaki o yoğun ten teması, dış dünyayla olan bağımızı tamamen koparmıştı. Bu odada sadece ikimiz, bu acı tatlı zevkin içinde kaybolmuş bir halde birbirimize tutunuyorduk.
Chan’ın temposu yavaşlayacak gibi değil, aksine her saniye daha da sertleşiyor, içerideki o kontrol edilemez doluluk beni uçurumun kenarında gezdiriyordu.
Bacaklarım titriyor, kaslarım aldığı zevkten ve yorgunluktan kasılıp kalıyordu ama durmasını bir an olsun istemiyordum.
Ellerim onun geniş sırtını tırnaklarken, Chan dudaklarını tekrar dudaklarıma bastırıp hırsla öpmeye başladı; nefeslerimiz birbirine karışıyor, aramızdaki o son mesafe de tamamen yok oluyordu.
Gözlerimden yaşlar akacak kadar yoğun bir his dalgası zihnimi sararken, o son tetikleyici hamleyle birlikte boğazımdan kopan çığlık odada yankılandı.
İçimdeki o kavurucu boşalma dalgası bütün bedenimi felç ederken, Chan da sert bir hırıltıyla üzerime kapanmış, sıcaklığını içime akıtarak benimle birlikte zirveye ulaşmıştı. Odadaki ağır nefes sesleri yavaş yavaş yavaşlarken, ikimiz de ter içinde, birbirimize sarılı bir şekilde yatakta öylece kalakalmıştık.
Terden sırılsıklam olmuş saçlarım alnıma yapışmıştı; derin nefesler alarak göğsümün hızlı inilip kalkmasını sakinleştirmeye çalışıyordum.
Chan ağırlığını tamamen üzerime vermemek için kollarından destek alarak biraz yukarı kalktı ve alnıma, terleyen saçlarımın üzerine sıcacık, uzun bir öpücük kondurdu.
Gözlerinde hâlâ o sakinleşmeyen, kor gibi parlayan tutkunun izleri vardı."İyi misin, güzelim?" diye fısıldadı, sesi hâlâ boğuk ve pürüzlü çıkıyordu.
Başımı yastıkta sağa sola sallayıp hafifçe gülümsedim.
Bedenimdeki o tatlı yorgunluk ve sızlama her şeyiyle hissediliyordu ama içimdeki o huzur hepsinden ağır basıyordu.
Chan yanıma, hemen soluma kıvrılıp beni kolunun altına çekti; çıplak sırtım onun geniş göğsüne yaslandığında,kendimi huzurlu bir liman almıştı.
Birlikte yorgunluktan kapanan gözlerimize teslim olurken, bu evin içinde, bu odada her şeyin nihayet yoluna girdiğini bilerek derin bir uykuya dalmıştık.
