BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI
  1. 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime · Okuduğun bölüm
  26. 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime

Karan’ın gönderdiği o zehirli mektup, Alaz’ın elinde sımsıkı bir kağıt topuna dönüşmüştü. Bütün gün hastanedeki ameliyatlarda neşteri tutarken zihninde o cümle yankılandı: "Sen benim eserimsin..."
Karan, Alaz’ı fiziksel olarak yıkamayacağını anladığı an, onu kendi zihinsel karanlığına çekmeye çalışıyordu. Ona "Buz Ankası" unvanını kazandıran o dondurucu gücün, kendi yaşattığı acılardan beslendiğini iddia ediyordu.
Alaz akşamüstü hastanedeki işlerini bitirdikten sonra arabasının direksiyonunu Bağlum’a değil, Sincan Cezaevi’ne doğru kırdı. Karan’ın zihninde ördüğü o zehirli mor sarmaşıkları kendi elleriyle kökünden sökmek zorundaydı. Bu bir acıma ya da geri adım atma ziyareti değildi; bu, Alaz Aksoy’un kendi geçmişine sıktığı son kurşundu.
Ağır demir kapılar ardı ardına kapandı. Soğuk, kasvetli görüş odasındaki masanın bir tarafına oturdu.
Birkaç dakika sonra karşı kapı açıldı. Karan Soykan, gri cezaevi tulumu içinde içeri girdi. Yüzünde o eski kibirli, her şeyi kontrol ettiğini sanan manipülatif tebessümü vardı. Kelepçeleri açılıp sandalyeye oturduğunda, gözlerini Alaz’ın çelik gri gözlerine dikti.
"Geleceğini biliyordum Alaz," dedi Karan, sesi bir yılan fısıltısı kadar yumuşak ve zehirliydi. "Mektubum ruhuna ulaştı, değil mi? Zihnindeki o mükemmel anne ve başarılı cerrah imajının ardında hâlâ benim bıraktığım izler var."
Alaz arkasına yaslandı. Yüzünde ne bir öfke kırıntısı vardı ne de bir tereddüt. O dondurucu, mesafeli duruşuyla Karan’ı baştan aşağı süzdü.
"Yanılıyorsun Karan," dedi Alaz, sesi ameliyathanedeki neşter kadar soğuk ve kesindi. "Seni buraya getiren şey senin güç arzundu, ama beni ben yapan şey senin acıların değil, benim o acılara karşı verdiğim mücadeleydi. Sen benim mimarım falan değilsin. Sen sadece benim yoluma çıkan ve ezip geçtiğim bir enlistsin."
Karan’ın yüzündeki o kendinden emin gülümseme hafifçe donakaldı.
"Beni kandıramazsın," dedi Karan, öne doğru eğilerek. "O neşteri her tuttuğunda, o çocuklara her baktığında benim korkumu hatırlıyorsun. Benim bıraktığım izlerle ayakta duruyorsun!"
Alaz hafifçe gülümsadı. O tebessüm, Karan’ın zihninde kurduğu bütün o zehirli sarmaşıkları tek hamlede kestip attı.
"Artık o soyadı da taşımıyorum Karan. Benim adım Alaz Aksoy. Sana ait tek bir harf bile kalmadı hayatımda," dedi Alaz, ayağa kalkarak. "Sen bu dört duvar arasında çürürken, ben kurtardığım hayatlarla ve çocuklarımın neşesiyle yaşayacağım. Bu seninle son görüşmemizdi. Bir daha ne bir mektup ne de bir haber... Sen benim için artık sadece koca bir hiçsin."
Alaz arkasını dönüp kapıya doğru yürüdü.
Karan masaya vurarak ayağa kalkmaya çalıştı, gardiyanlar anında üzerine çullandı. "Alaz! Benden kurtulamazsın! Sen benimsin!" diye bağırdı öfkeyle.
Ama Alaz bir kez bile arkasına bakmadı. Demir kapı arkasından kapandığında, dışarıdaki temiz ve dondurucu Ankara havasını derin bir nefesle içine çekti. Zihnindeki o son gölge de silinmişti.
Buz Ankası artık geçmişin değil, kendi geleceğinin tek hakimiydi.