196. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 196: Aynadaki Düşman
Lidenfilms’in üst katındaki geniş ofiste hava, Rei’nin yaydığı kara sisle (Aura) ağırlaşmıştı. Rei’nin karşısındaki adam, korkudan titreyerek ellerini kaldırmış, derin derin nefes almaya çalışıyordu. Bu adam, yaklaşık 40 yaşlarında, saçları erkenden beyazlayıp arkadan topuz yapılmış, Rei’den en az 10 santim daha uzun birisiydi. Görünüşü, Rei’nin yaşlanmış bir kopyası gibiydi.
"Anlatacağım, lütfen sakin olun!" dedi adam kekeleyerek. "İsmim Arbelo. Whispers Beyond Midnight serisinin yönetmeni ve yazarıyım."
Rei, soğuk bir sesle, "Ben de Rei," dedi. Zihnindeki Deather Kılıcı ise pusuda bekliyordu: "Sakin ol veled, adamın dediği gibi dinle bakalım."
Arbelo, terini silerek devam etti. "Tanıştığımıza pek memnun olamadım... Keşke randevu alsaydınız. Sorularınızı yanıtlardım ama bu şiddet niye?"
"Beklemek istemiyorum," dedi Rei, Arbelo’nun üzerine bir adım atarak. "Söyle bana; bu seriyi nereden yazdınız? Aklınıza nereden geldi? Geleceği bilen bir medyumunuz mu var, yoksa bu hayatı bir yerden mi izliyorsunuz?"
Arbelo başını iki yana salladı. "Medyum falan yok... Bu seriyi çok yakın bir arkadaşım sayesinde yaptım."
Rei’nin gözleri bir anlığına karardı, içindeki güç dalgalandı. Arbelo dehşetle bağırdı: "Lütfen, yalvarırım sakin olun! Seriyi bizzat ben yazmadım. Bir gün kafede otururken, yeni bir anime konusu düşünüyordum ama zihnim bomboştu. O sırada biri yanıma oturdu. Hayranım olduğunu, benimle sohbet etmek istediğini söyledi. Derdimi anlatınca, kendisinin bir hikaye yazdığını ve bana anlatmak istediğini söyledi."
Rei dişlerini sıktı. "Kimdi o adam?"
"Tanımıyorum! Yemin ederim! Sadece anlattı ve gitti. Bu hikayenin büyük babalarından kalan eski bir metin olduğunu, devamını ise kendisinin yazdığını söyledi. Bana anlattığı her şeyi not aldım ve animeye çevirdim. Hepsi bu!"
"Yalancısın!" diye kükredi Rei. Etrafındaki kara sis Arbelo’yu bir yılan gibi sarmaya başladı. "Daha fazla detay bilmen gerek. 3 yıl önce de olsa, o adamın yüzünü, bir izini hatırlıyor olmalısın!"
Arbelo boğulmaya başlamıştı, sesi hırıltılı çıkıyordu. "Bilmiyorum... Özel bir şey konuşmadık... Lütfen, daha hayatımı yaşayamadım, bırak beni!"
Rei’nin bakışları buz kesti. "Yaşayamadıysan sorumlusu ben değilim."
Aura, Arbelo’nun boğazını bir pençe gibi sıktı. Birkaç saniye süren çırpınışın ardından Arbelo’nun bedeni yere yığıldı. Oda, bir yönetmenin cansız bedeniyle ve Rei’nin bitmek bilmeyen öfkesiyle baş başa kaldı.
"Artık dur veled!" diye gürledi Deather Kılıcı zihninden. "Kendini son günlerde hikayenin baş karakteri sanıyorsun ama hala güçsüzün tekisin!"
Rei, elini yana açtı: "Geri gel Deather Kılıcı!"
Kılıç bir anda havada belirip Rei’nin ayaklarının dibine düştü. Rei kılıcı kavrayıp bağırdı: "Derdin ne senin?"
"Derdim belli salak!" dedi kılıç, metalik sesiyle odayı titreterek. "Gerçekleri gözünün önüne sunmak! Sen böyle değildin. O ihanet olayından beri bir haller oldu sana. Soğuksun, kopuksun ve daha da malsın! Eskiden sadece aptaldın ama sana uygun bir aptallıktı bu. Kimseye boş yere saldırmaz, öldürmezdin."
Rei kılıcı sıktı. "Bunları önceden yapsaydım, sevdiklerimi kaybetmez, bu halde olmazdım!"
"Akıllanmayacak mısın?"
"Akıllanmıyorum lan!"
Deather Kılıcı’nın üzerindeki rünler kan kırmızısı parlamaya başladı. "Bunu şu ana kadar kimseye yapmadım ama sana yapmak zorundayım veled."
Rei’nin gözleri bir anda geriye kaydı ve olduğu yere bayıldı.
Rei gözlerini açtığında, Deather Kılıcı’nın bilincine girmişti. Ancak burası o huzurlu, eski çiftlik alanı değildi. Etraf Cehennem’i andıran, gökyüzünün kızıl olduğu, toprağın ise kor gibi yandığı devasa bir kraterdi. Hava dayanılmaz derecede sıcaktı.
"Burası asıl alanım," dedi Deather’ın sesi. "Sana burada haddini bildireceğim."
Rei’nin tam karşısında bir siluet belirdi. Gelen kişi, tıpatıp Rei’ye benziyordu. Aynı yüz, aynı duruş...
"Ne yapacaksın?" dedi Rei, karşısındaki kopyasına bakarak.
Rei formundaki Deather Kılıcı, soğuk bir gülümsemeyle cevap verdi: "Seni öldüreceğim aptal. Belki öldükten sonra ne demek istediğimi anlarsın. Bir kılıcın insan formu olmaz, bu yüzden seninkini kopyaladım budala."
Rei endişeyle etrafına baktı. "Saya nerede? Ona bir şey yapma!"
"Korkma, burada zaman akmıyor. Buradan çıkınca dünya kaldığı yerden devam edecek. Ama önce benimle yüzleşeceksin."
Rei, içindeki tüm öfkeyi yumruklarına topladı. "Öyle olsun... Hodri meydan!"
Rei, kendi kopyasına doğru son sürat koşmaya başladı. Deather Kılıcı da aynı hızla, kendi yarattığı bedeniyle Rei’ye doğru atıldı. İki Rei, kızıl gökyüzünün altında çarpışmak üzereyken yer gök sarsıldı.
