Bölümler 32Şu an: Bölüm 32: Soğuk Neşter ve Sıcak Yuva (Final)
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
- 29 BÖLÜM 29: GECE YARISI EKSPRESİ VE DEVLERİN SAVAŞI414 kelime
- 30 BÖLÜM 30: MÜHÜRLENEN KADER VE ADALETİN NEŞTERİ353 kelime
- 31 BÖLÜM 31: KÜLLERİNDEN DOĞAN ANKA VE ALTIN NEŞTER327 kelime
- 32 Bölüm 32: Soğuk Neşter ve Sıcak Yuva (Final)409 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 32: Soğuk Neşter ve Sıcak Yuva (Final)
Aradan geçen iki yıl, Bağlum’daki dağ evine ve Ankara Bölge Hastanesi’ne köklü değişimler getirmişti. Zaman, geçmişin acı izlerini tamamen silmiş; geriye sadece başarıyla taçlanmış sarsılmaz bir hayat bırakmıştı.
Ateş ilkokula başlamış, Defne ortaokulun en başarılı öğrencilerinden biri olmuştu. Dağ evinin bahçesindeki ıhlamur ağacının altında artık korku dolu fısıltılar değil, çocukların coşkulu kahkahaları yankılanıyordu. Ela, evin sarsılmaz direği olarak her zamanki güler yüzüyle aileyi çekip çevirmeye devam ediyordu.
Hastane kanadında ise Başhekim Dr. Alaz Aksoy ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sancak’ın liderliğinde kurulan sistem, Türkiye’nin en saygın medikal merkezlerinden biri haline gelmişti. Karan Soykan’ın ise cezaevindeki müebbet hapsi kesinleşmiş, adı ve gölgesi geçmişin karanlık sayfaları arasında tamamen kaybolup gitmişti.
❖ ❖ ❖
Güneşli bir ekim sabahı, Ankara Bölge Hastanesi’nin Ameliyathane 1 izleme salonunda büyük bir heyecan vardı. Tıp fakültesini dereceyle bitirip uzmanlık eğitimi için hastaneye kabul edilen yeni asistan doktorlar, ilk defa "Buz Ankası" unvanıyla tanınan Dr. Alaz Aksoy’un vakasını izlemek üzere toplanmıştı.
Alaz, ameliyat formasını giymiş, steril eldivenlerini takmış olarak masanın başında duruyordu. Yanında her zamanki gibi en güvendiği mesleki yoldaşı Doç. Dr. Neslihan Sancak vardı. İki dev kadın cerrah, ameliyathanedeki o muazzam ritimleriyle zorlu bir travma vakasını birkaç dakika içinde kontrol altına aldılar.
Ameliyat başarıyla tamamlandıktan sonra Alaz, eldivenlerini çıkarıp yıkanma evyesine doğru yürüdü. İzleme salonundaki genç asistanlar hayranlıkla aşağı inip evyenin etrafında toplandılar. Aralarından genç bir kadın asistan öne çıkarak heyecanla sordu:
— "Hocam... Ameliyathanedeki soğukkanlılığınız ve neşter tutuşunuzdaki o sarsılmaz kesinlik inanılmaz. Tıp camiasında size 'Buz Ankası' diyorlar. Bu zırhı ve bu gücü nasıl inşa ettiniz?"
Alaz havluyla ellerini kuruladı. Gözlerindeki o dondurucu gri ışık, yerini derin, olgun ve asil bir tebessüme bıraktı. Genç asistana bakarak tane tane konuştu:
"Güç, size yaşatılan acılarda değil; o acıların içinden dimdik çıkmayı seçtiğiniz andadır. Neşteriniz soğuk olabilir, ama onu tutan eliniz adalet ve merhametle çarpmalıdır. Bir kadın kendi zırhını kendi iradesiyle ördüğünde, dünyadaki hiçbir gölge onu deviremez."
Alaz, Neslihan ile göz göze geldi. İki dost birbirlerine hafifçe tebessüm ederek başlarını salladılar. Neslihan, Alaz’ın omzuna dostça dokundu:
— "Çıkışta kahveler benden Başhekimim," dedi Neslihan neşeyle.
— "Kabul," dedi Alaz. "Ama önce evdekileri arayayım. Akşam Bağlum’da büyük bir akşam yemeğimiz var."
Alaz hastane koridorunda yürürken pencerelerden içeri süzülen Ankara güneşini hissetti. Üzerindeki doktor önlüğünü düzeltti, göğsünü dikleştirdi ve geleceğe doğru emin adımlarla yürüdü.
Küllerinden doğan Anka kuşunun hikayesi burada tamamlanmıştı. Neşter soğuktu, geçmiş geride kalmıştı; ama Alaz Aksoy’un kurduğu sıcak yuva ve bıraktığı ilham ebediyen yaşayacaktı.
— SON —
Bölüm etkileşimi
