3. bölüm · DROWN | Chanmin
-3-
Seungmin, kardeşinin kafasını patlatmak istiyordu. O kadar fazla sinirliydi ki… Özellikle annesinin, daha reşit olmayan kardeşini kendi işlerine alet etmesine çok kızmıştı.
Derin bir nefes aldı. Kardeşine patlayacak hâli bile yoktu.Kardeşiyle sakin bir şekilde konuştu.
— Jeongin, annemle işe gitmek yok. Bir daha senin için zararlı olan her şeyden uzak durmalısın. İstediğin mesleği yapmak için çabalamalısın. Beni de düşünme. Şu sıralar işe gitmeyi çok seviyorum
diyerek sözlerini bitirmişti.Kardeşi gözyaşlarını silmiş, Seungmin’le uzun uzun sarılmışlardı. Kardeşi yataktan çıkıp duş almaya gitmişti.
Seungmin de üstünü değiştirdi ve kendini yatağa attı.Markette olanları düşünüyordu. O adamın keskin parfüm kokusunu Seungmin bir anlığına yeniden almış gibi olmuştu.
Aklında bir sürü soru vardı.
Kimdi?
Nerede yaşıyordu?
Neden bu saatte sürekli alışveriş yapıyordu?
En önemlisi, Seungmin’den ne istiyordu?
Seungmin’in aklı en çok son soruya takılmıştı.Bu şerefsiz adam ondan ne istiyordu? Yoksa sadece bir tesadüf müydü?
Seungmin gözlerini kapatıp uykuya dalmayı bekledi.Uyandığında saat öğlen 11’di. Erken uyanmıştı ama kendini yorgun hissediyordu. Jeongin’in odaya hışımla girmesiyle yataktan doğruldu.
— HYUNG, KALK! KALK! SANA GÖRÜCÜ GELDİ!
Seungmin:
— Ne saçmalıyorsun?! diye bağırmıştı.
Jeongin, abisini zar zor yataktan kaldırıp içeri götürmüştü. Seungmin ise yatağa kaçmaya çalışıyordu.Annesi içeriden seslendiğinde atışmayı bıraktılar.
— Seungmin, seni görmek isteyen biri var
demişti annesi.Seungmin hızlıca kapıya ilerlediğinde karşısında o adamı görmeyi beklemiyordu.Annesiyle, adını bile bilmediği adam sırıtarak konuşuyordu.
Seungmin bu manzaraya daha fazla dayanamadı ve adamı kolundan tutup dışarı çıkardı.
— Ne istiyorsun benden?
diye çıkıştı Seungmin.Karşısındaki adam yarım ağızla sırıttı.
— Seni
dedi.Seungmin gözlerini devirdi. Dışarıdan ne kadar umursamaz ve sinirli gözükse de kalbi çok hızlı atıyordu. Heyecandan bayılacak gibiydi resmen.
Karşısındaki adam:
— Bu arada, ben Bang Chan
Seungmin kaşlarını çattı.
— sormadım ki
Chan’ın sırıtan yüz ifadesi bir anda ciddileşti.Seungmin yutkundu
— Niye evime kadar geldin? Beni takip mi ettin?
diye sordu.Chan ise:
— Güzelim, sadece tanışmak istiyorum,
Dedi.Konuşurken sesinden buhar çıkıyordu. Hava soğuktu. Seungmin’in üzerinde pantolon ve tişört vardı. Titremesini saklamaya çalışıyordu.
Mayıs ayı yeni yeni kendini göstermeye başlamışken hava hâlâ soğuktu.Chan, karşısında titreyen çocuğa baktı. Üzerindeki siyah deri ceketi Seungmin’e uzattı. Seungmin utana sıkıla ceketi aldı.
Chan da ona göz kırparak yanından ayrıldı.Aynı geçen geceki gibi, ceketteki keskin parfüm kokusu Seungmin’in başını döndürüyordu.Aklına vardiyası gelince panikledi.
Hızlıca ceketi üzerine geçirip iş yerine doğru gitmeye başladı. İçinde kelebekler uçuşuyordu resmen.
Nasıl bu kadar hızlı âşık olmuştu?
Bu bir tesadüf müydü, yoksa kader miydi?
İş yerine vardığında,Her zamanki gibi işlerini yapmıştı. Ama marketteyken bir gözü dışarıdaydı. Belki uğrar diye onu bekliyordu.
Seungmin dinlenmek için marketten çıktı. Yolun kenarındaki kaldırıma oturdu ve sigarasını yaktı. Bir yandan da Chan’ı düşünüyordu. Yanına kafasını sağ olacak şekilde dizlerinin üzerine koydu.
Sigarasından sadece iki nefes alıp söndürdü.Sağ omzunda bir el hissettiğinde kafasını kaldırıp baktı.Yanında Chan vardı.Seungmin’e düz ama anlamlı bakışlar atıyordu.
Seungmin de ara ara küçük bir şekilde sırıtıyordu.İkisi de birbirleriyle konuşmadan dakikalarca yan yana oturdular.Chan bu sessizliği bozan ilk kişi oldu.
— Çok güzelsin
diyebilmişti kısık bir sesle.
Seungmin ise:
— İçeri geçmeliyim
dedi.İlk günden kendini kaptırmamalıydı. Bu yüzden bir adım geride duracaktı.Seungmin ayaklandığında Chan da ayaklanmıştı. Chan, Seungmin’e bakmadan sigarasını yakıp yürümeye başladı.
Seungmin arkasından baktı. Onunla birlikte uzaklaşan parfüm kokusuyla Seungmin içeri doğru ilerledi.Bu adamın değişik tavırlarını anlayamıyordu.Yerine geri yerleştiğinde sessizlik çökmüştü.
Bir süre sonra vardiya saati bitmiş, eve dönüyordu. Müzik dinleyerek yürümeyi çok seviyordu.Eve geldiğinde odalara bakındı. Annesi evde yoktu, babası da yoktu.
Seungmin’in annesiyle konuşması gerekiyordu.Odasına girdiğinde Jeongin’i telefonda buldu.
— Hoş geldin
demişti Jeongin. Gözlerini telefondan ayırmıyordu.Biriyle flörtleşiyordu sanki.Seungmin kaşlarını çattı.
— Kimle konuşuyorsun sen?Jeongin
gözlerini telefondan ayırmadan cevap verdi
— Changbin’le.
— O da kim?
diye sordu Seungmin.
Jeongin:
— İşte, tanıştığım biri, demişti.
Seungmin’in boğulacak gibi hissediyordu. Kardeşi fazla mı salaktı, yoksa salak taklidi mi yapıyordu?Seungmin oflayıp pijamalarını giydi ve kendini yatağa attı. Telefonunu eline alıp Reels kaydırırken yukarıdan bilinmeyen numaradan bir bildirim geldi.
