105. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 105 - Bir Babanın Çaresizliği ve Gözyaşı
Yui, derin bir nefes alarak anlatmaya başladı: "Tüm olay sabah uyanmam ile başladı." Rei, "Sabah ne oldu işte, biraz hızlı anlatsan, insan merak ediyor," diye ısrar etti. Yui, "Sen bir insan değilsin, hükümdarsın. O yüzden bekleyebilirsin," diyerek onu yine takılmadan edemedi. Rei, "Sen normalde her zaman dekolteli şeyler giyerdin, ama nedense şu an o tarz bir şey giymemişsin," dediğinde, Yui sinirlendi: "Havalar soğuyor! Hem sen benim göğüslerime mi bakıyordun? Pis sapık! Benim gibi seksi bir vampirin yüzüne ne bakıyorsun?" Rei abartmamasını söyleyerek onu tekrar olaya döndürdü.
"İyi be," dedi Yui. "Sabah uyandığımda kendimi ıssız bir ormanın ortasında buldum. Telefonum yoktu ve hala bulamadım. Yürümeye başladım, güneşin etkisiyle bayıldım ve tekrar uyandığımda kendimi bir canavarın ağzında buldum." Rei şaşırarak, "Canavar mı? Bu devirde canavar mı olur?" diye sordu. Yui, "İlk başta canavar sandım ama sonrasında o varlık beni ağzından yere doğru fırlattı. Atan varlığın yüzü çok tanıdıktı. Bu canavar, ben ona canavar diyeceğim, rahat beş metre vardı. Ayakları kocamandı, sivri dişleri vardı, gözlerinin içleri kıpkırmızıydı. Ayının beş metre hali gibi düşün. Neyse, ben canavara bakarken bir anda canavar bana 'Yui' dedi." Rei, "Canavar, pardon gördüğün varlık sana Yui mi dedi?" diye sordu. Yui onayladı: "Evet. Bana Yui dedikten sonra bir anda koşmaya başladı. 'Bu canavar ismimi bildiğine göre, kesin bir şeyler vardır' dedim ve takip ettim. Ama yine güneşin etkisiyle tekrar bayıldım ve bir daha gözlerimi açtığımda tekrar canavarın ağzındaydım. Beni tekrar yere fırlattı, yine 'Yui' dedi ve tekrar koşmaya başladı." Rei, "Sen de takip etmeseydin hayvanı," dedi. Yui, "İsmimi söylemese takip etmezdim. Tam ismimi söylüyor gidiyordu ve bu da bende merak uyandırıyordu. Bu döngü devam etti, en son sanırım otuzuncuda yakaladım ve o canavar bana buradan gitmem gerektiğini söyledi. 'Hayır' dedim. Canavar, 'Buradan git, içimdeki delirme hissi gelirse işin biter' dedi. 'Sen kimsin ve ismimi nereden biliyorsun?' dedim. Ne desin biliyor musun?" Rei, "Ne dedi?" diye sordu. Yui, "O canavar bana 'Ben senin babanım' dedi."
Rei şok olmuştu. Yui devam etti: "Ben de 'Sen benim babam nasıl olabilirsin?' dedim. Canavar ise Docelo'nun ona verdiği ilacın yan etkisinin bu hale getirdiğini söyledi." Rei, "Ama Vielat en son ilacın etkisiyle delirmemiş miydi?" diye sordu. Yui, "Docelo'nun amacı biraz daha uzun süreliymiş. Babam bana buradan acilen gitmem gerektiğini, aksi halde yakın bir zamanda delireceğini söyledi. Ben de 'Seni burada yalnız bırakamam, daha öğrenmem gereken şeyler var' dedim. Babam ise 'Onları en iyisi annenden öğren' dedi. Şu an iyi bir halde değilim, dedi ve bir anda tekrardan delirmeye başladı ve ağaçlara vurmaya başladı. Ben ise 'Baba, seni burada bırakamam' dedim ve babama doğru koşmaya başladım. Tabi o da benim göğüslerime doğru vurdu ve biraz morardı." Rei, "Belliydi zaten, yoksa dekolteyi çok seven bir vampirsin," dedi. Yui yine konuyu dağıtmamasını söyledi. "Anlatıyorum işte," dedi.
Rei, "Sanırım sadece hasar almadın gibime geliyor. Sen bir şeyler saklıyorsun Yui," dedi. Yui ayağa kalktı ve "Anlatmayacağım," dedi. Rei de ayağa kalktı, Yui'nin sırtına çıktı ve "Eğer olanları anlatmazsan üzerinden inmem," diye tehdit etti. Yui, "İyi dinle Rei," dedi. "Eğer buradan sonra olanları birine anlatırsan seni parçalarım. Söz mü?" Rei, "Söz," dedi.
"Darbeyi aldıktan sonra ayağa bir süre kalkamadım. Babam tam vuracağı an annem geldi ve babama sertçe bir yumruk attı. Annem, 'Vielat, sen kızıma ne yapıyorsun?' dedi. Babam bir an eski haline geri döndü ve 'Ben ne yaptım? Ben neler yaptım?' dedi ve tekrardan delirip anneme saldırdı. Annem hızlıca yumruklardan kaçtı ve babamın arkasına geçip ona sert bir darbe vurmaya çalıştı. Babam arkasına döndü ve anneme iki tane sağlam yumruk vurdu ama annem çok büyük bir hasar almadı. Ben ise o sıra babama vurmak zorunda kaldım ama benim vurmam hiçbir şeyi değiştirmedi. Bu sefer tekrar bana yöneldi. Kaçmaya çalışsam da fazla kaçamadım ve o an bir anda babamın zihnini okumaya başladım."
Yui, akıl okuma yeteneğini bu şekilde kullandığını anlattı: "Babamın canavarın zihninde olduğunu öğrendim. Babama, 'Senin zihnini okuyabiliyorum, o yüzden zihnine canavarın hareketlerini bana bir veya iki saniye önce düşün, ben de ona göre saldırıyım' dedim. Canavar saldırmaya başladığı an babam canavarın hareketlerini söylemeye başladı ve ben de o sayede canavardan hiç hasar almadım. O an babam bana 'Annemi al ve kaç,' dedi, çünkü canavar çok yoruldu. 'Buradan nasıl gideceğim?' dedim. Babam canavarın zihninden, 'Ben seni delirdiğim an kaçırdım, bu yüzden ben de bilmiyorum' dedi. Neden kaçırdığını sordum. 'Bu canavar duygularımı okuyor,' dedi. 'Ve ben de seni son günlerde çok özledim,' dedi ve canavar da seni kaçırdı. 'Buranın bir çıkışı olmalı' dedim. O sıra annem bir anda uçmaya başladı ve beni de aldı ve o ormandan götürdü. Yolda giderken canavar hiç hareket etmeden sadece bizi izledi. Annem ise, 'Buna bir çözüm bulmamız lazım,' dedi ve yol boyunca hiç konuşmadı. Beni eve getirdikten sonra uçarak ormana doğru gitti. Ben de annemin yanına gidecekken saatin 23.00 olduğunu gördüm ve 20 dakikada hazırlandıktan sonra evden çıkacağım an her tarafta telefonumu aradım ama bulamadım. Ben de boş verdim ve 23.40'ta burada oldum."
Rei, "Vampir avcılarından hala kurtulamadık mı?" diye sordu. Yui, "Onlar her zaman düşmanımız, ama bu seferki babamdı ve amacı bize saldırmak değildi," dedi. Rei endişeliydi: "Kendisi şu an çok tehlikeli, annenin saldırıları bile işe yaramamış." Yui, "Bence o sıra bilerek sert vurmadı, sonuçta eskiden bir yaşanmışlıkları var. Kızının babasını gözünün önünde öldürmek istememiştir," dedi. Rei, "Atera Hanım sonuçta, aklından neler geçti kim bilir," dedi. Yui, "Zaten aklını okudum ama çok karmaşık ve anladığım tek şey annem kesinlikle babamı yok edecek, ama şimdi olacak gibi görünmüyor," dedi.
Rei Yui'nin sırtından indi ve "Eğer yolu biliyorsan annene yardım edebiliriz," dedi. Yui, "Boş ver. Kendi aralarındaki olayları kendi aralarında çözsünler," diye reddetti. Rei, "İyi olurlar mı sence?" diye sordu. Yui, "Olamazlar. Aman, ne yaparlarsa yapsın," dedi. Rei, "Şimdi ne yapalım?" diye sorunca, Yui yere oturdu: "Bana bir şemsiye ve şezlong getir." Rei, "Bu saatte bunları ne yapacaksın ki?" dedi. Yui, "Uyuyacağım. Eve gidecek halim yok ve sana söz vermeseydim normalde sabah kalktığım için şu an beşinci rüyamı görüyordum," dedi. Rei, "Tamam, getiriyorum," dedi ve iki tane şezlong ve şemsiye getirdi. Rei bunları getirene kadar Yui sahildeki kumların üzerinde uyuya kalmıştı. Rei eşyaları ayarladıktan sonra Yui'yi şezlonga yatırdı ve yanına koyduğu şezlonga kendisi yattı. Rei yatarken, "Gerçekten mutlu olmak çok zor," diye düşündü.
