1. bölüm · DROWN | Chanmin

-1-

Miana skz

Yine evden annemin gürültüsüyle çıkmıştım. Artık kafam almıyordu. Beni evde görmemek için uğraşmasına
markete geldiğimde her zamanki gibi reyonları düzenlemiş, yerleri süpürmüştüm. Her gün yaptığım tek şeydi. Sosyal hayatım yoktu.
Eve sadece uyumak için giriyordum. Beş saat her gün iznim vardı, onu da uyuyarak geçiriyordum.
Burada tek olmak gerçekten korkunçtu. İşlek bir yer değildi, tenha bir yerdeydi. Sabah ne kadar sakin oluyorsa gece bir hayli korkunç oluyordu.
Müşteriler gelip giderken saatler hızlıca geçti. İçeride sadece marketin lambalarından gelen cızırtı sesleri vardı.Seungmin telefonunun ekranını açtı.
Saate baktığında gece 04.12 olmuştu bile. Derin bir of çekti. Sabah 06.00’da eve gidebilecekti. Kalan son bir saat kırk sekiz dakikaydı. Dayanmalıydı.
Ailesinin maddi durumu oldukça kötüydü ama tüm evi Seungmin geçindiriyordu. Annesi ve babası çalışmıyordu. Babası kumarhanelerde, annesi ise tüm gün dışarda vakit geçiriyordu. Biricik kardeşi Jeongin vardı. Kardeşi yeni liseyi bitirmişti ve üniversite için hazırlanmaya çalışıyordu.
Telefonunun ekranına uzun uzun bakmaya devam etti. Kardeşiyle olan fotoğrafını inceliyordu. Kardeşiyle olan tatlı fotoğraf, yüzünde ufak bir tebessüm oluşmasına sebep olmuştu.
Telefonunu kapattı ve kasanın altındaki prizdeki şarjına geri koydu.Esnemeye başlamıştı bile. Gözleri kırmızıya çalarken içeriye giren adamı gördü.
Adam hızlı adımlarla içeriye girdiğinde şaşırmıştı ve ürkmüştü.
Bu adamın burada ne işi vardı?
Bu saatte kim gelirdi ki?
Bunu düşünürken kafasını salladı. Yaklaşık 10 dakikasonra sağ tarafında beliren adama baktı. Gerçekten çok yakışıklı gözüküyordu.
Seungmin hayal gördüğünü sandı. Belki de ayakta uyuyordu.
Hayır, uyumuyordu.
Bu adam gerçekti.
Adamı gözleriyle süzmeye başladı. Siyah, kısa saçlı; siyah polo yaka giymiş, siyah kumaş pantolonlu adamı gördü.
Adam elindekileri kasaya doğru koyunca elini ceplerine atıp cüzdanını aramaya başladı.Seungmin bakışlarını kasanın masasına indirdi.
Beş kutu prezervatif vardı.Gözleri kocaman açılmıştı. İçinden “Yuh!” diye geçirirken titreyen elleriyle ürünleri kasadan geçirdi.Seungmin kafasını kaldırdığında adamla göz göze geldi.
Kalbi bir anlığına hızlı atmaya başlamıştı.Adam ödemeyi yaptı ve Seungmin’e göz kırparak gitti.
Seungmin derin bir of çekti ve adamın karanlıkta kayboluşunu izledi. Kalp atışları düzelene kadar sandalyeye oturdu. Ellerini gözlerine ovuşturdu. Uykusu gitmişti.
Kafasını duvara yaslayıp az önce yaşadığı senaryoyu düşünüp duruyordu. Sonrasında gündelik işini yapmaya devam etti. Saatler onun için geçmek bilmemişti.
En sonunda hava aydınlanmıştı.Eve gitmek için hazırlanırken yer değişimi için gelen diğer çalışanı gördü.
Onunla selamlaşıp evinin yolunu tuttu.Sonunda yatağında uyuyacaktı. Eve dönünce kardeşinin nefis tostundan yiyebilecekti.
Eve biraz markete uzaktı, bu yüzden kulaklığını açıp eve yürümeye devam etti.
Eve geldiğinde her zamanki gibi babası koltukta, elinde içki şişesiyle uyuyordu. Her yer dağınıktı.
Mutfaktan gelen sesleri duydu. Bakmak için gittiğinde kardeşinin onun için bir şeyler hazırladığını gördü.
Jeongin’e arkasından sarıldı. Küçük olan korkarak arkasına döndü, abisine baktı ve sarıldı.
“Hoş geldin, hyung. Ben de sana yemek hazırlıyordum.”
“Hoş buldum. Annem nerede?”
diye sordu Seungmin.
Jeongin’in suratı duyduğu soruyla düşmüştü.
“Hyung, annem dün geceden beri gelmedi,”
dedi.Seungmin gözlerini kaçırdı. Bir şey diyemiyordu. Annesinin babasını aldattığını biliyordu. Gerçi o bile babasına dayanamıyordu.
Seungmin kardeşinin yanaklarını tutup çekti.
“Saat erken değil mi? Hadi git yat. Teşekkür ederim ama benim için bir daha böyle uğraşma,”
dedi.Kardeşi de kafasını salladı ve odasına sessizce gitti.Seungmin de tostunu tabağa alıp yemek masasına koydu ve kendisi de sandalyeye yerleşti.
Tostundan bir ısırık aldı. İkinciyi alırken aklına gece gördüğü adam geldi.Düşünürken kalbi hızlı atıyordu.Daha önce markete öyle biri gelmemişti.
Acaba yarın gece görebilecek miydi?
Sanmıyordu ama içinde küçük bir umut vardı.
Adamı sadece beş dakika kadar görmüştü ama anlamadığı bir şekilde kalbi hızlı atıyordu.Düşüncelerin içinde gezerken tostunu bitirmişti.
Masadan sessizce kalkıp tabağını mutfak tezgâhına bıraktı. İçeri, salona doğru ilerledi.
Ev gerçekten kötü durumdaydı. Annesinin sabah gelmesini umuyordu.
Kendi odasına doğru ilerledi. Kıyafetlerini değiştirdi.
Küçük bir esneyişten sonra kendini yatağa bıraktı.
O adamı düşünürken uyuya kalmıştı bile.