125. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 125: Kanlı Canlı Bir Tuzak ve Teknolojinin Hükümdarı
Xelong’un gözlerindeki yorgun ifade bir anda silindi ve yerini ürkütücü bir ciddiyete bıraktı. "Sabrım taşmak üzere genç adam," dedi. Rei heyecanla sordu: "O zaman saldıracak mısın?"
"Hayır," dedi Xelong sakince. "Bazı savaşları sadece göz boyayarak kazanabilirsin. Bu sayede kimse zarar görmez. Bu dediğimi kulağına iyi küpe yap." Rei, bu bilginin Sun’a karşı işe yarayacağını düşünse de Xelong onu hemen uyardı: "Sun her şeyi görmüş bir ilk hükümdar. Onu korkutamazsın. Ama Bisgaw gibilere geri adım attırabilirsin."
Xelong, Bisgaw’la olan hesabını kapatmak için yola çıkmaya karar verdi ama Rei’nin evde kalmasını emretti. Rei itiraz edince Xelong bir anda hızlanarak Rei’nin arkasına geçti ve ellerini özel bir kelepçeyle bağladı. "Kusura bakma, bu senin iyiliğin için. Eğer dönemezsem bu kelepçeler 24 saat içinde kendiliğinden açılacak. Ev sana emanet," dedi ve kapıdan çıkıp gitti.
Xelong uzun bir yürüyüşün ardından Bisgaw Şehri’ne vardı. Burası kendi şehri gibi huzurlu değildi; hırsızların, katillerin ve sapıkların kol gezdiği karanlık bir yerdi. Şehrin merkezine ilerledikçe garip bir sessizlik fark etti. Tam o sırada arkasında Bisgaw belirdi.
"Bu sessizliğin sebebi sensin Xel," dedi Bisgaw alayla. "Halkım senden korktuğu için saklandı." Ardından parmağını şıklattı; bir anda havada onlarca kamera belirdi. Bisgaw ekranlara dönerek yayına başladı: "Evet sayın izleyiciler, eski dostum tarafından tuzağa düşürüldüm! Tüm halkımı korkutarak kaçırdı!"
Xelong içinden, "Tam da istediğim gibi davranıyor," diye geçirdi. Bisgaw, kameralar önünde Xelong’u bir "canavar" gibi gösterip onu yok edeceğini ilan etti. Ancak kameralar kapandığı anda Xelong hamlesini yaptı. Toprak yükselerek Bisgaw’ın ayaklarını hapsetti. Xelong tam üzerine atılacakken, Bisgaw toprağı teknolojik bir patlamayla dağıttı.
"Beni bununla mı korkutacaktın?" dedi Bisgaw, sert bir uçan tekmeyle Xelong’u geriye savurdu. "Ben Teknolojinin Hükümdarıyım. Saf yumruk gücü ve beyin burada her şeydir ihtiyar! Senin gibi yaşlanıp gençlerin gözünü korkutmamak gerekir." Ardından cebinden çıkardığı bayıltıcı bir bezi Xelong’a koklattı. Xelong yere yığıldı.
Bisgaw kameraları tekrar açtı: "Müjde Xelong halkı! Eski dostumun işini bitirdim. Onu hemen öldürmedim, en kısa sürede şehrinize getireceğim ki ona bizzat işkence edebilesiniz!"
Kameralar kapandığında Bisgaw, Rei’nin peşine düşmek için arkasını döndü. Ancak tam o anda Xelong’un eli Bisgaw’ın boğazına yapıştı.
"Genç olunca her şeyi çok mu hızlı unutuyorsun?" dedi Xelong gürleyerek. "Seni azad ettiğim günü hatırla. Beni dinlediğini biliyordum, odak noktanı değiştirmek için zihnini yönlendirdim."
Bisgaw panikle "Millet!" diye bağırdı. Bir anda her yerden silahlı adamlar çıktı. Bisgaw, "Şehrini bana ver, yoksa seni burada delik teşik ederler," dedi. Xelong onu fırlatıp toprak bir barikat kurarak oradan kaçmayı başardı. Bisgaw adamlarını durdurdu: "Bırakın kaçsın, canlıyken daha iyi bir haber malzemesi olur. Şimdi binama gelin ve size özel hazırladığım ilaçları alın!"
Xelong kan ter içinde eve vardığında kapıyı açık buldu; Rei içeride yoktu.
Aynı anda Bisgaw ana binasına varmıştı. Masasının üzerinde gizemli bir kutu duruyordu. Bisgaw kutuya bakarak sırıttı: "Benim amacım ne şehir ne de sensin Xelong... Benim tek amacım Rei. Ve bu saatten sonra bu güçle sadece sizi değil, tüm Hayal Dünyası’nı bile yok edebilirim."
