BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ
  1. 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime · Okuduğun bölüm
  7. 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime

Alaz eve adım attığında içeride alışılmadık bir sessizlik vardı. Salonun ortasındaki yemek masası, lüks bir restorandaki gibi özenle donatılmıştı; mumlar yanıyor, arkada hafif bir klasik müzik çalıyordu.
Alaz kabanını çıkarırken gözlerini masaya dikti. Karan’ın telefondaki o restten sonra bağırıp çağırmasını, evi birbirine katmasını bekliyordu. Ama Karan bağırmazdı; o, kurbanını boğmadan önce üzerine en tatlı zehrini dökerdi.
"Hoş geldin sevgilim," dedi Karan. Mutfaktan elinde bir kadehle çıktı. Yüzünde melek gibi bir gülümseme vardı. "Çocukları erkenden uyuttum. Telefonda biraz gerildik ama düşündüm ki... Bizim artık baş başa, yetişkinler gibi konuşmaya ihtiyacımız var."
Alaz yerinden kıpırdamadı. Midas’ın dokunduğu her şeyi altına çevirmesi gibi, Karan da dokunduğu her anı bir manipülasyon sahnesine çeviriyordu.
"Karan, bu tiyatroya gerek yok," dedi Alaz soğuk bir sesle. "Söylediğim şey gayet açıktı. İstifa etmiyorum."
Karan masaya yaklaştı, Alaz’ın sandalyesini çekti. "Önce bir otur Alaz. Yemeğini ye. Günlerdir ameliyathanelerde heder oldun, yüzün süzülmüş."
Alaz istemeye istemeye masaya oturdu. Karan onun karşısına geçti, kadehinden bir yudum aldı ve gözlerini Alaz’ın gözlerine dikti. O bakışlarda sevgi değil, tam bir mülkiyet arzusu vardı.
"Bak Alaz," dedi Karan, sesi bir kadife gibi yumuşaktı. "Sen cerrah olmak istiyorsun, anlıyorum. Ego, başarı, hayat kurtarma hissi... Bunlar seni tatmin ediyor. Ama sen aynı zamanda bir annesin. Ve o çocukların sana ihtiyacı var. Bugün kreşten Defne’yi ben aldım. Bana ne dedi biliyor musun? 'Annem beni artık sevmiyor mu, neden hep hastanede?' dedi."
Alaz’ın kalbine sanki bir neşter saplandı. Karan’ın en iyi yaptığı şey buydu: Alaz’ın annelik vicdanını bir silah gibi ona karşı kullanmak.
"Defne öyle bir şey söylemez," dedi Alaz, sesinin titrememesine gayret ederek. "Çocukların zihnine bu düşünceleri sen sokuyorsun."
"Ben mi?" Karan hafifçe güldü, ama gözleri buz gibiydi. "Ben bu aileyi ayakta tutmaya çalışıyorum Alaz. Sen ise o yeşil reçeteli haplarla zihnini uyuşturup ameliyata giriyorsun. Sahi... O hapları aldığını hastane yönetimi bilse, o çok sevdiğin neşteri elinden ne kadar hızlı alırlar hiç düşündün mü?"
Alaz’ın nefesi tıkandı. Karan onun ilaca olan bağımlılığını biliyordu ve bunu bir koz olarak masaya koymuştu.
"Beni tehdit mi ediyorsun?" dedi Alaz.
"Seni koruyorum Alaz," dedi Karan ayağa kalkıp Alaz’ın arkasına geçerek. Ellerini Alaz’ın omuzlarına koydu, hafifçe sıktı. "Seni kendinden koruyorum. Yarın sabah benimle avukatıma geleceksin. Hastaneyle olan sözleşmeni feshetmek için gerekli adımları atacağız. Eğer gelmezsen..." Karan eğildi, Alaz’ın kulağına fısıldadı: "...o psikiyatrist reçetelerini ve ameliyathanedeki titreyen ellerinin videosunu başhekimliğe ben teslim ederim. Velayet davasında da bir uyuşturucu bağımlısına çocuklarımı bırakmayacağımı bilirsin."
Alaz donup kaldı. Karan onun her hareketini, her açığını bir ağ gibi örmüştü.
Karan Alaz’ın yanağını okşayıp salondan çıkarken, Alaz masada tek başına kaldı. Mumun alevi gözlerinde yansıyordu.
Ağlamadı. Bu kez gözünden tek bir damla yaş bile akmadı. İçindeki o sıcak, canı yanan anne gitti; yerine tamamen çelikten yapılmış, soğukkanlı ve intikam yemini etmiş bir cerrah geldi. Karan ona savaş ilan etmişti. Ve Alaz, bu savaşı ameliyathane kurallarıyla oynayacaktı: Kanamayı durdur, zehirli dokuyu kesip at.
Cebinden telefonunu çıkardı ve Peri’ye mesaj attı:
"Peri, yarın sabah ilk iş hastanenin güvenlik kameraları ve geçmiş reçete dökümlerimle ilgili sana söyleyeceğim şeyleri yapacaksın. Kimse bilmeyecek."
Buz Ankası artık sadece küllerinden doğmuyordu; yakmak için hazırlanıyordu