40. bölüm / 40
DROWN | Chanmin-39-
Bölümler 40Şu an: -39-
- 1 -1-601 kelime
- 2 -2-691 kelime
- 3 -3-642 kelime
- 4 -4-567 kelime
- 5 -5-530 kelime
- 6 -6-695 kelime
- 7 -7-510 kelime
- 8 -8-808 kelime
- 9 -9-990 kelime
- 10 -10-1.081 kelime
- 11 -11-808 kelime
- 12 -12-569 kelime
- 13 -13-546 kelime
- 14 -14-509 kelime
- 15 -15-825 kelime
- 16 -16-846 kelime
- 17 -17-823 kelime
- 18 -18-1.167 kelime
- 19 -19-1.559 kelime
- 20 -20-508 kelime
- 21 -21-677 kelime
- 22 -22-806 kelime
- 23 -23-625 kelime
- 24 -24-1.112 kelime
- 25 -25-2.189 kelime
- 26 -26-1.043 kelime
- 27 -27-621 kelime
- 28 -28-1.222 kelime
- 29 -29-1.300 kelime
- 30 -30-879 kelime
- 31 -31-721 kelime
- 32 -32-1.114 kelime
- 33 -33-1.196 kelime
- 34 -34-1.007 kelime
- 35 -35-876 kelime
- 36 -36-1.918 kelime
- 37 -37-818 kelime
- 38 -38-584 kelime
- 39 -39-1.047 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 -40 (F)-860 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elimdeki telefonla Chan’nın gösterdiği düğün lakasyonlarına bakıyordum.2 yıllık bir ilişkimiz vardı bu süreçte Chan benim yaslıyacak omuzum,kalbim,sesin,huzurumu sağlıyan tek kişiydi herşeyden herkesten çok seviyordum onu kaybetmeye dayanamazdım.
Şimdi ise bize minik elleriyle sarılan bize muhtaç bir can vardı bebeğimize çok alışmıştık Jisung söylediklerinde haklıydı.Bebeğimiz elimizden kayıp gidebilirdi bunun olmaması için olabilicek en hızlı şekilde harekete geçmeliydik.
Atmosferi güzel olan bir mekanı şeçmiştim.Mekan beyaz ve siyah saten kumaşlar ve renklerde çiçeklerle süslüydü.Elimdeki telefonu kapatıp köşeye koydum tam elimdeki çubuklarla yemeğe uzanırken Chan sessiz adımlarla içeri adımladı.
Chan’a baktığımda derin bir oh çekmiş,sessiz bir tonda “solonda pusette uyuyor zor uykuya geçti” demişti.Evet bebeğimiz şu sıralar uyumakta bizi zorluyordu,10 dakikada bir uyanıyor geri uykuya geçiş süresi yarım saati aşıyordu.
Bu durum canımızı sıksada elimizden gelen herşeyi yapıyorduk.”Chanie seçtim,ne zaman tarih alırız?”Chanda gülümseyerek “öğlenden sonra ararım canım”
Chan yanıma gelip ellerini yanaklarıma yerleştirmişti.Elleri bebeğimizin kokusuyla dolmuştu,Chan dudaklarını önce yanağıma daha sonradan dudağıma bastırmıştı.
"Seni her şeyden çok seviyorum, Seungmin. En yakın zamanda evlenecek olmanın düşüncesi, iki yıldır hayalini kurduğum tek şeydi."
Chan’ın bu dokunaklı ve içten sözlerinin ardından ona baktım; bana öyle bir sevgiyle, parıl parıl parlayan gözlerle bakıyordu ki, karşısında eriyip gitmemek elde değildi.
Bu adama karşı kocaman sırıtmış, tam o kusursuz anı mühürlemek için onu dudaklarından öpecekken, odanın içinden minik bir hırıltıyla kopup gelen bebeğimizin o tatlı ağlama sesleriyle aniden duraksadık.
O an yaşanan bu sevimli bölünmeye Chan önce şaşkınlıkla göz kırptı, ardından hafifçe gülerek elini yumruk yapıp sahte bir sinir hareketiyle havaya salladı.
İkimiz de bu duruma sesliçe gülerken, vakit kaybetmeden masadan kalkıp masumca ağlayan oğlumuzun yanına doğru adımlamıştım.
Odaya girip minik beşiğin yanına ulaştığımda, minik adamımız yüzü kızarmış bir şekilde ellerini havaya dikmiş, kendince dünyayı ayağa kaldırıyordu.
Onu kucağıma alıp göğsüme bastırdığım an, minik hıçkırıkları yavaş yavaş dindi ve tanıdık kokumu alır almaz sakinleşti.Arkamdan yaklaşan Chan, kollarını belime dolayıp başını omzuma yasladı ve gülümseyerek oğlumuzun minik parmaklarını öptü.
"Bak sen bizim ufaklığa," diye fısıldadı kulağıma, "Daha şimdiden babalarının romantik anlarını nasıl da sabote edeceğini çok iyi biliyor."Onun bu tatlı sitemine karşılık kıkırdayarak arkama döndüm ve ikisine birden baktım.
Hayatımın bu en güzel, en kaos dolu ama bir o kadar da huzurlu tablosunda, düğün hazırlıklarının koşturmacası bile gözüme tatlı bir detay gibi geliyordu.
Artık tek bir eksik kalmıştı: Hayatımızı resmi olarak birleştireceğimiz o büyük gün.
Bebeğimizi sakinleştirip yeniden uykuya yatırdıktan sonra, Chan’la birlikte salona geçip düğün planlarının kaldığı yerden devam ettik.
Önümüzde seçeceğimiz davetiyeler ve tatlı bir koşturmaca yığını vardı ama artık hiçbir şey gözümüzü korkutmuyordu.
Yandaki masada duran mekan kataloglarını karıştırırken, Chan elini elimin üzerine koydu ve gözlerimin içine bakarak yumuşak bir sesle, "Neresini seçersek seçelim, yanımda sen olduktan sonra dünyanın en güzel yeri olacak," dedi.
O an kalbim bir kez daha teklemişti. İki yıldır kurduğum o büyük hayalin gerçeğe dönüşmesine sadece adımlar kalmıştı ve bu hikayenin en güzel kısmı, tam şu anda kollarımın arasında şekilleniyordu.
…
Salonda oturmuş önümüzdeki sayısız davetiye alternatifi arasında hangisini seçeceğimize karar vermeye çalışırken, kapının çalmasıyla irkildik.
Gelenlerin annemler olduğunu fark etmemle içimdeki mutluluk katbekat artmış, yüzüme kocaman bir gülümseme yayılmıştı.
Chan kapıyı açmak için hızla ayağa kalkarken, ben de heyecanla yerimden doğruldum. Annemlerin bu özel günde yanımızda olması, düğün hazırlıklarımızın coşkusunu bambaşka bir boyuta taşıyordu.
Kapı açılır açılmaz annemin sıcak gülümsemesi ve ellerindeki tatlı paketleriyle içeri girmesi bir oldu. "Sürpriz yapalım dedik!" diyerek içeri adımladılar.
Chan, gülümseyerek ellerindeki poşetleri devralırken, annem hemen boynuma sarılıp tebriklerini ve heyecanını paylaştı.
Salona geçip hep birlikte koltuklara yerleştiğimizde, ortadaki sehpanın üzerine serpilmiş olan davetiye katalogları anında dikkatlerini çekti. Annem heyecanla eline ilk kataloğu alıp sayfalarını çevirmeye başladı.
"Baksanıza şunlara, ne kadar zarifler!" diyerek en klasik ve şık modelleri bize göstermeye koyuldu.Chan yanıma oturup kolunu omzuma attı ve annemlerin bu neşeli telaşına gülümseyerek eşlik etti.
Evin içini dolduran kahkahalar ve düğün üzerine yapılan tatlı tartışmalarla birlikte, o hayalini kurduğumuz günün ne kadar yakın olduğunu bir kez daha kalbimin derinliklerinde hissettim.
Annem ve babamın getirdiği o neşeli enerjiyle salonun havası bir anda tamamen değişmişti. Babam, elindeki kahvesinden bir yudum alıp Chan’ın yanındaki koltuğa yerleşirken, "Bakıyorum da düğün hazırlıkları şimdiden masayı ele geçirmiş, damat bey şimdiden strese girdi mi bari?" diye takıldı.
Chan, babamın bu samimi sözlerine gülerek karşılık verdi ve, "Stres değil ama heyecan tavan yapmış durumda efendim, gördüğünüz gibi her şeye yetişmeye çalışıyoruz," dedi.
O sırada annem, elindeki zarif bir davetiye modelini havaya kaldırıp bana doğru çevirdi. "Minnie, bak bu model tam da senin o zarif yapına ve tarzına uyar, gümüş yaldızlı detayları var," dedi gözlerinin içi parlayarak.
Annemin bana olan bu tavırları beni daha çok mutlu ediyordu.Kataloğa baktığımda gerçekten de çok şık, minimalist ama bir o o kadar da göz alıcı bir tasarım olduğunu gördüm.
Chan’a döndüğümde o da tasarımı onaylarcasına başını salladı ve, "Annem haklı güzelim, gerçekten çok güzelmiş. Senin zevkine de tam oturur," diye fısıldadı kulağıma doğru.
Davetiyeler konusunda nihayet ortak bir noktaya varıp ilk büyük kararı aradan çıkarmış olmanın verdiği rahatlıkla derin bir nefes aldım.
Hazırlıkların bu ilk adımı başarıyla atlatıldıktan sonra, konu ister istemez düğün gününün detaylarına, menü seçimlerine ve hatta benim giyeceğim takımlara kadar uzandı.
Annem,bana baktıkça gözlerinin dolmasına engel olamıyordu. Onun bu duygusal hâlini görünce dayanamayıp hemen yanına koştum ve sıkıca sarıldım.
"Ağlama ama anne, daha yeni başlıyoruz," diye takıldım gülerek. Babam da aramıza katılarak bizi kolları arasına aldığında, etrafımızdaki bu sevgi çemberi içinde dünyanın en şanslı insanı olduğumu bir kez daha hissettim.
Bu sırada içeriden gelen minik bir mırıltı hepimizin dikkatini dağıttı. Oğlumuz uykusundan uyanmış olmalıydı ki, beşiğinden minik sesler çıkarmaya başlamıştı.
Chan, "Ben bakarım," diyerek hemen yerinden fırladı ve odaya doğru adımladı. Birkaç dakika sonra kollarında minik adamımızla salona geri döndü.
Annem torununu görünce hemen kollarını açtı ve tatlı sevgi sözcükleriyle onu Chan’ın kucağından kapıp öpücüğe boğdu.
Evin içi bu neşeli bebek sesleri ve kahkahalarla çınlarken,yıllardır kurduğum bu hayalin, sevdiğim adamın, ailemizin ve minik oğlumuzun bir arada olduğu bu tablo bana hayatımın en kusursuz anını yaşatıyordu.
Günün geri kalanı davetiyelerin basım detaylarını konuşmak, ailemizle birlikte yenilen keyifli bir akşam yemeği ve tatlı sohbetlerle akıp gitti.
Annemler geç saatlerde evden ayrıldığında, evin sessizliği yeniden üzerimize örtülmüştü ama bu kez o sessizlikte yorgunluk değil, kalbimi dolduran devasa bir huzur vardı.
Chan’la birlikte ortalığı topladıktan sonra salondaki koltuğa yan yana uzandık. O, başını omzuma yaslamış parmaklarımız birbirine kenetlenmiş bir şekilde dışarıdaki yıldızları izliyorduk.
Düğüne giden bu yolda, her şey tam da olması gerektiği gibi ilerliyordu.
…..
Birsornraki bölüm final😭😭😭🫰🏻🫰🏻🫰🏻
Chanmin ile kalınnnn💝💝💝💝🫶🏻🫶🏻🫶🏻
Her ay bir fic yazmayı ve bitirmeyi düşünüyorummm💕💕💕
Bölüm etkileşimi
