14. bölüm / 28
SOĞUK NEŞTER VE MOR SARMAŞIKBÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karan Soykan’ ın hücreye tıkılmasının üzerinden aylar geçmiş, hayat tam anlamıyla steril bir düzene oturmuş gibi görünüyordu. Ancak narsist bir zihin için parmaklıklar bir son değil, sadece yeni bir intikam planının kuluçka dönemiydi.
Gece yarısını çoktan geçmişti. Ankara’nın ayazı Bağlum’un yüksek tepelerinde ıslık çalarak esiyor, Alaz’ın dağlara bakan evinin pencerelerini zorluyordu. Alaz, salondaki şöminenin karşısında oturmuş, kucağında ertesi gün yapılacak masif karaciğer naklinin dosyalarını inceliyordu. Evde derin, dinlendirici bir sessizlik vardı. Çocuklar üst kattaki odalarında mışıl mışıl uyuyordu.
Alaz kahvesinden bir yudum almak için uzandığında, dışarıdaki o sert rüzgarın sesine garip bir gürültü karıştı. Bahçedeki ahşap çitin gıcırtısı.
Alaz hareket etmeyi kesti. Bakışlarını ağır ağır bahçe kapısına doğru çevirdi. Normalde buradaki rüzgara alışkındı ama bu ses bir rüzgarın yaratacağı ritimde değildi; adım adım yaklaşan birinin ağırlığı vardı.
Sessizce ayağa kalktı. Evin tüm ışıkları kapalıydı, sadece şömineden yansıyan turuncu alevler salonu hafifçe aydınlatıyordu. Alaz mutfağa doğru süzüldü. Tezgahın üzerindeki ahşap bloktan en keskin, en uzun et bıçağını çekip aldı. Bir travma cerrahı için bıçak, sadece bir mutfak aleti değildi; anatominin neresine vurulursa bir insanı kaç saniyede etkisiz hale getireceğini milimetrik olarak bilen bir elin uzantısıydı.
Tam o sırada salondaki büyük camdan içeriye bir karaltı düştü.
Kapının kilit mekanizmasından gelen "tık" sesiyle birlikte Veranda kapısı yavaşça aralandı. İçeriye giren adam siyah bir kar maskesi takmıştı, elinde ise ucu susturuculu bir tabanca duruyordu.
"Işıkları açma Alaz," dedi karanlıktan gelen o ses.
Alaz olduğu yerde donakaldı. Sesi tanıdığı an kanı çekildi. Karan değildi bu... Ama Karan’ın o karanlık dünyasından, para ile tutulmuş profesyonel bir tetikçiydi.
"Karan cezaevinde çürürken sana selamlarını iletmemi istedi," dedi adam, adımlarını Alaz’a doğru atarken. Sesi duygusuzdu. "Çocukların uykusunu bölmek istemeyiz, değil mi? Şansına, bana seni sadece sakat bırakmam için para ödedi. O neşteri tutan ellerini bir daha kullanamayacaksın."
Tetikçi tabancayı Alaz’ın sağ eline doğru doğrulttu.
İşte o an, Alaz’ın zihnindeki ameliyathane ışıkları yandı. Korku yoktu. Panik yoktu. Sadece hedef ve anatomi vardı.
"Sen," dedi Alaz, sesi bir buza dönüşerek. "Ameliyathaneme izinsiz girdin."
Alaz bir salise bile tereddüt etmedi. Tetikçi tetiğe basamadan, elindeki bıçağı adamın bileğindeki radial arter ve median sinir hizasına tam bir cerrah hassasiyetiyle sapladı.
Adamın çığlığı susturuculu silahın sesinden daha baskın çıktı. Tabanca patlamadan yere yuvarlandı. Bıçak tam nerve motor noktasını kestiği için adamın sağ eli anında felç olmuş, parmakları açılmıştı.
Tetikçi acıyla geriye doğru yalpalarken, Alaz adamın göğsüne doğru sert bir tekme savurdu. Adam şöminenin önündeki demir korumalıklara çarparak yere serildi. Alaz yerdeki tabancayı tek hamlede ayağıyla koltuğun altına doğru itti.
Cebinden telefonunu çıkardı, acil arama tuşuna bastı. Sesi tek bir milim bile titremiyordu:
"Bağlum Asayiş Büro mu? Evime bir davetsiz misafir girdi. Sağ brachial pleksusu ağır hasarlı, şu an salonda kan kaybından şok geçirmek üzere. Acil ekip gönderin."
Alaz telefonu kapattı. Yerde acı içinde kıvranan tetikçinin tepesine dikildi. Bıçağın saplandığı yerden akan kana baktı.
"Karan’a söyle," dedi Alaz, gözlerinde beliren o ürpertici Buz Ankası bakışıyla. "Bir dahakine piyonlarını değil, kendisini getirsin. Çünkü bu evde ameliyatı ben yaparım."
