BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ
  1. 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime · Okuduğun bölüm
  3. 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime

Ankara’nın ayazı, hastaneden çıkıp arabaya bindiğinde Alaz’ın yüzüne bir kamçı gibi çarptı. Direksiyonu tutan parmakları soğuktan sızlarken, zihninde yuttuğu o küçük yeşil hapın yarattığı hafif uyuşukluk ile Karan’ın telefonundaki o zehirli cümleler dövüşüyordu.
Eve vardığında anahtarı sessizce kilide soktu. Kapıyı açtığında burnuna taze pişmiş bir yemeğin kokusu geldi. İçerisi sıcacıktı; dışarıdaki o gri ayazdan tamamen soyutlanmış, mükemmel bir aile yuvası gibi duruyordu. Ama Alaz bu sıcaklığın altındaki o ağır, basık havayı iyi bilirdi.
Salona adım attığında 5 yaşındaki Defne, elindeki boya kalemleriyle halının üzerine kurulmuş resim yapıyordu. 2 yaşındaki oğlu Ateş ise koltuğun kenarında oyuncak kamyonuyla oynuyordu. Alaz’ı gördükleri an iki çocuğun da yüzü aydınlandı.
"Anne!"
Defne koşup Alaz’ın bacaklarına sarıldığında, Alaz’ın ameliyathanede giydiği o buzdan zırh bir anda tuzla buz oldu. Çantasını bir kenara bırakıp dizlerinin üzerine çöktü. Ateş’i kucağına alıp kokusunu içine çekti, Defne’nin saçlarını öptü. O an, sadece ve sadece bir anneydi. Yorgunluğu, şakaklarındaki o zonklama birkaç saniyeliğine durdu.
"Benim güzel yavrularım... Çok mu beklediniz beni?"
"Babam dedi ki annen yine insan kurtarmaya gitti," dedi Defne, masum gözleriyle Alaz’a bakarak. "Biz de resim yaptık."
Tam o sırada mutfak kapısından Karan göründü. Üzerinde rahat bir ev kıyafeti, yüzünde son derece sevecen, düşünceli bir tebessüm vardı. Ama gözlerindeki o hesapçı bakış hiç değişmiyordu.
"Geldin mi Alaz’ım?" dedi Karan, adımlarını ağır ağır atarak ona doğru yaklaşırken. "Çocuklar, hadi bakalım doğru odanıza. Anneniz çok yoruldu, biraz dinlensin."
Çocuklar odalarına koştururken Karan, Alaz’ın dibine kadar girdi. Belinden tutup kendine doğru çekti. Alaz hafifçe irkildi ama tepki vermedi. Karan’ın bu aşırı fiziksel temas isteği, sürekli sarılma, öpme ve mıncıklama arzusu Alaz’ı bencilce bir kıskacın içine alıyordu.
"Çok özledim seni," dedi Karan, Alaz’ın boynuna derin bir öpücük kondurarak. Sesi şefkat doluydu ama parmakları Alaz’ın belini sıkıca kavramıştı. "Günün nasıl geçti bakalım, büyük cerrah?"
"Zordu Karan. Çok kanamalı bir vakaydı," dedi Alaz, kendini geriye doğru çekmeye çalışarak. "Üstümü değiştirip bir duş alayım."
"Dur hemen kaçma ya..." Karan, Alaz’ı bırakmadı. Onu salondaki ikili koltuğa doğru çekip oturttu, ardından hemen arkasına geçip Alaz’ın omuzlarına masaj yapmaya başladı. Sert parmakları Alaz’ın kasılmış omuzlarına bastırırken konuşmaya başladı:
"Sen orada hayat kurtarırken ben de boş durmadım tabii. Bugün yeni yatırımlar için iki farklı bankayla görüştüm. İkinci arabanın taksitlerini bitirip üzerimize bir arsa daha katmamız lazım. Ben niye bu kadar yıpranıyorum sanıyorsun Alaz? Defne iyi bir kolejde okusun, Ateş’in geleceği garanti olsun, senin bir dediğin iki edilmesin diye. Ben evim, ailem, çoluğum çocuğum için varımı yoğumu ortaya koyuyorum."
Alaz gözlerini kapattı. Karan’ın elleri omuzlarında gezinirken sarf ettiği her kelime, aslında Alaz’ın üzerindeki vicdan azabını katlama amacı taşıyordu. 'Ben ailemiz için kendimi parçalıyorum, sen ise hastanede kendi kariyerinin peşindesin' mesajı, masaj kılıfı altında Alaz’ın ruhuna kazınıyordu.
"Karan, ben de onlar için çalışıyorum..." diye fısıldadı Alaz. Sesi bitkindi.
"Biliyorum hayatım, biliyorum," dedi Karan, eğilip Alaz’ın yanağından sertçe öperek. Kolunu Alaz’ın boynuna doladı, onu kendine doğru çekip göğsüne yapıştırdı. Bu yapış yapış, "mıç mıç" hal Alaz’ı boğuyordu. Sevgi gibi görünen bu fiziksel baskı, aslında Karan’ın "Sen bana aitsin" deme şekliydi. "Ama bazen önceliklerini karıştırıyorsun gibi geliyor bana. Çocukların sana ihtiyacı var. Benim de sana ihtiyacım var. Bak, sürekli yalnızım bu evde."
Karan, Alaz’ın yüzünü kendine çevirip dudaklarına doğru eğildi. Alaz içindeki o sıkışmışlık hissiyle baş etmeye çalışırken, Karan’ın bu baskıcı yakınlığını dağıtmak için hafifçe geri çekildi. Yanağına, dudağının kenarına küçük, geçiştirici bir busecik kondurdu.
"Ben bir duş alayım Karan, çok kirlendim ameliyathanede," dedi ve Karan’ın kollarının arasından bir yılan gibi sıyrılıp ayağa kalktı.
Karan’ın yüzündeki o sevecen ifade bir anlığına karanlık, soğuk bir hal aldı ama hemen kendini toparladı. "Peki öyle olsun Dr. Alaz. Yemek masada, soğutma."
Alaz banyoya girip kapıyı kilitlediğinde, sırtını soğuk fayanslara yasladı. Kalbi hızla çarpıyordu. Banyodaki aynaya baktı. Ameliyathanedeki o güçlü, herkesin gıpta ile baktığı, tek bir hareketiyle hayat kurtaran Oğlak kadını, bu evin içinde Karan’ın zehirli sarmaşıkları tarafından yavaş yavaş boğuluyordu.
Musluğu açtı, suyun sesinin Karan’ın sesini bastırmasına izin verdi. Çantasından çıkardığı o küçük yeşil kutuya baktı. Bir tane daha almamak için kendini zor tutarak soğuk suyu yüzüne çarptı.