55. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 55 - Boşa Çıkan Güç ve Yüzen Tehlike
Saatli bombanın son iki saniyesinde, Rei gözlerini kapattı ve fısıldadı: “Time Stop!” Zaman durdu. Rei, bombanın patlamasını engellemek için hemen müdahale etmeye çalıştı ancak zaman durduğunda cisimlere dokunamadığını, sadece zihnini hareket ettirebildiğini fark etti. Bomba, tıpkı zaman gibi, onun için donmuştu. Rei, "Hayır... yeteneğim fazla zamanı durduramaz," diye düşündü. "Bombe illaki patlayacak. O zaman tek çarem var, o da Yui'yi buradan alıp çıkmak!"
Rei, hızla Yui'nin odasına doğru koşmaya başladı. Tam kapıyı açacağı sırada, görüşü bulanmaya ve başı dönmeye başladı. "Burada neler oluyor böyle?" diye mırıldandı. Yavaşça yere yığılırken, "Hayır, kendimi bırakamam yoksa bomba patlar!" diye düşündü. Vücudunu sürükleyerek Yui'nin odasına girmeyi başardı. "Başarabilirim... Başarabilirim... Başarabilirim!" diye tekrarladı kendi kendine. Tam o anda, Rei'nin zihninde yankılanan bir ses duyuldu. "Başarısız olacaksın, Rei," diyerek kahkaha attı. Rei, "Kim olduğunu bilmiyorum ama ben başarılı olacağım!" diye bağırdı. Tuhaf ses alaycı bir şekilde, "Görelim bakalım, Rei," dedi ve Rei bilincini tamamen kaybetti.
Rei uyandığında kendini yatağın üzerine bağlanmış buldu. Başı zonkluyordu. Aynı tuhaf ses tekrar konuştu: "Hoş geldin, Rei." Rei etrafına bakındı. "Burası neresi? Siz kimsiniz? Beni niye ve nasıl buraya getirdiniz?" Tam o anda, önündeki kapı gıcırdayarak açıldı ama kimse yoktu. Rei'nin zihnindeki ses, "O bomba aslında sahteydi," dedi. "Sen zamanı durdurunca, herkes için zamanın durduğunu sandın, değil mi? Hayır. Bizim ürettiğimiz aletler, sen zamanı durdursan bile bizim için durmuyor. Ve bazı aletlerimiz ise seni güçsüz yapıyor, Rei." Rei şok olmuştu. "Seni buraya getirme amacımız... Seni öldürmek," dedi ses, Rei'nin kalbinin hızlanmasına neden oldu.
Açılan kapıdan içeriye beyaz saçlı, 1.75 boyunda, orta yaşlı, doktor üniformalı bir adam girdi. Rei, "Sen de kimsin?" diye sordu. Adam yüzünde rahatsız edici bir gülümsemeyle, "Ben mi? Senin 'tuhaf ses' olarak adlandırdığın kişiyim," dedi. "Ama bana 'tuhaf ses' demesen daha iyi olur. Bana Docelo desen daha tatlı olur." Rei'nin öfkesi yükseldi. "Docelo Bey, lütfen buradan çıkarın beni yoksa sonunuz hiç iyi olmaz... Doğrusu, hiçbir türlü sonunuz iyi olmayacak." Docelo hafifçe güldü. "Tatlım, biraz anın tadını çıkar. Sonuçta seni öldüreceğim." Arkasına döndü ve "Kendine iyi bak, çünkü seni kendi ellerimle öldüreceğim, tamam mı?" diye ekledi. Rei hiddetle, "Seni var ya..." diye haykırdı. Docelo başını salladı. "Doğru ya, çok konuşkan bir çocuksun." Hızla Rei'nin ağzına bir bant yapıştırdı. "Böyle daha iyi," dedi.
Docelo, Rei'nin etrafında dolanmaya başladı. "Acaba seni nasıl öldürsem?" diye mırıldanırken, Rei bantlı ağzından bir şeyler söylemeye çalıştı ama sesi çıkmıyordu. "Hadi ama, mızıkçılık yok," dedi Docelo. "Babaanneni bile öldürürken bu kadar zorluk çıkarmadı. Sen de biraz onun gibi uslu bir çocuk olsana." Rei bu kelimeleri duyunca öfkesi tavan yaptı. Docelo gülerek, "Bu arada, senin tatlı sevgilin Yui de bizimle güvende," dedi. "Sonuçta seni ölürken görmesi gereken kişilerin en başında o geliyor. Keşke babaannen de yaşasaydı da seni ölürken görmesini çok isterdim."
Rei'nin öfkesi kontrol edilemez bir boyuta ulaşmıştı. Vücudunu saran bağları zorla kopardı ve ağzındaki bandı çıkardıktan sonra, "Docelo, şimdi ölüm sırası sende!" diye kükredi. Docelo, Rei'nin bu ani hareketine şaşırmadı. Bir anda elini Rei'nin sırtına doğru uzattı ve ona bir iğne yaptı. Rei tekrar bayıldı. Docelo, Rei'yi kucağına alırken, "Rei, sen çok iyi bir denek olacaksın," diye fısıldadı. "Haydi bakalım, deney masasına gitme zamanı."
Aynı sırada, Red Eye olanları Saya'ya anlatıyordu. Saya, "Bu bilgileri nereden öğrendin?" diye sordu. Red Eye, "Benim etraflarda şeytani gözlerim var," diye karşılık verdi. Saya'nın yüzünde tehlikeli bir gülümseme belirdi. "O zaman hemen yola koyulmalıyız." Red Eye, "Kolyeye gir," dedi. Red Eye, bir anda Saya'nın kolyesine dönüştü ve Saya, "Avlanma zamanı," diyerek yola koyuldu.
