16. bölüm · Whispers Beyond Midnight
Bölüm 16 – Karanlığın Tekrarı
Rei'nin zihninde Sayala'nın son sözleri yankılanıp duruyordu: "Sen bir katil olamayacak kadar iyi birisin." Daha önce kimse onunla bu kadar rahat konuşmamış, kimse onunla sohbet bile etmek istememişti. Sayala'ya karşı içinde garip bir yakınlık hissetti, kanı biraz da olsa ısınmıştı ona. Ama yine de tam olarak güvenemiyordu; ya o da Yui gibi olursa, ya yine hayal kırıklığına uğrarsa? Bu düşüncelerle boğuşurken sabaha kadar gözünü kırpmadı. Geceleri olan olaylar, Sayala'nın yüzü… tüm gece söylenip durdu.
Güneşin doğduğunu görünce kalkıp kahvaltısını hazırladı. O sırada babaannesi Elfiya geldi. Kahvaltı boyunca onu okula gitmesi konusunda uyardı. "Bir gün daha gitmezsen sınıfta kalacaksın," dedi. Rei, bu hayatta onu gerçekten önemseyen tek kişinin babaannesi olduğunu biliyordu. Annesi ve babası Rei'yi küçük yaşta terk etmiş, o da babaannesiyle kalmıştı. Ancak Elfiya artık 86 yaşındaydı ve kanserle boğuşuyordu; her an ölüme daha da yaklaşıyordu. Eşi de zamanında onu terk etmiş, tek oğlu yani Rei'nin babası Zerix ile kalmıştı. Ne yazık ki Zerix, yaşadığı acıyı kendi oğluna yaşatmış ve annesi Gily de hiç üzülmeden onları terk etmişti.
Kahvaltı boyunca tüm bu düşüncelerle dalıp giden Rei'ye, babaannesi sevgiyle takıldı: "Ne bu sessizlik? Bir kıza mı aşık oldun sen?" Rei daldığı yerden sıyrıldı. "Hayır, hayır, öyle bir şey yok babaanne!" dedi. Giysilerini giydikten sonra evden çıktılar. Rei'nin oturduğu yer ile babaannesinin evi farklı semtlerdeydi.
Rei okula giderken, herkes yine aynı kelimelerle ona sesleniyordu: "Katil! Uzak dur!" Sınıfa vardığında sırasına hakaretler ve "katillerin okuluna git" gibi yazılar yazıldığını gördü. Alışkın olduğu için umursamadı, sırasına oturup başını masaya koydu. Bütün gün uyuyacaktı.
Sayala, birinci dersi kaçırarak okula geç geldi. Sınıfa girdiğinde Rei'yi sırasında uyurken gördü. Rei'nin bu durumunun ilk defa olmadığını, her zaman yaşadığı şeyler olduğunu fark etti. Sayala, her zamanki sırasına gelip oturdu. Rei ile sohbet etmek istiyordu ama uyuduğu için onu rahatsız etmek istemedi. Rei, öğretmenleri bile onun uyumasını önemsemediği için tüm gün boyunca uyudu. Sayala, bunları görünce Rei için gerçekten üzüldü. Kendisi acımasız Saya bile olsa, bu durumda her türlü hüzünleniyordu.
Okul bittiğinde, Sayala, Rei'yi nazikçe kaldırdı. Rei, Sayala'yı görünce şaşırdı. Sayala gülümseyerek, "Uyandın mı uykucu? Gece hangi kızları düşündün söyle bakalım?" dedi. Rei'nin yüzünde bıkkın bir ifade belirdi. "Yetti bu kız olayları!" diyerek çantasını aldı ve sınıftan çıktı.
Tam o sırada, sınıfa bir erkek öğrenci girdi ve Sayala'nın önünü kesti. Kendisi de onlarla aynı sınıftaydı. Adı Quart'tı. Quart, Sayala'ya yaklaştı. "Biz sana o çocuğa yaklaşma demedik mi?" diye sordu, sesi tehditkârdı. Sayala sakince, "O kötü biri değil," diye cevap verdi. O an, Quart, Sayala'nın yüzüne bir yumruk attı. "Bir daha yaklaşma!" diye bağırdı.
O sırada Rei, bu sesleri duydu ve hemen sınıfa geri geldi. Quart, Rei'yi görünce bir an irkildi. Rei'nin gözlerinde öfke parlıyordu. Quart, "Gel lan buraya!" diye bağırarak Rei'ye saldırmaya çalıştı. Rei'nin dudaklarından tek bir kelime döküldü: "Time stop!" Zaman, Quart tam yumruğunu sallarken dondu. Rei, donmuş Quart'a bir yumruk attı ve ardından "Time!" dedi. Zaman akmaya devam etti. Quart, ne olduğunu şaşırmış bir şekilde tökezledi.
Sayala, Rei'nin bu halini görünce hiçbir şey yapamadı. Rei'nin etrafında karanlık bir sis belirirken "Aura!" diye bağırdı. Rei'nin arkasındaki karanlık Aura, Quart'ı kollarına aldı ve onu bağırta bağırta, acı çektire çektirte öldürdü. Aura, Quart'ın cesedini de yok etti, geride hiçbir iz bırakmadı. Sayala, gördüklerine inanamayarak şaşkınlıkla Rei'ye baktı. "Sen bir katilsin!" diye fısıldadı.
