BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE
  1. 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime · Okuduğun bölüm
  10. 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime

"Kırmızı kod! Şok odası birde masif travma vakası var, tüm cerrahi ekibi aşağıya!"
Acil servisin hoparlörlerinden yükselen panik dolu anons, hastanenin buz gibi koridorlarında yankılanırken Alaz çoktan ameliyathane terliklerini giymiş, sterilizasyon ünitesine doğru adımlıyordu. Zihninde artık yeşil reçeteli ilaçların sisli bulutları yoktu; sadece vakaya odaklanmış, keskin bir cerrah zihni vardı.
Peri arkasından koşarak geldi, elindeki tablete bakarken nefes nefese verileri okuyordu: "Hocam vaka inanılmaz! 20’li yaşlarda erkek, Wingsuit (yarasa adam uçuşu) yaparken helikopterden atlamış. Anlatılanlara göre paraşütünü bilerek açmamış, intihar teşebbüsü! Metrelerce yüksekten kayalık alana çakılmış. GKS (Glasgow Koma Skoru) 5! Entübe halde, aşırı hipotansif, nabız 145, tansiyon 60/30 mmHg. Çok sayıda açık kırık ve masif iç kanama var!"
"Aort diseksiyonu veya kot kırıklarına bağlı yelken göğüs var mı?" diye sordu Alaz, dirseklerine kadar batikonlu sabunla kollarını ovarken. Sesi bir saat mekanizması kadar düzenli ve duygusuzdu.
"Solda hemotoraks var, tüp torakostomi takıldı! Ama karın bölgesi taş gibi, FAST ultrasonografisinde batın içi masif serbest sıvı ve dalak rüptürü (yırtılması) tespit edildi!"
"Girişimsel radyolojiyi bekleyecek tek bir saniyemiz bile yok," dedi Alaz, ellerini havada tutarak ameliyathaneden içeri girdi. "Geniş spektrumlu antibiyotik, 4 ünite eritrosit süspansiyonu ve taze donmuş plazmayı masaya getirin. Acil eksploratif laparotomi yapıyoruz!"
Ameliyathane 4 numaralı odanın sıcaklığı 18 dereceye ayarlanmıştı. Masada yatan genç adamın vücudu yüksekten düşmenin etkisiyle adeta ezilmişti. Monitörden gelen sık ve ritmik "bip-bip" sesleri, hastanın kalbinin durmak üzere olduğunu haber veriyordu.
Alaz steril önlüğünü ve 7.5 numara pudrasız cerrahi eldivenlerini giydi. Maskesini burnunun üzerine kadar çekti.
"Batikon sürün. Kretik alandan symphysis pubis’e kadar geniş steril saha hazırlığı yapın," dedi Alaz. Elini sağa uzattı. "10 numara neşter."
Peri neşteri Alaz’ın avcuna bıraktı. Alaz, göbek üstünden başlayıp aşağıya doğru tek bir keskin hamleyle cildi, cilt altını ve linea alba’yı kesti. Periton açıldığı an, yüksekten çakılmanın yarattığı iç basınçla koyu kırmızı kan adeta ameliyathaneye fışkırdı.
"Aspiratör! Çabuk, görüşü temizleyin!" diye talimat verdi Alaz. "Kompreslerle paketleme yapıyoruz. Sağ üst, sol üst, pelvik bölge... Hepsini tamponlayın!"
Ameliyathanede sadece aspiratörün çekim sesi ve cihazların alarmı duyuluyordu. Peri, aspiratör ucunu kanın aktığı yere tutarken elleri hafifçe titredi.
"Peri, odağını kaybetme," dedi Alaz. Bakışlarını maskesinin üzerinden asistanına dikti. "Yüksekten düşme vakalarında panikleyen cerrah hastayı masada bırakır. Adım adım gideceğiz."
Alaz sol üst kadrandaki kompresleri yavaşça kaldırdı. Dalak tamamen parçalanmıştı (Grade 5 dalak yaralanması). Kanın ana kaynağı burasıydı.
"Damar klempleri! Splenik arteri ve veni acil klemplememiz lazım, yoksa hasta kan kaybından arrest olacak!"
"Hocam arrest gelişiyor! Ventriküler fibrilasyon!" diye bağırdı anestezist. Monitördeki ritim tamamen bozulmuştu. "Defibrilatör hazırlıyorum!"
"Zamanımız yok!" dedi Alaz. Hiç tereddüt etmeden elini parçalanmış dokuların arasına soktu, parmak uçlarıyla splenik arteri buldu ve tek bir hamlede körlemesine klempi oturtup kanamayı kesti. "Şimdi şoklayın! 200 Joule!"
"Hastadan uzaklaşın... Şok!"
Monitördeki düz çizgi bir an durdu, ardından derin bir "bip... bip..." sesiyle sinüs ritmine döndü. Anestezist rahat bir nefes aldı: "Ritim döndü! Tansiyon toparlıyor, 80/50!"
Alaz bir saniye bile beklemeden parçalanmış dalağı çıkarıp aldı (Splenektomi). Yırtılan diğer küçük damarları elektrokotörle yakarak kanamayı durdurdu.
"Görüyorsun değil mi Peri?" dedi Alaz, dikiş iğnesini eline alarak. Sesi bir neşter kadar soğuk ve berraktı. "O yaşamaktan vazgeçip gökyüzünden kendini aşağı bırakmış olabilir... Ama bu masaya yattığı an kararı o değil, ben veririm. Ve ben ölmesine izin vermiyorum."
Peri, Alaz’ın bu inanılmaz soğukkanlılığı ve uzmanlığı karşısında büyülenmiş gibi bakıyordu.
Tam o sırada ameliyathanenin dahili telefonu çaldı. Hemşire telefonu açıp kulağına götürdü, ardından korku dolu bir yüz ifadesiyle Alaz’a döndü.
"Dr. Alaz... Güvenlikten arıyorlar. Karan Bey hastanenin danışmasında olay çıkarıyor. Polislerin elinden kaçmış, sizin ameliyatta olduğunuzu öğrenmiş yukarı çıkmaya çalışıyor!"
Alaz’ın elindeki portinégü (dikiş iğnesi tutucu) bir milim bile kaymadı. Yırtık dokuya son dikişi attı, düğümü sıktı.
"Güvenliğe söyleyin, görevlerini yapsınlar," dedi Alaz. Sesi ameliyathanedeki çelik aletlerden daha soğuktu. "Bu masadaki hastanın hayatı, dışarıdaki bir parazitin gürültüsünden daha değerli. Dikişe devam ediyoruz."