161. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 161: Lanetli Dans ve Kırmızı Sirenlerin Feryadı
Gecenin zifiri karanlığı şatonun kasvetli koridorlarına bir zehir gibi sinmişken, Rei, ruhunu daraltan o ağır uykusundan bir sıçrayışla uyandı. Duvar saatindeki akrep ve yelkovan tam 22.00’yi gösteriyordu; zaman, sanki yaklaşan bir felaketi müjdelercesine ağır akıyordu. Ellerini ve yüzünü soğuk suyla yıkarken, aynadaki aksine yabancılaştığını hissetti. Oturma odasına geçtiğinde, gölgelerin içinden Yuir belirdi.
"Havalar nasıl?" diye sordu Yuir, sesindeki yapay neşe odadaki soğuk havada asılı kaldı.
Rei, donuk ve buz kesmiş bir sesle cevap verdi: "Her zamankinden farksız."
"Peki ya geceleri... Onları özledin mi?"
Rei, sabrının sınırında keskin bir dille kesti: "Sohbet böyle iğneleyici gidecekse, hiç konuşmasak daha iyi olur."
Yuir’in yüzündeki maske bir anlığına düştü. "Ablamı ve annemi soracaktım... Onları gördün mü?"
Rei’nin bakışları boşluğa daldı. "Anneni gördüm, delice bir çabayla ablanı arıyordu. Ama ablanı... Onu hiç görmedim."
"Peki onu aramaya çalışmayacak mısın?"
O an Rei’nin zihninde, Hayal Dünyası’nın o kozmik yıkımından hemen önce Yui’nin dudaklarından dökülen o hancer misali sözler yankılandı. Kalbindeki yara kanadı ve tek bir kelime döküldü dudaklarından: "Hayır."
Yuir’in şaşkınlığı yüzüne tokat gibi çarptı. "Ablam acaba niye gitti? Bugün hiç enerjik değilsin Rei. Oysa ablamla ilk geldiğinde hizmetçimize karşı ne kadar hayat dolu, ne kadar ışık saçan bir enerji göstermiştin."
Rei hiddetle ayağa kalktı. "Anlamıyor musun Yuir? Ben artık o eski, saf Rei değilim."
"Bunu bir de ablama karşı söyle..."
Rei, daha fazla soruya tahammül edemeyerek, bir hapishaneden kaçarcasına şatodan dışarı fırladı. Ruhunu soğutmak için geceye sığındı.
Rei, denizin hışırtısını duymak için sahile yöneldi ancak onu karşılayan şey dalgaların huzuru değil, partinin kulak tırmalayan, gürültülü müziği oldu. Müziğin her ritmi, Yui ile ilk dans ettikleri o büyülü anı zihnine bir mermi gibi saplıyordu. Rei bir an sendeledi, ayakları altından toprak kayıyordu. "Bunları unutmam gerek, hepsini gömmem gerek!" diye inledi.
Partideki insanlar, sanki bir ayine katılmışçasına gökyüzündeki aya doğru silahlarını ateşliyorlardı. Partiden bir ses yükseldi: "Hissediyor musun o mutlak rahatlama hissini!" Kalabalık bir ağızdan kükredi: "EVET!"
Rei, "Deli deli hareketler..." diye mırıldanırken arkasında bir gölge gibi Airi belirdi. "Bence o kadar kötü değil."
Rei şaşkınlıkla arkasına döndü. "Airi? Seni burada görmek beni dehşete düşürdü."
Airi, Rei’yi süzerek cevap verdi: "Asıl sen beni şaşırttın. Görüşmeyeli nasılsın?"
"Yuvarlanıp gidiyorum işte..."
Aralarına ölümcül bir sessizlik çöktü. Airi, "Bir isteğin yoksa gidiyorum," diyerek eğlencenin içine, o gürültülü kalabalığa karıştı. Rei uzaktan onları izlerken, sırtında sıcak bir el hissetti.
Karşısında; esmer, siyah saçları zarif bir topuzla toplanmış, Rei ile aynı boyda, siyah cropu ve mini kot eteğiyle dikkat çeken bir kız vardı. Göğüsleri Yui’yi andırıyordu; yanaklarının ucunda minik siyah noktalar ve yüzünde hafif sivilceler olan bu kız, Elisa’dan başkası değildi.
"Sizi burada böyle takılırken gördüm," dedi Elisa. "Niye katılmıyorsunuz bu şölene?"
Rei kestirip attı: "Partiniz berbat."
Elisa bozulmuş bir ifadeyle sordu: "Gerçekten mi? Ne eksik? Lütfen söyleyin."
"Çok fazla gerçek dışı."
Elisa elini uzattı: "Merhaba, ben Elisa. Bu partiyi kusursuz hale getirmem için yardımını istiyorum. Birinin bile böyle uzaktan bakıp katılmaması kalbimi kırıyor."
Rei, "Mızmız çocuk, yardım havamda değilim," dese de Elisa onu ellerinden yakalayıp kumların üzerinde sürükleyerek partinin kalbine götürdü. Rei, "Ben daha 16 yaşındayım," dediğinde Elisa kahkaha attı: "Öyle mi? Sanırım biraz fazla içkiyi kaçırmışım, kusura bakma seni zorladım."
O an DJ, iki kişilik, hızlı ve tutkulu bir dans müziği patlattı. Elisa bir anda Rei’yi yakaladı ve dans etmeye başladılar. Rei karşı koymak istedi ama Elisa’nın kusursuz dans ritmine karşı bedeni ona ihanet etti. Dans boyunca Rei’nin içindeki ses susmadı: "Ben ne yapıyorum? Eğlenmek için uygun zaman değil! Kimseye zarar vermemeliyim!" Dans biter bitmez Rei, Elisa’yı orada bırakarak koşarak partiden uzaklaştı.
Airi, Rei’nin o panik dolu kaçışını izlerken içinden mırıldandı: "Lanet hala devam ediyor..." Elisa’nın önüne geçerek onu neşelendirmeye çalıştı. "Hey Elisa! Bu partiyi en iyi hale getirmek için havai fişek getirdim!" Elisa’nın gözleri hala Rei’nin gittiği yoldaydı ama Airi’ye uydu.
Rei, şatoya kadar bir an bile durmadan, nefesi kesilinceye kadar koştu. Yol boyunca zihni aynı cümlelerle zonkluyordu: "Yapmamalıyım! Kimseye zarar vermemeliyim! Kimse beni sevmemeli, kimse bana bağlanmamalı!"
Şatonun heybetli kapısının önüne vardığında, gecenin karanlığını ambulansların kulak tırmalayan feryatları yırttı. Peş peşe geçen ambulanslar sahile, partinin olduğu o gürültülü yöne doğru hızla akıyordu. Rei, sirenlerin kırmızı ışıklarının karanlıkta sönüşünü izlerken buz kesti.
"Bu ambulanslar... Partiye mi gidiyor?"
