62. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 62 - Şatodaki Kanlı Yüzleşme ve Gizemli Gücün Uyanışı
Yui ile Rei, Yui'nin ailesinin bulunduğu eve doğru yola koyuldular. Yolda yürürlerken Rei, "Bugün sende bir değişiklik var, Yui," dedi. Yui, şaşkınlıkla ona baktı. "Ne tür bir değişiklik?" Rei, "Normalde yürümekten nefret ederdin ve ben varken telefona fazla bakmazdın," diye açıkladı. Yui, telefonunu gizleyerek, "Saya ile önemli bir konu hakkında konuşuyoruz," diye mırıldandı. "O yüzden uçarak gitmiyoruz." Rei, merakla, "Nedir bu önemli konu?" diye sordu. Yui, "Saya sana söylemememi söyledi, o yüzden söyleyemem," diye yanıtladı. Rei, "Of..." diye iç çekti. Yui, "Büyüklere 'of' denmez," diye hafifçe çıkıştı. "Aman diyeyim, ailemin yanında da böyle davranma." Rei, gülerek, "Davranmam," dedi.
Yui, telefonundan Saya'ya Rei'nin kan olayını mesaj olarak atmış, Saya ise Yui'ye Rei'yi gözlemlemesi gerektiğini söylemişti. Yui, "Tamam" cevabını verdi ve telefonu cebine koydu. "Ailemin evine az kaldı," dedi. Rei, şaşkınlıkla etrafına bakındı. "Eviniz nasıl bir yer ki? Yani şu yanımızdaki şato değildir herhalde?" Yui gülerek, "Evet, o şato benim ailemin kaldığı yer," diye cevap verdi. Rei'nin gözleri fal taşı gibi açıldı. "Nasıl? Bu şato sizin mi?" Yui, "Benim ailem bayağı zengin," dedi. "O yüzden bu tarz şatolardan fazlasıyla var." Rei, muzipçe bir ifadeyle, "O zaman seninle evlenirsem ben de zengin olurum," dedi. Yui, anında ciddileşti. "Para için beni seveceksen lütfen sevme." Rei, "Şaka yaptım," dedi. Yui, "Şaka yapma lütfen," diye uyardı ve bahçe kapısından zile bastı.
Zilin üstündeki mikrofondan robotik bir ses duyuldu: "Hoş geldiniz, Yui Hanım. Lütfen içeri giriniz." Kapı açılmaya başladı. Yui, Rei'ye doğru hafifçe gülümsedi. "Para avcısı, takip et beni." Rei, "Hey, bana 'para avcısı' demeyi kes!" diye itiraz etti. Yui, "Fazla konuşma, para avcısı," diye karşılık verdi ve şatonun kapısına doğru yürüdü.
Şatonun kapısının önünde uzun boylu, uzun siyah saçlı ve beyaz tenli, güzel bir kadın duruyordu. Rei, "Bu kapıdaki kişi de kim?" diye sordu. Yui, "Ailemin tuttuğu hizmetçi," diye yanıtladı. Rei, kadının giydiği ateşli elbiseye bakarak, "Hiç hizmetçi gibi durmuyor," dedi. "Daha çok ateşli bir elbise giyiyor." Yui'ye döndü ve "Sanırım birimiz..." diyecekti ki Rei, lafını kesti. "Hayır, benim sevmek istediğim kişi sensin Yui," dedi. Yui'nin yüzü anında kızardı. Rei, "Utanmana gerek yok," dedi. Yui, tereddüt etmeden Rei'ye sağlam bir tokat attı. Rei şaşkınlıkla, "Neden vurdun?" diye sordu. Yui, "Bir hanımefendi utandıktan sonra onun üzerine gidilmez," diye yanıtladı. Sonra kapıdaki kadına döndü. "Değil mi, Albesa?" Albesa, saygıyla başını eğdi. "Çok haklısınız, Yui Hanım." Rei, şaşkınlıkla, "Sizin hizmetçinizin ismi Albesa mı?" diye sordu. Yui, "Evet, ne olmuş ki?" dedi. "Hizmetçi ismi gibi gelmedi," diye mırıldandı Rei. Yui, "Senin beğenmene gerek yok, ben Albesa ismini seviyorum," diye keskin bir yanıt verdi. Albesa, "Yui Hanım, çok mütevazısınız," dedi. Yui, "Mütevaziliğimden dolayı değil, dürüstlüğümden dolayı dedim," diye düzeltti. Albesa, "Teşekkürler, Yui Hanım. Buyurun içeri gelin," dedi. Rei, "Peki ben?" diye araya girdi. Albesa soğuk bir sesle, "Geldiğiniz yere geri gidin, emri geldi," dedi. Rei, "Hayır, ben buraya Yui'nin ailesiyle konuşmaya geldim," diye itiraz etti. "Ama onun gerçek ailesi bu mu, bu belirsiz..." Albesa'nın yüz ifadesi sertleşti. "Lütfen ağzınızı toplayın." Rei, sinirlenerek, "O zaman sen de beni içeri al!" diye bağırdı. "Konuşmam gereken konular var." Albesa, son uyarısını yaptı. "Size son uyarım, lütfen bu şatodan ayrılın." Rei, "Yoksa ne olur? Beni öldürür müsün?" diye meydan okudu. Yui araya girdi. "Rei, bence sakin ol. Ben içeride ailemle konuşur, seni içeri aldırırım."
Ancak Rei kararlıydı. "Albesa, sana meydan okuyorum!" diye haykırdı. "Eğer beni yenersen, bu şatodan gideceğim. Eğer ben yenersem, beni içeri alacaksın ve bir daha bizi rahatsız etmeyeceksin!" O sırada şatonun üzerinde üç kişi belirdi. Uzun boylu, kısa siyah saçlı, bıyıklı, beyaz tenli ve siyah gözlü, 60 yaşlarında bir adam; bu kişi Yui'nin üvey babası Rahmin'di. Yanında duran, kıvırcık sarı saçlı, ela gözlü, kraliçe tanımına uyan bir elbiseyle duran kadın ise Yui'nin öz annesi Atera'ydı. Önlerinde duran, ailenin en uzun boylusu, topuz siyah saçlı, mavi gözlü ve prenslere benzeyen mavi bir elbiseyle duran yakışıklı genç ise Yui'nin erkek kardeşi Yuir'di.
Rahmin, aşağıdan Albesa'ya seslendi. "Albesa, onunla dövüşmene izin veriyorum!" Albesa, "Ben insan öldürmek istemiyorum," diye itiraz etti. Rahmin, "Kendisi Baş Hükümdar, o yüzden onu kolay kolay öldüremezsin," dedi. "Ama pertini çıkana kadar yumruk atabilirsin." Albesa, başını salladı. "İyi, hadi bakalım," dedi. "O zaman kuralları ben söyleyeyim: Tek bir kural var, o da kuralın olmaması."
Albesa, Rei'nin önüne ışık hızıyla geldi ve ona sert bir darbe vurdu. Rei, yediği darbeyle bahçenin duvarlarına çarptı ve duvar kırıldı. Atera, Rahmin'e endişeyle, "Sanki biraz acımasız mı davrandık?" diye sordu. Rahmin, "Kendi istedi sonuçta," dedi. "Eğer kızımıza aşık olabilecekse, bize bunu kanıtlaması gerekir."
Albesa, Rei'ye art arda kesilmeyen darbeler vuruyordu. "Pes et," dedi. "Beni senin gibi birisi hayatta yenemez!" Rei, kanlar içinde, "Pe...pes etmiyorum!" diye kekeledi. Albesa, "Sen bilirsin," dedi. "Acıyı sen çekeceksin." Ve daha da sert vuruşlar yapmaya başladı. Rei, hiçbirine karşılık veremiyordu.
Yuir, babasına fısıldadı. "Baba, senin aklında daha farklı şeyler var sanırım." Rahmin, "Ne gibi?" diye sordu. Yuir, "Rei Albesa'yı yenemez, bunu Yui bile biliyor," dedi. "Ama nedense onu bu dövüş için durdurmadı. Ve sen her zaman, bir olay varsa bunu kavga ile çözemezsiniz dersin." Yuir, babasının gözlerinin içine baktı. "Baba, bence onun Yui için ne kadar dayanabileceğini test ediyorsun, değil mi?" Atera, şüpheyle, "Doğru mu Rahmin?" diye sordu. Rahmin hafifçe gülümsedi. "Yuir'in gözünden hiçbir şey kaçmıyor, evet doğru," dedi. "Onun Yui için ne kadar dayanacağını merak ediyorum."
Rei, darbeler yerken içinden "Time Stop" diye bağırdı ancak zaman durmadı. Albesa vurmaya devam ediyordu. Rei, içinden "Lütfen beni birisi kurtarsın!" diye haykırdı. O sırada aklına "power damage" gibi bir kelime takıldı. Rei, son gücüyle "Power Damage!" diye bağırdı. Aniden, kolunun üzerinde mavi renkte, alevleri anımsatan bir dövme ortaya çıktı. Rei, sadece bir tane yumruk attı ve o yumruk Albesa'yı şatonun ortasına kadar götürdü. Albesa, yere yığıldı. "Bu... bu nasıl bir güç?" diye kekeledi ve ayağa kalkmaya çalıştı ancak malesef kalkamadı. "Pes ediyorum," diye mırıldandı. Rei, "Benden de o kadar," dedi. "Hareket bile edemiyorum."
Yui, koşarak Rei'nin yanına geldi. "Nasılsın, iyi misin Rei?" diye sordu. Rei, kanlar içindeki yüzüyle, "Gördüğün gibi, kırılmadık yerim kalmadı," diye yanıtladı. O sırada Atera, Rei'nin yanına geldi ve ona, "Yui'yi ısırsana," dedi. Rei şaşkınlıkla, "Ne?" diye sordu. Atera, "Senin gibi yarı vampirler bu tarz hasarlarda kendisini ısıran vampirin kanını içerek iyileşir," diye açıkladı. Yui, "Yapmasak, başka bir yöntemi yok mu?" diye araya girdi. Rei, Yui'ye baktı ve onu ısırdı. Kanını içmeye başladı. Atera, "Fazla içme," diye uyardı. "Yui'nin ölümünü istemezsin, değil mi?" Rei, ısırmayı bıraktı. "Bu kadar yeter mi?" diye sordu. Atera, "Yeterli," dedi. Yui utanırken Atera gülümsedi. "Utanmana gerek yok," dedi. Rei, "Neden utandı ki?" diye sordu. Atera, "İlk defa kanı içildi de ondan," dedi. "Bir de ısırılmanın zevki farklı gelmiştir." Yui, annesine, "Anne, sus!" diye fısıldadı. Atera, "Utanma kızım," diye karşılık verdi.
Rei ayağa kalktı. "Gerçekten işe yaradı," dedi. Atera, "Ne güzel," dedi. "O zaman haydi bakalım, yemek saati." Rei, Yui ve Atera yemek salonuna doğru giderken Yui, Rei'nin kulağına fısıldadı. "Kanım nasıldı?" Rei, "Beklentim iğrenç bir şeydi ama çok güzel bir şeydi," diye yanıtladı. Yui'nin yüzü güldü. "Kanımı sevdiğine sevindim." Atera, hafifçe gülümseyerek onları takip etti. Yemek salonuna geldiklerinde Rei, salonun büyüklüğünden etkilendi. "Burası çok büyük," dedi. Atera, "Şatomuzu çok beğendin sanırım, Rei," diye sordu. Rei, "Bayılmak ne kelime, burası mükemmel bir yer!" diye haykırdı. Atera, "O zaman otur bakalım," dedi. "Yemeklerimizi de sevecek misin?" Ve Yui'nin ailesi, Yui ve Rei yemeğe başladılar.
