BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK
  1. 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime · Okuduğun bölüm
  4. 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime

BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK
Ertesi sabah hastanenin koridorları henüz günün ilk ışıklarıyla aydınlanırken, Alaz kimselere görünmeden eksi ikinci kattaki Psikiyatri polikliniğinin sessiz koridorunda yürüyordu. Oğlak burcunun o yıkılmaz gururu, meslektaşlarının onu böyle "zayıf" bir anında görmesine asla izin veremezdi.
Dr. Vedat’ın odasına girdiğinde kapıyı arkasından sıkıca kapattı. Derin bir nefes alıp masanın karşısındaki koltuğa oturdu.
"Dozajı artırmak istemiyorum Vedat," dedi Alaz. Sesi her zamanki gibi netti ama gözlerindeki o derin yorgunluğu saklayamıyordu. "Ama akşamları o eve girdiğimde göğsüme oturan o fili başka türlü kaldıramıyorum."
Vedat, önündeki dosyayı kapatıp Alaz’a baktı. "Alaz, ilacın arkasına saklanıyorsun. Sen ameliyathanede mucizeler yaratan bir travma cerrahısın. Ama evdeki o psikolojik baskıyı, Karan’ın seni 'iyi bir anne değilsin' hissiyle manipüle etmesini görmezden geldikçe bu ilaçlar sadece üstünü örter."
"O çocuklar için çalışıyor Vedat," dedi Alaz, sanki Karan’ın cümlelerini kendi fikriymiş gibi savunarak. "Gelecekleri için uğraşıyor. Ben ise..."
"Sen ise hayat kurtarıyorsun," diye böldü Vedat. "Ve bunun için suçluluk duymak zorunda değilsin."
Alaz reçetesini alıp odadan çıktığında soğuk zırhını yeniden üzerine geçirdi. Üst kata, kendi krallığına çıktığında onu ilk karşılayan her zamanki gibi Neşeli yüzüyle Peri oldu.
"Günaydın Dr. Alaz! Size en sevdiğiniz filtre kahveden aldım," dedi Peri, yüzünde kocaman bir tebessümle. Ancak elindeki kahve bardağını uzatırken heyecandan birazını tabağa döktü. "Tüh, çok özür dilerim!"
Alaz kahveyi alırken Peri’ye o mesafeli, buz gibi bakışlarından birini attı. "Kahveyi dökmek önemli değil Peri. Ama ameliyathanede dikkatin böyle dağılırsa bir arteri kesebilirsin. Odaklan."
Peri mahcup bir şekilde başını salladı. "Haklısınız hocam. Sadece... Bugün biraz dalgın görünüyorsunuz. Siz bizim bu hastanedeki kahramanımızsınız, size bir şey olsun istemem."
Alaz, Peri’nin o cana yakın ve katıksız sevgisi karşısında bir an duraksadı. Duvarlarında minik bir çatlak oluşur gibi oldu ama hemen kendini topladı. "İşinin başına dön Peri. Acil birazdan yoğunlaşır."
Tam o sırada acil servisin kırmızı alan sirenleri hastaneyi inletmeye başladı.
"Hocam! Otobanda zincirleme kaza! Üç ağır yaralı geliyor, biri çocuk!"
Alaz anında harekete geçti. Steril önlüğünü giyerken zihnindeki tüm kişisel dertleri, Karan’ı, çocukları ve ilacın yarattığı hafif uyuşukluğu bir kenara itti. O an sadece 'Dr. Alaz' vardı. Ameliyathaneye girmek üzereyken cebindeki telefon hırsla çalmaya başladı.
Ekranda Karan’ın ismi yanıp sönüyordu. Alaz istemeden açtı.
"Alaz, çabuk eve geliyorsun!" Karan’ın sesi bu sefer o sakin görünümünün aksine oldukça sert ve emrediciydi. "Ateş’in ateşi 39 dereceye çıktı, durmadan kusuyor. Kız da ağlıyor."
"Karan, acildeyim! Zincirleme kaza var, çocuk hastayı ameliyata almak üzereyim!" dedi Alaz, sesi titreyerek.
"Bana ne elin çocuğundan Alaz!" diye bağırdı Karan, arkadan Ateş’in ağlama sesleri geliyordu. "Benim çocuğum burada yanıyor! Yine kendi egoist kariyerini bizim önümüze mi koyacaksın? Eğer beş dakika içinde o hastaneden çıkıp eve gelmezsen bu çocukların yüzünü bir daha zor görürsün! Ben onlar için kendimi paralarken senin yaptığın sorumsuzluğa bak!"
"Karan yapma..."
"Eve geliyorsun Alaz! Seçimini yap; ya o tanımadığın hastalar ya da kendi ailen!"
Telefon yüzüne kapandı. Alaz elinde telefonla ameliyathanenin otomatik kapısının önünde duraladı. Bir tarafta masada yatan ve onun neşterine muhtaç olan küçücük bir can; diğer tarafta ise onu evdeki zehirli sarmaşıklarıyla boğan, çocukları üzerinden tehdit eden kocasının yarattığı devasa kriz...
Alaz, hayatının en ağır ve en soğuk ikileminin tam ortasındaydı.